Şubat 26th, 2010 by AteS
4 06 March 2010
Üşüyorum! Gecenin bir saati yalnızım. Üstelik hastayım. Vücudumun her yanı acıyor. Öksürük de bir dakika huzurlu uyutmuyor.
Bağlaçsız Aşk!
Sana nasıl ihtiyacım olduğunu bilemezsin sevdiğim. İnsan böyle zamanlarda daha da çok arıyor. Şimdi burada olsan, bir tas sıcak çorba verirdin. Sanırım ateşim var. Alev alev yanıyorum. Bundan olsa gerek içimin titremesi, üstelik kaç kat battaniyenin altındayım. Ateşim bu Read the rest of this entry »
Şubat 6th, 2010 by nar_cicegi
6 25 February 2010
Sözcüklerle anlatamadığım kadar seviyorum seni. Yaptıklarım bile eksik kalıyor, kalbimin o büyük düşkünlüğü karşısında.

Read the rest of this entry »
Ocak 30th, 2010 by AteS
9 13 March 2010

Buz gibi bir günde hızlı hızlı yürürken birden ayağımın ucunda Read the rest of this entry »
Ocak 30th, 2010 by AteS
13 08 March 2010

AŞK
Bir zamanlar, bütün duyguların
üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi Read the rest of this entry »
Ocak 30th, 2010 by AteS
1 12 March 2010

Birbirini deliler gibi seven iki genç…. Öyle bi aşk içerisindeler Read the rest of this entry »
Ocak 20th, 2010 by owner
30 11 March 2010
Çok güzeldi. Dünyalar güzeliydi. Ayaklarına kapananların, yalvaranların, uğruna şair olanların sayısını hatırlamıyordu. 18 yaşındaydı. Geceler kadar siyah gözleri vardı. Bakmaya Read the rest of this entry »
Ocak 6th, 2010 by nar_cicegi
8 05 March 2010
Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde…

Read the rest of this entry »
Aralık 12th, 2009 by nar_cicegi
18 11 February 2010

Bir hüzün dolaşıyor odamda. Seninle son konuşmamızdan sonra, çerçevenin içinde resmin daralıyor gitgide ve sen kayboluyorsun en başta duran tabloda.
Read the rest of this entry »
Aralık 5th, 2009 by nar_cicegi
11 11 March 2010
Read the rest of this entry »
Kasım 21st, 2009 by nar_cicegi
93 11 March 2010
Read the rest of this entry »
Kasım 19th, 2009 by AteS
27 13 March 2010
Şöyle rivayet ederler kim: Evvel zamanda Sivas ilinden bir kervancı Halep’ten mal getirir. Tam üç yıldır kervancılar yurtlarından baba ocaklarından ayrı düşmüşlerdir. Gurbet ilin kahrı üç yılın hasreti yüreklerinde. Kiminin yolunu anası-babası kimininkini sevgilisi kimininkini de çocukları gözlüyor.
Read the rest of this entry »
Kasım 18th, 2009 by nar_cicegi
4 31 December 2009
Read the rest of this entry »
Kasım 16th, 2009 by AteS
4 04 February 2010
Ülkenin batısındaki küçük bir mahallenin bir sokağının neredeyse
tamamı ressamlardan oluşmaktaydı. Bu mahallede, üç katlı bodur
bir tuğla yığınının tepesinde iki kız arkadaşın stüdyoları bulunmaktaydı.
Alt katlarında ise yaşlı bir ressam otururdu.
Günlerden bir gün kız arkadaşlardan biri zatürree hastalığına yakalandı.
Genç kız günden güne eriyordu. Bir gün, arkadaşı resim yaparken
o da yatağında pencereden dışarı bakıyor ve sayıyordu…
Read the rest of this entry »
Kasım 16th, 2009 by AteS
8 29 December 2009
Onu ilk gördüğümde 17 yaşındaydım. O ise 20. Akıl hastanesine ziyarete gitmiştim. Arkadaşım zorla götürmüştü. Bahçedeydi… Kıştı. Onun üzerinde sadece tişört vardı. Dikkatimi çekmişti. Herkesin yanında birileri vardı o yalnızdı.
Yanına gidip adını sordum, sohbet etmeye başladım. Konuşmuyordu, benimle hiç ilgilenmiyordu. Bu daha da dikkatimi çekmişti. Üzerine gidiyordum ama boşunaydı. Hiç konuşmuyordu. Çok etkilemişti beni…
Read the rest of this entry »
Kasım 16th, 2009 by AteS
8 14 February 2010
Genç adam ellerinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi… Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde her zamanki çiçeklerden vardı. Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı. Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller… Sanki dalından yeni koparılmış gibi tazeydiler, buram buram kokuyorlardı, sevgi kokuyor, aşk kokuyor en önemlisi de özlem ve hasret Read the rest of this entry »
Kasım 13th, 2009 by nar_cicegi
31 28 February 2010
Read the rest of this entry »
Kasım 12th, 2009 by nar_cicegi
13 21 February 2010
Read the rest of this entry »
Kasım 9th, 2009 by nar_cicegi
9 13 March 2010
Read the rest of this entry »
Kasım 8th, 2009 by AteS
6 28 January 2010
OKUL`da
Bu en klasik platonik ask mekanlarindan biridir..Zamanimizin çogunu burda geçirdigimiz için tabiki.Ders disindabi çok konuda da zihnimizi çalistiririz.Asok olunan kisi kiz yada erkek olsun genelde üstsiniflardandir.Ama yasisizden fazla büyük olmaz,bi kaç yas yeterlidir bunun için.Platonikaskin karizmatik hareketleri vardir,suratina bakmaya doyulmaz.Eger bu sahis okul takimlarindan birinde oynuyorsa mutlaka hermaçina gidilir,hayran hayran seyredilir.Belli edilmesede ‘bi gün mutlaka benim olcaksin’ diyeiçten bagrilip durulur ve hirs yapmak da ihmal edilmez.Hatta bazen bu düsünce abartilip kendisiyle konusacakkadar saçmalamaya baslanabilir.En büyük yikim bi gün gelip de platonik askin kendisinesevgili bulmasidir,insan tarif edilemez duygular içerisine girer,’beni nasil aldatirsinsen’diye bagirilan anlarin hayalleri kuruluruyuz olunur.size tavsiyem platonik askinizi eger iliski imkansizgözüküyorsa uzaktan seviniz,taskinlik yapmayiniz efendi olunuz.
Read the rest of this entry »
Kasım 4th, 2009 by AteS
5 09 January 2010
Adam genç kadına seslendi :
“Bana gözyaşı borcun var”.
Genç kadın sordu:
“Nasıl ödeyebilirim?”
Adam gözlerini kırptı:
“Hadi gülümse”.
Gülümsedi genç kadın. Adam cebinden mendili çıkarıp, borcunu sildi ve cebine koydu. İki tane beyaz gül vardı genç kadının elinde.İkisi de bahar kokuyordu. Biri ilkbahar,diğeri güz…
Adam seslendi yine:
“Bana mutluluk borcun var”.
Genç kadın biraz mahcup,biraz şaşkın sordu:
“Nasıl ödememi istersin?”
Read the rest of this entry »