Posted by AteS on Haziran 1st, 2010
1 01 June 2010

Semizotu,bir çok özelliğinin yanı sıra sinirleri de dinlendiriyor
İçerdiği mineraller ve vitaminlerle sağlık veren semizotunun, bir çok özelliğinin yanı sıra sinirleri de dinlendirdiği bildirildi.
Uludağ Üniversitesi (UÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Baş Diyetisyeni Sevinç Yetişen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Mayıs 22nd, 2010
3 23 May 2010

*1 zeytin yağı
*2 gr ekinaka tohumu veya kökü, Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Mayıs 5th, 2010
1 07 May 2010

Vücudumuza çeşitli yollarla giren zararlı toksinlerden kurtulmak olarak tarif edebileceğimiz detoks hakkında bütün merak edilenleri, Yeditepe üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr.
Vücudumuza Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Mayıs 5th, 2010
1 05 May 2010

Sigara, %1-4 arasında nikotin içeren tütün yapraklarının içine katkı maddeleri katılarak işlenmesi ile içime hazır hale getirilen bir üründür.
Tütün yakıldığında havaya binlerce gaz ve partikül yayılır. Yayılan partiküller; benzen, benzoprinler ve Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Nisan 25th, 2010
8 30 April 2010

Baharın gelmesi ile “Saman Nezlesi” dediğimiz hastalıktan yakınan insanlar, antihistamin ve/veya burun spreyleri kullanarak semptomlarını bastırmaya çalışırlar.
Bazı vakalarda bu yöntemler kafi gelmez ve bir allerji uzmanına başvurmaları gerekebilir. Tedavide allerjenlerden sakınma ve ilaçla sağıltma en sık başvurulan yöntemler olmakla birlikte Allerji Aşısı (İmmunoterapi)’da düşünülmesi gereken bir yoldur.
Öte yandan aşı, her allerji hastasına verilmeli midir? Verilebilir mi? Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Nisan 25th, 2010
17 14 June 2010

Çocukların birçoğu dişlerini fırçalamak istemez ya da zorla fırçalar. Anne ve babaların en zorlandığı konu çocuklara diş fırçalama alışkanlığını kazandırmaktır.
Çünkü çocukların dişleri yetişkinlere göre daha çabuk çürür. Dişlerinin çabuk çürümesindeki en önemli etken de fazlaca tüketilmesine izin verilen şeker, çikolata, cips gibi gıdalardır. Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu çocuklarda diş fırçalama eğitimi için anne ve babalara önerilerde bulundu.
Çocuklarda diş temizliğine ne zaman başlanmalıdır?
” Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Nisan 24th, 2010
7 29 July 2010
Kolesterol, yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir. Kolesterol beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar, kaslar, karaciğer başta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunur. Vücut kolesterolü kullanarak hormon (kortizon, seks hormonu….), D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerini üretir. Bu işlemler için kanda çok az miktarda kolesterol bulunması yeterlidir. Eğer kanda fazla miktarda kolesterol varsa bu kan damarlarında birikir ve kan damarlarının sertleşmesine, daralmasına (arteriyoskleroz) yol açar. Arteriyosklerozda damar duvarında biriken tek madde kolesterol değildir; akyuvarlar, kan pıhtısı, kalsiyum… gibi maddeler de birikir. Toplumda arteriyoskleroz için damar sertliği, damar kireçlenmesi gibi ifadeler de kullanılmaktadır. Damarlar tüm vücutta yaygın olarak bulunur ve kalp, beyin, böbrek… gibi organlara kan taşıyarak bu organların görev yapmasını sağlar. Kolesterol hangi organın damarında birikirse o organa ait hastalıklar ortaya çıkar. Örneğin; kalbi besleyen atardamarlarda (koroner arterler) kolesterol birikimi olursa göğüs ağrısı, kalp krizi gibi sorunlar oluşur. Böbrek damarlarında kolesterol birikimi yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir.
Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Nisan 22nd, 2010
3 24 April 2010

Kadınların menopoz öncesi ve sonrasındaki dönemlerde yaşadıkları hakkında herkes bir şeyler bilir. Andropozdan ise pek söz edilmez.
Yılların yavaş yavaş tırmanan etkilerini ve sonuçlarını, erkekler kendi aralarında bile pek konuşmazlar. Gerçi kadınlarda adetten kesilme kesin bir eşiktir. Erkeklerde ise böyle keskin bir çizgiden bahsedemeyiz. Ama yine de bu konunun pek gündeme gelmemesinin nedenleri arasında, sanırım biraz ‘erkeklik gururu’ var.
Erkeklerin çoğunluğu 30 ile 45 yaşları arasında vücutlarında bazı değişiklikler olduğunu fark ederler. Bu belirtiler, yaşlanma başlangıcı veya ‘olgunlaşma’ belirtileri gibi görülerek pek önemsenmez. Oysa Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Nisan 22nd, 2010
3 27 April 2010

Böbrek yetmezliği çok sinsi ilerliyor. Ancak idrar ve kanda yapılacak testlerle hastalık erken safhalarda yakalanabiliyor. Şeker ve yüksek tansiyon hastaları, böbreklerini mutlaka kontrolden geçirtmeliler.
Böbrek, en hayati organlardan biri. Vücuttaki her türlü zararlı madde buradan ve karaciğerle dışarı atılıyor. Dünyada her yıl mart ayında çeşitli etkinliklerle toplum böbrek hastalığı hakkında bilgilendiriliyor. Konu tahminlerin çok ötesinde önem arz ediyor. Bu cümlenin daha iyi algılanması için birkaç istatistikî veri: Türkiye’deki yetişkinlerin yüzde 15,7’si bu hastalığın bir evresini yaşıyor. Organ yetmezliği içindeki hasta sayısı ise 60 binin üzerinde. Buna yılda yüzde 12 ekleniyor. Son aşamada kişi ya nakledilecek böbrek bekliyor ya da kanını diyalizle temizletiyor. Hastalık ileriki evrelerde kendini gösteriyor. Türk Nefroloji Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Nisan 22nd, 2010
3 10 May 2010

Mantar enfeksiyonları genelde sıcak havalarda vücudumuzun kıvrımlı ve kapalı yerlerinde oluşmaya başlarlar. İşte mantar hastalıkları ve tedavileri,
Havaların ısınmasıyla birlikte ve daha çok yaz aylarında oluşan mantar enfeksiyonları, genç, yaşlı, kadın, erkek herkesi tehdit ediyor. Deride yerleşen mantar hastalıklarının en sık görülen şekli ise ayak mantarları… Amerikan Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Buket Pençe mantar hastalığının, el ve ayakta kaşıntı, kızarıklık, sulantı, sertleşme, kalınlaşma ve bazen kepeklenme şeklinde kendini gösterdiğini ve hastalığın yerleştiği bölgeye uygun ilaçlar yeterli süre kullanıldıklarında, mantarların kolayca öldürülebildiğini belirtiyor.
Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Nisan 21st, 2010
3 10 May 2010

Hayatınızda yapacağınız birkaç ufak değişillik ve dikkat edeceğiniz bazı detaylarla doğayı ve dünyayı korumak elimizde.
Küresel ısınma, çevre kirliliği, doğanın dengesinin bozulması, yok olan canlılar, ardı ardına ölen oamuk işçileri derken ekolojik yaşama olan eğilim son yıllarda giderek arttı. Artması da gerek zaten… Doğayı ve evreni korumak adına bizler de elimizden geleni yapabiliriz.
Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Nisan 21st, 2010
1 24 May 2010
Hayatının büyük bölümü estetik ameliyatı yapmakla geçirmiş ünlü cerrah”Öyle yüz sarkıntıları var ki defalarca gerdirme, botoks yaptırsanız düzeltemezsiniz”. Çünkü sanıldığı gibi işin sırrı ciltte değil. İşte şaşırtacak sağlık gerçekleri:
Yaşlandıkça sadece deri değil, kemikler de sarkıyormuş.
Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Nisan 14th, 2010
1 29 May 2010
Saç Biti Nedir ?
Saç bitleri saçlarda çogalip yaSayan, kafa derisindeki kandan beslenen kuçuk böceklerdir. Bitlerin buyuklugu susam tanesi kadar olup, 6 bacaklari vardir ve renkleri bronzdan grimsi beyaza kadar degiSmektedir. omurleri 30 gundur ve kafa derisinden uzakta sadece 2 gun yaSayabilirler.
Sirke , saç bitinin yumurtasina verilen isimdir. Kuçuk beyazimsi toplu igne baSi buyuklugunde saç tellerine yapiSik duran beneklerdir. Sirkeler önce saç derisine çok yakin bir yere birakilirlar, daha sonra saç Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Nisan 14th, 2010
0
Yeni doğan bir bebek için, hatta daha büyük bebekler için bile beslenme sonrasında bir miktar besini dışarı çıkarmak az rastlanan şey değildir.
“Çıkarma” (yenen gıdaların çıkarılması), bebeğin ağzından küçük miktarda sütün dışarı çıkmasıdır, çıkarma, kusma ile karıştırılmamalıdır. Kusma esnasında bebeğin midesindeki her şey güçlü bir şekilde ağızdan dışarı çıkarılmaktadır.
Kimi yeni doğmuş bebekler her beslenme sonrası yedikleri gıdanın bir miktarını çıkarırlar, kimi bebekler yalnızca çok nadir aralarla çıkarırlar. Çıkarma çoğu anne babalar için çok sorunlu bir olaydır (çünkü çoğu anne baba, omuzlarında bir bez olmadan bebeklerini kucaklarına almamaları gerektiğini öğrenmişlerdir; oysa, bu nadiren bir probleme yol Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Mart 24th, 2010
5 09 May 2010

Lahana çiğ olarak tüketildiği gibi çeşitli yemeklerle ve mezelerle de soframızı süsleyen bir bitki. Yemek olarak tüketilmesinin yanıda ayını zamanda son derece yaralı bir besin.
Lahana çiğ olarak yenildiğinde sindirim sistemi rahatsızlıklarına, bağırsak tıkanıklığına, bağırsak tembelliğine, bağırsak kurtlarına iyi gelir. Lahana: Yaşlanmayı önleyici mineral olarak kabul edilen selenyum sağlıklı bir cilt verir, erkeğin cinsel gücünü artırır. Sakinleştirici: Havuç ve lahana suyunu karıştırın. İktidarsızlık: Lahana, brokoli, kıvırcık yapraklı lahana suyu. Ağrıyan kemikler: Havuç, lahana ve maydanoz karışımının suyu. Mide asidi: Havuç + salatalık + pancar suyu ya da havuç + lahana + kereviz suyu mideyi yatıştırmaya yardım eder. Mide ülseri: Lahana ya Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Mart 15th, 2010
7 25 April 2010

Hastalığa deva diye başvurduğumuz ilaçlar, doktor tavsiyesiyle kullanılsalar bile yan etkilere yol açabiliyorlar. Bazı ilaçların öyle yan etkileri var ki şaşırmamak elde değil. Aralarında kumar bağımlısı yapan da var.
Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Mart 15th, 2010
3 20 July 2010

Radyo 7′nin konuyğu olan Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tamer Vardaloğlu akciger kanserinin yüzde 90′nın sigara kaynaklı olduğunu söyledi. Vardaloğlu konu hakkında bilgiler verdi.
Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Mart 15th, 2010
4 10 July 2010

Horlama, en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Çevrenizde ya da ailenizde horlayan en az bir kişi tanıyorsunuzdur.Bu eşiniz olabilir, dedeniz ya da babanız..
Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Mart 15th, 2010
8 30 July 2010

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Akman, derinin kendini yabancı olarak algılayarak kendisiyle savaşmaya başlamasıyla ortaya çıkan Pemfigus hastalığının ölümcül olabildiğini söyledi.
Read the rest of this entry »
Posted by AteS on Mart 15th, 2010
3 09 May 2010

İngiltere’de Aberdeen Üniversitesi’nden Prof. Philip Hannaford liderliğindeki bir ekip tarafından 40 yıllık bir dönem içinde yaklaşık 46 bin kadının katılımıyla gerçekleştirilen doğum kontrol haplarının kadınlardaki etkisi araştırıldı.
Read the rest of this entry »
Son Yorumlar