Gönderen Konu: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü  (Okunma sayısı 8203 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« : 29 Aralık 2010, 16:44:57 »
atasözleri sözlüğü - atasözleri ve anlamları - atasözlerinin anlamları - atasözlerinin manaları - Deyimler sözlüğü - Deyimlerin anlamı - Deyimlerin anlamları - Deyimlerin manaları


ATASÖZLERI VE DEYIMLER SÖZLÜGÜ
1
ATA SÖZLERI SÖZLÜGÜ
IÇINDEKILER
SUNUS
BIRINCI BÖLÜM
GIRIS
1- ATASÖZLERI
A- Biçim Özellikleri
B- Kavram Özellikleri
C- Tamamlayici Bilgiler
Ç- Tanim
2- DEYIMLER
A- Biçim Özellikleri
B- Kavram Özellikleri
C- Tamamlayici Bilgiler
Ç- Tanim
3- KALIPLASMIS BASKA SÖZLER
4- ELESTIRMELER

1965'te çikan Atasözleri ve Deyimler adli kitabimiza yurdumuzun her
yerinde kullanilan sözleri almis, bölgelere özgü olanlari almamistik.
1989 tarihine degin yapilan bes baskida bu tutum degismedi. 1991'deki altinci
baskida kimi bölge sözlerine de yer vermis, bunlan ulama basligi altinda
kitabin sonuna eklemistik. Yedinci baskiya genel ve yerel birkaç yüz söz daha
ekleme geregini duyunca, bunlari ve önceki ulamalari asil metne katma
zorunlulugu kendini gösterdi. Böylece ilk baskida 5700 olan söz sayisi simdi
8977'ye ulasti.
Yeni baskilarda yerel sözlere de yer vermemizin nedeni, bunlarin -toplumsal
gelismelerle birlikte- genellik kazanmakta ya da kazanabilir nitelikte
olmalaridir.
Radyo, televizyon, gazete, dergi, telefon, okul, tren, otobüs, uçak gibi
egitim ve ulasim araçlarinin çogalmasi, bölgeler arasindaki ayriliklari
gittikçe azaltmaktadir: Nitekim 50-60 yil önce yazi dilimizde görülmeyen
birçok bölge sözcükleri simdi yayin araçlarimizda ve toplumun dilinde
kullanilmaktadir. Bunun gibi, birtakim yerel atasözleri ve deyimler
de bölgelerinin sinirini asarak genellesmektedir.
Su da var ki bir söze kesin olarak genel ya da yerel
demek kolay degildir. Çünkü bu niteleme, bilgi ve görgü düzeylerine göre
kisiden kisiye degisir: Bir kisinin genel nitelikte gördügü sözü, baska bir
kisi bu nitelikte görmeyebilir; isitmemis de olabilir. Kitabimizin söz
sayisini çogaltmamiza ve kullanis alanlarinin sinirini biraz genisletmemize
bu durum yol açmistir.
Burada bir konuya daha deginmek istiyoruz: Genel ve yerel sözler
arasindaki sinirin kesin olarak çizilememesi durumu, kimi sözlerin atasözü
ve deyim sayiliip sayilmamasi konusunda da vardir. Bu nedenle kitabimiza
aldigimiz sözler disinda da atasözleri ve deyimler bulundugu görüsünde
olanlar bulunabilir. Ancak biz, bu sözler için belirttigimiz ölçüler içinde
olmayanlara kitabimizda yer vermeyi dogru bulmadik.
Bununla birlikte, ölçümüze uydugu halde dikkatimizden
kaçtigi için kitaba girmemis olan sözler de bulunacaktir. Bu
gibi eksikliklerin zamanla ve yeni incelemeler ve arastirmalarla
tamamlanacagi kuskusuzdur.
Yeni baskiyi bu açiklamalar ve düsünceler içinde sunuyoruz.
1993 Ömer Asim AKSOY
BIRINCI BÖLÜM
INCELEME ELESTIRME
GIRIS
1- ATASÖZLERI
2- DEYIMLER
3- KALIPLASMIS BASKA SÖZLER
4- ELESTIRILER
GIRIS
Her dilde atasözleri ve deyimler vardir. Toplumbilim, ruhbilim, egitbilim,
ekonomi, felsefe, tarih, ahlak, folklor... gibi birçok konulari ilgilendiren
ve birçok yönlerden inceleme konusu edilmeye deger olan bu ulusal varliklar,
deyis güzelligi, anlatim gücü, kavram zenginligi bakimindan pek önemli dil
yapilaridir.
Bizdeki eskiden sav, mesel, tabir diye anilmis olan ve eski, yeni konusma
dillerinde manzum, mensur yazilar arasinda kullanilmis ve kullanilmakta
bulunan atasözleriyle deyimler, birçok kimselerce derlenmis ve kitap olarak
yayimlanmis ise de ne gibi özellikleri bulunan söze atasözü, ne gibi
özellikleri bulunan söze deyim denilmek gerektigi ciddi
olarak incelenmemistir. Basta Sinasi'nin Durub-i Emsal-i Osmaniyye'si olmak
üzere bütün derlemeler, atasözleri adi altinda verilen deyimlerle, deyim adi
altinda verilen atasözleriyle ya da ne atalarsözü, ne deyim olan birtakim
laflarla doludur. Bu karisiklik sürüp gitmektedir. Her iki söz çesidinin
ortak niteligi olan özlü, kaliplasmis, hosa giden bir anlatim araci olmak,
bu sözleri birbirine karistirmanin baslica nedenidir. Biz bu incelememizde
birlestirici nitelikleri de ayirici nitelikleri de göstermeye çalisacagiz ve
bu konu ile ilgili eserlerde gördügümüz yanilmalari belirttik.
Atasözlerinin ve deyimlerin ana niteliklerini çizmek o kadar güç bir sey
degildir. Ama kimi zaman -gökkusaginin yan yana bulunan iki rengi arasinda
oldugu gibi- atasözleriyle deyimler ve bunlarla bayagi sözler arasinda kesin
bir sinir bulunmadigindan, bir sözün niteligi ikircimli bir konu olur.
Bununla birlikte sari, yesil, mavi nasil ayri ayri renkler olarak varsa
atasözleri, deyimler, bayagi sözler de öylece, nitelikleri ayri söz çesitleri
olarak vardir.
Incelememize baslamadan önce iki söz çesidinin adlari üzerinde biraz
duralim:
Divanü Lugat-it Türk'te atasözleri, Arapça mesel, Türkçe
sav sözcükleriyle anilmistir.
Divan edebiyatinda ve Osmanlicada bu kavram için mesel de, darbimesel de
geçer. Darbimesel, aslinda mesel getirmek, duruma uyan yaygin bir söz ya da
bir atasözü söylemek demektir; ama atalarsözü anlamina kullanilmistir.
Nitekim Nabi:
Sözde darbülmesel iradina söz yok amma,
Söz odur aleme senden kala bir darbimesel.
demistir.
Mesel'in çogulu emsal, darbimesel'in çogulu durub-i emsal'dir. Bu sözler
yerlerini yetmis seksen yildan beri Türkçelerine birakmaya baslamislardir.
Bugün tekil olarak atalarsözü ve atasözü, çogul olarak da atasözleri diyoruz.
Otuz yil öncesine kadar deyime de, terime de tabir ve istilah deniliyordu.
Eskiden hem atasözlerinin hem birtakim deyimlerin baska bir adi da meshur
sözler idi.
Yeniler gibi eskiler de darbimesel, meshur söz, tabir, istilah
sözcüklerinin özelliklerini belirtmemisler, bunlar arasindaki farklari
göstermemislerdir.
ATASÖZLERI
Bizim, gelenekle yerlesmis bir atalarsözü almayisimiz vardir. Bu anlayisa
göre atasözleri, ulusal varliklardir. Tanri ve peygamber sözleri gibi ruha
isleyen bir etki tasirlar. Inandirici ve kutsaldirlar. Nitekim eski bir
atasözü söyle der: Atalar sözü Kur'ana girmez, yaninca yelisür (Birlikte
kosup gider; ondan geri kalmaz). Atasözleri, genis halk yiginlarinin
yüzyillar boyunca geçirdikleri denemelerden ve bunlara dayanan düsüncelerden
dogmuslardir. Ulusun ortak düsünce, kanis ve tutumunu belirtir, bize yol
gösterirler. Bir atasözüyle belgelendirilen tutumun dogrulugu herkesçe kabul
edilir. Anlasmazliklarda bir atasözü en büyük yargicidir. Iste bu atasözleri,
biçim bakimindan da, kavram bakimindan da birtakim özellikler tasirlar. O
özellikleri birer birer gözden geçirelim:
A- BIÇIM ÖZELLIKLERI
1- Atasözleri kaliplasmis (klise durumuna gelmis) sözlerdir: Her atasözü,
belli bir kalip içinde, belli sözcüklerle söylenmis olan donmus bir biçimdir.
Sözcükler degistirilip yerlerine -ayni anlamda da olsa- baska sözcükler
konulamayacagi gibi sözdiziminin biçimi de bozulamaz. Böyle degistirmeler
yapilsa ortaya çikan söz, -anlam degismese dahi- atalarsözü diye anilmaz.
Örnegin:
Derdini saklayan derman bulamaz.
sözündeki derman yerine ilaç denilemez.
Çalma elin kapisini, çalarlar kapini.
sözü de, sözcüklerin sirasi degistirilerek:
Elin kapisini çalma, kapini çalarlar
biçiminde söylenemez.
2- Atasözleri kisa ve özlüdür. Az sözcükle çok sey anlatir:
Dikensiz gül omaz.
Alet isler, el övünür
Tasima su ile degirmen dönmez ... gibi.
3- Atasözlerinin çogu bir, iki cümledir. Daha uzun olanlari azdir:
Vakit nakittir.
Balik bastan kokar.
Yerin kulagi var.
Ak akçe kara gün içindir.
Deveci ile konusan kapisini büyük açar.
Görünen köy kilavuz istemez.
Son pismanlik fayda etmez.
Zaman sana uymazsa sen zamana uy.
Yoldan kal, yoldastan kalma.
Dost ile ye iç, alisveris etme.
Ne yavuz ol asil, ne yavas ol basil.
Anasina bak kizini al, kenarina bak bezini al ... gibi.
Bu örneklerde görüldügü gibi, tümcelerde en çok genis zaman kipi, kimi
vakit (ögüt olan atasözlerinde) emir kipi kullanilmistir. Baska kiplerle
kurulmus atasözleri daha azdir. Bunlarda da fiili söylenmemis olanlarda da,
ya genis zaman ya emir anlami gizlidir:
Yalancinin evi yanmis, kimse inanmamis.
Ana kizina taht kurmus, baht kurmamis.
Ne oldum dememeli, ne olacagim demeli.
Bana dokunmayan yilan bin yasasin.
Anlayama sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
Insan söylese söylese, hayvan koklasa koklasa.
Deve bir akçeye, deve bin akçeye.
Evvel taam, sonra kelam ... gibi.
B- KAVRAM ÖZELLIKLERI
Her atasözü bir genel kural, bir düstur niteligindedir. Bu kural ve
düsturlar baslica asagidaki kavram bölükleri içinde
bulunur. Baska bir deyisle atasözleri, kavram bakimindan birkaç çesittir:
1- Sosyal olaylarin nasil olageldiklerini -uzun bir gözlem
ve deneme sonucu olarak- yansizca bildiren atasözleri vardir:
Komsunun tavugu komsuya kaz görünür.
Minareyi çalan kilifini hazirlar.
Araba kirilinca yol gösteren çok olur.
Sütten agzi yanan yogurdu üfleyerek içer... gibi.
2- Doga olaylarinin nasil olageldiklerini -uzun bir gözlem sonucu olarakbelirten
atasözleri vardir:
Mart kapidan baktirir, kazma kürek yaktirir.
Kork aprilin besinden, öküzü ayirir esinden.
Zemheride kar yagmadan kan yagmasi iyi.
Mart yagar nisan övünür, nisan yagar insan övünür ... gibi.
3- Toplumsal olaylarin nasil olageldiklerini uzun bir gözlem ve deneme
sonucu olarak bildirirken bundan ders almamizi (açikça söylemeyip
dolayisiyla) hatirlatan atasözleri vardir:
Aglamayan çocuga meme vermezler.
Öfke ile kalkan ziyan ile oturur.
Mahkeme kadiya mülk degil.
Sona kalan dona kalir. ... gibi.
Bu sözlerin altinda istemelisin ki elde edesin, insan kendisini öfkeye
kaptirmamali... dersleri bulunmaktadir.
4- Denemelere ya da mantiga dayanarak dogrudan dogruya ahlak dersi ve ögüt
veren atasözleri vardir:
Çirkefe tas atma, üstüne siçrar.
Ayagim yorganina göre uzat.
Bugünkü isini yarina birakma.
Yoldan kal, yoldastan kalma ... gibi.
5- Birtakim gerçekler, felsefeler, bilgece düsünceler bildirerek (dolayisiyla)
yol gösteren atasözleri vardir:
Bal bal demekle agiz tatli olmaz.
Can bostanda bitmez.
Korkunun ecele faydasi yoktur.
Tasima su ile degirmen dönmez ... gibi.
6- Töre ve gelenekleri bildiren atasözleri vardir:
Dost basa bakar, düsman ayaga.
Bir fincan kahvenin kirk yil hatiri var.
Kizini dövmeyen dizini döver.
Kiz besikte, çeyiz sandikta ... gibi.
7- Kimi inanislari bildiren atasözleri vardir:
Kirk yilda bir ölet olur, eceli gelen ölür.
Ananin bahti kizina.
Akacak kan damarda durmaz.
Baykusun kismeti ayagina gelir... gibi.
C- TAMAMLAYICI BILGILER
BIRKAÇ BIÇIMI BULUNAN ATASÖZLERI:
Atasözlerinin donmus birer kalip oldugunu söylemistik.
(Bkz. 1, A, 1). Kimi atasözlerinin birkaç kalibi bulundugunu da belirtmek
gerekir. Bu kaliplardan her biri ayri ayri atalarsözü olarak tanindigindan
degisiklikler donmus olma kuralina aykiri sayilamaz. Örnegin:
Denize düsen yilana sarilir.
sözünün:
Denize düsen yosuna sarilir.
biçimi de vardir. Ama denize düsen baliga (ya da samana)
sarilir gibi bir biçimi yoktur.
Ayagini yorganina göre uzat.
sözü ise, sözcüklerin sirasi degismis olarak:
Yorganina göre ayagini uzat.
biçiminde de söylenir. Bu ikiden baska biçimde söylenmez.
BÖLGELERDE DEGISIK BIÇIMLER:
Kimi atasözleri, ayri ayri bölgelerde degisik biçimler almis olabilir. Bu
da yukaridaki kuralin bozulmus olmasi demek degildir. Bu gibi atasözlerinin
o bölgelerde kaliplasmis özel biçimi var demektir. Örnegin:
Keskin sirke kabina zarardir.
Aç tavuk kendini bugday ambarinda sanir.
sözleri kimi bölgelerde:
Keskin sirke küpüne zarar.
Aç tavuk düsünde (rüyasinda) dari görür
biçimlerindedir.
ÖZEL BIR AMAÇLA UZATMAK:
Kisa ve özlü olmak, atasözlerinin özelliklerinden olmakla
birlikte (Bkz. 1, A, 2) kimi atasözleri -baska bir özelligi saglamak içinkavrami
anlatmaya yetenden artik sözcük ile söylenmis de olabilir:
El elden üstündür.
sözü, düsünceyi anlatmaya yeterken, buna:
arsa varincaya kadar.
parçasinin eklenmesiyle ikinci biçimde de kullanilan atasözü gibi.
Baska bir örnek: En kisa anlatim kiligini:
Ayipsiz yar olmaz.
kalibi içinde bulunan sözün atasözü kimligini almis biçimi,
daha uzun olarak:
Ayipsiz yar isteyen yarsiz kalir.
Söz uzamistir, ama o kisa anlatimli kuru mantigin inandiriciligini, etkinlik
ve güzelligini de uzatma ögeleri saglamistir.
GENEL KURAL GIBI OLANLAR:
Bütün atasözlerinin birer genel kural niteliginde oldugunu yazmistik.
(Bkz. 1, B). Bazi atasözleri genel kural gibi söylenmis oldugu halde
gerçekten genel kural degildir. Örnegin:
Kör ölür, badem gözlü olur; kel ölür, sirma saçli olur.
Gelen gidene rahmet okutur.
sözlerinin genel kural olduklari söylenemez. Bu gibi sözlerde sik sik
rastlanan durumlarin genellestirilmis oldugu görülmektedir.
Genelligine düsüncemizle sinir çizdigimiz, her vakit degil
zaman zaman böyle oldugunu kabul ettigimiz atasözlerinden kimisinin eski
biçiminde bu genelligin hangi kosula bagli bulundugu söz içinde
belirtilmistir. Nitekim bugün:
Suyu getiren de bir, testiyi kiran da.
biçiminde söyledigimiz atasözünün, 15. yüzyilda yazilmis
olan Atalar Sözü kitabindaki biçimi sudur:
Iyilik bilmeyen katinda su getirenle senek siyan biridir.
ATASÖZLERINDE MECAZ:
Atasözlerini temsili sözler diye tanimlayanlar ve mecazi atasözlerinin
ayrilmaz niteligi sayanlar vardir. Her ne kadar atasözlerimizin çogu temsili
ve mecazi ise de temsili ve mecazi olmayan atasözlerimiz de az degildir.
Örnekler:
Sirkesini sarmisagini sayan paçayi yiyemez. (Mecazli)
Mum dibine isik vermez. (Mecazli)
Damlaya damlaya göl olur. (Mecazli)
Bugünkü isini yarina birakma. (Mecazsiz)
Dost ile ye iç, alisveris etme. (Mecazsiz)
Akilli düsman akilsiz dosttan hayirlidir. (Mecazsiz)
ATASÖZLERINDE SÖZ SANATLARI:
Atasözlerinde ustaca bir üslup, büyüleyici ve inandirici bir
anlatim özelligi vardir. Yüzyillardan beri kullanildiklari, her
gün isitildikleri halde tazeliklerini kaybetmeyen bu sözlerde
çesitli anlatis yollari, çesitli söz ve anlam sanatlari görülür.
Örnekler:
BEYIT
Gülme komsuna - Gelir basina.
Sakla samani - Gelir zamani.
Açtirma kutuyu - Söyletme kötüye.
Güvenme varliga - Düsersin darliga.
Güzellik on - Dokuzu don.
Hayir dile komsuna - Hayir gele basina.
Mart kapidan baktirir - Kazma kürek yaktirir.
Aglarsa anam aglar - Baskasi yalan aglar.
Oduncu gözü amçada - Dilenci gözü çömçede.
Baga bak üzüm olsun - Yemeye yüzün olsun.
Gelin altin taht getirmis - Çikmis kendisi oturmus.
DIZE:
Çocuktan al haberi.
Kimse bilmez kim kazana kim yiye.
Kendi düsen aglamaz.
Dinsitin hakkindan imansiz gelir.
Bey ardindan çomak çalan çok olur.
Dilsizin dilinden anasi anlar.
Çok naz asik usandirir.
Etme bulma dünyasi.
SECI:
Dertsiz bas mezarda tas.
Dervisin fikri ne ise zikri odur.
Kar eden az etmez.
Atta karin yigitte burun.
It ulur birbirini bulur.
Müft olsun da zift olsun.
Güvenme dostuna saman doldurur postuna.
Emmim, dayim hepsinden aldim payim.
Emmim, dayim, kesem, elimi soksam yesem.
TEVZIYE:
Sarmisak da aci amma evde lazim bir disi.
KINAYE:
Can bogazdan gelir.
Balik bastan kokar.
Davul dengi dengine diye çalar.
ALLITERASYON:
Akça akil ögretir.
Kaynayan kazan kapak tutmaz.
Tarlayi tasli yerden kizi kardesli yerden.
Basina gelen basmakçidir.
Al giyen aldanmaz.
Asini, esini, isini bil.
Kardesten karin yakin.
Kizini dövmeyen dizini döver.
CINAS:
Dilim seni dilim dilim dileyim.
Yerine düsmeyen gelin yerine yerine eskir.
Aç ile eceli gelen söylesir.
Ulu sözü dinlemeyen uluya kalir.
Bal bol yiyen bel bel bakar.
Hasta yatan ölmez eceli yeten ölür.
Köpekle dalasmaktan çaliyi dolasmak yegdir.
EGRETILEME (ISTIARE):
Agaç yasken egilir.
Ölmüs koyun kurttan korkmaz.
Delikli tas yerde kalmaz.
Koça boynuzu yük degil.
Domuzdan toklu dogmaz.
Dikensiz gül olmaz.
Et tirnaktan ayrilmaz.
Erkek sel, kadin göl.
Gön yufka yerinden deliriz.
Çoban armagani çam sakizi.
Çay geçerken at degistirilmez.
MECAZI MÜRSEL:
Bir çiçekle yar olmaz.
Borçlunun dili kisa gerek.
Gavurun ekmegini yiyen gavurun kilicini çalar.
Hamama giren terler.
Agiz yer yüz utanir.
Iki el bir bas içindir.
Kefenin cebi yok.
Kendi düsen aglamaz.
Sag bas yastik istemez.
Hasta ol benim için, öleyim senin için.
TEZAT:
Ak akçe kara gün içindir.
Deli dostun olacagina akilli düsmanin olsun.
Yaz yalan kis gerçek.
Zengin arabasini dagdan asirir, zügürt düzovada yolunu sasirir.
At bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz.
Istedigini söyleyen istemedigini isitir.
Güvenme varliga düsersin darliga.
IHAMI TEZAT:
öksüzün karnina vurmuslar, vay arkam demis.
AKIS:
Buldum bilemedim, bildim bulamadim.
Sen olursan bensiz, ben de olurum sensiz.
Üzüm üzüme baka baka karari.
ISTIFHAM:
Bagduy ekmegin yoksa bugday dilin de mi yok?
El mi yaman, bey mi yaman?
Erkek aslan aslan da disi aslan aslan degil mi?
Kabahat ölende mi öldürende mi?
Sen aga ben aga, bu inegi kim saga?
Yenice elegim, seni nerelere asayim?
SIBHI ISTIKAK:
Geç olsun da güç olmasin.
Itle dalasmaktan çaliyi dolasmak yegdir.
Insan dogdugu yerde degil doydugu yerde.
Hasta yatan ölmez eceli yeten ölür.
ZEF ve NESIR:
Yaman komsu, yaman avrat, yaman at. Birinden göç, birini basa, birini sat.
EKSILTILI ATASÖZLERI:
Kimi atasözleri etsiltili anlatimla söylenegelmistir. Örnekler:
Borç vermekle, düsman kirmakla.
Ata arpa, yigide pilav.
As tuz ile, tuz ozan ile.
Atin ürkegi, yigidin korkagi.
Ana hakki Tanri hakki.
Aba vakti yaba, yaba vakti aba.
Bag bayirda, tazla çayirda.
Elmayi çayira, armudu bayira.
Bakarsan bag, bakmazsan dag.
El el ile degirmen yel ile.
Sen sen, ben ben.
Incir babadan, zeytin deden.
ÖYKÜ BIÇIMINDEKI ATASÖZLERI:
Kimi atasözleri çok kisa bir öykü biçiminde söylenmistir.
Örnekler:
Oynamasini bilmeyen kiz yerim dar demis. Yerini gelisletmisler gerim dar
demis.
Deveye inisi mi seversin yokusu mu demisler; düz yere mi girdi demis.
Esegi dügüne çagirmislar; ya odun eksik, ya su demis.
Kurda neden boynun kalin demisler; isimi kendim görürüm de ondan demis.
Katira baban kim demisler; dayim at demis.
Yengece niçin yan yan gidersin demisler serde kabadayilik var demis.
Kediye bokun kimya demisler; üstünü örtmüs.
Terziye göç demisler; ignem basimda demis.
Tilkiye tavuk kebabi yer misin demisler; adamin gülecegini
getiriyorsunuz demis.
Agaca balta vurmuslar; soyu bedenimden demis.
Tencere demis: dibim altin; kepçe demis: girdim çiktim
Yalancinin evi yanmis; kimse inanmamis.
ATASÖZLERINDE DEVRIK TÜMCE:
Birçok atasözü devrik tümce ile kurulmus; böylece daha
güçlü bir anlatim saglanmistir Örnekler:
Ada bana, adayim sana.
Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu.
Say beni sayayim seni.
Açma sirrini dostuna o da söyler dostuna.
Aglama ölü için agla deli için.
Al kasagiyi gir ahira, yarasi olan gocunur.
Besle kargayi oysun gözünü.
An beni bir kazla o da çürük çiksin.
Açtirma kutuyu söyletme kötüyü.
Sorma kisinin aslini, sohbetinden bellidir.
Var ne bilsin yok halinden.
ATASÖZLERI ULUSAL DEGERLERI YANSITIR:
Her ulusun atasözleri, kendi varliginin ve benliginin aynasidir.
Atasözlerinde bir ulusun düsünceleri, yasayislari, inanislari, gelenekleri
görülür. Atasözleri, uluslarin zekalarindaki keskinligi, hayallerindeki
genisligi, duygularindaki inceligi belirten en degerli örneklerdir. Bu
sözler, derin felsefelerden baska güzel buluslarla, parlak nüktelerle, ince
alaylarla, sert taslamalarla doludur. Böylece her atasözü, kendi ulusunun
damgasini tasir.
ATASÖZLERININ ÇIKISI VE BIÇIMLENMESI:
Bir atasözünün ilk taslagini kuskusuz ki tek kisi ortaya atmistir. Ama
zamanla birçok kisiler onun üzerinde yontmalar, eklemeler, degistirmeler
yapmislar; ona kamunun begendigi, benimsedigi bir biçim vermislerdir. Iste
ilk taslak, bu son biçimiyle atasözlerinin bütün niteliklerini kazanmis ve
bir kisinin mali olmaktan çikarak toplumun mali olmustur.
ATASÖZLERININ ESKILIGI, YENILIGI:
Atasözlerinin, atalardan kalma, eski, ulusal varliklar oldugunu söylüyoruz.
Bu eskilik niteligi üzerinde biraz durmak gerekir:
a) Yüzlerce yil halk potasinda kaynadiktan sonra atasözü
niteligini kazanmis olan bir sözün sözcüklerinde sözdiziminde
zamanla degisiklikler olabilir. Örnek olarak iki atasözünün
bugünkü, 15 ve 11'inci yüzyillardaki biçimlerini bir arada gösterelim:
Kurt komsusunu yemez. (Bugünkü)
Kurt konsisin incitmez. (15'inci yüzyildaki)
Böri kosnisin yimes. (11'inci yüzyildaki)
Isiramadigin eli öp basina ko. (Bugünkü)
Kesemedügün eli öp basina ko. (15'inci yüzyildaki)
Tasig isrumasa öpmis kerek. (11'inci yüzyildaki)
(Tasi isiramazsa öpmesi gerek)
b) Eski atasözlerinden bugün unutulmus olanlar bulundugu gibi yeni
zamanlarda dogmus atasözleri de vardir. Dokuz yüzyil önce yasadiklari Divanü
Lugat-it Türk'ten anlasilan atasözlerinden kimisi bugün de yasamakta ise de
kimisi unutulmustur. Dahasi 15. yüzyil atasözlerinin durumu da
böyledir. Örnegin Divan'daki:
Otug odhguç birle üçürmes.
(Ates alevle söndürülmez.)
Buzdan suv tamar.
(Buzdan su damlar.)
Tesük suvda belgürer.
(Kasik yarigi suda belli olur.)
gibi birçok atasözleri unutulmustur. Bunun gibi 15. yüzyilda derlenmis olan
atasözlerinden:
Sünnet var cümle kesmek yok.
Esek eti diriyle tatludur.
Il ilden ayruksi olmaz, töresi ayruk olur.
gibileri bugün isitilmemektedir. Öte yandan:
Bir fincan kahvenin kirk yil hatiri var.
gibi kahvenin yurdumuza yayildigi tarihten sonra çikan atasözleri de vardir.
Demek ki atasözleri de dilin sözcükleri gibi sürekli bir olus-unutulus
durumu içindedir.
DÖRT BÖLÜK ATASÖZÜ:
Atasözleri, kullanildiklari yer ve zaman bakimindan dört
bölüge ayrilabilir: a) Yurdun her yerinde kullanilanlar; b) Sadece bir
bölgede bulunanlar; c) Türkiye disindaki Türk lehçelerinde yasayanlar; ç)
Eski zamanlarda kullanilmis iken bugün birakilmis olanlar. Biz bunlari ayri
ayri derleme konusu yapmayi uygun buluyoruz. Nasil ki sözlüklerimiz: a) Ortak
yazi dili sözlügü; b) Bölge agizlarinin sözlügü; c) Lehçeler
sözlügü; ç) Tarihsel sözlük olarak ayri ayri ortaya konulmaktadir.
ÇELISIK ATASÖZLERI:
Atasözleri içinde anlamlari birbirine aykiri olanlar vardir.
Her atasözü bir kural olduguna göre bu çelisik sözlerden her
biri nasil kural sayilabilir? Bu soruya cevap verebilmek için
görüp geçirdigimiz olaylarin çelismelerle dolu oldugunu düsünmek
gerekir: Bunlari belirten kurallar da süphesiz öyle
olacaktir. Bundan baska ayni olay; degisik kosullar altinda
ayri ayri sonuçlar verebilir. O zaman birbirini tutmayan düsturlar ortaya
çikar. Nitekim yalan söylemenin kötü sonuçlar verecegini bildiren
atasözleriyle birlikte dogru söylemenin kötü sonuçlar verecegini bildiren
atasözleri de yasamaktadir:
Yalancinin evi yanmis, kimse inanmamis.
Yalancinin mumu yatsiya kadar yanar.
Dogru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
Dogru söyleyenin tepesi delik olur. (Çünkü herkes basina vurur.)
Bunun gibi, iyilik yapanin iyilik görecegini bildiren atasözlerimiz de
kötülük görecegini bildiren atasözlerimiz de vardir:
Iyilik eden iyilik bulur.
Iyilige iyilik olsaydi koca öküze biçak olmazdi.
Burada bir inceligi belirtmek yerinde olur: Birbirine aykiri olan
atasözlerinin hepsi kural gibi söylenmis olmakla birlikte dogru yargili
olmayanlar, ya toplumla alaydir, ya taslamadir ya uyarmadir ya yermedir ya da
bir kötümserlik ve öfke anlatimidir. Bunlar dogru seyler söylemek için degil,
toplumca benimsenmek gibi bir genelligi bulunan ruh hallerini
yansitmak için ortaya çikmislardir. Aralarinda yerine göre inanilarak
söylenilmis olanlar da bulunabilir. Örnegin:
Devlet mali deniz, yemeyen domuz.
sözü taslama da, öfke anlatimi da, inanilarak söylenilmis bir
söz de olabilir.
IKI YARGILI ATASÖZLERI:
Birtakim atasözleri çifte yargili, çifte kurallidir. Bu özellik
eski atasözlerinde de bugünkülerde de görülür. Yargilar arasinda
baslica iki türlü ilgi bulunur.
a) Atasözü iki cümleli bir benzetmedir. Cümlelerden biri
benzeyen, öteki kendisine benzetilen yandir. Divanü Lugat-it Türk'teki su
söz gibi:
Ula bolsa yol azmas, bilig bolsa söz yazmas.
(Isaret olsa yol sasirilmaz, bilgi olsa söz sapitilmaz.)
Bugünkü atasözlerinden örnekler:
Demir tavinda, dilber çaginda.
Hirsizlik bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten.
Erken kalkan yol alir, erken evlenen döl alir.
Kavurga karin doyurmaz, kar susuzluk kandirmaz.
Çok mal haramsiz, çok söz yalansiz olmaz.
Eken biçer, konan göçer.
Tarlayi tasli yerden, kizi kardaslik yerden.
Paran çoksa kefil al, isim yoksa sahit ol.
Suyun yavas akanindan, insanin yere bakanindan kork.
b) Atasözünün iki cümlesi anasinda bir benzetme degil baska bir ilgi
vardir: Iki yargi birbirini tamamlar ya da birbirine karsit olabilir
Örnekler:
Aç birakma hirsiz edersin, çok söyleme arsiz edersin.
Baba vergisi görümlük, koca vergisi doyumluk.
Var evi kerem evi, yok evi verem evi.
Güzel bürünür, çirkin görünür.
ATASÖZLERIYLE KARISTIRILAN SÖZLER:
Atasözlerinin niteliklerinden kimisini tasidiklari için atasözlerini
andiran ve birçok kitaplarda atasözü diye gösterilen birtakim sözler vardir.
Asagida çesitlerini gösterdigimiz bu sözler, gerçek atasözleriyle
karistirilmamalidir:
a) Özsöz, özdeyis (vecize) adlari verilmesi gereken ve uzun uzun
açiklanabilen derin anlamli kisa sözler. Bunlar içinde yazani; söyleyeni
belli olanlar da olmayanlar da vardir.
Örnekler:
Kendini bil. (Khilon)
En büyük utku, kisinin kendine egemen olmasidir. (Eflatun)
Mali az olan degil, istekleri çok olan insan fakirdir. (Seneca)
Düsünüyorum, öyleyse var. (Descartes)
Hayatta en hakiki mürsit ilimdir. (Atatürk)
Hakaret muhayyerdir, reddolunur. (Hamit)
Açikgözlülük, sirasinda göz yummayi bilmektir. (Cenap S.)
Suüstimal kapisini aralik etmeye gelmez; derhal ardina kadar açilir. (Cenap S.)
Kainatta yalniz bir sosyalist tanirim: Ecel. (Cenap S.)
En metin nokta-i istinat, insanin kendi kuvvetidir. (Cenap S.)
Bir güzel kiyafet, iyi bir tavsiye mektubudur. (Cenap S.)
Keskin kiliç kullananlar yanlis hamlelerden sakinmalidirlar.
Kabiliyetin mektebi yoktur.
Adalet mülkün temelidir.
b) Özdeyis disinda kalan ve halk arasinda sik sik kullanilan kisa, kuru,
yalin gerçekler:
Parasizlik her fenaligi yaptirir.
Çalisan kazanir.
Cümlemizin girecegi kara topraktir.
Baba evladinin fenaligini istemez.
Mesveretsiz yapilan isten hayir gelmez.
Ilim deryadir.
Lakirdi ile is bitmez.
Takdir ne ise o olur.
Talih yar olmayinca elden ne gelir.
Can tatlidir.
Herkes ana baba evladidir.
Fena söz çekilmez.
c) Yazani bilinsin, bilinmesin bilgece dize ve beyitler:
Olmaya devlet cihanda bir nefes sihhat gibi. (Kanuni)
Akla magrur olma Eflatun-i vakt olsan eger,
Bir edib-i kamili gördükte tifl-i mektep ol. (Nefi)
Hak ol ki Huda mertebeni eyleye ali. (Ruhi)
Taklid-i zag kebk-i hiramani güldürür. (Yahya Ef.)
Sükut etmek gibi nadane alemde cevap olmaz. (Sefii Dede)
Secaat arz ederken merd-i Kipti sirkatin söyler. (Ragip Ps.)
Erisir menzil-i maksuduna aheste giden. (Hatemi)
Tiz reftar olanin payine damen dolasir. (Hatemi)
Laf-i dava-yi enaniyyet ne lazim akile, (Esat Muhlis Ps.)
Herkesin alemde bin mafevki bin madunu var. (Esat Muhlis Ps.)
Mihneti kendüye zevk etmedir alemde hüner. (Vasif)
Zerdüz palan ursan esek yine esektir. (Ziya Ps.)
Ihtilafatiyle ugrasmakta dehrin zevk yok, (Muallim Naci)
Zevk anin mirsad-i ibretten temasasindadir. (Muallim Naci)
ç) Kimi sairler manzumeleri içine aldiklari atasözlerinin
kalibini bozmuslardir: Vezne uysun diye ve baska nedenlerle
sözcükleri degistirmisler, araya sözcükler katmislar, sözdizimine
baska biçim vermislerdir. Edebiyatimizda örnegi pek
çok olan böyle sözler, manzume içindeki degisik biçimleriyle
atasözleri sayilamazlar; asillan baska türlü olan atasözlerine isaret
sayilirlar. Iste birkaçi:
Yüce olur ise her ne kadar dag,
Yol üstünden asar yakin u irag. (Güvahi)
(Dag ne kadar yüce olsa yol üstünden asar.)
::::::::::::::
Ecel oldugu yoktur havf ile def. (Güvahi)
(Korkunun ecele faydasi yoktur.)
::::::::::::::
Ki baska buzagi, kaçma bu sözden,
Yeg olur seksiz ortaklik öküzden. (Güvahi)
(Ortaklik öküzden yalniz buzagi yegdir.)
::::::::::::::
Isitmedin mi risvet kapudan sad
Giricek bacadan gamgin çikar dad. (Güvahi)
(Rüsvet kapidan girerse iman bacadan çikar.)
::::::::::::::
Bu mesel meshurdur kim dest ber balayi dest..
(El elden üstündür.) (Nev'i)
::::::::::::::
Aglamak ne demek kendi düsenler? (Lemi)
(Kendi düsen aglamaz.)
:::::::::::::
Binenler tiz nüzul eyler semend-i müstear üzre.
(Egreti ata binen tez iner.) (Nabi)
:::::::::::::
Zeminin gusu var derler meseldir. (Hifzi)
(Yerin kulagi var.)
:::::::::::::
Hos gelir avaze-i davul u zurna durdan. (Molla)
(Davulun sesi uzaktan hos gelir.)
:::::::::::::
Anlamaza davul çalsan viz gelir,
Anlayana sivrisinek saz olur. (Mesti)
(Anlayana sivrisinek saz, anlamaya davul zurna az.)
Bir atasözünün ayri ayri kisilerce, hatta bir sairce türlü biçimlere
sokulduguna da örnekler verelim:
Verilmez oglan aglamasa emcek. (Güvahi)
Aglar sabi bile: Verin mememi. (Gufrani)
(Aglamayan çocuga meme vermezler.)
Demekle bal tatlu olmaz agiz. (Güvahi)
Meseldir zikr-i sehd ile seha olmaz dehen sirin. (Kalayi)
Bal bal desen agiz bal olur mu ya? (Gufrani)
(Bal bal demekle agiz tatli olmaz.)
Ki atlaslar olur zaman ile dut. (Süheyl ü Nevbahar)
Ki atlaslar olur eyyam ile tut. (Tutmaci)
Küyenler hardan hurma yediler,
Koruktan sabr ile helva yediler. (Seyhi)
Nice sirin demis bunu dana
Ki olur sabr ile koruk helva. (Hamdullah Hamdi)
Bagda sabr ile biter huse,
Huse em sabr ile olur tuse. (Hamdullah Hamdi)
Eger sabredesin ey nahl-i ziba,
Koruk helva ola vü har hurma. (Kemal Pasazade)
(Sabirla koruk helva olur, dut yapragi atlas)
Ki vardurur gönülden gönüle rah. (K. Pasazade)
Ki derler var gönülden gönüle yol. (K. Pasazade)
Ki gönülden gönüle vardir rah. (K. Pasazade)
(Gönülden gönüle yol vardir.)
BASKA DILE ÇEVIRILME:
Atasözleri baska dile çevrilebilir. Bu çevirde anlam kaybolmaz, sadece
biçim özellikleri kaybolur. Birçok uluslarda ayni anlami tasiyan atasözleri,
de vardir.
Ç. TANIM
Yukaridaki açiklamalarla atasözlerinde bulunan çesitli özellikleri ortaya
koymus bulunuyoruz. Bütün bu özellikleri içine alan bir tanim çok uzun olur.
Bunun için ana nitelikleri belirterek olabildigince kisa bir tanim yapacagiz:
Atalarimizin, uzun denemelere dayanan yargilarini genel kural, bilgece
düsünce ya da ögüt olarak düsturlastiran ve kaliplasmis biçimleri bulunan
kamuca benimsenmis özsözler.
:::::::::::::
2
DEYIMLER
Atasözleri bölümünde yaptigimiz gibi, deyimin tanimini sona birakarak önce
özelliklerini inceleyelim.
Deyimlerde de hem biçim, hem kavram özellikleri bulunmaktadir. Biçim
özelliklerinden kimisi, atasözleriyle deyimler arasinda ortaktir. Kavram
özelliklerinde böyle bir ortaklik yoktur.
A- BIÇIM ÖZELLIKLERI
1- Deyimler de atasözleri gibi, kaliplasmis sözlerdir. Bir deyimin
sözcükleri degistirilip yerlerine -ayni anlamda da olsa- baska sözcükler
konulamaz ve deyimin sözdizimi bozulamaz. Örnegin:
Ayikla pirincin tasini
deyimi, ayikla bulgurun tasini biçiminde söylenebilecegi gibi,
Tut kelin perçeminden
deyimi de kelin perçeminden tut biçiminde kullanilamaz.
2- Deyimler de, atasözleri gibi, kisa ve özlü anlatim araçlaridir.
Dil dökmek - Kelle kulak yerinde - Kel basa simsir tarak - Ati alan
Üsküdar'i geçti... gibi.
3- Deyimler en az iki sözcükle kurulurlar ve biçim bakimindan iki bölüge
ayrilabilirler:
a) Sözcük öbegi durumundaki deyimler:
Agir basli - Eli bayrakli - Püf noktasi - Içli disli - Kellesi
koltugunda - Gel zaman git zaman - Kasla göz arasinda - Suya sabuna
dokunmadan... gibi.
Öbegi olusturan sözcükler bitisik yazilmaz.
Ünlem niteligindeki deyimleri de bu bölük içine almak uygun olur:
Adam sen de! - Cart kaba kagit! - Yok devenin basi! - Hele hele!... gibi.
b) Tümce durumundaki deyimler:
Dostlar alisveriste görsün.
Halep ordaysa arsin burda.
Incir çekirdegini doldurmaz.
Delik büyük, yama küçük... gibi.
Bir mastarla sona eren deyimler, çekime gireceklerinden
ve dolayisiyla bir tümce kuracaklarindan bu bölük içinde yer
alirlar. Örnekler:
Göz yummak - Gönül almak - Dirsek çevirmek - Damari tutmak - Baltayi
tasa vurmak - Boyunun ölçüsünü almak - Bir tasla iki kus vurmak - Agzina bir
parmak bal çalmak - Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak...
Bunlar göz yumdum, gönlünü alalim, baltayi tasa
vurdunuz, Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan oldu.... gibi
tümceden olustururlar.
B- KAVRAM ÖZELLIKLERI
1- Deyim, bir kavrami belirtmek için bulunmus özel bir
anlatim kalibidir; genel kural niteliginde bir söz degildir. Deyimi
atalarsözünden ayiran en önemli özellik budur.
Deyimleri biçim özellikleri bakimindan incelerken iki bölüge ayirmistik.
(Bkz. 2, A, 3). b) bölügünde bulunanlar, çogu zaman atasözleriyle,
karistirilmaktadir.
Bu karistirmanin nedeni, her iki söz çesidinin de tümce durumunda bulunmasi
ve hosa giden bir anlatim tasimasidir. Biçim benzerliginden ileri gelen bu
karisiklik, kavram ayriligina dikkat edilirse ortadan kalkar. Örnegin:
Bitli baklanin kör alicisi olur.
Isleyen demir isildar.
Bugünkü isini yarina birakma.
cümleleri atasözleridir. Çünkü her biri bir genel kuraldir. Denenmistir: Her
zaman bitli baklanin kör alicisi olur. Isleyen demirin isildadigi su götürmez
bir gerçektir: Bugünkü isini yarina birakmamak ögüdü de her zaman uygulanmak
üzere ortaya konulmus bir düsturdur. Oysa:
Ati alan Üsküdar'i geçti.
Armut pis, agzima düs.
Bu perhiz ne, bu lahana tursusu ne?
sözleri deyimdir. Çünkü hiç biri genel kural olarak söylenemez: Her zaman
ati alan Üsküdan geçmez. Armut pis agzima düs sözü her vakit degil, ancak
kimi durumlar için dogrudur. Perhizle lahana tursusu da bir düstur gibi
yürütülemez.
2- Deyimlerin amaci, bir kavrami ya özel kalip içinde, ya
da çekici, hos bir anlatimla belirtmektir. Atasözlerinin amaci ise yol
göstermek, ders ve ögüt vermek, ibret almamiz için gerçekleri bildirmektir.
Görülüyor ki deyimle atasözü, amaçta da birbirinden ayrilmaktadir.
3- Deyimle atasözü arasinda, sinirda bulunan sözlere dikkat edilmelidir:
a) Atasözleri arasina da alinsa, deyimler arasina da alinsa
yanlis sayilamayacak sözler vardir. Bu, atasözleriyle deyimleri birbirinden
ayiran özelliklerin iyice belirmemis olmasindan degil, bu çesit sözlerin
iki anlam tasimasindan ya da iki türlü yorumlanabilmesinden ileri gelir.
Örnegin:
Açtirma kutuyu söyletme kötüyü.
sözü, karsindakini kizdirarak seninle ilgili seyleri ortaya
dökmesine, senin için kötü seyler söylemesine yol açma anlamina kullanilirsa
atasözü olur. Beni kizdirirsan senin için kötü seyler söylerim anlamina
kullanilirsa deyim olur.
Baska bir örnek:
Çam sakizi çoban armagani.
sözü zengin olmayan kimsenin armagani, pahali bir sey
olamaz diye yorumlanirsa atasözü sayilmis olur. Sundugum sey degersiz ama
gücüm ancak buna yetiyor diye yorumlanirsa deyim sayilmis olur.
Böyle iki niteligi bulunan sözlerden birkaç örnek:
Arnavut'a sormuslar: cehenneme gider misin? diye, aylik kaç? demis.
Atin ölümü arpadan olsun.
Bugday ekmegin yoksa bugday dilin de mi yok?
Keçiye can kaygisi, kasaba yag kaygisi.
Sen aga ben aga, bu inegi kim saga?
Üzümü ye de bagini sorma.
Varisina gelisim, tarhana asina bulgur asim.
Balaban as pisirmis, çocuklarini basina üsürmüs.
-Deveyi gördün mü? Yeden ölsün.
Karinca kararinca.
b) Kimi sözler, fiil çekiminin degismesi ile atasözü iken deyim, deyim iken
atasözü durumuna girer Örnegin: Dag yürümezse abdal yürür atasözüdür. Dag
yürümezse abdal yürüsün deyimdir. Bunun gibi: Dogmadik çocuga don biçilmez
atasözüdür. Dogmadik çocuga don biçmek deyimdir.
Bir örnek daha: Ölümü gören hastaliga razi olur, atasözüdür. Ölümü görüp
hastaliga razi olmak ya da Ölümü gördü de hastaliga razi oldu deyimdir.
Bu biçim deyimler, kaliplari bilinen atasözlerine risaret de sayilabilir.
4- Biçim bakimindan iki bölüge ayirdigimiz deyimleri kavram bakimindan da
ikiye ayirabiliriz:
a) Deyimlerin çogunda kaliplasmis sözden çikan anlam,
sözcüklerin gerçek anlamlan disindadir: Örnekler:
Devede kulak - Düttürü Leyla - Basli basina - Içinden pazarlikli - Sapi
silik - Çantada keklik - Gün görmüs - Ömür törpüsü - Püsküllü bela - Dise
dokunur - Yildizi disi - Danisikli dövüs - Hem nalina hem mihina - Agir ezgi,
fistiki makam - Balik kavaga çikinca - Abayi yakmak - Hapi yutmak - Pabucu
dama atilmak - Mercimegi firina vermek - Iki ayagini bir pabuca koymak - Tozdan
dumandan ferman okunmamak - Karda gezip izini belli etmemek - Tavsana
kaç, taziya tut demek - Fol yok, yumurta yok - Ne sis yansin ne kebap - Öküz
öldü ortaklik ayrildi - Tencere yuvarlandi kapagini buldu - Ben diyorum
hadimim, o soruyor ogul usaktan neyin var?
b) Kimi deyimlerde kaliplasmis sözden çikan anlam, sözcüklerin gerçek
anlamlari disinda degildir Örnekler:
Çogu gitti azi kaldi - Ismi var cismi yok - Iyiye iyi kötüye
kötü demek - Adet yerini bulsun - Allah bana, ben de sana
- Kimi kimsesi yok - Özrü kabahatinden büyük - Hem suçlu, hem güçlü - Yeri
yurdu belirsiz - Agzina layik - Dosta düsmana karsi - Yükte hafif pahada
agir - Iyi gün dostu.
C- TAMAMLAYICI BILGILER
DEYIMLERIN YAPISI:
Deyimlerin biçim bakimindan ya tümce olduklarini ya da
tümce olmayan sözcük öbegi durumunda bulunduklarini söylemistik. Sözcük
öbegi durumunda olan deyimler, siniflandirilamayacak kadar çok degisik
biçimlerde olusmuslardir. Iki sözcüklü olanlardan kimisini yapilari
yönünden siniflandirmaya çalisalim.
a) Ögeleri ekli ya da eksiz ad tamlamasi biçiminde olanlar vardir: anasinin
gözü, kaçin kurasi, ayak bagi, kil payi, ayaginin tozuyla, sunun surasinda,
günün birinde... gibi.
b) Ögeleri ekli ya da eksiz sifat tamlamak biçiminde olanlar
vardir: iki büklüm, dik basli, orta halli, bir ara, bos yere,
bir agizdan, tek basina, tez elden, fena halde, çöpten çelepi, basli
basina... gibi.
c) Tamlanan - ad yapisinda olanlar vardir: kani pahasina, ardi sira, ucu
ucuna, günü gününe, yani basinda, eli kulaginda, günü birligine... gibi.
ç) Tamlanan - önad yapisinda olanlar vardir: kulagi delik, sütü bozuk,
alni açik, cani tez, gözü kapali, yüzü gülmez... gibi.
d) Ekli ya da eksiz ad - önad yapisinda olanlar vardir:
et kafali, gün görmüs, çöp atlamaz, kendi gelen, cana yakin, kafadan sakat,
arada bir, anadan dogma, ayagina çabuk, örümcek kafali... gibi.
e) Biri ya da her ikisi ekli iki addan olusanlar vardir: el
ele, art arda, karsi karsiya, kim kime, kendi kendine, sözüm
ona, günden güne, devede kulak... gibi.
f) Biri ya da her ikisi ekli iki sifattan olusanlar vardir: Üst
üste, yari yariya, birdenbire, uzaktan uzaga, inceden inceye, ali al, moru
mor... gibi.
g) Iki eylemden olusanlar vardir: oldum bittim, inan olsun, gel geklim,
bilir bilmez, oldu olacak, girdisi çiktisi, aldi yürüdü, veryansin etmek,
örtbas etmek... gibi.
Ikiden çok ögesi bulunan ve yukaridaki siniflar içine girmeyen degisik
yapida deyimlerden de birkaç örnek görelim: her ne kadar, hiç olmazsa, ne
var ki, ne de olsa, eski göz agrisi, o gün bugün, kiz aglama kiz, dumani
dogru çiksin, dogru dogru dosdogru,... gibisine gelmek, kasla göz arasinda,
ne olur ne olmaz, nerede kaldi ki, suyu mu çikti, tuz ekmek hakki...
BIÇIMI DEGISEBILEN DEYIMLER:
Deyimlerin donmus birer kalip oldugunu söylemistik. (Bkz. 44 2, A, 1).
Kimi deyimlerde, tümce yapisi ve ana sözcükler degismemek üzere çekimler ve
adillar degisebilir:
Asagi tükürsem (tükürsen, tükürse...) sakalim (sakalin, sakali...), yukari
tükürsem (tükürsen,...) biyigini (biyigin, biyigi...)
Bana (sana, ona...) göre hava hos.
Gözüne kestirmek (gözüme kestirdim, gözüne kestirdi)... gibi.
BÖLGELERDE DEGISIK BIÇIMLER:
Bir deyim, ayri ayri bölgelerde degisik sözcüklerle ya da
degisik biçimlerle söylenebilir:
Kizim sana söylüyorum, gelinim sen dinle (isit; anla).
Çenesi düsük (Çenesi çürük).
Hosuna gitmek (Hosuna gelmek).
Göz ucuyla (Göz kuyruguyla).
Kisalik ve özlülük, deyimlerin özelliklerinden olmakla birlikte (Bkz. 2, A, 2)
kimi deyimler birbirine benzeyen sözcüklerin yenilenmesiyle güç kazanirlar:
Yasi ne, basi ne!
Tadi, tuzu yok.
Yeri, yurdu bellisiz.
Yol, iz bilmemek... gibi.
DEYIMLERDE MECAZ:
Mecaz, atasözlerinin ayrilmaz niteligi degildir, demistik.
Bu söz, deyimler için de geçerlidir. Nitekim çam devirmek,
devede kulak gibi çogu mecazli olan deyimler arasinda özrü kabahatindan
büyük, yari yariya gibi mecazsiz olanlar da vardir.
BENZETMELI ANLATIMLAR:
Deyim sayilmaya elverisli olan ve olmayan benzetmeli anlatimlar vardir:
a) Kimi kavramlari daha iyi belirtmek için birtakim basmakalip benzetmelere
basvururuz. Buz gibi, ates gibi, kömür gibi... deriz ki çok soguk, çok sicak,
çok siyah demektir. Atasözlerini ve deyimleri derleyen kitaplarda bu basma kalip
benzetmeler de yer almaktadir. Bilindigi üzere benzetme ilgeci olan gibi,
benzetmedeki iki yanin güçlü olanindan sonra gelir. Bunun arkasindan
benzetme yönünü belirtecek olan önad söylenmezse ... gibi takimi, bu
önadin yerini tutar. Yani buz gibi sözü -kendisinden sonra soguk sifati
kullamlmasa bile- çok soguk anlamina gelir.
Dilin her zaman tuttugu bu yolu özel bir kurulus ve anlatis
yolu sayip bu gibi benzetmeleri deyimler ya da atasözleri
arasinda göstermeyi biz uygun görmüyoruz.
Deyim ya da atasözü saymadigimiz yaygin benzetmelerden örnekler:
Kar gibi - Pamuk gibi - Zümrüt gibi - Seker gibi - Zehir gibi - Kil gibi -
Kagit gibi - Igne gibi - Iplik gibi - Ipek gibi - Tas gibi - Kuyu gibi - Çiroz
gibi - Dev gibi - Dalyan gibi - Dal gibi - Çöp gibi - Çam yarmasi gibi - Karun
gibi - Kursun gibi - Kav gibi - Yildirim gibi - Arslan gibi - Ayi gibi
- Tilki gibi - Esek gibi - It gibi - Kuzu gibi - Keçi gibi - Domuz gibi...
b) Öte yandan deyim sayilmasi gereken benzetmeler vardir: Bunlar çekici
bir anlatim kalibi içinde kurulmus, öylece begenilip yayilmistir. Örnekler:
Tereyagdan kil çeker gibi - Gümrükten mal kaçirir gibi - Süt dökmüs kedi gibi
- Terbiyeli maymun gibi - Deli sarayli gibi - Mal bulmus Magribi gibi -
Tavsan boku gibi (ne kokar, ne bulasir) - Temcit pilavi gibi (isitip isitip
koymak) - Koyun kaval dinler gibi (dinlemek) - Kabak çiçegi gibi (açilmak) -
Ahfes'in keçisi gibi (bas sallamak) - Arpaci kumrusu gibi (düsünmek) - Beslik
simit gibi (kurulmak) - Sebilhane bardagi gibi (dizilmek) - Ari kovani gibi
(islemek) - Yildirimla vurulmusa dönmek - Iki cami arasinda kalmis beynamaza
dönmek...
DEYIMLERDE SÖZ SANATLARI:
Deyimler de atasözleri gibi ustaca düzenlenmis sözlerdir.
Bu sözlerin yapilisinda dilin türlü olanaklarindan ve çesitli
söz, anlam sanatlarindan yararlanilmistir:
Kulagi delik - Eli uzun - Arslan payi - Kör dövüsü - Eyüp
sabri - Katir inadi - Eski göz agrisi - Ogul bali - Yüregi yufka - Göze
girmek - Göz koymak - Gözü tutmak - Borusu ötmek - Dokuz dogurmak - Iple
çekmek - Kabina sigmamak - Pösteki saymak - Ates püskürmek - Can kulagiyla
- Anasinin kizi - Damsikli dövüs - Bir içim su - Çiçegi burnunda - Büyümüs de
küçülmüs - Yasini basini almis - Agzi var dili yok - Gece silahli gündüz
külahli - Dört elle sarilmak - Kus sütüyle beslemek - Kasikla verip sapiyla
gözünü çikarmak - Ates bacayi sarmak - Pismis asa soguk su katmak... gibi.
DEYIMLER ULUSAL DEGERLERI YANSITIR:
Deyimler de ulusal damga tasiyan dil varliklaridir Ulusun söz yaratma
gücünden dogarlar. Her deyim hos bir bulustur Bir küçük söz dagarcigina koca
bir alem sigdirilmistir. En uçucu kavramlar, en ince hayaller, en güzel
benzetmeler, çesit çesit mecazlar ve söz ustaliklari mini mini bir deyimin
yapi harçlari arasinda parlar.
DEYIMLERIN ESKILIGI, YENILIGI:
Deyimler de atasözleri gibi toplumun mali olan eski sözlerdir. Örnegin,
yüregi sogumak deyiminin 15. yüzyilda da, bulundugu, Seyhi'nin su beytinden
anlasilmaktadir:
Yüregi sogumadi sövmek ile,
Olmadi esegi dövmek ile.
Bunun gibi sakala gülmek deyimi 15. yüzyilda yazilan Gülsen-i Raz'da
görülmektedir:
Ki bunlar sakala gülmektir ancak.
Akse'l-Ireb'deki atin kiymeti tirnagi dibinde gerek sözünden anlasiliyor
ki bugün yurdumuzun bazi bölgelerinde kullanilmakta olan tirnagi dibinde
deyimi 13. yüzyilda da vardi.
Deyimler, atasözleri kadar eskimeden dile yerlesirler. Nitekim derdini
Marko Pasaya anlat sözü, kimi yasli kimselerin tanidiklari Di. Marko Pasa'dan
beri ortaya çikmistir. Son zamanlarda bozum olmak, kuyruk olmak, oyun
çikarmak (sporda), bos vermek, yesil isik yakmak, is yok... gibi yeni
deyimler de dilde yer almistir.
DÖRT BÖLÜK DEYIM:
Atasözleri gibi deyimler de kullanildiklari yer ve zaman
bakimindan dört bölüge ayrilabilirler: a) Yurdun her yerinde kullanilanlar;
b) Sadece bir bölgede bulunanlar; c) Türkiye disindaki Türk lehçelerinde
yasayanlar; ç) Eski zamanlarda kullanilmis iken bugün çikarilmis olanlar.
IKILEMELER:
Ikileme adi verilen ve ayri ayri yazilan sözcüklerden anlamlari birbirine
yakin, karsit olanlarla sesleri birbirini andiranlari ya da sözcüklerinden
biri anlamsiz bulunanlari deyimlerin bir dali saymak yerinde olur: ev bark,
çoluk çocuk, kap kacak, allak bullak, eski püskü, apar topar, süklüm püklüm,
ters pers, ufak tefek, takim taklavat, asagi yukari, ileri geri, karma
karisik, oldum olasi, oldu olacak... gibi.
Ancak, ayni sözcügün yenilenmesiyle kurulan ya da kuruluslarindaki özellik,
bir dil kurali uygulamasi olan ikilemeleri deyim saymayi uygun bulmuyorum:
Tak tak, tikir tikir, miril miril, sakir sakir, büyük büyük, sari sari,
yavas yavas, öbek öbek, yapis yapis, yigin yigin, söylene söylene... gibi.
DEYIM VE BILESIK SÖZCÜK:
Sözcük öbegi durumundaki deyim (Bkz. 2, A, 3) ile bilesik sözcük kimi
zaman birbirine çok benzer. Bunlari nasil ayirt edecegiz?
a) Bilesik sözcügü meydana getiren sözcükler, aralarina çekim ve yapim eki
giremeyecek kadar kaynasmistirlar: Baslica üç yolla kurulurlar: 1) Anlam
kaymasi (hanimeli, akbaba, atesböcegi, balkabagi, yerelmasi, karafatma ... gibi).
2) Ses kaynasmasi ve düsmesi (cumartesi, kahvalti, peki, haminne, çöreotu...
gibi).
3) Sözcük çesidi kaymasi (vurdumduymaz, giderayak, dedikodu, veryansin,
örtbas, çitkirildim... gibi).
Bilesik sözcük, tek sözcük durumundadir: Bitisik yazilir; isim soyundandir;
yani isim, sifat, zamir, zarf, edat, baglaç, ünlem gibi kullanilir:
Vurdumduymazin biri; baliksirti desen; alabildigine kosuyordu... gibi.
b) Deyimi meydana getiren sözcükler ise aralarina çekim
eki alamayacak kadar kaynasmis degildirler. Bu sözcüklerin
kimisi isim ve fiil çekimlerine girmistir. Eli açik, baldiri çiplak, gözü
pek... gibi iyelik ekiyle kurulan; göz koymak, bas vurmak, el atmak... gibi
fiilleri çekimlenebilen söz kümeleri deyimler arasina girer ve sözcükleri
ayri ayri yazilir.
(Bununla birlikte verdigimiz ölçüler; deyimle bilesik sözcügü ayirt etmek
için her zaman yeterli degildir. Iki sözcüklü öyle sözler vardir ki deyim mi,
bilesik sözcük mü olduklari ancak anlasma ile sonuca baglanabilir. Nasil
ki yazimin (imlanin) olusumunda da fonetigin, etimolojinin, gelenegin, bir
de anlasmanin (söyle olsun diye kabul edip elbirligiyle uygulamanin) payi
vardir. Örnegin vazgeçmek sözü, Imla Kilavuzu'nun eski basimlarinda ve
Türkçe Sözlükte ayri yazildigi halde Yazim kilavuzunun 1970 baskisinda
bitisik olarak verilmistir. Balayi sözü Türkçe Sözlükte ayri yazilmistir.
Yazim Kilavuzunda bitisiktir. Basibos, Imla Kilavuzunun eski baskilarinda
bulunmadigina göre ayri yazilmasi öngörülmüs iken Yazim Kilavuzu (1970)nda
bitisik olarak yer almistir. Ayak üstü, Imla Kilavuzunun eski baskilarinda
ayri yazilmistir, Yazim Kilavuzu (1970)nda ise bitisiktir.
Ben bu kitabin 1965 baskisinda ayak takimi, ayak teri, bal
ayi, balik etinde, basi bos, bas ucunda, bit yenigi... sözlerini
deyim sayip ayri yazmistim. Yazim Kilavuzu(1970) bu sözleri bitisik
yazdigina göre deyim saymamis, bilesik sözcük saymis demektir.
Öte yandan Yazim Krlavuzu'nda ayri yazilmasi öngörülmüs olan ara sira,
yani sira, basli basina, bas vurmak, çiti piti, çitir pitir, kaba saba...
sözleri bilesik yazmak egiliminde olanlar bulundugu gibi Yazim Kilavuzu'nda
bilesik yazilmis olan basibozuk, bassagligi, birebir, durdinlen, elbirligi,
gelisigüzel, sözgelisi, gitgide, sözbirligi, isbirligi, isyeri, kabataslak,
minimini, tepetaklak, tersyön... sözlerini ayri yazmak egiliminde olanlar da
vardir.
Görülüyor ki bir yerde deyimle bilesik sözcügü kesin olarak ayirt etmek
olanagi yoktur. O zaman tek çikar yol, anlasmaktir. Yani su sözü deyim
sayalim, su sözü bilesik sözcük kabul edelim demektir.]
DEYIM VE TERIM:
Deyim ile terimi de ayirt etmek gerekir: Deyim, genel dilin mali olan
sözdür. Terim ise ya bilim, sanat, meslek sözüdür ya da bunlar disinda,
anlami daraltilmis sözdür ve bir tanimin özetidir: eskenar, bilirkisi,
içgüdü, cevizgiller, kuspalazi, biçerdöver, gündönümü... gibi. Bu
örneklerdeki terimler, bilesik sözcük olarak kurulmustur. Yani bunlar biçim
ve yapi bakimindan bilesik sözcük, kavram ve görev bakimindan terimdirler.
Sözcük öbegi biçimindeki deyimlerden böylece ayrilirlar.
Terimler tek sözcük olanlari da vardir. Örnegin ayak sözcügü dar anlamiyla
edebiyat ve cografya terimidir. Oysa tek sözcüklü deyim olmaz. Buna karsilik
cümle halinde deyim vardir, ama terim yoktur.
DEYIM VE ARGO:
Deyim ile argo arasindaki iliskiye de dokunalim: Argo, genis anlamiyla
bir meslek toplulugu arasinda kullanilan özel sözdür. Biz daha çok,
külhanbeylerinin özel anlamda kullandiklari kaba sözlere ya da baskalari
anlamasin diye aralarinda kararlastirdiklari anlamla kullandiklari
sözlere argo diyoruz. Bu duruma göre argo sözcüklerine sadece
argo demek yeter. Deyim niteligindeki argo sözcük öbeklerine ise argo
deyim adini vermek yerinde olur. Torpil, piston, moruk, çakmak, (sinifta),
taahhütlü (tabanca), röntgenci (kötü niyetle bir yeri gözetleyen)... argodur.
Dalga geçmek (akli baska yerde olmak), maytaba almak (alay etmek), posta
kurmak (gözdagi vermek), cizlami çekmek (kaçmak), bos vermek (aldiris
etmemek), dayisi dümende olmak (is basinda kendisine arka olan kimsesi
bulunmak), yag çekmek (birine dalkavukluk etmek)... gibi sözcük öbekleri
argo deyimdir.
BASKA DILE ÇEVRILME:
Gerçek anlamlari disinda özel bir anlama gelen deyimler
(Bkz. 2, B, 4, a), ayri sözcükler ve ayni gramer biçimleriyle
baska dile çevrilemezler. Gerçek anlamlariyla kullanilan deyimler. (Bkz. 2,
B, 4, ; b) ise baska dile çevrilebilirler.
Ç- TANIM
Buraya kadar yaptigimiz açiklamalara göre deyimleri söylece
tanimlayabiliriz:
Bir kavrami, bi durumu, ya çekici bir anlatimla ya da özel
bir yapi içinde belirten ve çogunun gerçek anlamlarindan
ayri bir anlami bulunan kaliplasmis sözcük toplulugu ya da
tümce.
:::::::::::::
3
KALIPLASMIS BASKA SÖZLER
Atasözleriyle deyimlerden baska kaliplasmis sözlerimiz de
vardir: Dualar, beddualar (ilençler), sövgüler, bilmeceler, tekerlemeler...
gibi.
Bunlarin en önemli özelligi, konularinin sinirli bulunmasi, yani her türün
belli bir konuya özgü anlatim araci olmasidir.
Bilmecelerle tekerlemelerde atasözlerinin ve deyimlerin öteki ayirici
nitelikleri yoktur. Böylece bunlar, atasözleriyle deyimlerden kolayca ayirt
edilebilirler. Ancak dualarin ve beddualarin bir bölügü ya atasözlerine ya;
deyimlere yaklasir.
DUALAR, ILENÇLER:
Önce atasözü sayilabilecek dua ve beddualara bakalim: Bilindigi gibi
atasözleri, genel kural; düstur niteliginde sözlerdir. Dua ve beddualar
arasinda'da bir kisi için söylenmis olmayip genel nitelik tasiyanlar,
yani bir kural gibi söylenmis olanlar vardir. Iste bunlar, dua ve beddua
olmakla birlikte atasözleri de sayilabilirler:
Allah sag eli sol ele muhtaç etmesin.
Allah dört gözden ayirmasin.
Allah deveye kanat vermesin.
Allah namerde muhtaç etmesin... gibi.
Genel kural niteligi tasimayip bir kisi için söylenmis olanlar atasözü
sayilamazlar:
Ömrün uzun olsun.
Cani sag olsun.
Allah cezasini versin.
Allahindan bulsun... gibi.
Deyim sayilabilecek dua ve beddualara gelince: Yukarida gördügümüz gibi
deyimlerin amaci, bir kavrami, ya hos, çekici bir anlatimla, ya da sadece
özel bir kalip içinde belirtmektir. Dua ve beddualar arasinda da bu
özellikleri tasiyanlar vardir. Iste onlar, dua ve beddua olmakla birlikte
deyim de sayilabilirler:
Allah unutturmasin - Eline saglik - Gözünü toprak doyursun - Cani cehenneme...
gibi.
Durumu biraz daha aydinlatmak için hatirlatalim ki deyimlerin konusu
sinirli degildir. Her çesit konu, deyime anlatim kaynagi olabilir. Dua ve
beddualarin konusu ise sadece iyi, kötü dilektir. Bu özel konu da deyimlerin
sinirsiz konlari içine girebileceginden anlatiminda deyim özellik ve niteligi
bulunan dua ve beddualar, ayni zamanda deyim de oluyorlar demektir.
Öte yandan, mecazli olmayan ve çekici bir anlatim kiligi tasimayan dua ve
beddualar deyim sayilamazlar:
Çok yasa - Sag ol - Cani çiksin - Kör olasi... gibi.
SÖVGÜLER, MÜSTEHCEN SÖZLER:
Halk arasinda kullanilan sövgü sözleri ile açik saçik ve edep
disi sözler de konumuzla ilgilidir. Bunlarin kimisi deyim ya
da atasözü niteliginde zekice bulunmus, güzel örgülü sanat
ürünleridir. Ancak, kitaplara geçirilip geçirilmemeleri zaman
zaman tartisma konusu olmustur. Dilde var olduklari yadsinamayan bu sözlerin
kitaplara geçirilmesini dogru bulmayanlar, bir ahlak titizligi göstermekte,
özellikle bunlari okuyacak çocuklari düsünmektedirler. Kitaplara
geçirilmesini savunanlar ise: bilimde ayip ve utanma olmaz. Bunlari
kitaplara geçirmemek bilim disi davranistir. Dil gerçegi gizlenmemelidir.
Biz istedigimiz kadar gizleyelim; o, yayilip söylenmek akimindan öteki
sözlerimizden beri kalmiyor demektedirler.
Her iki görüsü de anlayisla karsilamak gerekir.
:::::::::::::
4
ELESTIRILER
Incelememizin 1. ve 2. ayrimlarinda atasözleriyle deyimlerin özelliklerini
kendi görüsümüze göre belirttik. Bu ayrimda ise simdiye degin çikan belli
basli eserlerde tutulan yollari, atasözleri ve deyimler için verilen
tanimlari, yapilan derlemelerdeki kusurlari belirtecegiz. Kisacasi, bu
elestirmelerle kendi görüsümüzü savunmus olacagiz.
Sunu da söyleyelim ki elestirdigimiz eserleri meydana getirenlerin
kaliplasmis sözlerimizi derlemede geçen emekleri sükranla anilmalidir.
ATALAR SÖZÜ
(Hazirlayan: Velet IZBUDAK)
1480 yilinda bilinmeyen bir kisinin derledigi ve 1936'da, rahmetli Velet
Izbudak'in açiklamalariyla birlikte Türk Dil Kurumu'nun bastirdigi, içinde
689 söz bulunan Atalar Sözü adli kitapta genel olarak gerçek atasözleri
bulunmaktadir. Derleyici, atasözlerinin özelliklerini iyi sezmis ve
derlemelerine pek az baska sözler karistirmistir.
Bu kitaptaki gerçek atasözlerinden örnekler:
Dag ne kadar yüceyise yol üstünden asar.
Asil azmaz, sag yiymaz.
Hayir san isüne hayir gele basuna.
Kagni çökecek yol gösterici çok olur.
Kedinün uslulugu siçan görüncedür.
Atalarsözü sayilamayacak sözlerden örnekler:
Ekmegün sagdiç emegine dönsün.
Gözün üstünde kasun mi var dediler melul olursun.
It boku ilaca yaradi.
Kendi gözündeki hezeni görmez, biregü gözündeki çöpü görür.
Asaga korsam pas olur, yukaru korsam is olur.
DURUB-I EMSAL-I OSMANIYYE
(Sinasi)
Bu eserin ikinci, yani 1287 (1870) baskisinda 2500 söz vardir.
Çok kisa olan önsözünü oldugu gibi asagiya aliyoruz:
Durub-i emsal ki hikmet-ül-avamdir, lisanindan sadir oldugu gibi milletin
mahiyyet-i efkarina delalet eder. Durubi Emsal-i Osmaniyye ise cümleten
manidardir. Binaenaleyh bunlarin kaba tabirati müstemil olanlarindan maada
ekserini isbu mecmuaya elifba tertibi üzre derceyledim. Arabi ve Farisi ve
Fransizca bazi mukabilleri fercemeleriyle beraber ilave kilindigi gibi lafzan
veyahut manen durub-i emsali mutazammin olan birtakim Türkçe ebyat ile
ibarat-i mensure dahi istidlal makaminda zeyl olundu. Tanzimi: 1268 (1851).
1-
Sinasi durub-i emsal (atasözleri) için hikmet-ül-avam yani halk felsefesi
demekle bu sözlerin önemli özelliklerinden birini belirtmis oluyor. Ancak
baska özelliklerini belirtmediginden tam bir tanim yapmis olmuyor. Halk, bir
felsefesini komsulari uygun olmayan evi alma diye anlatsa, buna
hiç kimse atasözü demez. Halbuki ayni felsefenin:
Ev alma, komsu al.
biçiminde söylenisine herkes atasözü demektedir. Görülüyor ki bir sözün
sadece halk felsefesi olmasi atasözü sayilmasina yetmemektedir.
2-
Eserin adi Durub-i Emsal (atasözleri) oldugu halde, içinde atasözlerinden
baska bilgece misralar, beyitler, deyimler, hatta deyim olmayan düpedüz
laflar çoktur. Böylece Sinasi, atasözleri için verdigi eksik tanimdaki halk
felsefesi niteligini bile tasimayan maddeleri de kitabina koymustur. Eserde
karisik olarak yazili bulunan bu sözlerden birkaçini asil nitelikleriyle
seçerek gösterelim.
Atasözlerinden örnekler:
Hekim kim, basina gelen.
Ne ekersen onu biçersin.
Kurt kocayinca köpegin maskarasi olur.
Yavuz hirsiz ev sahibini bastirir.
Sagir isitmez uydurur.
Bilgece misralardan ve beyitlerden örnekler:
Secaat arz ederken merd-i Kipi sirkatin söyler.
Sükut etmek gibi nadane alemde cevap olmaz.
Kar-i evvelde kisi akibet-endis gerek.
Mihneti kendüye zevk etmedir alemde hüner.
Takdir-i Huda kuvvet-i bazu ile dönmez,
Bir sem'i ki Hak yaka cihan üflese sönmez.
Bir kapuyu bendederse bin kapu eyeler küsat.
Hazret-i Allah efendi fatih-ül-ebvaptir.
Deyimlerden örnekler:
At alan Üsküdar'i geçti - Tencere yuvarlandi kapagini buldu - Akintiya
kürek çeker - Eski hamam eski tas - At basi beraber - Ipe un serdi - Kabak
tadi verdi - Yakasi açilmadik - Kulp takti - Fitili aldi.
Atasözü ve deyim olmayan laflardan örnekler:
Dört yanini deniz aldi - Maymun gibi her seye eli yakisir - Basini
hirkaya çekti - Ari gibi sokar - Çapak siler - Tesbih böcegi gibi büzülmüs
- Elmastiras bardak latif olur - Parasizlik her fenaligi yaptirir - Sübut
bulmayan söz hakkinda agiz açma.
3-
Sinasi, kimi atasözlerine ve kimi deyimlere yanlis biçim vermistir.
Örnegin:
Çesmeye gidenin testisi kirilir.
It ürür kervan göçer.
Açtirma kutunun kapagini.
Açma kutuyu söyledirsin kötüyü.
Suyu devirmis kediye döndü.
sözleri yanlistir. Dogrulari söyledir:
Su testisi su yolunda kirilir.
It ürür kervan yürür.
Açtirma kutuyu, söyletme kötüyü.
Süt dökmüs kediye döndü.
DURUB-I EMSAL-I OSMANIYYE
(Ebüzziya)
Sinasi'nin Durub-i Emsal-i Osmaniyye'sine birçok söz katarak söz sayisini
4004'e çikaran ve 1302 (1885)'de kitabin üçüncü baskisini ortaya koyan
Ebüzziya, eserin sonuna darbimesel ile tabir hakkinda bazi düsünceler
eklemistir. Yazar, ünlü sözlükçü Littre'nin mesel için yaptigi tanimi
efvah-i nasta deveran ve az kelime ile ifade-i meram eden bir kavl-i sayidir
ki kaide-i külliyye hükmündedir diye Türkçeye çevirdikten sonra diyor ki:
Her lisanda emsal ile emsal kuvvetinde birtakim tabirat
vardir ki ona Fransizlar expression derler. Lisanimizda
ise yerine göre istilah ve yerine göre tabir ile tarif olunabilir
ki hulasa-i hükmü bir his veya fikr-i mahsusu terceme ve tefhimden
ibarettir. Hatta tabirat-i meshuredendir tabiri zebanzed-i havass u avamdir.
Binaenaleyh durub-i emsal ile tabirat-i meshureyi fark etmek iktiza eder.
Hasil mesel odur ki bir vakayi veya bir hikmeti mutazammin olarak bir
emri is'ar ve tenbih ede.
Ebuzziya bu satirlardan sonra su üç sözü örnek olarak veriyor:
Bol bol yiyen bel bel bakar.
Bal bal demekle agiz tatlilanmaz.
Kas yaparken göz çikarir.
Bundan sonra söyle devam ediyor:
Iste bunlar, bir hadiseyi veya emri temsil tarikiyle tarif
ile beraber bir hükmü tazammun ederler ki bu kabilden olan
kelam-i avama durub-i emsal itlak olunur. Lisan-i Türkide
ise birtakim istilahat ve tabirat dahi emsal yolunda istimal
olunagelmistir.
Tabir itlak eyledigimiz akval ise bir hali musavvirdir. Anda meselin haiz
oldugu hüküm yoktur. Mesela yalanci pehlivan tabir-i meshuru gibi. Çünkü
yalanci pehlivan tabirinden hiçbir hadise tazammun etmeyip belki bir
sahsin mahiyyeti taayyün eder ki icra edemeyecegi bir tavirda bulunan
yani ca'li besalet taslayan kimseler vasfedilir.
1-
Görülüyor ki, Ebüzziya durub-i emsal ile tabirat-i meshure'yi birbirinden
ayirmak gerektigini söylemistir. Ama bu ayir mayi yapmak için gerek olan
ölçüz bulamamis, dahasi Littre'nin kaide-i külliye (genel kural) ölçüsünü
kullanamamistir. Çünkü darbimesel diye gösterdigi yukandaki üç örnekten
ilk ikisinde genel kural niteligi varsa da üçüncüsünde yoktur.
Ebüzziya, sözlerinin sonunda söyle demektedir:
Sinasi merhum emsal-i Osmaniyyeyi cemeyledigi sirada
emsal ile istilahati tefrika lüzum görmeyerek ikisini beraber
kaydeylemis olmasindan biz de camiin tuttugu usulü muhafaza eyledik.
Biraz önce belirttigimiz gibi Ebüzziya böyle bir ayirma yapmaya
kalkissaydi bunu basaramayacakti saniyoruz. Ancak, mademki derlemelerinde
atasözleriyle birlikte deyimleri de verdigini söylüyor, hiç olmazsa eserinin
adini Durub-i emsal ve Tabirat koymali idi.
« Son Düzenleme: 29 Aralık 2010, 16:48:18 Gönderen: Su_PeRiSi »

Resim - Oyun Forum - Müzik Forum - Mirc İndir - Film İzle - Sinema İzle

Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« : 29 Aralık 2010, 16:44:57 »

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #1 : 29 Aralık 2010, 16:49:13 »
2-
Ebüzziya mesel, darbimesel için iki tanim vermistir:
a) Bir vakayi veya bir hikmeti muntazammin olarak bir
emri is'ar ve tenbih eder Sinasi'nin hikmet-ül-avam tanimi için
söylediklerimizi bu tanim için de tekrarlayabiliriz. Yani bu da yetersiz bir
tanimdir.
b) Bir hadiseyi, bir emri temsil tarikiyle tarif ile beraber bir hükmü
tazammun eder.
Bir olayi temsil (simgeleme) yoluyle anlatmak, atasözlerinin
ayrilmaz kosulu olsaydi:
Az tamah çok ziyan getirir.
Bugünkü isini yarina birakma.
gibi sözlerin atasözü sayilmamasi gerekirdi. Bunlarda temsil
yoluna gidilmemistir. Yukarida da görüldügü gibi (Bkz. 1, C)
atasözleri temsil yoluna bas vurularak da, bas vurulmayarak da kurulmus
olabilir.
Bir hükmü tazammun etmek kosuluna gelince: Her cümlede bir hüküm (yargi)
bulunduguna göre atasözü olmayan cümlelerde de bu kosul gerçeklesmistir.
Örnegin:
Eviniz güzel yerdedir.
O adam bu isi beceremez.
gibi cümleler, atasözü olmadiklari halde bir hükmü tazammun
etmektedirler. (bir yargiyi kapsamakta)
Kaldi ki tanimda belirtildigi gibi bir olayi temsil yoluyla
anlattiklari ve bir hüküm belirttikleri halde atasözü olmayan deyimler,
hatta ne deyim ne de atasözü olan sözler vardir:
Öküz öldü ortaklik ayrildi.
Baltayi tasa vurdum.
Onun semeri eksik.
Kösk degil, cennet... gibi.
3-
Ebüzziya, tabir için söyle diyor:
Bir hali musavvirdir. Anda meselin haiz oldugu hüküm yoktur.
Bununla deyimin ayirici özelligini vermis olmuyor. Çünkü:
Allaha ismarladik - Saglik olsun - Iyiye iyi, kötüye kötü
der... gibi deyimlerde bir hali tasvir yoktur; halbuki yargi vardir.
Öte yandan bir hali tasvir ettigi (bir durumu betimledigi)
ve bir hüküm (yargi) belirtmedigi halde deyim olmayan sözler çoktur:
Agir hasta - Yavas yavas konusma - Kar topunun yuvarlanmasi - Su kaynarken...
gibi.
4.
Ebüzziya'nin, Sinasi'nin derlemelerine kattigi derlemelerde atasözlerinden
baska deyimlerin, birtakim dizelerin, beyitlerin, bayagi gerçeklerin ve
laflarin karisik olarak bulundugunu söylemistik. Bunlardan ayri ayri
örnekler seçip veriyoruz.
Atasözlerinden örnekler:
Çok yasayan bilmez, çok gezen bilir.
Son pismanlik akçe etmez.
Köpekle dolasmaktan çaliyi dolasmak yegdir.
Ne oldum dememeli ne olacagim demeli.
Deyimlerden örnekler:
Astari yüzünden pahali - Bagrina tas basti - Hih demis burnundan düsmüs -
Dikine tiras - Fukara babasi - Göz boyadi.
Çok taninmis örnekler:
Hasmin sitemin anlamamak hasma sitemdir.
Degil kürsiye vaiz arse çiksan adem olmazsin.
Rüzgarin önüne düsmeyen adem yorulur.
Saltanat dedikleri ancak cihan gavgasidir.
Adudan intikam almak gibi dünyada kam olmaz:
Olmaya devlet cihanda bir nefes sihhat gibi.
Rasgele gerçeklerden ve laflardan örnekler:
Sabit olan nabit olur - Cümlemizin girecegi kara topraktir - Mesveretsiz
yapilan seyden hayir gelmez - Kabiliyet talim ile olmaz - Genç beye hizmet
güçtür - Mizikçi ile oyun oynanmaz - Rüya görmüse döndü - Yaza boza bir seye
benzer - Eli tutar gözü görür - Siçan gibi kapana tutulmus - Paraya tapar.
5-
Sinasi gibi Ebüzziya da kimi sözlerin kaliplasmis biçimini degistirmistir:
Kart agacin egilmesi güç olur.
Halep yolunda deve izi sayar.
Denize düsen yosundan imdat umar
Zelzeleyi gören yangina razi olur.
Ayagi göge ilisti.
sözleri gibi ki dogrulari, söyledir:
Agaç yasken egilir.
Halep yolunda deve izi aramak.
Denize düsen yosuna sarilir.
Ölümü gören hastaliga razi olur.
Ayagi suya degmek.
Basi göge ermek.
:::::::::::::
DURUB-I EMSAL-I TÜRKIYE veya ATALAR SÖZÜ (Tekezade M. Sait)
1311 (1895)'de yayimlanan ve içinde 5742 söz bulunan bu
eserin önsözünde konu ile ilgili olarak yalniz sunlar söylenmektedir:
Su risalenin havi oldugu durub-i emsalden her ahlak beseriyye ve fezail-i
tabiiyye nokta-i nazarindan bakilir ise birer düstur-i ibrettir. Bu
mülahaza, hemcinsinden bazilarinin ve belki de birçogunun hadim-i istifadesi
olacagina dair muharrir-i acize bir itminan vermektedir.
1-
Düstur-i ibret sözü de hikmet-ül-avam gibi eksik bir tanimdir.
Atasözlerinin özelliklerini yukarida (Bkz. 1, A, B) gösterdigimiz için
burada sadece onlari animsatmakla yetinecegiz.
2-
Eserin adi Atalar Sözü olmasina karsin kitaba atasözlerinden baska pek çok
deyimle ne atasözü ne deyim olan birçok söz karistirilmis ve hepsi alfabe
sirasiyla verilmistir. Bunlardan -niteliklerine göre kendimiz siniflandirarak
örnekler veriyoruz.
Atasözlerinden örnekler:
At ölür meydan kalir, yigit ölür san kalir.
Alet isler el ögünür.
Sabrin sonu selamettir.
Yürük at yemini artirir.
Garip kusun yuvasini Allah yapar.
Deyimlerden örnekler:
Kulagi kiriste - Kalbur üstüne gelen - Balik kavaga çikinca - Kabak tadi
verdi - Sermayeyi kediye yükletti - At alan Üsküdar'i geçti.
Atasözü ya da deyim olmayan sözlerden örnekler:
Pirlanta gibi - Balik agi gibi - Yaban kedisi gibi insandan
kaçar - Zannimiz gibi çikti - Sahin bakisli - Davul çalan isitmez - Hatiften
nida mi geldi - Parayi denize atti - Hirsindan boguluyor - Aramakla ele
geçmez - Din-i mübin ugruna - Ilmullah her seyi muhittir - Zuhurata tabi ol -
Bihude seylerin terki aklin kemalidir - Ab ü dane serpilir insani kismet
gezdirir - Ab-i pake ne zarar vakvaka-i kurbagadan - Gah olur gurbet vatan
gahi vatan gurbetlenir.
3-
Kimi sözler yanlis biçimlerle verilmistir. Sinasi'de de bulunan:
Faide zararin kardasidir.
sözü gibi ki dogrusu sudur:
Kar zararin kardasidir. (ortagidir)
Nitekim Sinasi ayrica kar zararin kardasidir ve Tekezade M. Sait kar
ziyanin kardasidir sözlerini de almislardir. Bunun gibi:
Astari yüzüne uymaz - Astari yüzünden pahali.
sözleri, su yanlis biçimlerle de yazilmistir:
Yüzü astarina uymaz - Yüzünden astari pahali.
Bu eserde bir de pabucuna kum dolar sözü geçmektedir. Bizim bildigimize
göre bir bölge deyimi olan bu sözün dogrusu da pabucuna tas kaçmak'tir.
KAMUS-I TÜRKI (Semsettin Sami)
Hicri 1317 (1899)'de basilmis olan bu eserde atalarsözü terimi ata
maddesi içindedir ve darb-i mesel diye karsilanmistir. Darb maddesi
içinde bulunan darb-i mesel ise söyle tanimlanmistir:
Mebni alelhikaye olup misal gibi irat olunan meshur söz.
Buna göre her atasözünün bir hikayeye dayanmasi gerekir. Atasözleri içinde
her ne kadar:
Yalancinin evi yanmis, kimse inanmamis.
gibi hikayeye dayananlar varsa da bu, bütün atasözleri için
gerekli degildir. Nitekim:
Ak akçe kara gün içindir.
Yoldan kal yoldastan kalma.
gibi atasözleri hikayeye dayanmaz.
Öte yandan, hikayeye dayandigi halde atasözü olmayip deyim olan sözler de
vardir:
Baklayi agzindan çikarmak.
Hosafin yagi kesildi... gibi.
ATALAR SÖZLERI (Azerbaycan Edebiyat Cemiyeti)
1926'da çikarilan ve içinde 2000'e yakin söz bulunan bu
esere hem atasözleri hem baska sözler karisik olarak alinmistir.
Kendimiz bir ayirma yaparak her iki çesitten örnekler gösterelim.
Atasözlerinden örnekler:
Anasina bak kizini al, kiragina bak bezini al.
Od düstügü yeri yandirir.
Çobanin gönlü olsa tekeden peynir dutar.
Hayir söyle konsuna hayir çiksin karsina.
Su aktigi yerden bir de akar.
Baska sözlerden örnekler:
Hata senden ata benden - Sayalim firsati ganimetten - Suya aparip susuz
getirir - Köhne hamam köhne tas - Uzun sözün kisasi - Kah nala dögür kah
miha - Kaza attim koza degdi.
KONYA VILAYETI HALKIYYAT VE HARSIYYATI (Sadettin Nüzhet ve Mehmet Ferit)
1926'da yayimlanan bu eserde atasözleri ve deyimler ayri
ayri bölümlerde yer almistir. Darbimeseller (atasözleri) bölümünde 2057,
tabirler (deyimler) bölümünde 279 söz vardir. Darbimesel için özel bir tanim
yapilmamis, Ebüzziya'nin yazdiklarindan bir parçasi yinelenmistir. Tabirler
bölümünde söyle denilmektedir.
Meseller tam bir cümle veya fikra halinde irat olunarak muhatabina faide-i
tamme ifade ettikleri halde tabirler çok kere terkib-i nakis seklinde irat
olunurlar. Mesela ates pahasina tabiri dogrudan dogruya hiçbir hadiseyi,
hiçbir hükmü ifade etmez. Ancak bu sene pamuk ates pahasina çikti dedigimizde
pamuk fiyatinin çok yükseldigini ve müsterileri ates gibi yaktigini...
tasavvur ediyoruz. Mat oldu, disine dayandi gibi bazi tabirlerde her ne
kadar hüküm varsa da bunlarin müsnedün ileyh ve müteallikleri mahzuf
oldugundan yine isidenlere tam bir mana is'ar ve ifade etmezler.
1-
Burada tabir'in en önemli özelligi olarak terkib-i nakis biçiminde
bulunmasi gösterilmektedir. Kimi tabirlerdeki hükmün özneleri ve tümleçleri
bulunmadigi için tam bir mana bildirmedigi de söylenmektedir.
a) Deyim için terkib-i nakis tanimi çok yetersizdir. Yukarida görüldügü
gibi (Bkz. 2, A, 3) deyimler terkip'ten baska biçimlerde de, tümce durumunda
da bulunabilirler.
b) Mat oldu gibi sözlerin özneleri ve tümleçleri bulunmadigi için deyim
sayilmalari anlasilir sey degildir: Ahmet satrançta mat oldu denilirse mat
oldu sözü deyim olmaktan çikacak midir?
2-
Bu kitaptaki derlemelere gelince: Atasözleri bölümünde gerçek atasözleri
arasinda atasözü olmayan birçok söz de vardir:
Atasözlerinden örnekler:
Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
Sag bas yastik istemez.
Dag daga kavusmaz, insan insana kavusur.
Kurularin yaninda yaslar da yanar.
Atasözleri bölümünde gösterilen, ama atasözü sayilamayacak olan sözlerden
örnekler:
Pismis paça gibi siritma - Keçesini sudan çikardi - Tükürdün bir tükrük -
Ar, namus tertemiz - Sen bir yana, dünya bir yana - Bir çikti, pir çikti -
Çavdara girmis it gibi basini kemerleme - Dokuz öküz ile bir magarada mi
kaldin - Ab ü dane serpilir, insani kismet gezdirir.
Deyimler bölümüne de deyim olan ve olmayan sözler vardir. Örnekler:
Aldi fitili - Ates pahasina - Ipe un serer - Tüy dikti - Basmakalip - Baba
ocagi - Ümmetsiz peygamber - Hoca Nasrettin - Yaygarayi basti - Igne gibi
- Billur gibi - Küp gibi - Yilan gibi - Atak - Kalp - Kaçak.
TÜRK LÜGATI (Hüseyin Kazim KADRI)
Büyük Türk Lügati adiyle anilmakta olan bu eserin birinci cildi 1927'de,
ikinci cildi 1928'de Maarif Vekaletince, üçüncü cildi 1943'te, dördüncü
cildi 1945'te Türk Dil Kurumunca bastirilmistir. Birçok maddelerinde
darbimeseller basligi altinda verilmis olan sözlerin sayisi 6200'den
artiktir. Kitapta atasözleri ve mesel için tanimlar da yapilmistir.
1-
Atasözleri söyle tanimlanmistir: Ecdattan nakil ve rivayet edilen sözler
ve ögütler; durub-i emsal.
Mesel için de Littre'nin yaptigi tanim, -Ebüzziya'nin çevirisi biraz
degistirilerek- verilmistir: Sayi ve mütedavil ve bir hikmeti mutazammin
olan söz, efvah-i nasta deveran ve az kelime ile tefhim-i meram eden
kavildir ki kaide-i külliyye hükmündedir.
Bu tanimlar, bizim açiklamalarimiz ve tanimimizla karsilastirinca (Bkz. 1,
A, B, C) aradaki farklar belirecektir.
2-
Darbimeseller basligi altindaki sözler içinde hem atasözleri, hem deyimler
bulundugu gibi ne deyim ne atasözü olan sözler de vardir. Sözleri niteliklerine
göre siniflandirarak her üç çesit için örnekler gösterelim.
Atasözlerinden örnekler:
Aci patlicani kiragi çalmaz.
Ak gün agardir, kara gün karardir.
Eden bulur.
Hayir dile esine, hayir gelsin basina.
Bas yarilir börk içinde, kol kirilir yen içinde.
Can cümleden aziz.
Dikensiz gül olmaz.
Deyimlerden örnekler:
Kuyruk acisi - Kadin kadincik - Basina buyruk - Iki eli
kandadir - Ak ile karayi seçti - Vur abaliya - Yan çizdi - Üç
nal ile bir ata kaldi - Bir baltaya sap olur - Basinda kavak
yeli esiyor - Can kulagiyla dinliyor.
Atasözü ve deyim olmayan sözlerden örnekler:
Iki öküze bir saman verecek hali yok - Basina çelenk takarim - Arindan
yere geçecek - Firsat gözetir - Ev sahibinin dolasmasi misafire karsi
faidedir - Bir bunda beni bir dahi mahserde görürsün - Zalim yine bir zulme
giriftar olur ahir: Elbette olur ev yikanin hanesi viran.
3-
Kitaba alinan sözler içinde yanlis olanlar da az degildir.
Örnekler:
Açma kutuyu söyletme kötüyü.
Evladini dögmeyen sonra dizini döger.
Bir elin samatasi çikmaz.
Tilki masali okur.
Bunlarin dogrulari söyledir:
Açtirma kutuyu söyletme kötüyü.
Kizini dövmeyen dizini döver.
Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
Kurt masali okumak.
4-
Kimi sözler de iki biçimde yazilmistir. Bunlarin biri dogru, öteki
yanlistir:
Bir ayagi çukurda - Iki ayagi çukurda.
Vur dedimse öldür demedim ya - Vur demeden öldürür.
Korkunun ecele faydasi yoktur - Korkunun ecele faydasi çoktur.
Bir çiçekle yar olmaz - Bir bulutla kis olmaz.
ATALAR SÖZÜ (Sadi G. KIRlMLI)
Selim Nüzhet Gerçek'in önsözü ve bibliyografyasi ile 1939'da yayimlanmis
olan bu eserde 2742 atasözü ve 2140 deyim, ayri ayri bölümlerde verilmistir.
Kitabin önsözü söyle basliyor:
Atalar sözü agizdan agza dolasan ve az kelime ile çok mana ifade eden söz
demektir.
1-
Atasözlerinin özellikleri üzerine yukarida yaptigimiz açiklamalar bu
tanimin eksiklerini ortaya koyacagi için burada o özellikleri yinelemeyecegiz.
Su kadar söyleyelim ki bu tanima göre ayakli kütüphane, asik suratli, yan
çizdi, sagi solu yok gibi sözleri atalarsözü saymak gerekir.
2-
Bu eserde tabir (deyim) için hiçbir tanim yoktur. Ancak önsözde sunlar vardir:
Atalarsözü ve tabirler, her ne kadar zahiren birbirlerine
benzerlerse de aralarinda oldukça mühim bir fark vardir.
Bu sebepten biz onlari bu risalede ikiye ayirmaya çalistik.
Kitapta, iki söz çesidi arasindaki oldukça mühim farkin ne oldugu
açiklanmamis, iki söz çesidini ayirma isine özel bir önem verildigi halde
atasözleri bölümüne birçok deyimler, deyimler bölümüne birçok atasözleri
konulmustur. Su sözler -yanlis olarak- atasözleri bölümünde yer alanlardan
birkaç örnektir:
Alan da pisman satan da - Borç benim kasavet senin mi - Davul çalsan
isitmez - Delik büyük yama küçük - Emegi sagdiç emegine döndü - Gökte
ararken yerde buldu - Gözün üstünde kasin var dedirtmez - Körler mahallesinde
ayna satmaga benzer - Mal benim degil mi denize atarim - Nefsine kiyas et -
Taraveti giden yemisin hazmi güç olur - Sükütu mera-i dana hasmini ilzam
için saklar.
Görülüyor ki bu sözlerin kimisi deyimdir; kimisi ise ne atasözü ne deyimdir.
Atasözleri bölümünde yer almasi gerekirken deyimler bölümünde gösterilen
sözlerden örnekler:
Azicik asim kaygisiz basim.
Bin nasihatten bir müsibet yegdir.
Düsmez kalmaz bir Allah.
Ekmeden biçilmez.
Her yigidin yogurt yiyisi vardir.
Hiyar akçesiyle alinan esegin ölümü sudan olur.
Huy canin altindadir.
Oglumu dogurdum ama gönlünü dogurmadim.
Tirnagin varsa basini kasi.
Yalancinin evi yanmis kimse inanmamis.
3-
Bu eserde ayni sözün iki ayri söylenisinden birinin atalarsözü, ötekinin
deyim olarak gösterildigi de vardir. Örnegin, atalarsözü bölümündeki:
Huy canin altindadir, can çikmadikça huy çikmaz.
Sen aga ben aga bu inegi kim saga.
sözleri, deyimler bölümünde su biçimlerde bulunmaktadir:
Huy canin altindadir.
Sen dede ben dede bu ati kim timar ede.
:::::::::::::
TÜRKÇE TABIRLER SÖZLÜGÜ (Mustafa Nihat ÖZÖN)
1943'te Istanbul'da Ahmet Sait Matbaasi'nda basilmis ve
Remzi Kitabevi'nce yayimlanmistir. 44 arti 400 sayfadir. Için
de 4000'e yakin deyim vardir. Yazar, bu sözlükteki deyimleri, adlarini
verdigi 7 eserden toplamis; bunlardan birçogunun metinler içinde
kullanilisina örnek seçmek için de yine, adlarini verdigi, 15. yüzyildan
günümüze kadar yazilmis 87 yapittan yararlanmistir.
Kitabin önsözünde deyim''in nitelikleri su sözlerle belirtilmektedir:
Tabir ile, birden fazla kelimenin vücuda getirdigi anlam demek istiyoruz.
Tek kelimenin, manasindaki tabir kiliginda görülen anlam sözcüklerce
kaydedilebilir. Onun için, biz bu kitabin düzenlenmesi sirasinda bu esasi
tuttuk. Tabirlerde, çokluk mecaz ve kinaye bulunmakla beraber, tek
kelimenin mecazli ve kinayeli kullanilisi o kelimenin bir tabir halini
almasi sayilamaz.
1-
Deyim, birinci tümcede anlam olarak, son cümlede söz olarak
düsünülmektedir. Bu noktaya degindikten sonra deyimin anlam olarak
nitelenmeyecegini kitaptan rasgele aldigimiz bir örnekle açiklayalim:
Kitapta karisik ve felaketli zaman sözleriyle belirtilen bir anlam var.
Birden çok sözcügün olusturdugu bu anlama deyim adi verilebilir mi?
Süphe yok ki hayir! Ama bu anlamin özel kalibi olan ana baba günü
biçimindeki söze deyim adi verilir.
2-
Mustafa Nihat Özen yukariya aldigimiz sözlerinin son cümlesinden de
anlasilacagi üzere- tek sözcügü deyim saymamaktadir. Su halde kitabinda
deyimler arasina böyle sözcükleri almamasi gerekirdi. Oysa bunlari da
almistir. Iste örnekleri: Açiktan - Açmaz - Agalik - Agizdan - Akilca -
Akilli - Aksamci - Aptessiz - Arkali - Arkalik - Arkasiz - Ardinca
- Asilasi - Aylikli - Azicik - Baba - Babacan - Babaç - Babali - Bacaksiz
- Baslica - Basliksiz - Bastakiler - Bastan - Belali - Besmelesiz - Beyinsiz -
Bican - Billah - Birlik - Birden
- Biri - Bogazli - Bogazsiz - Bosuna - Boydan - Boysuz -
Buyur - Buyurun - Can - Candan - Cangah - Canim - Çamur
- Çenebaz - Çeneli - Çulsuz - Daglarca - Delismen -
Dilbaz - Dillenmek - Dilli - Eyvallah.
3-
Özön söyle demektedir:
Atasözleri ile tabir arasindaki farki kisaca söyle anlatmak
kabildir: Atasözleri bir hüküm anlatir tabir ise bir durum
bildirir. Dumanli hava aramak (kurt dumanli havayi sever).
-Ayagiyla gelmek (ayagiyla gelene ölüm olmaz). - Alçak esek (alçak esege
kim olsa biner). - Ayagi tastan sakinmak (itin ayagini tastan mi sakiniyorsun?).
- Altin anahtar (altin anahtar her kapiyi açar) vb.
a) Burada ayraç disindaki sözlerin deyim, ayraç içindekilerin de atasözleri
örnegi olarak verildigi anlasiliyor. Ancak Itin ayagini tastan mi
sakiniyorsun? sözü, atasözü degil, deyimdir. Ayagi tastan sakinmak diye bir
deyim de yoktur.
b) Atasözleri bir hüküm anlatir denmekle atasözlerinin gerçek ayirici
özelligi belirtilmis olmuyor. Çünkü bir hüküm (yargi) bildirmesine karsin
atasözü olmayip deyim, ya da bayagi söz olan sayisiz tümce vardir. Bunu,
Ebüzziya'nin Durubi Emsal-i Osmaniyye'sini incelerken de açiklamistik.
c) Özön, atasözlerini tanimamiz için atasözleri bir hüküm anlatirdan
baska ölçü de vermiyor. Bu ölçüye göre, kitapta deyimler arasinda bulunan:
Açmaza düsmek.
Agizdan çikani kulak isitmemek.
Önayak olmak. gibi sözler,
O açmaza düstü.
Filancanin agzindan çikani kulagi isitmiyor.
Bu ise ben önayak oldum.
biçiminde yargi bildiren kiliklara girerlerse atasözü sayilacaklar.
Yine bu ölçüye göre kitapta deyim olarak gösterilen:
Çingene haraççisina benzer.
Onunla cennete bile gitmem.
Olur olmaz dua ile defulacak bela degil.
gibi sözler, yargi bildirdikleri için, atasözüdürler(!)
4-
Yalniz deyimleri içine almak üzre hazirlanmis olan bu eser
de atasözleri de yer almistir:
Ahlatin iyisini dagda ayi yer.
Armudun iyisini ayi yer.
Allah sekizde verdigini dokuzda almaz.
Anasina bak, kizini al.
Bes parmak bir degil.
Can cümleden aziz.
Çocuktan al haberi.
El mi yaman, bey mi yaman?
5-
Deyimler arasinda, deyim olmayan birçok söz bulunmaktadir. Örnekler:
Aci patlican - Zehir gibi aci - Aç kurt (gerçek anlamda) - Dükkan açmak -
Agir hastalik - Agir is - Kalp akçe (gerçek anlamda) - Akil kabul edecek sey
degil - Aksam namazi (gerçek anlamda) - Vallah - Billah - Bismillah -
Elhamdülillah -
Estagfurullah - Fesüphanatiah - Ibadullah - Insallah - Veliyyullah - Min
tarafillah - Baç almak - Kiz atmak - Arap ati (gerçek anlamda) - Av kusu
(gerçek anlamda) - Toz almak - Boy entarisi - Is buyurmak - Ne buyurulur -
Buyurun gidelim - Gene buyurun insallah - Bokluca bülbül (gerçek anlamda) -
Temel çivisi (gerçek anlamda) Ay gördüm Allah amentü billah, aylar mübarek
olsun elhamdülillah.
:::::::::::::

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #2 : 29 Aralık 2010, 16:49:54 »
TÜRK ATA SÖZLERI (Mustafa Nihat ÖZÖN)
1952'de yayimlanan birinci baskisi 8257 numaralanmis atasözü ile 1470
numaralanmamis deyimi, 1956'da yayimlanan ikinci baskisi 8600 numaralanmis
atasözü ile 2250 numaralanmamis deyimi içine alan bu eserin önsözünde
simdiye kadar çikmis olan belli basli atasözü kitaplarinda görülmüs
olanlarin toplandigi söylenmekte ve kaynaklar söylece belirtilmektedir:
Velet Izbudak tarafindan yayimlanan Atalar Sözü, Sinasinin, Ebüzziya'nin,
Vefik Pasa'nin atasözlerini derleyen kitaplari, Divanü Lügat-it Türk ve
Lehçe-i Osmani.
Yazar, Sinasi'nin atasözü için söyledigi hikmet-ül-avam tanimini
benimsemekte Ebüzziya'nin atasözüyle deyim için verdigi tanimlari da kabul
etmis görünmektedir. Bundan baska iki çesit sözü ayri ayri göstermek için
atasözlerini kitabin metnine deyimleri de sayfa altlarina koydugunu
bildirmektedir.
Simdi düsüncelerimizi siralayalim:
1-
Atasözleri bölümünde pek çok deyim ve baska söz vardir.
Asagidaki maddeler, atasözleri bölümünde karisik olarak yazili bulunmaktadir.
Biz bunlar arasindan on tane atasözü seçerek listenin ön sirasina aliyor,
arkasindan da atasözü olmayanlari veriyoruz:
Iki el bir bas içindir.
Bal bal demekle agiz tatlilanmaz.
Körün istegi bir göz, ikisi olursa ne söz.
Yoldan kal, yoldastan kalma.
Davacin kadi olursa yardimcin Allah olsun.
Can çikar, huy çikmaz.
Say beni, sayayim seni.
Akacak kan damarda durmaz.
Et tirnaktan ayrilmaz.
Mal canin yongasidir.
Kancayi takti - Ocagi söndü - Mekik gibi segirdir - Islak kargaya dönmüs -
Cin gibi akli var - Aramakla ele geçmez - Parasi çok akli az - Diliyle
yakalandi - Çaylak yavru kapar gibi - Eser savurur - Horoz ibigi gibi bir
yana sallanir - Mecnun gibi beyabanda gezer - Yaka yika bitiremedi - Gavur
gemisi gibi yan gider - Yaz yagmuru gibi gelir geçer - Hanci tavugu gibi
yolcu artigindan geçinir - Paçalari sivayip da giristi ise - Kulaginda davul
çalinir - Cennet kusu, bir seye akli ermez zavalli - Baba oglunun fenaligini
istemez - Lakirdi ile is bitmez - Fen söz çekilmez - Ceviz ile ekmek yemesi,
güzel ile muhabbet etmesi iyi olur.
Görelim ayine-i devran ne suret gösterir.
Kesilse ristesi sem'in ziyasi artar eksilmez.
Gönüldendir sikayet kimseden feryadimiz yoktur.
Cahilin alim katinda sözünün miktari yok,
Kendi esek, giydigi çul, basinin yulari yok.
Cehd eyle malini etme israf,
Düsmana kalirsa da dosta olma muhtaç.
2-
Deyimler bölümünde pek çok atasözü ve baska söz vardir. Asagidaki maddeler
deyimler bölümünde karisik olarak bulunmaktadir. Biz bunlar arasindan on
tane deyim seçerek listenin ön sirasina aliyor, arkasindan da deyim
olmayanlari veriyoruz:
Araliga gitmek - Bas göz etmek - Çantada keklik - Dirsek çevirmek - Eski
göz agrisi - Içli disli - Kapagi atmak - Kör dögüsü - Su götürür - Uzun
uzadiya.
Görünüse aldanma.
Amca, baba yarisi.
Deliden uslu haber.
Soran yanilmamis.
Yasa yasa gör temasa.
Kavganin iyisi olmaz.
Yarim elma gönül alma.
Bir inat bir murat.
Varak-i mihr ü vefayi kim okur kim dinler - Vera-yi perdede esrar var zuhur
edecek - Uyku geldi bedene ne mutlu kalkip gidene - Gele gide - Vaktinde
gerek - Bildigin gibi degil - Soygun vermis abdala döndü - Taziya dönmüs -
Yabanin ayisi - Küp gibi - Çiçek gibi - Yilan gibi - At gibi - Esek gibi
çalisir - Iplige bamya dizer gibi - Kediyle köpek gibi - Daha çelik çomak
oynar - Söz anlamaz - Allame kesildi - Çattik belaya müstef'ilatün - Dedigi
geldi çikti.
3-
Ayni nitelikte olan, dahasi kimi sözcük ve çekim degisikliginden baska
aralarinda ayrim bulunmayan pek çok maddeler kitabin hem atasözleri
bölümünde, hem deyimler bölümünde gösterilmistir:
Adi kaale alinmaz. (Atasözleri bölümündedir)
Adi kaale gelmez. (Deyimler bölümündedir)
Çanak açiyor. (Atasözleri bölümündedir)
Çanak tutmak. (Deyimler bölümündedir)
Çikti dokuza inmez sekize. (Atasözleri bölümündedir)
Binmis dokuza inmez sekize. (Deyimler bölümündedir)
Atin ürkegi yigidin korkagi. (Atasözleri bölümündedir)
Atin dorusu yigidin delisi. (Deyimler bölümündedir)
Dolap beygiri gibi döner. (Atasözleri bölümündedir)
Degirmen beygiri gibi dolasir. (Deyimler bölümündedir)
El yumrugunu yemeyen kendini kahraman sanar. (Atasözleri bölümündedir)
El yumrugu yemeyen kendi yumrugunu degirmen tasi sanir. (Deyimler bölümündedir)
Anasindan emdigi süt burnundan geldi. (Atasözleri bölümündedir)
Anamdan emdigim süt burnumdan geldi. (Deyimler bölümündedir)
Deliden al uslu haberi. (Atasözleri bölümündedir)
Deliden uslu haber. (Deyimler bölümündedir)
Kurtla koyun kiliçla oyun. (Atasözleri bölümündedir)
Kurtla koyun bir arada olmaz. (Deyimler bölümündedir)
Aci aciyi bastirir. (Atasözleri bölümündedir)
Aci aciya su sanciya. (Deyimler bölümündedir)
Saglik hastalik bizim için. (Atasözleri bölümündedir)
Hastalik saglik bizim için. (Deyimler bölümündedir)
Yigidim yigit olsun da duragim çali dibi olsun. (Atasözleri bölümündedir)
Erim er olsun da yerim çali dili olsun. (Deyimler bölümündedir)
Her tarladan bir kesek. (Atasözleri bölümündedir)
Her tarladan bir nakil, her adamdan bir akil. (Deyimler bölümündedir)
Horoz akilli adam. (Atasözleri bölümündedir)
Horoz akilli. (Deyimler bölümündedir)
Kazanirsan dost kazan, düsmani anan da dogrur. (Atasözleri bölümündedir)
Kazanirsan dost kazan. (Deyimler bölümündedir)
Seriat zahiredir. (Atasözleri bölümündedir)
Seriat zahire hükmeder (Deyimler bölümündedir)
Var Marko Pasa'ya derdini yan. (Atasözleri bölümündedir)
Derdini Marko Pasa'ya anlat. (Deyimler bölümündedir)
4-
Mustafa Nihat Özön, kaynak olarak seçtigi eserlerde ne
varsa, hiç bir degerlendirme süzgecinden geçirmeyerek hepsini almistir.
Bundan dolayi:
a) Kaynaklarda kimi zaman yanlis, degisik biçimlerle yazili bulunan ayni
söz, bu kitapta da -dogru ve yanlis olarak- birkaç kez yer almistir.
b) Kitaba ne atasözü ne de deyim olan birçok sözler girmistir.
Bu durum, kitaptaki söz sayisini, gereksiz yere, çogaltmistir.
5-
Özön, kaynaklarinin yapmadigi bir isi yaptigini, yani atasözleriyle
deyimleri ayri ayri gösterdigini söylemektedir. Ama yukarida örnekleriyle
gösterdigimiz gibi bu bir ayirma degil, karistirma olmustur.
:::::::::::::
TÜRK ATASÖZLERI VE DEYIMLERI (Feridun Fazil TÜLBENTÇI)
Mart 1963'te çikan bu eser 402 sayfadir. Içinde numaralanmis 15080 söz
bulunmaktadir. Toplayan (Tülbentçi) söyle demektedir: Ata sözleri ile
deyimleri birbirlerinden ayiranlar ve bu suretle kitaplarinda bir tasnif
yapan yazarlar olmustur. Ancak vücuda getirdikleri kiymetli eserlerinde bu
farki çok güzel ifade ettikleri halde tasnifte hataya düsmüsler,
deyimlerle ata sözlerini ister istemez birbirine karistirmislardir. Biz,
Türk Atasözleri ve Deyimleri adini verdigimiz bu kitapta eslafa uyarak
herhangi bir tasnif yapmak cesaretini kendimizde göremedik.
Bu duruma göre eserde atasözleriyle deyimlerin birbirine
karistirilip karistirilmadigi konusu üzerinde durmayacagiz.
Üzerinde duracagimiz noktalar sunlardir:
1-
Önsözde Sinasi'nin durub-i emsal tanimi begenilmekte ve benimsenmektedir.
Biz ise, yukarida görüldügü üzere, bu tanimi yetersiz bulmustuk.
2-
Yine önsözde atalar sözü umumiyetle bir hüküm ifade eder denilmektedir. Bu
da Ebüzziya'nin taniminda bulunan bir görüstür ki yukarida elestirmistik.
3-
Kitapta atasözleriyle deyimlerin ayri ayri gösterilmedigi bildirildiginden
bu konu üzerinde durmayacagimizi söylemistik. Ancak eserin önsözünde
atasözleri örnekleri arasinda:
Mart havasi gibi bir halde durmaz.
sözü de görülmektedir. Bunun atasözü olmadigi açiktir.
4-
Tülbentçi, eserini sunarken içinde 15 binden fazla ata sözü ve ayni degerde
deyim vardir ki simdiye kadar nesredilmis olanlarin söz adedi bakimindan en
zenginidir diyor. Bizim görüsümüz sudur ki kendisi de, M.N. Özön gibi,
kaynaklardaki sözleri degerlendirip elemedigi için kitaba giren söz sayisi
çogalmistir. Bir eleme yapsaydi, bunlarin birçogu kitaba girmeyecekti.
Örnegin, kitabin hemen basinda 1, ve 2 numara ile gösterilen:
1- Ay ay dogmus.
2- A benim ruh-i revanim seven ölsün mü seni?
sözleri, deyimler arasinda da atasözleri arasinda da yer alamaz.
Kitabin sonunda ise su sözler var:
15076- Zülf-i yar.
15077- Zülf-i yara dokunacak lakirdi söyler.
15078- Zülf-i yara dokundu.
15079- Zülf-i yara dokunma.
15080- Zülf-i yara dokunur.
Bunlara ve benzeri örneklere ayri ayri yer ve numara verildikten sonra
15080 sayisini 25080'e, 35090'a yükseltmek isten degildir. Çünkü yukarida
görülen çekimli biçimler arasina, sözgelisi:
Zütf-i yara dokunmus.
Zülf-i yara dokunuyor.
Zülf-i yara mi dokunayim?
Zülf-i yara dokunsa ne çikar.
Zülf-i yara dokunmasin.
gibi cümleler de katilabilirdi.
Dogrusu ise sadece zülf-i yara dokunmak diye bir deyim göstermekti.
5-
Bu eserde ne atasözü ne de deyim sayilamayacak birçok söz bulunmaktadir.
Iste örnekleri:
Bab-i hümayun kapisi - Çelik gibi sert - Dana yedigi tasi bilir - Denaet,
rezalet - Hepsi bitti de o mu kaldi - Her sözünde bir nükte var - Irgat
gibi çalisir - Irk ve nesli pak - Iskatçi hoca - Islak tavuk - Içi baska
disi baska - Ilim yalniz cehli giderir - Ilim yumusak dösekte yatmaz - Kargir
iratlari mi var - Kartal'a variyor - Kartalha giriyor - Ovada kus
uçar - Yar ü agyar - Yetimin hakkini yiyen berbat olur - Orasin saki-i
gülçehrenin ibrami bilir.
6-
Kaynaktaki eski yazinin yeni yaziya çevrilirken dogru okunamamis olmasindan
ya da kaynaktaki yanlis sözlerin oldugu gibi alinmis bulunmasindan, bu eserde
epey yanlis söz vardir. Ayrica, bunlarin kimisi ne atasözüdür ne de deyim.
Örnekler:
Çagrilan yere arinma, çagrilmayan yere görünme.
(Arinma degil `erinme okunacaktr. Erinmek, üsenmek demektir.)
Küçük iser, büyük dayanir düser.
(Dayanir degil tayinir okunacakti. Tayinmak ayagi kaymak demektir.)
Boruda pesrev olmaz, ne çikarsa bahtina.
(Zurnada olacakti. Kitapta dogrusu da vardir.)
Kart agacin bükülmesi güç olur.
(Agaç yasken egilir, olacakti. Kitapta dogrusu da vardir.)
Ab ve dane serpilir, insani kismet gezdirir.
(Ab ü dane ... okunacakti.)
Saf na'l dür endiselerin matmai nazarlaridir.
(saff-i nial, dur-endiselerin matmah-i nazarlaridir okunacakti.
Ilerisini düsünenler bir kurulun hep asagi tarafinda oturmak isterler
demektir.)
Ilim, ilmi Altahtir.
(ilmullah okunacakti.)
Hem silahli hem külahli.
(Gece silahli gündüz külahli olacakti. Kitapta dogrusu da vardir.)
Insan okurken yanilir.
(Hoca, ya da imam- okurken yanilir olacakti.)
Kesesine güvenen borazanci basi.
(Nefesine güvenen borazanci basi olur olacakti. Kitapta nefesine
elverirse borazanci basi ol diye dogru bir biçim de vardir.
Sinasi'nin kitabindan alinan bu sözdeki nefesine sözcügünü Sadi G.
Kirimli, `Atalar Sözü adli eserine geçirirken yanlis olarak `hefsine diye
okumustur.)
TÜRK ATASÖZLERI
(Milli Kütüphane Genel Müdürlügünce hazirlanmistir)
Önsözünü Adnan Ötüken'in yazdigi bu yapit, Milli Egitim Bakanligi'nin
Bin Temel Eser dizisi arasinda 1971'yilinin Ocak ve Subat aylarinda iki
cilt olarak yayimlanmistir.
Dizinin 47'ncisi olan birinci cilt, 15 sayfalik önsözden sonra 200 sayfadir.
Içinde A-G harfleriyle baslayan 5411 söz bulunmaktadir. Dizinin 48'incisi
olan ikinci cilt ise 201-391 sayfadir. G-Z harfleriyle baslayan sözleri
kapsamakta ve
10730'uncu söz ile sona ermektedir. Kitaba alti sayfalik bir bibliyografya
ile dokuz sayfalik bir sözlük eklenmistir.
Elestirmelerimizin ayrintilarina girmeden önce söyleyelim
ki bu kitap, Milli Egitim Bakanligi'nin temel eserleri arasinda çiktigina
göre her bakimdan olgun ve bu konuda simdiye degin çikarilanlardan üstün
olmali idi. Öyle olmamis, birçoklarinin gerisinde kalmistir.
Elestirilerimizi siralayalim:
1-
Adnan Ötüken'in yazdigi önsözde atasözünün ve deyimin
tam, dogru tanimlari yapilamamis; bu kavramlar, bulanik anlatimlarla
birbirine karistirilmistir.
Ilk satirlarda atasözü için söyle bir tanim vardir;
Atasözü umumi bir adlandirmadir. Bunun içerisinde
darbimeseller ve tabirler = deyimler yer alir. Darbimesel,
çesitli sekilleriyle her seyden önce bir hüküm ihtiva eder.
Ikinci sayfada bununla çelisen su düsünce ileri sürülmüstür: Hüküm ihtiva
eden atasözü denmesi ve bunlarin disinda kalanlarin da deyim adiyla
adlandinlmasi dogru olur.
Birinci tanima göre darbimesel, hüküm ihtiva eder. Ikinci tanima göre
hüküm ihtiva eden söz, atasözüdür: Öyle ise tarbimesel = atasözü olmaktadir.
Oysa söze baslanirken atasözünün hem darbimeseli hem de deyimi içine aldigi
belirtilmisti. Önsözün son sayfasindaki on binden fazla atasözü (darbimesel
ve tabir) bir araya getirildi tümcesinin yazilisindan da atasözünün
darbimesel ile esanlamli sayilmadigi ve deyimin, atasözü kavraminin
kapsami içine alindigi halde darbimeselin bu kapsam disinda birakildigi
anlasiliyor.
Öte yandan yine önsözde atasözleri için ayri, deyimler için
ayri örnekler veriliyor; böylece birbirinden ayrilabilen iki söz
çesidinin bulundugu kabul edilmis oluyor.
Bu ikili ve karisik gürüsün etkisi, kitabin adinda da kendini gösteriyor:
Dis kapakta Türk Atasözleri ve Deyimleri, iç kapakta Türk Atasözleri
yazilidir.
2-
Önsöz yazari, atasözü taniminda kullandigi hüküm ihtiva eder ölçüsünü
Ebüzziya'dan almistir. Atasözü için bir hükmü tazammun eder ölçüsünü veren
Ebüzziya'dir. Hüküm tasimanin atasözü taniminda dogru bir ölçü olmadigini,
yukarida, rahmetlinin Durub-i Emsal-i Osmaniyye'sini elestirirken ortaya
koymustuk. (Bkz. s. 60).
Atasözü hüküm ihtiva eder düsüncesini benimsemis olan önsöz yazari,
örnekler siralarken:
Kanimi kuruttu - Tasi siksa suyunu çikarir - Öküz öldü, ortaklik ayrildi...
gibi sözleri deyim olarak göstermekle düsüncesinin tersi olan bir davranista
bulunmustur. Çünkü sözler hüküm ihtiva ettiklerine göre, yazarca, atasözü
sayilmali idiler; ama deyim olarak verilmislerdir. (Dogrusu da deyim
olduklaridir.)
3-
Önsözde deyimler için Deyimlerin esas karakteri (bir hal ifade etmek)tir.
Bunlarda darbimesellerde oldugu gibi hüküm unsuru bulunmaz, denilmektedir.
Bu da Ebüzziya'nin ölçüsüdür. Ebüzziya'nin sözleri söyledir: Tabir itlak
eyledigimiz akval ise bir hali musavvirdir. Anda meselin haiz oldugu hüküm
yoktdur. Deyimin böyle tanimlanamayacagini da daha önce (s. 62-63)
açikladigimizdan burada o sözleri yinelemeyecegiz.
4-
Önsözdeki: Darbimesel, bir vaka veya olusumun = meydana gelisin es veya
benzer manasini ihtiva eden bir halk düsüncesini veya felsefesini dile
getir. Cümlesi de Ebüzziya'nin ve Sinasi'nin düsünceleridir. Ebüzziya,
darbimeseli açiklarken: Bir hadiseyi, bir emri temsil tarikiyle tarif,
Sinasi de: Durub-i emsal ki hikmet-ül-avamdir der. Biz Ebüzziya'nin bu
sözlerini elestirirken (Bkz. s. 60) temsili olan atasözleri gibi temsili
olmayan atasözlerinin de bulundugunu göstermistik. Önsöz yazari, örnek
olarak siraladigi atasözleri arasina temsili olmayan - yani kendisinin
tanimina uymayan;
Acele ise seytan karisir.
Cahile laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan güçtür.
Çok söyleyen çok yanilir.
Çok yasayan bilmez, çok gezen bilir.
sözlerini de almistir. Demek ki temsile dayanan tanim eksiktir.
Ayrica Sinasi'nin hikmet-ül-avam=halk felseesi tanimindaki eksiklik üzerine
yazdiklarimizi (s. 57-58) burada da animsatmak isteriz.
5-
Önsözde -yetersiz olmakla birlikte- atasözü ve deyim kavramlari üzerinde
durularak her söz çesidi için ayri ayri örnekler gösterilmesine karsin
metinde atasözleri ve deyimler ayri ayri bölümlerde verilmemis, bütün sözler
karisik olarak abece sirasina konulmustur. Bu da atasözleriyle deyimleri
ayirt etmeyi göze alamamanin belirtisi ve ayirt etmeyi basarabilmek için
önsözde kesin ölçüler verilememis olmasinin dogal sonucudur.
6-
Benzetmeli, mecazli, nükteli her söz deyim degildir. Deyim sayilsa
sanatçilarin yapitlarinda görülen onbinlerce güzel sözün deyimler arasina
alinmasi gerekir. Bu kitapta deyim olmayan, dahasi güzelligi bulunmayan
yüzlerce -belki de binlerce- söz vardir. Örnekler görelim:
Abdestsiz yere basmaz - Adamdan baska her seye benzer
- Adimina yüz altin verse ayagimi atmam - Agizlanmis - Ahmed'in öküzü gibi
ne bakarsin - Anbardan yemeye benzer - Akrep gibi hemen sokar - Ari gibi
sokar - Asmaga götürseler bir parasi yok - At gibi kisniyor - Ay parçasi
gibi parlar - Ben seni severim gördügüm yerde - Elinde kezzap mi
var acep - Yana yana - Zaloglu Rüstem kesildi basimiza - Zannimiz gibi
çikmadi - Zayiflamis taziya dönmüs - Zemheri sogugu gibi soguk söylüyor.
7-
Her dogru söz, her bilgece söz, atasözü olmaz. Biraz önce deyimler için
söyledigimiz gibi, eski, yeni siirlerimizde; baska sanat yapitlarimizda,
ahlak, ögüt kitaplarinda, düsünürlerin yazilarinda birçok dogru sözler ve
ögütler vardir. Bunlara atasözü denilebilseydi, atasözlerimizin sayisi da on
binleri bulurdu. Bu incelige dikkat edilmediginden, kitap -tatsiz, soguk ve
birçogu bilgece söz söyleme özentisi olan- rasgele gerçeklerle, ögütlerle
doldurulmus, söz sayisi bos yere çogaltilmistir. Bunun, atasözü anlayisini
soysuzlastirmak gibi bir zarari da vardir. Kitaptaki bu tür sözlerden
örnekler:
Aç kiminle olsa savasir.
Adamin hayirlisi halka faydali olandir.
Akil bir ankadir.
Akil tecrübe ile kemal bulur.
Alim de bir cahil de bir, ikisi de Allahin kulu degil mi?
Amelsiz alim, elinde fener bulunan amaya benzer.
Balik sudan çikinca hapi yutar.
Bir hüner-ver yüzyilda zuhura gelir.
Cahil olan vakitsiz öten horoz gibidir.
Dövülmek esege yarasir, edepsizlik etme.
Kaside sairlerin keskülüdür.
Sebepsiz bagirmak deliliktir.
Sikke ve hutbe padisahlik siaridir.
Terbiyesiz insan kalaysiz kap gibidir.
Züht ü tekva bir agaçtir ki kökü kanaat, meyvasi rahattir.
8-
Kitaptaki sözler arasinda, derleyicinin hosuna gittigi anlasilan, divan
edebiyatindan alinmis dizeler de vardir. Bunlarin kimisi daha önce çikan
kitaplardan oldugu gibi alinmistir. Ne atasözü, ne deyim olan bu dizelerin
de kitaba alinmamasi gerekirdi. Örnekler:
Akil düser mi düstügü zindana bir dahi?
Bakilmaz hatir-i ahbaba hiç dilber hususunda.
Bir küçük su görünür eskime nisbet derya.
Böyle saha kul olan ister mi azad olmayi?
Dert ile bimar olan elbette dermanin arar.
Ehl-i dil birbirini bilmemek insaf degil.
Gönüldendir sikayet kimseden feryadimiz yoktur.
Hased-i kalb-i adüv lutf ile zail olmaz.
Hep çekticegim kendi ceza-yi amelimdir.
Kande olsa asik-i biçare cananin arar.
Kerem gördükçe ey Baki gedalardan rica atar.
Mangal kenari kis gününün lalezaridir.
Muhabetten Muhammet oldu hasil.
Padisahlar mülkünü elbette viran istemez.
Saltanat dedikleri ancak cihan kavgasidir.
Sen herkesi kör alemi sersem mi sanirsin?
Bunlar arasinda, kaynaklarda dogru oldugu halde bu kitaba yanlis
geçirilmis olanlar bulundugu gibi kaynaklara yanlis alinmis ve buraya
degerlendirilip elenmeden aktarilmis olanlar da vardir. Kimisi, aruz bilen
bir derleyicinin farkina vararak yapmayacagi yanlislardir. Örnekler:
Ayagi yere mi basar zülfüne berdar olanin.
(Neeati'nindir. Sinasi ve Özön dogru olarak, Ayagi yer mi
basar... diye almislardir.)
Dahleden dinimize bari Müslüman olsa.
(Müselman okunmali idi.)
Elde istidat olunca is kendini gdsterir.
(Is kendini degil, kar kendindir.)
Mihneti zevk etmedir alemde hüner.
(Mihneti kendüyi zevk etmedir... olacak.)
Rakip ölsün de Mevla Cennet-i alasinda yer versin.
(Cennet-i alada olmali idi.)
Zalimin riste-i ikbalin bir ah keser.
(Dogrusu ikbalini dir.)
9-
Atasözlerinin ve deyimlerin genel olarak kaliplasmis bir tek
biçimi bulundugunu, ancak kimi sözlerin kaliplasmis birkaç
biçimle söylendigini biliyoruz. Bu kitapta ise bir tek kaliplasmis biçimi
bulunan kimi sözler, ya dogru biçimiyle birlikte yanlis bir biçimle de
gösterilmis, ya da sadece yanlis bir biçimle verilmistir. Yanlis biçimli
sözlere örnekler:
Abdal abdalin ne umdugunu ister, ne buldugunu.
(Vefik Pasa'da ve Üzön'de de böyledir. Dogrusu; Kardes kardesin ne
öldügünü ister, ne ondugunu.)
Aç ölmez benzi sararir.
(Vefik Pasa'da ve Özön'de de böyledir. Dogrusu; Borçlu ölmez benzi sararir.)
Adam kitliginda keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
(Dogrusu; Koyunun bulunmadigi yerde keçiye...)
Agaç daliyla gürler.
(Dogrusu; Agaç yapragiyla gürler.)
Atesten korkan soguk suyu üfler içer.
(Dvgrusu; Sütten agzi yanan yogurdu...)
Darilmis kudurmustan beter.
(Dogrusu; Dadanmis -alismis- kudurmustan beterdir.)
Insana kardes; gibi yar, Irak gibi diyar olmaz.
(Vefik Pasa'da ve Özön'de de böyledir. Dogrusu; Ana gibi yar, Bagdat gibi
diyar olmaz.)
Zincirini biraz çekmeli.
(Dogrusu: Dizginini çekmek.)
10-
Önsözde bir atasözünün çesitli söylenisleri varsa bunlardan en çok yaygin
olani alindi denilmektedir. Bu söz, kitabin metnine birkaç bakimdan
uymamaktadir. Asagiya aldigimiz örneklerde de görülecegi üzere:
a) Sözlerin yaygin olani ile birlikte yaygin olmayani da alinmistir.
b) Alinan sözler arasinda, az yaygin olmak söyle dursun
-yukarida görüldügü gibi- atasözü ve deyim olmayanlar pek
çoktur.
c) Ayni sözün çok az degisiklikle, dahasi oldugu gibi arka
arkaya iki kez yazildigi ve ayri ayri numaralandigi da olmustur Örnekler:
Aç gezmekten ise tok ölmek evladir.
Aç gezmekten ise tok ölmek yegdir.
Aç kilica sarilir.
Aç olan kilica sarilir.
Anasinin ak sütü gibi helal.
Anasinin sütü gibi helal.
Anasinin nikahini ister.
Bir adimina anasinin nikahini ister.
Basibos birakmaya gelmez.
Basini bos birakmaya gelmez.
Bir yigit ne kadar kahraman olsa sevdigine yenilir.
Bir yigit nice kahraman olsa sevdigine yenilir.
Cin akilli.
Cin akillidir.
Çul tutmaz.
Çul tutmazin birisi.
Dilimde tüy bitti.
Dilimde tüy bitti söyleyi söyleyi.
Egri oturalim dogru konusalim.
Egri oturalim dogru söyleselim...
Garib kusun yuvasini Tanri yapar.
Garip kusun yuvasini Hazreti Allah yapar.
Helal mal kaybolmaz.
Helal mal zayi olmaz.
Girbal ile su tasinmaz.
Kalbur ile su tasinmaz.
Kuru yaninda yas da yanar.
Kurunun yaninda yas da yanar.
Timar sipahisi zügürtledikçe eski defteri yoklar.
Timar sipahisi zügürtledikçe eski defter yoklar.
Zebani kilikli.
Zebani kilikli bir hain.
Zulmü kendi nefsinedir.
Zulmü kendinedir.

Resim - Oyun Forum - Müzik Forum - Mirc İndir - Film İzle - Sinema İzle

Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #2 : 29 Aralık 2010, 16:49:54 »

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #3 : 29 Aralık 2010, 16:50:32 »
588- Akrep etmez akrabanin akrabaya ettigini.
589- Akrep etmez akrabanin akrabaya ettigin.
1223- Asiklik asikdaslik etmisler.
1224- Asiklik asikdaslik etmisler.
2204- Bir agizdan çikan bir agiza yayilir.
2205- Bir agizdan çikan bin agiza yayilir.
2466- Borç benim kasavet senin mi?
2467- Borç benim kasavet senin mi?
3326- Darilmis ise aksam kapakli sahanlari göndermesin.
3327- Darilmis ise aksam kapakli sahanlari göndermesin.
4446- Elin ile koymadigin seye dokunma.
4481- Elinle koymadigin seye dokunma.
6240- Iki pilav arasinda bir su gerek.
6241- Iki pilav arasinda bir su gerek.
11-
Tümce olarak kurulmus deyimlerin kimisi eylemin yalniz
bir çekimi ile kullanilir. Kimisi de eyleminin türlü çekimleriyle
kullanilabilir. Eyleminin türlü çekimleriyle kullanilabilen deyimler, o
eylemin mastariyle gösterilmelidir ki deyimin çekimle degisen biçimlerini
ayri ayri yazmak gibi sakat yollara sapilmasin. Kitap, bu konuda bir yöntem
izlememistir.
Kimi deyimler geçmis zaman, kimi deyimler genis zaman,
kimi deyimler simdiki zaman... kipi ile, kimi deyimler mastarlariyla
yazilmistir. Ayni deyimin birkaç kiple gösterildigi de olmustur. Örnegin,
kitaptaki:
Agzina tat bulasti - Akintiya kürek çeker - Ardi arkasi kesilmez - Zevkini
çikarir deyimlerinin her biri, kaliplasmis tek biçim degildir. Bunlar,
sözgelisi:
Agzina tat bulasir, agzina tat bulasacak.
Akintiya kürek çekti, akintiya kürek çekiyor.
Ardi arkasi kesilmeyen, ardi arkasi kesilmiyor.
Zevkini çikaracak, zevkini çikardim.
gibi baska çekimlerle de kullanilabilir. Bunlar, mastarlariyla:
Agzina tat bulasmak - Akintiya kürek çekmek - Ardi arkasi kesilmemek -
Zevkini çikarmak.
biçiminde gösterilirlerse türlü çekimlerle de kullanilabilecekleri anlasilir.
Bir çekimle gösterilmis olan sözlerden örnekler:
Ata et, ite ot döker - Avucunu yalasin - Bagrina basti - Bahtina küssün -
Baklayi agzindan çikardi - Bam teline basti - Basa güresir - Bogazimdan
geçmedi - Can kulagi ile dinlesene - Çam devirdi - Çanak açiyor - Delilsiz
dava görür - Dokuz dogurdu - Felege bas egmez - Gözden düstü - Her telden
çalar - Içi içine sigimyor - Ipin ucunu kaçirdi - Kafa tutar - Sirta kadem
basmis - Tuttugunu koparir - Yüz suyu döktü - Zevki humanna degmez.
Türlü çekimleriyle birkaç kez gösterilmis olan sözlerden örnekler:
Ak ile karayi seçebildi.
Ak ile karayi seçer.
Ak ile karayi seçti.
Anladim kazin ayagini.
Anladin mi kazin ayagini?
Aynayi al da yüzüne bak.
Aynayi alsin da yüzüne baksin.
Azi çoga tut.
Azimizi çoga tutsun.
Ayagina sicak su dökmeli.
Ayagina sicak su mu dökelim?
Bagdat'a tatar olacak.
Bagdat'a tatar olmus.
Çanina ot tikalidir.
Çanina ot tikti.
Çil yavrusu gibi dagildilar.
Çil yavrusu gibi dagitti.
Davacin kadi ise yardimcin Allah olsun.
Davacisi kadi olanin yardimcisi Allah olsun.
Davulu biz çaldik parsayi el topladi.
Davulu o çaldi parsayi baskasi topladi.
Zülf-i yar.
Zülf-i yara dokunma.
Zülf-i yara dokunur.
Korkarim zülf-i yare dokundu.
Mastarla gösterilen deyimlere örnekler:
Ara bulmak - Burun burmak - Çile çekmek - Dikine gitmek - Dize gelmek -
Dolabi düzmek - Eli varmamak - Gögüs germek - Hirsiza yol göstermek - Kabasini
almak - Oyuna gelmek.
12-
Önsözde kadini hor ve hakir gören sözlerin kitaba alinmadigi belirtilmistir.
Oysa kitaba kadini hor ve hakir gören çok agir sözler alinmistir. Iste
örnekleri:
At ile avrata inan olmaz.
Avradin kazdigi kuyudan su çikmaz.
Avradin saçi uzun olur, akli kisa.
Avradin yedigi giydigi olsa vay ol kisinin haline.
Avrattan vefa, zehirden sifa.
Kadin kisminin saçi uzun olur, akli kisa.
Kadinin saçi uzun, akli kisa.
Kadin yüzünden gülen ömründe bir kere güler.
Kadini sirdas eden tellal aramaz.
Kadinin yükledigi yük suraya varmaz.
13.
Yine önsözde milletimizi küçük düsürecek, milli duygulari incitecek
sözlerin kitaba alinmadigi bildirilmistir. Ya su söze ne demeli:
Halka gönül baglayan sonra pisman olur.
Ebüzziya'nin mali ve el-avam ke-l-hevam (halk böcekler gibidir)
felsefesinin geçerli oldugu çaglarin ürünü olan bu bilgece (!) sözü, Mustafa
Nihat Özön de kitabina almis ve bu kez halkçi devletimizin Milli Egitim
Bakanligi, Bin Temel Eser'in harci arasina koymustur. Önsözde gençlerin,
yeni nesillerin eline geçecegi için kitaba kötü vasifli tipteki
atasözlerinin alinmadigi açiklandigina göre bu sözün vasifta olmadigi
mi kabul edilmistir? Egitici niteligi söz götürmez olan atasözleri
kitabinda böyle bir söz, müstehcen adi verilen sözlerden daha sakincali
degil midir?
Tek basina su örnek bile ilkin yapilan bir yanlisin, daha
sonraki yapitlarda hiç incelenmeden, degerlendirilmeden kopya
edile edile nasil sürüp geldigini göstermeye yeter.
14-
Önsözde kaba, ayip, müstehcen sözlerin kitaba alinmadigi da
bildirilmektedir. Oysa bunlardan kimisinin, sözcükleri degistirilerek,
alindigi görülmektedir Örnekler:
Görmeyenin oglu olmus, tutmus kolunu koparmis.
Kilavuzu karga olanin burnu çamurdan çikmaz.
Deveye diken, insana kötülük eden.
Su degistirilmis biçimler, atasözlerinin kendileri degildir.
Ama bunlari okuyanlar, tirnak içine aldigimiz sözcüklerin
aslini hatirlayacaklarindan, kaba, ayip, müstehcen sözler kitaba
alinmamistir denilemez.
15-
Bu maddede sözcük yanlislarindan örnekler gösterecegiz:
a) Sözlük bölümünün basina atasözlerinde geçen Arapça ve Farsça
kelimelerin anlamlari diye yazilmistir. Oysa bu bölümde az bilinen birtakim
Türkçe sözcüklerle Bati dillerinden birkaç sözcügün anlami da verilmis
oldugundan bu sözcüklerin hangi dilden oldugunu daha önce bilmeyenler,
onlan Arapça ya da Farsça olarak ögreneceklerdir. Örnegin sunlar Türkçedir:
Ank, balaban, basmak, bay, boran, börk, çemrenmek, egin, issini bilmek,
kani, kanara, kavuk, kebe, koz, kösemen, köstek, kundak, kuskun, nesne,
saglamak, senek, simak, sulak, tekelti, torlak, us, yal, yilki, yordam.
b) Kumpas Fransizcadir. Mayna, pranga Italyancadir. Zangoç Ermenicedir.
c) Arapça olan humar sözcügüne sarhosluk anlami verilmistir. Dogrusu
içkiden sonra gelen bas agrisidir.
ç) Niam yazimiyla yazilan ve evet anlami verilen Arapça sözcügün dogrusu
naamdir. Arapçada niam nimetler demektir.
d) Zemmi imlasiyle yazilan ve Islam devletlerinin tabiiyeti altindaki
azinliklar anlami verilen Arapça sözcügün dogrusu zimmidir.
e) 242- Adet budur aherde gelir bezme ekabir.
Misraindaki aher sözcügü ahir olarak düzeltilmelidir. Arapçada aher baska,
ahir son anlamina gelir.
f) 2134- Biçak kadar boyu var.
sözündeki biçak, bacak olacaktir. Anlasiliyor ki bu söz eski
yaziyla yazilmis bir metinden alinirken yanlis okunmustur.
g) 2358- Bir para için yorgan yakar.
sözündeki paranin dogrusu, piredir. Bu yanlis da eski yazinin dogru
okunamamis olmasindan ileri gelmistir.
g) 3638- Deveye borç gerekirse boynun uzatir.
sözündeki borç sözcügünün dogrusu agacin taze dali demek olan burçtur.
Sözlük bölümünde burç da yoktur. Çünkü kitapta böyle bir sözcük bulundugu
bilinmemistir.
h) 4304- El ile arslan tutulur, güç ile güç tutulmaz.
sözünün ilk sözcügü de yanlis olarak el okunmustur. Dogrusu aldir. Kitapta
bu sözün -yeni yaziyle yazilmis bir metinden alinmis olmali ki- dogrusu da
vardir: 635- al ile arslan tutulur, güç ile gücigen (köstebek) tutulmaz.
Al hile demektir.
i) 4833- Ey asik, mihnetzede oldukça bunarsin. dizesindeki asik ile
mihnetzede arasinda virgül yok, esre vardir.
Dogru okunus, asik-i mihnetzededir. Oldukçanin dogrusu da buldukçadir.
i) 76%- Köpek bile bal yedigi çanaga pislik etme. sözündeki bal sözcügü
yal olacaktir. Bu yanlis da eski harfle yazilmis olan yalin bir nokta
ayrimiyla bal okunmus olmasindan ileri gelmektedir.
j) 7944- Küçük iser, büyük dayanir düser.
sözünde bulunan dayanir sözcügü de eski yazinin yanlis okunmus biçimidir.
Dogrusu tayinirdir ki ayagi kayar demektir. Bu yanlis, Özön'ün ve
Tülbentçi'nin kitaplarinda da vardir.
k) 9867- Üsrük devenin çulu egri gider.
sözündeki ilk sözcügün dogrusu esrüktür. Sarhos demek
olan bu sözcük de sözlük bölümünde yoktur. Belli ki söz,
eski yaziyla yazilmis bir metinden alinirken yanlis okunmustur.
Kitapta bu sözün yeni yaziyla yazilmis bir metinden alinan dogrusu da
vardir: 4668- Esrik devenin çulu egri gerek.
Elestirilerimiz burada bitiyor. Kitaptaki çesitli yanlislardan
buraya sadece beser, onar örnek aldik. Bunlar bes on kat daha
çogaltilabilir. Görülüyor ki:
Önsöz yetersiz ve karisik oldugu gibi söz dizisi de yanlislar,
tekrarlar ve ne atasözü ne deyim olan rasgele sözlerle doludur. Kitaba
girmemesi gerekenler atilir, yinelemeler ayiklanirsa kitaptaki 10730 sayisi
yarisina düser. Daha çok söz derlemis görünmek istegi, bundan önceki kimi
yapitlari hazirlayanlari da su kitabi düzenleyenleri de yanlis bir yöne
sürüklemistir. Bu tutum, atasözü ve deyim anlayisinin yozlasmasina yol açar.
Simdiye degin derlenmemis olan gerçek atasözlerimizi ve deyimlerimizi bulup
ortaya koymak ve böylece eldekilerin sayisini çogaltmak elbette büyük
hizmettir. Ama bunu yaparken çok titiz davranmak, bilgi ve sagduyunun
kilavuzlugundan ayrilmamak, kisacasi kas yapayim derken göz çikarmamak
gerekir.
:::::::::::::

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #4 : 29 Aralık 2010, 16:51:03 »
ELESTIRMELERIN GÖSTERDIGI SONUÇ
Elestirdigimiz bütün yapitlarda görülen ortak kusurlar söyle
özetlenebilir:
(1) Atasözleri ve deyimler üzerine yayimlanmis yapitlarda
bu sözlerin nitelikleri iyi incelenmemis, dolayisiyla bu söz çesitlerinin
özellikleri belirtilmemis, tam tanimlari yapilmamistir.
(2) Birçoklarinda atasözleri ve deyimler ayri ayri bölümlerde verilmemis,
karisik olarak siralanmistir.
(3) Sözleri ayri ayri bölümlerde vermeyen yapitlar atasözü
ve deyim olmayan dizelerle sanat ve düsünce eserlerinden alinmis sözlerle,
dahasi rasgele bayagi laflarla doludur. Böylece yapitlari hazirlayanlar
kendilerini daha çok atasözü ve deyim derlemis gibi göstermektedirler.
Oysa bu çesit sözler, gereksiz olmakla kalmamakta, zararli olmaktadir.
Çünkü atasözü ve deyim kavraminin yozlasmasina yol açmaktadir.
(4) Atasözleriyle deyimlere ayri ayri bölümlerde yer veren
yapitlarda dahi atasözleri arasina deyimler ve deyim olmayan sözler;
deyimler arasina da atasözleri ve rasgele baska sözler alinmistir. Bu
durum, iki söz çesidini birbirinden ayiran özelliklerin belirlenememis
olmasindan ileri gelmektedir.
(5) Yapitlari hazirlayanlar, daha önceki yapitlarda bulunan
sözleri bir inceleme ve degerlendirme süzgecinden geçirmeksizin
yanlislariyla, kusurlariyla kendi kitaplarina aktarmislardir.
Bütün bunlardan sonra belirtmek istedigimiz bir incelik
daha vardir:
Atasözlerinde ve deyimlerde, saydigimiz niteliklerden, verdigimiz kesin
ölçülerden baska kuralla belirtilemez bir hava, bir deyis güzelligi ve
soylulugu vardir. Bu havadan, bu güzellik ve soyluluktan yoksun olan sözler,
kurallara, ölçülere uygun görünseler de gerçek atasözü ve deyim degildirler.
Gerçek olanlarla olmayanlari ayirt edebilmek için onlarla çok
ugrasmak, yogrulup kaynasmak, onlarin büyülü inceliklerini sezecek bir
sagduyu kazanmis olmak gerekir.
:::::::::::::::::::::::
IKINCI BÖLÜM
ATASÖZLERI SÖZLÜGÜ
ABECE SIRALAMASINDA UYGULANAN YÖNTEM
Atasözlerini ve deyimleri abece sirasina koymada iki yöntem vardir:
1) Arka arkaya gelen sözcükleri bitisik ve tek sözcük gibi
düsünerek abece sirasina koymak. Yani asagidaki atasözlerini su sira ile
yazmak:
Elçiye zeval olmaz.
Elden gelen övün olmaz.
El elden üstündür.
El eli yikar, iki el yüzü.
El ile gelen dügün bayram.
Elin agzi torba degil ki büzesin.
Elin vergisi gönülün sevgisi.
El üstünde gömlek eskimez.
2) Önce yalin sözcükle baslayan sözleri, ondan sonra yalin sözcüge
eklenen harflerle olusmus sözleri siralamak, yani yukaridaki örnekleri su
sira ile yazmak:
El elden üstündür.
El eli yikar, iki el yüzü.
El ile gelen dügün bayram.
El üstünde gömlek eskimez.
Elçiye zeval olmaz.
Elden gelen övün olmaz.
Elin agzi torba degil ki büzesin.
Elin vergisi gönülün sevgisi.
Bu kitapta birinci yöntem uygulanmistir.
:::::::::::::
-A-
1- Abanin kadri yagmurda bilinir.
Bir seyin gerçek degeri, ancak ona çok gerekseme duyuldugu zaman iyi
anlasilir. Krs. Bugday basak verince orak pahaya çikar., As tasinca...
2- Aba vakti yaba, yaba vakti aba (Kürkü orak vaktinde, oragi kürk
vaktinde.)
Kisi, kendisine gerek olan seyleri vaktinden önce ve ucuz oldugu zaman
satin almalidir. Yazin aba, kisin yaba satin almak gibi.
3- Abdala kar yagiyor demisler, tiremeye (durmusum) demis.
Varliklilar için bir sikinti söz konusu olan durum,
yoksulluk ve sikinti içinde yasamakta olan kisi için
kaygi verecek bir sey degildir. O, bu yasantiya alisiktir:
Krs. Ölmüs koyun kurttan korkmaz. Kalendere kis geliyor...
4- Abdal ata binince bey oldum sanir, salgam asa girince yag oldum sanir.
Gürmemis kisi, rastlanti olarak layik olmadigi bir duruma kavussa bu durum
kendisinin hakki imis gibi aptalca böbürlenir.
5- Abdal dügünden, çocuk oyundan usanmaz.
Bir kimse sevdigi isi döne döne ve uzun süre yapmaktan bikmaz.
6- Abdalin dostlugu köy görününceye kadar.
Çikari dolayisiyla size yakinlik gösteren kisi, isini
yürütecek baska yollar bulunca sizinle ilgisini keser.
7- Abdalin karni doyunca gözü pabucundadir (yolda olur).

Çikarci kimsenin arkadasligi isi bitinceye kadardir.
8- Abdalin yagi çok olursa gah borusuna çalar, gah gerisine (Çobanin yagi
çok olursa çarigina sürer).
Varlikli, ama akilsiz ve hesapsiz kisi, malini gereksiz yerlere harcar,
telef eder. Krs. Kürdün yagi çok olunca...
9- Aca dokuz yorgan örtmüsler, yine uyuyamamis. (Açin uykusu gelmez).
1) Aç olan kimse, ne türlü rahatlik saglanirsa saglansin, dinlendirilemez;
uyuyamaz.
2) Bir gerekseme içinde bulunan kimse, ancak onun giderilmesiyle rahata
kavusturulabilir.
10- Acar tazi çullu da belli olur, çulsuz da.
Degerli kisi, gösterisi, giyim kusami olmasa da degerinden bir sey
yitirmez; nerede olsa taninir.
11- Acele ile menzil alinmaz.
Ivmekle daha çabuk sonuç alinir sanilmamalidir.
12- Acele ise seytan karisir.
Ivilerek yapilan is yanlis, bozuk olur.
13- Acele yürüyen yolda kalir.
Is yaparken iven sasirir, isini sona erdiremez.
14- Acemi katir kapi önünde yük indirir.
Beceriksiz ve anlayissiz kisi, kendisine yaptirilan isi
en kötü evresinde yüzüstü birakir.
15- Acemi nalbant kürt (gavur, ahmak) eseginde (ögrenir, usta olur) dener
kendini.
Isinde ustaliga erismemis kimse, ilk denemelerini heder olmasina
acinmayacak malzeme üzerinde yapar.
16- Aci aciyi keser (bastirir), su sanciyi, (Aci aciya, su
sanciya).
Bir güçlügü yenmek için baska bir güç yola basvurmak gerekir.
17- Acikan doyman (sanir), susayan kanmam sanir.
Uzun süre bir seyin yoklugunu çeken kimse, o seyden ne kadar çok elde
etse yine kendisine yetmeyecegi kanisinda bulunur.
18- Acikan ne olsa yer, aciyan ne olsa söyler (Acikan ne yemez,
aciyan ne demez.)
Geçim sikintisi içinde bulunan kisi, ne türlü bir geçim yolu bulursa onu
yapar. Cani yanan kisi de sonunu düsünmeden agzina geleni söyler. Krs. Aç
ne yemez, tok ne demez.
19- Acikli basta akil olmaz.
Büyük bir sikinti içinde bulunan kimsenin yaptigi
iste mantik aranmamalidir.
20- Acikmis kudurmustan beterdir.
Uzun zaman bir nesnenin yoklugunu çeken kisi, kudurmus gibi ona saldirir.
Gözü baska sey görmez. Krs. Alismis kudurmustan beterdir.
21- Acindan kimse ölmemis (Acindan ölmüs yok).
Kisi, zügürt olabilir. Issiz ve parasiz kalabilir. Ama
aç kalmaz. Bir geçim yolu bulur. Krs. Allah kulunu kismeti ile yaratir.,
Açik agiz aç katmaz.
22- Acindirirsan arsiz olur; aciktirirsan hirsiz olur.
Korudugunuz kimse, baskalarini ona acindirdiginizi göre göre arsiz olur.
Emeginin tam karsiligini vermediginiz kimse de hirsiz olur. Krs. Çok
söyleme arsiz edersin...
23- Aci patlicani kiragi çalmaz.
Ise yaramayan kimsenin bozulacak nesi vardir ki
zararli etkenler ona dokunsun?
24- Aci (kötü) söz insani (adami) dininden çikarir (tatli söz yilani
ininden çikarir), (Tatli dil yilani deliginden çikarir).
Kötü söz bir kimseyi çileden çikarir, kötü davranislara sürükler. Tatli
dil, azgin düsmani bile yola getirir.
25- Aciyan uyumus, acikan uyumamis.
Her türlü sikintiya katlanlir, açliga katlanilmaz.
26- Aç aç ile yatinca arada dilenci dogar.
Kari ve koca yoksul olursa bunlardan dogacak çocuk zengin olmaz ya.
27- Aça kuru ekmek bal helvasi gibi gelir. (Aça arpa ekmegi etten lezzetli
gelir).
Is bulamayan kisi, eline geçen çok küçük bir isi büyük bir nimet sayar.
28- Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.
Aç, hiçbir mazeretle susturulamaz. Çocuk da bir sey istedi mi, beklemek
bilmez.
29- Aç anansa (atansa) da kaç.
Aç her fenaligi göze almistir. En yakinlari için bile korkulacak bir
kimsedir. Krs. Aç, yanindan kaç.
30- Aç arslandan tok domuz yegdir.
Sadece soyluluk ise yaramaz. Soysuz olup para kazanan, soylu olup da para
kazanmayandan üstündür.
31- Aç (arik) at yol almaz, aç (arik) it av almaz.
Is gördügünüz kimseleri aç birakirsaniz kendilerinden yararlanamazsiniz.
32- Aç ayi oynamaz.
Kendisiyle kazanç sagladiginiz hayvan ya da insain doyurmalisiniz ki
görevlerini yapabilsinler.
33- Aç birakma (koyma) hirsiz edersin, çok söyleme arsiz (yüzsüz) edersin.
Bkz. Çok söyleme arsiz edersin...
34- Aç domuz daridan çikmaz.
Kötü yaradilisli açin düsündügü tek sey, karnini doyurmaktir. Bunu
yaparken kime, neye zarar verdigini düsünmez.
35- Aç doymam, tok acikmam sanir.
Aç insan, yeterinden çok yiyecek ister. Tok insan da kendisine yiyecek sey
gerek degil gibi davranir.
Sözgelisi yoksul kisi, kazandikça daha kazanmaya çalisir. Varlikli kisi
ise durumunun sürüp gidecegini sanir da kazanç yollarina basvurmaz. Dahasi,
elindekini de savurur.
36- Aç elini kora sokar.
Aç insan, yiyecegini saglamak için kendisini tehlikeye atmaktan çekinmez.
37- Aç esner, asik gerinir.
Içinde bulunduklari kosullara göre herkesin ayri bir durumu, ayri bir
davranisi vardir.
38- Aç gezmekten tok ölmek yegdir.
Aç olarak yasamanin ne tadi vardir? Ölürken bile tok olmak yeglenir.
39- Aç gözünü, (yoksa) açarlar gözünü.
Her isinde uyanik bulun. Yoksa öyle silleler yersin
ki gözünü dört açmak zorunda kalirsin.
40- Açik agiz aç kalmaz.
1) Ne istedigini bilen ve bunu söylemekten usanmayan kimse aç kalmaz.
2) Yasayan kimse geçim yolunu arar, bulur. Krs. Acindan kimse ölmemis.
41- Açik göte herkes tükürür.
Utanç verici, igrendirici davranislari herkes ayiplar, tiksinti ile
karsilar.
42- Açik kaba it deger.
Gizli kalmasi gereken seyler herkese açilirsa bundan büyük zararlar dogar.
43- Açik yaraya tuz ekilmez.
Taze bir acisi bulunan kimsenin üzüntüsü, birtakim söz ve davranislarla
artirilmamalidir.
44- Açilan solar, aglayan güler.
Hiçbir durum oldugu gibi kalmaz, tersine döner: Güzel çirkinlesir,
üzüntülü olan mutluluga kavusur.
45- Açin gözü ekmek teknesinde olur.
Kisinin bütün düsündügü sey, yasamasi için büyük deger tasiyan seyi elde
etmektir. Krs. Oduncunun gözü omçada...
46- Açin imani olmaz.
Aç olan kimse, karnini doyurabilmek için her seyi yapar: Insafsizdir,
ahlak ve din kurallari da tanimaz.
47- Açin karni doyar, gözü doymaz.
1) Uzun zaman aç kalmis kisi, bu durumunun sikintisini unutamaz. Bol
yiyecege kavusup karnini iyice doyurdugu zaman bile içinde yine aç kalmak
korkusu vardir. Onun için yemek basindan kalkmak istemez; gözü yiyecekte
kalir.
2) Tutkulu (ihtirasli) kimse doyma, yetinme bilmez.
48- Açin koynunda ekmek durmaz (eglesmez).
Kazanci kendisine yetmeyen kisi, eline geçeni hemen harcar; yarina bir
sey saklayamaz.
49- Açin kursagina çörek dayanmaz.
Yoksulluk içinde bulunan kimse kolay kolay genislige kavusamaz. Bir eksigi
giderilirse baska bir eksigi kendini gösterir.
50- Açin uykusu gelmez.
Bkz. Aça dokuz yorgan örtmüsler...
51- Aç ile dost olayim diyen pesin karnini doyursun.
Iliski kuracagimiz kimsenin saglamasi olanagi bulunmayan seyi, ona
güvenmeden, kendimiz saglamaliyiz.
52- Aç ile eceli gelen söylesir.
Açin gözü hiçbir seyi görmez. O, karnini doyurmak için, kendisine güçlük
çikaran kimseyi öldürebilir.
53- Aç karin katik istemez.
Büyük gerekseme içinde bulunan kisi, lüks pesinde kosmaz. Eline geçen
degersiz nesneleri bile begeni ile karsilar.
54- Aç köpek firin (-i, firin dami, duvari) deler (yikar).
Aç kimse, karnini doyurmak için, gücünün yetmeyecegi sanilan engellerle
çarpisir ve istedigini elde eder.
55- Aç kurt arslana saldirir.
Açin gözü kararmistir. O, karnini doyurmak için gerekirse ölümü göze
alarak kendisinden kat kat güçlü olan yaratiklarla bogusur.
56- Aç kurt yavrusunu yer.
Aç olan, karnini doyurmak için canavarligin en korkuncunu yapar.
57- Açlik ile toklugun arasi yarim yufka (bir dilim, bir lokma ekmek).
Yoksulluga yerinmemeli. Küçük bir sey, en büyük gerekseme duygumuzu
gidermeye yeter.
58- Açma sirrini (sirrini açma) dostuna, (dostunun dostu vardir) o da
söyler dostuna.
Bir sir, dosta bile açilmamalidir. Açilirsa o da kendi dostuna anlatir.
Bundan üçüncü kisi duyar. Böylece sir yayilir, sir olmaktan çikar.
59- Aç ne yemez, tok ne demez.
Yoksul kisi eline geçen seyin iyisine kötüsüne bakmaz. Varlikli kisi ise
en güzel seylerde bile kusur bulur; çekinmeden her seyi söyler. Krs. Acikan
ne olsa yer, aciyan...
60- Aç ölmez, gözü kararir; susuz ölmez, benzi sararir.
Yoksulluk insani öldürmez ama, türlü türlü üzüntü ve sikinti içinde
yipratir. Krs. Borçlu ölmez...
61- Aç tavuk (düsünde) kendini bugday (arpa, dari) ambarinda sanir (görür).
Yoksul kisi, kendini bolluga kavusma hayaline kaptirir. O zaman yapacagi
isleri simdiden tasarlar.
62- Açtirma kutuyu, söyletme kötüyü.
Karsindakini kizdirarak seninle ilgili kötü seyleri ortaya dökmesine, senin
için kötü sözler söylemesine yol açma.
63- Aç, yanindan kaç.
Yoksul ile arkadas olmaya gelmez. Çünkü sonu gelmeyen istekleriyle seni
rahatsiz eder. Dahasi, kendi çikari için sana fenalik yapabilir. Krs. Aç
anansa da kaç.
64- Aç yar onda sarpin kurcalanmaz.
Bir nesneden yoksun olan kisi yaninda o nesne üzerine dikkati çekecek
davranislarda bulunulmamalidir. Krs. Kel yaninda kabak anilmaz.
65- Ada bana, adayim sana.
Sen bir kimse için fedakarlikta bulunursan o da senin için fedakarlikta
bulunur. Krs. Hasta ol benim için...
66- Adam adama gerek olmasa her biri bir dag basinda olurdu.
Insanlar bütün gereksemelerini tek baslarina saglayamazlar. Bunun için
toplu yasamak ve birbirlerine yardim etmek zorundadirlar.
67- Adam adama (gene, her zaman) gerek olur, (iki serçeden börek olur).
Insanlar her zaman birbirlerine gerek olurlar. Birbirlerinden yararlanarak
iyi seyler yaparlar. (Iki önemsiz serçe eti bile birlesince börek yapmaya
yeter.)
68- Adam adama yük degil, can gövdeye mülk degil (Adam adama yük olmaz).
Bir kimseye konuk olan ya da bir is için gelen kisi o kimsenin yaninda
uzun süre durmaz. Canimiz bile sürekli olarak gövdemizde kalmayacaktir.
Onun için yanimiza gelen kimseleri yüksünmemeliyiz.
69- Adam adamdan korkmaz, utanir (hatir sayar).
Bir kimse baska bir kimseye hak ettigi sert karsiligi vermiyor ve bir
kötülük yapmiyorsa korktugundan degil, hatir saydigindandir.
70- Adam adamdir, olmasa da pulu; esek esektir, olmasa da çulu (atlastan
olsa çulu).
Insanin degeri zengin olmakla artmaz. Yoksulluk da insanin degerini
azaltmaz. Öte yandan degersiz insan kilik kiyafetle deger kazanmaz. Nasil ki
çulu olmayan esek, esek olmaktan çikmaz.
71- Adam adami bir kere (defa) aldatir (sinar).
Bir kimse, baskasini bir kez aldatabilir; ikinci kez atdatamaz. Çünkü
birinci aldanmadan ders alan kisi artik ona inanmaz.
72- Adam adamin seytani.
Bkz. Insan insanin seytanidir.
73- Adam adam, pehlivan baska adam.
Herkesin yapabildigi isleri yapan adam, siradan bir
kisidir. Herkesin yapamayacagi isi yapabilen adam,
üstün nitelikli kisi olarak taninip övülür.
74- Adama dayanma ölür, agaca dayanma kurur.
Bkz. Agaca dayanma kurur...
75- Adam ahbabindan bellidir.
Bkz. Kisi arkadasindan bellidir.
76- Adamak kolay, ödemek güçtür.
Söz vermek kolaydir, ancak bu sözü yerine getirmek güçtür. Çünkü bu, ya
para ödemeyi ya da ugrasip bir sey yapmayi gerektirir.
77- Adamakla mal tükenmez (Hak saklasin vermesinden).
Yardimsever görünmek ve bir hayir isine para vaat
etmekle gerçekten özveride bulunulmus olmaz. (Söz
veren belki de bir sey vermemeye kararlidir.)
78- Adam (insan) eti (yükü) agirdir.
Bkz. Insan eti (yükü) agirdir:
79- Adam haci mi olur ulasmakla Mekke'ye, esek dervis
mi olur tas çekmekle tekkeye?
Belli bir düzeye erismek, o durumun gerektirdigi nitelikleri tasimakla
(ya da yerine getirmekle) gerçeklesir. Görünüsü ona benzetmekle degil.
80- Adamin adi çikacagina cani çiksin.
Bkz. Insanin adi çikmaktansa...
81- Adamin ahmagi malini över.
Malini öven kisi, dinleyenlerde o mala karsi hirs ve istek uyandirir. Bu
da malin elden gitmesine yol açar.
82- Adamin alacasi içinde, hayvanin alacasi disinda.
Bkz. Insanin alacasi...
83- Adamin iyisi alisveriste belli olur.
Birçok insanlar çikarlari için ahlak disi davranislarda bulunmaktan
çekinmezler. Böyle davranislara en çok alisveriste rastlanir. Bir kimse
alisveris sirasinda yalan söylemez, hile yapmaz, buna benzer ahlak disi
davranislara sapmazsa iyi insan oldugunu göstermis olur.
84- Adamin (insanin) kötüsü olmaz, meger zügürt ola.
Toplum içinde her kisinin bir degeri vardir. Deger verilmeyen kisiler
sadece zügürtlerdir.
85- Adamin yere bakanindan, suyun sessiz (yavas) akanindan kork
(Suyun yavas akanindan, insanin yere bakanindan kork).
Düsünce ve duygularini açiga vurmayan sessiz insan, yavas yavas akan suya
benzer: Derin ve tehlikelidir.

86- Adam (adamin iyisi) is basinda belli olur.
Bir insanin gerçek degeri, is basinda gösterdigi yeterlik ve basari ile,
çevresindekilere karsi davranisiyla ölçülür.
87- Adam kiymetini adam bilir.
Bkz. Insan kiymetini insan bilir.
88- Adam olacak çocuk bokundan belli olur.
Bir kisinin yeni basladigi iste ilerleyebilip, ilerleyemeyecegi
daha ilk davranislarindan anlasilir.
89- Adam olana bir söz yeter.
Kendisine bir sey yaptirmak istedigimiz, ya da bir ögüt verdigimiz kimse
anlayisli bir kisi ise bir kez söylemekle o isi yapar, ögüdü dinler.
Istedigimizi yapmayip bizi döne döne söylemek zorunda birakan kimsenin
insanlik niteligi eksiktir.
90- Adam (insan) yanila yanila, pehlivan yenile yenile.
Kisi, her girisiminde basarili olmayabilir, yanilmis olur. Ama yeni
girisimlerinde eski hatalara düsmeyecek deneyimler kazanmis olacagindan
basarma sansi artar.
91- Aga borç eder, usak harç.
Efendisi para sikintisi içinde olup borç etse bile usak
halden anlamaz. Para sikintisi çekmedikleri zamanlardaki bol harcamayi
sürdürür.
92- Agaca balta vurmuslar sapi bedenimden demis.
Bir kimseye en büyük kötülük, nankör olan yakinlarindan ve kendi
yetistirdiklerinden gelir. Krs. Kartala bir ok degmis...
93- Agaca (tasa) çikan keçinin dala bakan (agaca çikan) oglagi olur.
Çocuklar ana ve babalarindan, küçükler büyüklerinden gördüklerini yapmaya
özenirler; yaparlar da.
94- Agaca dayanma kurur (çürür), adama (insana) dayanma ölür.
Hiçbir destek sürekli olmaz. Bunun için insan yapacagi iste baskalarinin
desteklemesine güvenmemeli, yalniz kendi gücüne dayanmalidir.
95- Agaci kurt, insani dert yer.
Kurt, agaci nasil içinden yiyerek çürütürse dert ve üzüntü de insani
öylece hirpalar, yipratir.
96- Agacin kurdu içinde olur.
Bir toplulugu çökertip yikacak ögeler, sinsi sinsi içeride çalisirlar.
97- Agaç agaç içinde büyür.
Bir gencin yetisip olgunlasmasi, çevresinde yetismis, olgunlasmis kisiler
bulunmasiyla, onlarin koruyup egitmesiyle gerçeklesir.
98- Agaç düsse de yakinina yaslanir.
Durumu bozulan kimseyi yakinlari destekler.
99- Agaç kökünden yikilir.
Ayrintilarin degismesiyle bir düzen bozulmaz. Düzenin yikilmasi, temelin
yikilmasiyla olur.
100- Agaç, meyvesi olunca basini asagi salar.
Faydali eser veren, erdem ve bilgi ile donanmis olan insan, kimseye
yüksekten bakmaz, alçakgönüllü olur.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #5 : 29 Aralık 2010, 16:51:40 »
101- Agaç ne kadar uzasa göge ermez.
Insan ne denli yükselirse yükselsin, bir yerde durur. Erisilmesi doga
yasalarina aykiri olan yükseklige çikamaz.
102- Agaçtan masa olmaz.
Yeteneksiz, beceriksiz kimse, önemli islerde kulanilamaz.
103- Agaç yapragiyla gürler (güzeldir).
Insan, akrabasi, yakinlari, yandaslari ile varligini gösterir; önemli
isler yapar. Bunlar olmazsa ciliz ve güçsüzdür. Krs. Yalniz tas duvar
olmai., Bir elin nesi var..., Yalniz kalani..., Yalnizlik Allah'a...
104- Agaç yas iken egilir.
Çocuklar küçük yasta kolay egitilir. Büyük insan
kolay kolay egitilemez.
105- Agalik (beylik) vermekle, yigitlik vurmakla (-dir).
Çevrede hatiri sayilir, sözü geçer bir adam olmak
istersen, gereken yerlere bol para yardiminda bulunacaksin; es, dost ugruna
bol para harcayacaksin. Yigit diye taninmak istersen, savasta da barista
da vurucu, kirici olacaksin.
106- Aganin alni terlemezse irgatin burnu kanamaz.
Isveren, birlikte çalisip yorulmazsa, isçi var gücüyle ise sarilmaz.
107- Aganin gözü ata timardir.
Aganin gözü atin üzerinden eksik olmazsa ata iyi bakilir.
Is sahipleri de islerini sürekli olarak denetlerlerse is düzgün gider.
108- Aganin gözü öküzü (inegi) semiz eder.
Ana baba, çocuklarina, mal sahipleri mallarina iyi bakarlarsa sevindirici
sonuçlar alirlar.
109- Aganin gözü, yigidin sözü.
Bir yerin büyügü için önemli sey, isleri denetlemektir. Yigit için önemli
sey ise sözünün eri olmaktir.
110- Aganin mali çikar, usagin cani.
1) Patron mal sahibi olur ama bu ugurda isçi cani çikincaya degin
çalismistir.
2) Bir yikimi önlemek için zengin malini, isçi canini verir.
111- Agaran bas, aglayan göz gizlenmez.
Belirtileri ortada olan yaslilik da, izleri ortada duran üzüntü de ne
yapilsa gizlenemez.
112- Agasi güçlü olanin kulu asi olur. (Agasi yigit olanin etbai
sarhos gezer).
1) Disli birine dayanan kisi, herkese kafa tutar; kabadayica isler yapar.
2) Isveren zorbalik ederse isçi karsi gelir.
113- Agilda oglak dogsa ovada otu biter.
Tanri her yaratigin rizkini birlikte yaratir.
114- Agir basar, yegni (hafif) kalkar.
1) Agirbasli kisiye herkes saygi gösterir. Agirbasli
olmayan, her seye burnunu sokan kimseye kimse önem vermez.
2) Agirbasli insan, oturakliligindan, hafif insan, farfaraligindan belli
olur.
3) Degerli kisi, herkesin begendigi eylemi gerçeklestirince degersiz
kisinin daha önce yaptiklari etkisiz kalir.
115- Agir git ki yol alasin.
Tuttugu yolda ilerlemek isteyen, agir agir, ama güvenilir adimlarla
yürümelidir. Iven kimse sürçebilir, yolunu sasirabilir.
116- Agir kazan geç kaynar.
1) Kalin kafali insan bir konuyu zor anlar.
2) Tembel kimsenin elinden is geç çikar.
3). Agirbasli insan çabuk öfkelenmez.
115- Agirlik altin kale, hafiflik basa bela.
Agirbasli kimselere herkes hayran olur, saygi gösterir. Gereksiz isler
yapan, gereksiz laflar eden, her seye burnunu sokan kisiler asagilanirlar,
hep baslarina dert açarlar.
118- Agir ol batman gel (döv, gelesin, dövesin).
Batmanlarla tartilacak gibi agir ol. Agirbasli ol ki
degerin üstün tutulsun.
119- Agir otur ki bey (aga, molla) desinler.
Hoppalik, züppelik etme; agirbasli ol ki büyügümüz diye sana saygi
göstersinler.
120- Agir tas batman döver (yerinden oynamaz).
Agirbasli kisi kimsenin oyuncagi olmaz. Onu hirpalamaya kimsenin gücü
yetmez.
121- Agir yongayi yel kaldirmaz.
Agirbasli kimseye söyle böyle olaylar etki yapamaz, zarar veremez. Krs.
Yegniyi yel alir...
122- Agiz büzülür, göz süzülür, ille burun, ille burun.
Kimi kusurlarin düzeltilmesi kolaydir. Ancak öyle
kusurlar vardir ki düzeltilemez.
123- Agizdan burun yakin, kardesten karin.
Insanlar, hisimlari arasinda kardeslerinden de çok kendi çocuklarini
benimser, severler.
124- Agiz yer yüz utanir.
Armagan alan kisi, armagani verenin dilegini yerine getirmemeye utanir;
isini yapar.
125- Aglamakla yar ele girmez.
Insanin çok sevdigi sey, sadece özlemini çekmekle elde edilemez. Onu ele
geçirmenin yollarini bulmak gerekir.
126- Aglama ölü için, agla deli (diri) için.
Yakinlarinizdan biri ölse, birkaç gün aglarsiniz, sonra aciniz küllenir.
Ama yakinlarinizdan biri deli olsa, acikli durumu hep gözünüzün önünde, dert
her gün tazedir. Asil aglanacak durum budur.
127- Aglamayan çocuga meme vermezler.
Sesini yükseltmeyen kimseye hakkini vermezler.
Onun için sesinizi duyurmali, hakkinizi aramalisiniz.
128- Aglarsa anam aglar, baskasi (kalani) yalan aglar.
Kisinin derdini yürekten paylasan tek varlik anasidir.
Hiç kimse ona anasi kadar içten yanmaz. Baskalarinin üzülmesi yüzdendir.
129- Aglatan gülmez.
Baskasina zulmeden kimsenin kötülügü yerde kalmaz; kendisine döner. Onu da
aglatirlar.
130- Aglayanin mali gülene hayir etmez.
Birinin malini haksizlik ve zulüm ile elinden alan kisi, o malin hayrini
görmek söyle dursun bir yikima ugrayarak eyleminin cezasini görür.
131- Agrilarda göz agrisi, her kisinin öz agrisi.
Göz agrisi, agrilarin en acisidir. Ama her kisinin
baska türlü bir agrisi vardir ki kendisi için göz agrisi denli acidir.
132- Agrimayan bas yastik istemez.
Bkz. Sag bas yastik istemez.
133- Agrisiz bas mezarda gerek (olur), (Gailesiz bas, yerin altinda),
(Rahat ararsan mezarda).
Yasayan her kisinin derdi vardir. Dertsiz kimse ararsaniz ancak mezarda
bulursunuz. Yani kisinin derdi ancak ölmesiyle biter. Krs. Dertsiz bas
terkide gerek.
134- Agustosta beyni kaynayanin zemheride kazani kaynar.
Yazin sicak günlerinde tarlada çalisan kisi, zahiresini kazanir; kisin
soguk günlerinde geçim sikintisi çekmez. Krs. Agustosta gölge kovan...,
Yazin basi pisenin...
135- Agustosta gölge kovan, zemheride karnin ovar.
Agustos böcegiyle karinca masalinda oldugu gibi vakit ve firsat varken
gelecegini saglamaya çalismayip keyfe, zevke dalan, firsat elden gittikten
sonra aç ve perisan olur. Krs. Agustosta beyni kaynayanin..., Yazin
gölge kovan..., Agustosta yatan..., Yazin gölge hos...
136- Agustosta yatani zemheride bügelek tutar.
Yazin (firsat elde iken) çalisip kazanmayan kisi, kisin (çalisma olanagi
elden gittikten sonra) sikintilar içinde kivranir. Krs. Agustosta gölge
kovan... Yazin gölge hos...
137- Agustosun 15'inden sonra ere kaftan, ata çul.
Çünkü artik soguklar baslayabilir.
138- Agustosun yarisi yaz, yarisi kistir.
Agustos ortalarinda yaz sicaklari azalir, serinlik baslar.
139- Agzi egri, gözü sasi ensesinden (arkasindan) belli olur (bellidir).
Bir kisinin tutum ve davranislari, o kiside birtakim kusurlar bulundugunu
gösterir.
140- Agzina tat bulasanin gözü pekmez tutumundadir.
Bir isten kazanç elde eden kisi, o tür isler pesinde kosar.
141- Agzin karnindan büyük olmasin.
Gücünün yetmeyecegi büyük islere girisme.
142- Ah alan onmaz.
Zulmettigi, kötülük yaptigi için kendisine ilenilen kimse onmaz.
143- Ahlatin (armudun) iyisini (dagda) ayilar yer.
Güzel seyler, çok kez, ona layik olmayan kimselerin eline geçer.
144- Ahali isterse padisahi tahttan indirir.
Toplumda halkin gücü, bütün güçlerin üstündedir.
144- Ahmaga yüz, abdala söz vermeye gelmez.
Ahmaga yüz verirseniz, sizi durmadan mesgul eder, rahatsiz eder.
Dilenciye sana zamani gelince sunu verecegim derseniz, ikide birde
karsiniza dikilip, hani bana sunu verecektiniz demesinden basinizi
alamazsiniz.
145- Ahmak gelin yengeyi halayigi sanir.
Ahmak kimse, kendisini korumakta olan kisiye, hizmetine verilmis biri
gözüyle bakar ve saygisizca davranisiyla onun gönlünü kirarak hizmetinden
yoksun kalir.
146- Ahmak iti yol kocatir.
Bkz. Akilsiz iti...
147- Ahmak (saskin) misafir ev sahibini agirlar.
Misafiri agirlamak ev sahibine düser. Ama saskin misafir bunun tersini
yapar. Baskasinin görev ve yetkilerini üzerine alan böyle ahmaklar baska
konularda da görülür.
148- Ah yerde kalmaz.
Bkz. Mazlumun ahi..., Kimsenin ahi...
149- Akacak kan damarda durmaz.
Bir zarara ugramak alnimiza yazilmissa ne yapsak önüne geçemeyiz.
150- Ak akçe kara gün içindir.
Kazanmakla mutluluk duydugumuz para, dar zamanimizda bizi sikintidan
kurtarir. Böyle durumlarda parayi harcamaktan çekinmemeliyiz.
151- Akan çay her zaman kütük getirmez.
Kimileyin emek harcanmadan para kazanilsa da bu her zaman gerçeklesmez.
152- Akan su yosun tutmaz.
Bkz. Isleyen demir pas tutmaz.
153- Akara kokara bakma, çuvala girene bak.
Iyi, kötü deme; mal ve para biriktir.
154- Akarsu çukurunu kendi kazar (Su yatagini bulur).
Bir seyler yapma istegi ve gücü bulunan kisi, uygun bir çalisma yönü ve
alani bulur.
155- Akarsu pislik tutmaz.
Eski bir kanisa göre akar su -ne kadar kirletilirse kirletilsin- temiz
kalir.
156- Akarsuya inanma, elogluna dayanma.
Akisi ne kadar yavas olursa olsun, akar suya girmek tehlikelidir. Insan
sürüklenip, burgaca rastlayip bogulabilir. Bunun gibi birkaç begenilir
durumuna bakip el ogluna güvenmek dogru degildir. Anlasamayacaginiz, sizin
için zarara yol açan tutumlari bulunabilir.
157- Ak curun (çesme) akmazsa kara curun kol gibi.
Az kazancin her zaman saglanabilecegi bir konuda çok kazancin
gerçeklesmemesi önemli sayilmaz.
158- Akça akil ögretir, don yürüyüs.
Bol olanaklar, insanlarin iyi islere girismesini kolaylastirir, yol
yordam ögrenmesine yardim eder: Parasi çok olan kisi, baskalarinin aklindan
geçirmedigi güzel isler yapar. Kiliksiz oldugu için eskiden topluluk içinde
kisila büzüle yürüyen kimse de giyimli kusamli oldugu zaman dikkati çekecek
kadar güzel yürür.
159- Akçanin iyisi kesede duran, bahçanin iyisi eve yakin olan.
Para, suraya buraya dagitilmayip kesede bulunursa ivedi durumlarda gereken
nesneler hemen alinabilir. Bahçe eve yakin olursa, bakimi, korunmasi
ve hemen yararlanilmasi kolay olur.
160- Akçasi ucuz olanin kendisi kiymetli olur.
Bkz. Parasi ucuz olanin...
161- Ak göt (don, bacak), kara göt (don, bacak) geçit basinda (hamamda)
belli olur.
Ayni sinavi geçirecek olanlardan kimin iyi, kimin
kötü durumda oldugu sinav sonunda belli olur.
162- Ak gün agartir, kara gün karartir.
Mutlu bir yasayis, kisiyi dinç, sen, iyimser kilar.
Üzüntülü yasayis ise yipratir, zayiflatir, karamsar yapar.
163- Akil adama sermaye (O da gide gelmeye).
Insanin en degerli sermayesi aklidir. Çünkü bütün islerini en iyi biçimde
onunla döndürür. Bu sermaye elden çikarsa bir daha ele geçirilemez. Bu
nedenle onu iyi kullanmak ve korumak gerektir.
164- Akil akildan üstündür.
Önemli sorunlarda güvendiginiz akilli kimselerin düsüncesini sorunuz. Sizin
düsünemediginizi baskasi, onun da düsünemedigini bir baskasi düsünüp sizi
aydinlatabilir.
165- Akil için tarik (yol) birdir.
Karisik bir sorunun çözümünü, iyi düsündüklerine inandiginiz birkaç kisiden
ayri ayri sorsaniz, ayni yaniti alirsiniz. Bu sonuca nasil vardiklarini
arastirirsaniz görürsünüz ki hepsi de yargilamalarinda ayni mantik yolunu
kullanmislardir ve size sunu söylerler: Dogruyu bulmak için aklin
izleyecegi bir tek yol vardir. Bu yoldan gidenlerin hepsi ayni
sonuca varir, yani dogruyu bulur. Baska yollar, aklin izleyecegi yollar
olmadigindan insani yanlis sonuca götürür.
166- Akil kisiye (adama) sermayedir.
Bir kimsenin giristigi bütün islerde bas araç ve en büyük etken akildir.
167- Akillari pazara çikarmislar, herkes yine kendi aklini almis (begenmis).
Insan kendi tutumunu, davranisini baskalarininkinden daha üstün görür.
Herhangi bir konuda onun düsündügüne benzemeyen baska düsünceler ileri
sürülse, kendi düsüncesini yegler. Öyle ki bütün insanlarin akillari ortaya
konulup da, her kisi bir akil seçsin, kendisine akil edinsin denilse
herkes simdiki aklini seçip alir. Krs. Herkes aklini...
168- Akilli düsman, akilsiz dosttan hayirlidir. (Deli dostun olacagina
akilli düsmanin olsun)
Akilsiz kimse, dostu için iyi niyet besledigi halde
yaptigi isin ne gibi kötü sonuçlar doguracagini düsünemez. Böylece dostuna
bilmeyerek kötülük edebilir. Oysa akilli düsmanin yapacagi kötülügü,
insan akil yoluyla sezer, gereken önlemi alir. Akilli düsmanla anlasmak da
kolay olur.
169- Akilli düsününceye kadar deli oglunu evirir.
Daha az düsünen ama çabuk karar veren kimse, çok düsünüp de karar
veremeyen kimseden daha iyi is görür. Krs. Akilli köprü arayincaya dek...
170- Akilli köprü arayincaya dek deli suyu geçer.
Tedbirli kisi, istedigi seyi elde etmek için saglam yol arar. Bunun için
de sonucu almakta gecikir. Atak kisi ise tehlikeyi göze alarak ise girisir
ve çabuk sonuç alir. Krs. Akilli düsününceye kadar...
171- Akilli oglan neyler ata malini, akilsiz oglan neyler ata
malini, (Hayirli evlat neylesin mali, hayirsiz evlat neylesin mali), (Oglum
deli mali neylesin, oglum akilli mali neylesin).
Bir baba çocuklarina mal birakmaliyim diye düsünmemelidir. Çocuk akilli
ise mali kendisi kazanir; baba malina gerekseme duymaz. Akilsiz ise,
babasi ne denli mal birakirsa biraksin, altindan girer, üstünden çikar;
malsiz kalir. Bu duruma göre babanin ona mal birakmasi gerekmez.
172- Akilli olsa her sakalli kisi, sakallilara danisirlardi her isi.
Her yasli, sakalli kisi akilli sanilmamalidir. Akil yasta degil bastadir.
173- Akilli, söylemeden düsünür, akilsiz düsünmeden söyler.
Sonra pisman olmamak için, söylenecek söz, yapilacak is önce iyi
düsünülmelidir. Düsünülmeden söylenen söz, yapilan is, sakincali olabilir;
zarar dogurabilir.
174- Akil (baht) olmayinca basta, ne kuruda biter, ne yasta.
Bkz..Baht olmayinca basta...
175- Akil olmayinca ne yapsin sakal?
Kisi, sadece yaslanmakla olgunlasmaz. Akilsizsa, çocukça isler yapar.
Krs. Akil yasta degil bastadir.
176- Akil ortak ortak, mal ortagi kaypak.
Yararli ortaklik, yapilacak is üzerinde danisma ortakligidir. Bu, kisileri
kötü sonuçtan korur. Mal ortakliginda ise her ortak kendi çikarini
düsündügünden ortaginin zararina çalisabilir.
177- Akil para ile satilmaz.
Delice is yapan zengin bulundugu gibi akillica is yapan yoksullar da
vardir- Askil para ile satilsaydi birincilerle ikincilerin tutumlari bunun
tersi olurdu:
178- Akilsiz basin cezasini (zahmetini) ayak çeker.
1) Iyi düsünmeden verdigimiz kararin kötü sonuçlarini düzeltmek için suraya
buraya kosup yorulmak zorunda kaliriz.
2) Bastakilerin yanlis tutumlarindan ileri gelen sikintiyi buyruk altinda
çalisanlar çeker.
179- Akilsiz iti yol kocatir.
Akilsiz it, nereye gidecegini bilmeyerek nasil yollarda dolasip yorulursa
belli bir amaç gözetmeyerek yorucu islere girisen kisi de yasamini, hiçbir
basari gösteremeden tüketir.
180- Akilsiz kasabin gerisine kaçar masadi.
Kafasi çalismayan kimse, elindeki firsati kullanmak söyle dursun, onun
kendi zararina islemesine yol açar.
181- Akilsiz köpegi yol kocatir. (Ahmak iti yol kocatir)
Iyice düsünülmeden, programi çizilmeden yapilmaya çalisilan isin, bitecek
gibi göründügü sirada, eksikleri ortaya çikar. Bu eksiklerin tamamlanmasi
için geriye dönülmek gerekir. Ikinci kez bitecek sanildigi zaman baska
eksikler bas gösterir; bir daha geriye dönülür. Bu durum hem birçok
yorgunluklara, hem de çok vakit kaybina mal olur.
182- Akil yasta degil, bastadir.
Bir kimsenin yasi büyümekle akli da büyümez. Nice gençler vardir ki
kendilerinden çok yasli olanlardan daha akillidirlar. Krs. Akil olmayinca
ne yapsin sakal, Yasi at pazarinda sorarlar.
183- Akin (beyazin) adi (var), karanin (esmerin) tadi (var).
Bkz. Beyazin adi var...
184- Akintiya (karsi) kürek çekilmez.
Kendi yolunda güçlü olarak sürüp giden bir isi ters yöne çevirmek bosuna
çaba harcamaktir.
185- Ak koyun ak bacagindan, kara koyun kara bacagindan asilir.
Dogruluktan ayrilmayan, güven kazanir, ödüllendirilir. Kötülügü is
edinen ise hak ettigi cezayi görür. Krs. Her koyun kendi bacagindan asilir...
186- Ak koyunu (ala keçiyi) gören, içi dolu yag sanir.
Bir seyin distan görünüsüne bakarak içinin de öyle
oldugunu sananlar aldanirlar. Krs. Görünüse aldanmamali.
187- Ak koyunu kara kuzusu da olur.
Iyi ana babadan kötü çocuklar olabilir.
188- Ak köpegin (itin) pamuk pazarina (pamuga, pamukçuya) zarari vardir.
Kötü sey, görünüste iyi seye benziyorsa iyi seyin degeri azalir.
189- Akla gelmeyen (gelen) basa gelir.
Insanin basina öyle seyler gelir ki daha önce böyle bir sey olacagi
düsünülmez.
190- Aklina geleni isleme, her agaci taslama.
Sonunu düsünmeksizin aklina gelen her isi yapan,
herkese satasan kisi, tutumunun büyük zararlarini
görür. Krs. Her delige elini sokma...
191- Akmasa da damlar.
Bir dükkanda (ya da bir isyerinde) her halde alisveris (ya da is) olur.
Çok olmasa bile olur.
192- Akraba ile ye iç, alisveris etme.
Bkz. Dost ile ye, iç...
193- Akrabanin akrabaya akrep etmez ettigini.
Kisiye, kimileyin hisimi öyle kötülük eder ki bunu düsman bile yapmaz.
Çünkü hisim, kisinin içini, disini ve nereden vurabilecegini daha iyi bilir.
Krs. Biribiri, adami yer diri diri...
194- Aksama karsi gitme, tana karsi yatma.
Yola, aksamüstü çikilmamali, seher vakti çikilmalidir. Krs. Aksam ise
yat...
195- Aksamin hayrindan sabahin serri iyidir (yegdir).
(Sabah ola, hayir ola).
Isinizi aksam üzeri, ya da gece yapmayin, sabaha birakin. Çünkü gece is
yapmanin kötü yönleri daha çoktur ve gündüz saglanabilen olanaklar gece
saglanamaz.
196- Aksamin isini yaria (sabaha) birakma (koyma).
Bkz. Bugünkü isini yarina birakma.
197- Aksam ise yat, sabah ise git. (Aksam oldu kon, sabah oldu göç).
1) Yolculukta aksam olunca ulasilan yerde yatilmali; sabah olunca yola
devam edilmelidir.
2) Geceler uyku, gündüzler is zamanidir. Krs. Aksama karsi gitme...
198- Aksam oldu kon, sabah oldu göç.
Bkz. Aksam ise yat...
199- Ak seker, kara seker, bir damar soya çeker.
Kisinin yaptigi iyilikte de, kötülükte de kalitimin etkisi vardir. Krs.
Otu çek, köküne bak...
200- Aktan kara kalkti mi?
Yasa, adalet yok mu? Elbette var. (Ak kagittaki siyah yazidir geçerli
olan).

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #6 : 29 Aralık 2010, 16:52:18 »
201- Ala bakan iki bakar.
Insanlar al renkten hoslanirlar; al renkli nesnelere bakmakla doyamazlar.
202- Alacagim olsun da alakargada olsun (Alakargada alacagim olsun,
alamazsam gözümü oysun).
Almak (tahsil etmek) olanagi bulunmasa, dahasi borçlu ile dövüsmek gerekse
bile alacakli olmak iyi bir seydir.
202- Alacak kiz ay görünür, evleri saray.
1) Bir genç, bir kiza gönül verince kusurlarini, çirkinliklerini görmez,
onu dünya güzeli, kulübelerini de saray gibi görür.
2) Bir seyi elde etmeye karar veren kisi, onun sakincalarini hos görür.
203- Alacakla verecek (borç) ödenmez.
Bir yerden alacaginiz para ile baska bir yere olan
borcunuzu kapanmis saymak ihtiyatsizliktir. Çünkü alacaginiz, belki elinize
geçmez. Oysa borcunuzu ödemek zorundasiniz.
204- Alakargada alacagim olsun (alamazsam gözümü oysun).
Bkz. Alacagim olsun da...
205- Ala keçi her vakit püsküllü oglak dogurmaz.
Degerli bir seyden her zaman iyi verim alinmaz.
206- Ala keçiyi gören içi dolu yag sanir.
Bkz. Ak koyunu gören...
207- Al arslan tutar, güç siçan tutmaz.
Bkz. Al ile arslan tutulur...
208- Alçacik esege herkes biner. (Alçak esek binmeye kolay, öksüz çocuk
dövmeye kolay).
Güçsüz ve koruyucusuz kisiyi buyruk altina almak ve hirpalamak kolaydir.
209- Alçak esek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay.
Bkz. Alçak esege herkes biner.
210- Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar.
Alçakgönüllü olan ve büyüklük taslamayan, saygi
görür; toplum içinde yükselir. Kendini herkesten üstün gören sevilmez;
toplum içinde iyi bir yer alamaz.
211- Alçak yerde tepecik kendisini dag sanir. (Alçak yerin tepecigi dag
görünür).
Bilgili kimselerin bulunmadigi bir toplulukta az bilgili kisi dahilik
taslar.
212- Alçak yerde yatma sel alir, yüksek yere yatma yel alir.
Insan kendi durumuna uygun bir yasayis sürmeli, arkadaslarini ona göre
seçmelidir. Çok asagi yasayis kosullari da, çok yüksek yasayis kosullari da
kendisine zarar verir. Krs. Baskisiz tahtayi...
213- Alçak yerin tepecigi dag görünür.
Bkz. Alçak yerde tepecik...
214- Alçak yer yigidi hor gösterir.
Basit bir çevrede yasayan, önemsiz bir görevde çalisan degerli kisi,
kendisini gösteremez; layik oldugu ünü kazanamaz; siradan bir kimse
sanilir.
215- Al elmaya tas atan çok olur.
Güzellere musallat olan, degerli insanlara çatan, parlak yeri elde etmeye
çalisan çok olur.
216- Aleme cellat lazim; senin olman ne lazim?
Kötü, agir bir is yapilmasi söz konusu ise bu isi sen
yapma; yapilmasi gerektigine inananlar yapsinlar.
217- Alet isler, el övünür.
Insan ne kadar usta olursa olsun, gerekli araçlar olmadikça kusursuz is
yapamaz. Krs. Asi pisiren yag olur...
218- Al giyen aldanmaz (aldanmamis).
Al renk giysi herkese yakisir.
219- Al giyen alinir.
1) Göz alici giysi giyen güzele hemen istekli çikar.
2) Bir isin yapilisiyla uzaktan ilgili bulunan kimse,
o is üzerindeki elestirmeyi üzerine alir. Krs. Iskilli büzük dingilder.
220- Al gömlek gizlenemez.
Herkesin dikkatini çekecek is yapan kimse, bunun gizli kalacagini
sanmamalidir.
221- Al gününde al; ver gününde ver.
Alinacak sey, en iyi ve en ucuz oldugu zaman alinmalidir. Verilecek sey ve
borç da zamaninda verilmelidir. Geç kalinirsa kötü kosullarla
karsilasilabilir.
221- Alici kusun ömrü az olur.
Bkz. Yirtici kusun ömrü az olur.
222- Alinda yazili olan (alna yazilan) basa gelir.
Bkz. Alna yazilan basa gelir.
223- Alin yazisi degismez.
Kisi ne yapsa kaderini degistiremez. Basina ne gelecekse gelir.
224- Alismadik götte don durmaz.
Bir kimse alismadigi, duruma kendini kolay
kolay uyduramaz. Ondan kurtulmaya çalisir.
225- Alismis kudurmustan beterdir.
Alistigi isten vazgeçemeyen kisi, kudurmustan daha azgindir. O isi
saldirircasina yapar. Krs. Acikmis kudurmustan beterdir.
226- Alismis kursak, bulamacini ister.
Kisi, yararlanmaya alistigi seyden yoksun kalmak istemez.
227- Al (hile) ile arslan tutulur, güç ile siçan (gücügen) tutulmaz.
(Al arslan tutar, güç siçan tutmaz.)
Zekanizi kullanarak sizden daha güçlü, ama daha
az zeki olan yaratigi yenebilirsiniz. Gücünüzü kullanarak
ise, sizden çok güçsüz, ama zeki olan yaratigi yenemezsiniz.
228- Alim unutmus, kalem unutmamis.
Insan ne kadar bilgili olursa olsun, her seyi aklinda tutamaz, birçoklarini
unutur. Unutulmamasi istenen sey, yazilmalidir. Böylece yüzyillar boyunca
kusaktan kusaga geçer. Herkes onu okur, birbirine anlatir.
229- Al kasagiyi gir ahira, yarasi (yagiri) olan gocunur (gocunsun).
Bir yolsuzlugun sorumlulari aranirken o iste kusuru bulunan kisi telasa
düser.
230- Allah balmumu yakana balmumu, yagmumu yakana yagmumu verir.
(Allah çam isteyene çam, mum isteyene mum verir).
Genel inanisa göre Tanri, bol harcayana bol, az harcayana az verir. Bunun
gerçek nedeni sudur: Bol para harcayan kisi çok çalisir, çok kazanir. Aza
kanaat eden az çalisir, az kazanir.
231- Allah bilir ama kul da sezer.
Bir isin içyüzünü, ya da nasil bir sonuç verecegini ancak Tanri bilir. Ama
insan da kafasini kullanarak asagi yukari bir tahminde bulunabilir.
232- Allah çam isteyene çam, mum isteyene mum verir.
Bkz. Allah balmumu yakana...
233- Allah dagina göre kar verir (verir kisi).
Tanri herkese dayanabilecegi ölçüde yük, sikinti verir.
234- Allah dogrunun yardimcisidir.
Dogruluktan ayrilmayanlara Tanri yardim eder.
Dogruluktan sasmamalidir.
235- Allah dokuzda verdigini sekizde almaz.
Tanri her kulunun ne kadar yasayacagini önceden kararlastirmistir.
Süresi dolmadan hiç kimsenin yasamasina son vermez.
236- Allah fukarayi sevindirmek isterse önce esegini yitirtir, sonra
buldurur.
Dar bir geçim içinde olan kisi, sevincin ne oldugunu bilmez. Ama bir süre
bu dar geçimden de yoksun kalip sonra yeniden eski geçime kavussa o
zaman sevincin nasil sey oldugunu anlar.
237- Allah gümüs kapiyi kaparsa altin kapiyi açar.
Isi bozulan kisi umutsuzluga düsmemelidir. Tanri'nin onu eskisinden daha
iyi bir ise kavusturacagina inanmalidir.
238- Allah'in bildigi kuldan saklanamaz.
Insan, isledigi suçtan dolayi önce Tanri'ya karsi sorumludur. Bu suçu da
Tanri bilir. Öyle ise onu: kuldan niçin saklamali?
239- Allah'in ondurmadigini; Peygamber sopa ile kovar.
Tanri bir kisiyi, mutsuz yaratmissa hiçbir kimse onun
yazgisini degistiremez. Basvurdugu bütün kapilar
yüzüne kapatilir.
240- Allah insana iki kulak bir agiz vermis.
Bkz. Iki dinle, bir söyle...
241- Allah isterse bir kulun isini, mermere geçirir disini; istemezse
isini, muhallebi yerken kirar disini.
Talihli kisi, hangi ise el atsa basarili olur. Talihsiz
olan da en umutlu isten zararli çikar. Krs. Ters
giderse insanin isi...
242- Allah kardesi kardes yaratmis, kesesini ayri yaratmis.
Geçim konusunda kimse kimseye yük olmamalidir.
Birbirlerine o kadar yakin ve birçok degerlerinde
ortak olan kardeslerin bile kazançlari, keseleri ayridir.
Birinin parasina öteki ortak olmaya kalkismamalidir.
243- Allah kulundan geçmez.
Isi bozuk giden kisi kendisini kötümserlige kaptirmamalidir. Tanri dar
zamanlarinda kuluna yardim eder.
244- Allah kulunu kismeti ile yaratir.
Bu dünyada herkesin dar ya da genis bir geçim yolu vardir. Krs. Acindan
kimse ölmemis.
245- Allah sabirli kulunu sever.
Sabir güzel bir huydur. Sabirli kimse sikintilari atlatir,
güçlükleri yener. Allah sabirli kulunu sevdigi için sabirli olmaya daha çok
dikkat etmeliyiz.
246- Allah sag eli sol ele muhtaç etmesin.
Muhtaç olup baskasindan bir sey istemek insana çok
agir gelir. Bu durumda en yakin akraba bile gereken ilgiyi göstermez. Onun
için Tanri'dan dilegimiz, bizi en yakinimiza dahi muhtaç etmemesidir.
247- Allah sevdigine dert verir.
Tanri, derdin kendisinden geldigine inanarak yakinmayanlari,
onu çekenleri mükafatlandiracaktir. Bu nedenle sevdigine dert verir.
248- Allah son gürlügü versin.
Tanri yaslilik yillarini bolluk, rahatlik içinde geçirme nasip etsin.
249- Allah'tan siska, ne yapsin muska?
1) Yaradilistan yeteneksiz olan kisi tedbirle, çaba
ile yetenekli kilinamaz.
2) Ciliz bir kurulusa, birtakim tedbirlerle büyük bir
güç kazandirilamaz.
250- Allah'tan umut kesilmez.
En umutsuz durumlarda bile kötümserlige kapilmamali, Tanri'nin bir
lütufta bulunabilecegi düsünülmelidir.
251- Allah uçamayan kusa alçacik dal verir.
Tanri, yetenekleri kisitli olanlara durumlarina uygun bir yasama düzeni,
bir barinma olanagi verir.
252- Allah verince kimin oglu, kimin kizi demez.
Üne, zenginlige, taninmis ya da zengin bir ailenin
çocugu olmakla erisilmez. Tanri dilerse hiç taninmayan, yoksul bir aile
çocugunu da üne, zenginlige kavusturur.
253- Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir.
Tanri bir kimseyi zengin etmeyi dilerse ona hiç
umulmadik yerlerden para, mal gelir.
254- Alli yelek, pullu yelek; gömlek yok canfes neye gerek?
En gerekli nesneleri bulunmayan kisinin süs püs pesinde olmasi
budalaliktir. Krs. Ayrani yok içmeye...
255- Alma ali, satma kiri, ille doru, ille doru; yagizin da binde biri.
At donlari içinde en begenileni doru renktir. Kir fena sayilmaz. Ama al
renk begenilmez.
256- Alma ali, sat yagizi, bin doruya, besle (Kizil kahverengi at donu.) kiri.
Biniciler al ve yagiz renkli atlari tutmazlar. Doru ve kir donlu atlari
makbul sayarlar. Atini ona göre seç. Krs. Alma san...
257- Almadan vermek, Allah'a mahsus (yarasir).
Tükenmez hazinesi bulunan, bir sey almaya ihtiyaci olmadan verebilen tek
varlik, Tanri'dir. Insan bir sey kazanmamissa, baskasindan bir sey almamissa
neyi verebilir?
258- Almadigin hayvani kuyrugundan tutma.
Almayacagin bir seye, isinde çalistirmayacagin kimseye, alacakmissin,
çalistiracakmissin gibi yakin ilgi gösterme, umut verme.
259- Al malin iyisini, çekme kaygisini.
Malin iyisini alan, onu tasasiz kullanir. Saglamdir, güzeldir, kullanildigi
sürece insani rahatsiz edecek bir durumu yoktur.
260- Alma mazlumun ahini, çikar aheste aheste.
Kimseye zulmedip ahini alma. Sonra yaptigin kötülügün cezasini ömrün
boyunca çekersin.
261- Alma sari, satma sari, kapindaysa tutma sari.
Sari donlu at ne beslemeli, ne de alip satmalidir.
Krs. Alma ali, sat yagizi...
262- Alma soysuzun kizini, sürer anasi izini.
Terbiyesi kit ailenin kizi da egitimi kit, görgüsüz olarak yetisir.
262- Alna yazilan (alinda yazili olan) basa gelir. (Basa yazilan gelir).
Kisi kaderi ne ise onu görür.
263- Alt degirmen güçlü akar.
Kaynaklari eski ve bol olan kuruluslar saglam ve verimli olur.
264- Altin anahtar her kapiyi açar.
Para ile bütün engeller ortadan kaldirilir; bütün güçlükler yenilir;
istenilen sey elde edilir.
265- Altin ateste, insan mihnette belli olur.
Altina benzeyen maddenin altin olup olmadigi, nasil atese dayaniklilik
derecesi ile anlasilirsa bir kisinin degeri de sikintilara katlanma,
zorluklari yenme ve benligini koruma gücü ile ölçülür.
266- Altin eli biçak kesmez.
Hünerli kisiye yasama güçlükleri etki yapamaz. O, sarsilmadan isini
sürdürür.
267- Altin esik, gümüs esige muhtaç olur.
Zenginlige de is basinda olmaya da güvenilmemelidir. Gün gelir, zengin
yoksullasir; eskiden yoksul iken zengin olan kisiye muhtaç duruma düser. Is
basinda bulunan da böyle.
268- Altinin kiymetini (kadrini) sarraf bilir.
Bir kimsenin, bir seyin degerini, ancak bu konularda uzmanligi
bulunanlar bilir.
269- Altin kapilinin agaç kapiliya isi düser.
Bkz. Altin kepege muhtaç...
270- Altin kepege muhtaç.
Yüksek düzeyde olan her sey, önemsiz görünen nesnelerle deger kazanir.
Kepekle ovulmasa altin parlamaz. Bunun gibi, zengin yoksula, usta çiraga...
gerekseme duyar.
271- Altin legenin kan kusana ne faydasi var?
Agir hasta, ya da dertli olan kimse, zengin olmus neye yarar?
272- Altin pas tutmaz, (deli yas tutmaz).
Serefli, temiz insana, hiç kimse leke süremez. (Tasasiz kimse hiçbir seye
üzülmez.)
273- Altin yerde paslanmaz, tas yagmurdan islanmaz. Üstün deger tasiyan
kisi, ya da nesne, ne türlü uygunsuz kosullar içinde bulunursa bulunsun
degerini, niteligini yitirmez.
274- Altin yere düsmekle pul olmaz.
Degerli kisinin, bulundugu yüksek yerden uzaklastirilmasiyla degeri azalmaz.
275- Alti olur, yedi olur, hep Allah'in dedigi olur.
Biz önce ne hesaplar yaparsak yapalim, sonunda Tanri'nin diledigi olur.
276- Aman diyene kiliç kalkmaz.
Kisi, mertligine siginip teslim olan düsmanin canina kiymamalidir. Krs.
Egilen bas kesilmez.
277- Amca baba yarisi.
Amca, kardesinin çocuguna kendi çocugu gibi ilgi gösterir. Çocuk da
amcasina, babasina karsi besledigi duygularla bagli olur.
278- Amcam (emmim) dayim herkesten (hepinden) aldim payim.
Kimseden yardim beklememeli. Kisiye en yakin akrabalarinin bile yardim
etmedigi denemelerle anlasilmistir.
279- Ana besler hurmayla, eloglu karsilar yarmayla.
Her anne, çocugunu büyük bir sefkat ve özenle nazli olarak yetistirir.
Çocuk topluma karisinca yasamin ve çevresinin insafsizliklariyla karsilasir.
(Yarma: Kalin kesilmis odun).
280- Anadan gören inci dizer; babadan gören sofra yazar.
Bkz. Oglan babadan ögrenir...
281: Anadan olur daya, hamurdan olur maya.
Hiçbir dadi annenin yerini tutamaz. Hamurun mayasi yine kendisindedir.
Demek ki bir isi kusursuz yapabilmek için özüne uygun en iyi araç
kullanilmalidir. Derme çatma araçlarla yapilan isten iyi sonuç alinamaz.
282- Ana gezer, kiz gezer; bu çeyizi kim düzer?
Bir ailenin, bir kurulusun yöneticileri ve yönetilenleri, yapilacak islere
bos verirlerse o isler kendiliginden ortaya çikar mi?
283- Ana gibi yar olmaz, Bagdat gibi diyar olmaz.
Insanlar içinde anamiz kadar bize candan bagli dost yoktur. Nasil ki
sehirler içinde de Bagdat'in esi yoktur.
284- Ana hakki Tanri hakki.
Evlatlarin analarina karsi olan yükümlülükleri, Tanri'ya karsi olan
yükümlülükleri kadar kutsaldir. Krs. Komsu hakki Tanri hakki.
285- Anahtar dogruyadir.
Bir yerin kilitlenmesi, kötü niyetli olmayanlar için ise yarar. Ama hirsiz
için ise yaramaz.
286- Ana ile kiz, helva ile koz.
Koz helvasinin içindeki cevizle helvayi ayirmak nasil olanaksizsa, ana ile
kizi da birbirinden ayirmak öylece olanaksizdir.
287- Ana kizina taht kurar, kiz bahti kocadan arar.
Ana baba, kizlarina ancak saltanatli bir yasayis saglayabilirler. Onun
mutlulugunu saglayacak olan kocasidir. Krs. Ana kizina taht kurmus...
288- Ana kizina taht kurmus, baht kuramamis (kurmamis).
Ana baba, kizlarini sultanlar gibi yasatabilirler. Ama onun evlendikten
sonra mutlu olmasini saglamak, ellerinde degildir. Krs. Ana kizina taht
kurar... Atalar çikarayim der tahta...
289- Analik fenalik (kara yamalik).
Üvey ana fenalik sembolüdür. (Beyaz giysiye yamanmis kara bir yama
gibidir).
290- Analik usta, yumagi ufak yapar; çocuklar usta, ekmegi çifte kapar.
Bir nesneyi paylastiran kisi, esitlik ilkesini gözetmekle birlikte,
paylari beklenenden daha küçük ölçüde dagitmaya kalkarsa, paydan
yararlanacak olanlar, yine esit olarak daha çok pay alma yolunu bulurlar.
291- Anali kuzu, kinali kuzu.
Annesi sag olan çocuk bakimli, giyimli, temiz, süslüdür. Annesi ölmüs olan
çocukta bakim, giyim, temizlik, süs bulunmaz.
292- Anam babam kesem, elimi soksam yesem.
Kisi, baskasindan yardim beklememeli, kendi kazanciyla geçinmelidir.
293- Anamin (babamin) ölecegini bilseydim kulagi dolu dariya satardim
(aci sogana degisirdim).
Insan en degerli bir malinin karsiliksiz olarak elinden gidecegini bilse,
onu yok denilecek kadar az para ile satar.
294- Anan güzel idi, hani yeri, baban zengin idi, hani evi.
Hiçbir duruma güvenilmez. Bizim olan hiçbir sey,
sürekli olarak elimizde kalmaz. Genç iken güzel
olanlar, yaslandikça güzelliklerini yitirirler. Önce
zengin olanlar, gün gelir, evlerinden olurlar.
295- Ananin bahti kizina.
Bir anne, mutlu ya da mutsuz, nasil bir evlilik yasayisi geçirirse, kizi
da öyle bir evlilik yasayisi geçirir.
296- Ananin bastigi yavru (civciv) incinmez (ölmez).
Annenin aci sözü, dayagi çocuguna agir gelmez.
Çünkü anne bunlari onun iyiligi için yapar. Anne
çocugunu öyle korur ki, üzerine basmasi gerektigi
zaman bile incitmeyecek biçimde basar. Incitse de
çocuk bunu bildiginden incinmemis gibi davranir.
297- Ananin çiktigi dala kizi salincak kurar.
Büyüklerinin tutumu çocuklara örnek olur. Çocuklar o yolu benimser;
bununla yetinmeyerek daha ileri giderler. Krs. Agaca çikan keçinin dala
bakan...
298- Anasina bak kizini al, kenarina (kiyisina, taragina) bak bezini al.
Kiz annesinin birçok huylarini dogustan almis bulunur. Sonra da annesinin
egitimi ile yetisir. Bunun için bir kizin niteliklerini ögrenmek isteyenler,
annesine benzeyecegini düsünürlerse yanilmamis olurlar. Nitekim bir kumasin
kenarina bakanlar, her yerini görmüs gibi olurlar.
299- Anayi kizdan ayiran para.
Kisisel çikar, ana-kiz arasindaki bagin kopmasina
bile yol açabilir. Sarsilmaz sanilan yakin dostluklarda da...
300- Ana yilan, sözü yalan, kari çiçek, sözü gerçek.
Karisini çok seven ve anasiyla karisi arasindaki geçimsizlikte anasini
haksiz bulan ogulun yargilaridir bunlar.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #7 : 29 Aralık 2010, 16:52:42 »
301- Ana, yürekten yana.
Bir kimseye candan, yürekten bagli olan, onun
üzüntülerini gerçekten paylasan varlik, anasidir.
302- An beni bir kozla, o da çürük çiksin. (Dost `yar' beni ansin bir
koz ile, o da çürük çiksin.)
Arkadaslar, tanidiklar arasinda armagan, beklenen bir seydir. Armagan, bir
kisinin hatirlandigini belirtmesi bakimindan önemlidir; degeri de buradadir.
Ne kadar küçük bir sey olursa olsun; isterse ise yaramasin. Krs. Yarim
elma, gönül alma.
303- Anlatisa göre verirler fetvayi.
Bkz. Kadi anlatisa göre fetva verir.
304- Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
Kimi zaman sözü biraz kapali söylemek yeglenir.
Anlayisli kimseler, ne denilmek istendigini zaten anlarlar. Anlayisi kit
kimseler ise ne kadar açik söylense, ne kadar tekrarlansa yine anlamazlar.
Krs. Görenedir...
305- Aptala malum olur.
Aptal, yakinda ne olup bitecegini bilir ve daha önce haber verir. (Çünkü
aptalin Tanri'ya yaklasmis bir kisi olduguna inanilir. Ancak bu söz, daha
çok, böyle kesiflerde bulunan kimselerle alay etmek için söylenir).
306- Aptal ata binerse bey oldum sanir, salgam asa girerse yag oldum sanir.
Görgüsüz kisi layik olmadigi bir is basina geçerse,
gerçekten degeri varmis gibi bir kuruntu gösterir.
307- Aptessiz sofuya namaz mi dayanir?
Gerekli kosullari yerine getirilmedikten sonra az zamanda pek çok is
yapilir.
308- Araba devrilince (kirildiktan sonra, kirilinca) yol gösteren çok olur.
Tehlikeyi daha önce kimse haber vermez de kötü sonuç meydana geldikten,
is isten geçtikten sonra herkes yanlis yapmissin, söyle bir yol tutmaliydin,
böyle davranmaliydin diye akil satar.
309- Araba ile tavsan avlanmaz.
Her iste basariya ulasabilmek için kullanilmasi gereken özel bir yol
vardir. Baska bir yöntem kullanilirsa basariya erisilemez. Krs. Sahin ile
deve avlanmaz.
310- Arabanin ön tekerlegi nereden geçerse art tekerlegi
de oradan geçer. (Ön tekerlek nereye giderse art tekerlek de oraya gider.)
Büyükleri nasil bir yasayis yolu tutmuslarsa çocuklar da ayni yolu izlerler.
311- Arayan Mevlasini da bulur, belasini da.
Iyi erek yolunu tutanlar iyi erege, kötü erek yolunu tutanlar kötü erege
ulasirlar.
312- Arda kalan derde kalir.
Bkz. Sona kalan dona kalir.
313- Ardicin közü olmaz, yalancinin sözü olmaz.
Ardiç agacinin atesi çabuk geçer, kül olur. Yalancinin sözü de böyledir;
ona da güvenilmez.
314- Ar dünyasi degil, kar dünyasi.
Kisi, namusuna dokunmadiktan sonra, su ya da bu isi yapmaktan utanmamali,
para kazanmalidir. Krs. Ar yili degil, kar yili.
315- Ari, bal alacak çiçegi bilir.
Açikgöz kisi; çikar saglayabilecegi yeri bilir.
316- Ari, bey olan kovana üser.
Halk, kendisine önderlik edecek kisinin çevresinde toplanir.
317- Arica etek, kuruca yatak.
Ölümcül hastalar için Tanri'dan dilenen sey, çamasirini, yatagini kirletir
duruma gelmeden ona Azraili göndermesidir.
318- Ari gibi eri olanin dag kadar yeri olur.
Çaliskan, kisileri olan aile ve toplumlar, her yerde
bol kazanç bulurlar; bütün dünyayi kendi mallari
sayarlar. Krs. Er olan ekmegini tastan çikarir.
319- Ariga su gelene (gelinceye) kadar kurbaganin gözü patlar.
Bkz. Göle su gelinceye kadar...
320- Arik arinir, ad arinmaz.
Madde pisligini temizlemek kolaydir. Ama kirlenen ad ve namus temizlenemez.
321- Arik ata kuyrugu (da) yüktür.
Güçsüz kisi, kimseye yardim edecek durumda degildir. Bu yardim ne kadar az
ve yardim edilecek kimse ne kadar yakini olursa olsun.
322- Arik at yol almaz, arik (aç) it av almaz.
Bkz. Aç at yol almaz...
323- Arik etten yagli tirit olmaz.
Degersiz kisiden yararli is, verimsiz topraktan bol ürün beklenemez.
324- Ari kizdirani sokar.
Kisi kendisini sinirlendirene saldirir; sonunda ölecegini bilse bile.
(Arinin, soktuktan sonra öldügü söylenir.)
325- Arik öküze biçak olmaz! (çalinmaz).
1) Kendisinden yararlanilamayacak kisiye yararlanmak amaciyla eziyet
edilmemelidir.
2) Güçsüz kimseyi ezmek yigitlik degildir.
326- Ari sögüdü, akilli ögüdü sever.
Herkes isine yarayan seyi benimser.
327- Arife günü asa ne, bayram günü tirasa ne?
Her olayin, her nesnenin çogaldigi bir zaman vardir. Böyle zamanlarda o
olay ve nesnelere eskisi denli önem verilmez.
328- Arife günü yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayram günü yüzü kara
çikar (olur).
Bir sözün yalan oldugu çabuk anlasilir ve söyleyen, topluluk içinde
utanilacak bir duruma düser. Krs. Ramazanda...
329- Ariefe tarif gerekmez (ne hacet).
Anlayisli kisiye uzun uzadiya açiklama yapma gerek yok. O leb demeden
leblebiyi anlar.
330- Arkadasini söyle, kim oldugunu söyleyeyim.
Kisi, yaradilis ve gidisine uygun kimselerle arkadaslik kurar. Onun için
bir adamin arkadasini tanirsak, o adamin kimligini ögrenmis oluruz.
331- Arka gerektir arka, ya utana ya korka.
Bir kimsenin isini istedigi biçimde yürütebilmesi için,
sözü geçen ya da kendisinden korkulan birisine dayanmasi gerekir.
332- Armudun iyisini ayilar yer.
Bkz. Ahlatin iyisini ayilar yer.
333- Armudun önü, kirazin sonu.
Armudu ilk çiktigi zaman, kirazi da bitecegi zaman yemeli.
334- Armudu soy ye, elmayi say ye.
Armut, kabugu soyularak, elma da asiri gidilmeyerek, sayi ile yenilmelidir.
Krs. Elmayi soy da ye armudu say da ye.
335- Armut dalinin dibine düser.
1) Bir kimse, önce yakinlarina yararli olur.
2) Çocuk, soyuna çeker; çirak ustasinin yolunu tutar.
3) Kisi, kendini yetistirenin koruyuculugu ile bir yerde barinir.
336- Arnavut'a sormuslar Cehenneme gider misin? diye, Aylik kaç? demis.
(-Cehenneme kira var. -Paradan haber ver.)
Parayi güç kazanmakta olan kisi, bol para karsiliginda, dayanilamayacak
kadar agir isleri yapmayi kabul eder.
337- Arpaciya borç eden, ahirini tez satar.
Borç para ile yürütülen is, az zaman sonra yürütülemez olur.
338- Arpa eken bugday biçmez.
Kötü davranisin karsiligi iyi olmaz.
339- Arpa samaniyla, kömür dumaniyla.
Kusursuz nesne olmaz. Yararlandiginiz nesneleri kusurlariyla birlikte
kabulleneceksiniz.
340- Arpa unundan kadayif olmaz.
Kötü gereçle iyi sey yapilamaz.
341- Arpa verilmeyen at, kamçi zoruyla yürümez.
Geçimi saglanmayan kisi, ne kadar sikistirilirsa sikistirilsin, is
görmez.
342- Arpayi (bugdayi) tasli yerden, kizi kardasli yerden.
Bkz. Tarlayi tasli yerden...
343- Arsizin yüzüne tükürmüsler, yagmur yagiyor demis.
Arsiz ne kadar agir hakaret görse aldiris etmez; piskinlige vurur, iyi
karsilar.
344- Arsiz neden arlanir, çul da giyer sallanir.
Arsiz, hiçbir seyden utanmaz. Giysi diye çul da giyip salina salina
gezebilir.
345- Arslan kocayinca siçan deligi gözetir.
Güçlü çaginda agir ve büyük isler yapmis, büyük kazançlar elde etmis olan
kimse, güçten düsünce pek küçük islerle ugrasir; azla yetinir.
346- Arslan kükrerse atin ayagi kösteklenir.
Güçlü kimsenin korkutucu sözleri, güçsüz kimseyi
kipirdayamaz duruma getirir.
347- Arslan postunda, gönül dostunda.
Canli, cansiz her seyin bir yakisigi vardir. Insan onlari bu durumda
görmek ister.
348- Arslan yatagindan (yattigi yerden) bellidir (belli olur).
Bir kimsenin kisiligi, oturup yattigi yerin niteliginden, temizliginden,
düzeninden anlasilir.
349- Arsin mali kantar ile satilmaz.
Her nesnenin degeri, niteligine uygun bir ölçüye vurularak belli olur. Bir
nesne için kullanilan ölçü, niteligi ayri olan baska bir nesne için
uygulanamaz.
350- Artik mal göz çikarmaz.
Bkz. Fazla mal göz çikarmaz.
351- Ar yili degil, kar yili (Kar eden, ar etmez).
Çagimiz, utanma çagi degil, para kazanma çagidir.
Kisi, namusu ile, her ne is olursa olsun yapmalidir
bu zamanda. Krs. Ar dünyasi degil, kar dünyasi.
352- Asil azmaz, bal kokmaz; (Kokarsa kaymak kokar, aslinda ayran var).
Bir kisi ya da nesne, ne denli biçim degistirirse degistirsin, aslini
yitirmez; soylulugunu kavrar.
353- Asil ile tas tasi, bedasil (soysuz) ile yeme asi.
Temiz süt emmis kisilerle yapilan en güç is kolaylasir. Sütü bozuk
kisilerle yapilan en güzel is ise tatsiz bir biçim alir.
354- Aslan kükrerse beygir titrer.
Üstün gücü olanin öfkelenmesi, çevresindeki güçsüzleri korkutur. Krs.
Aslan kükrerse atin ayagi...
355- Aslini saklayan (inkar eden) haramzadedir.
Kisinin soyu sopu yoksul, görgüsüz olabilir. Onlardan utanmak, onlara
sahip çikmamak yanlistir. Soyunu sopunu gizlemek ancak piçlere yarasir.
Kisi degersiz bir kusaktan gelmekle degersiz olmaz. Toplum içindeki yerini
kendisi kazanir.
356- Astar bol olmayinca yüze gelmez.
Bir is yapmak için gerekli olan seyleri santimi santimine hesaplayarak
degil, ölçüyü biraz genis tutarak hazirlayiniz. Çünkü türlü etkenler,
gerçek ölçüden daha çok harcama yapmanizi gerektirebilir.
357- Asigin gözü kördür (kör olur).
Kendisini aska kaptiran kisi, ne sevgilisinin kusurlarini görür ne de
çevresinde olup bitenlerle ve kendisi için önemli olan seylerle ilgilenir.
Krs. Asik alemi kör, dört yanini duvar sanir.
358- Asika Bagdat uzak (irak) degil (gelmez). (Dervise Bagdat'ta pilav
var demisler, Yalan degilse irak degil demis.)
Bir seyi elde etmek için taskin bir istek içinde bulunan kisiye bu ugurda
katlanacagi fedakarliklar güç gelmez.
359- Asik alemi kör, dört yanini duvar sanir.
Asktan gözü kararmis kisi, hos karsilanmayacak asiri davranislarda
bulunur. Kendini öyle yitirmistir ki bu davranislarini hiç kimse görmez,
isitmez sanir. Krs. Asigin gözü kördür.
360- Asik daima bey oturmaz.
Çogu zaman isi rast gelen kisi bilmelidir ki talih her
vakit yar olmaz. (Asigin çukur yüzünün arkasindaki yumru yüzüne bey
denilir. Bey oturmak, çukur yüzü yere, yumru yüzü üstü gelerek durmasidir
ki asigin en saglam oturusudur).
361- Asini, esini, isini bil.
Saglik ve mutluluk içinde yasamak isteyen kisi yiyecegine dikkat etmeli,
arkadasini iyi seçmeli ve bir is sahibi olmalidir.
362- Asi pisiren yag olur, gelinin yüzü ag olur.
Güzel sey, iyi gereç kullanilarak meydana gelir. Bundan da is yapana
övünme payi çikar. Krs. Alet isler el övünür.
363- Ask aglatir, dert söyletir.
Asigin yüregi yaralidir. Bu dert onu aglatir. Baska
türlü derdi olan ise herkese derdini döker.
364- Ask basa gelirse akil bastan çikar.
Askin gücü, akli yener. Aska düsen kisi düsünceden uzaklasir.
365- Ask olmayinca mesk olmaz.
Ögrenecegi ise karsi asiri sevgisi bulunmayan kimse o isi ögrenemez.
366- As tasarsa çömçenin degeri kalmaz.
Bir durumu düzeltecek araç ya da önlem, bu görevi yapmaya vakit kalmadan
durum bozulmussa, artik yararli olmaktan çikar.
367- As tasinca kepçeye paha olmaz.
Önemsiz gibi görünen bir araç, istenmeyen bir durumu önlemeye yaradigi
zaman paha biçilmez bir deger kazanir. Krs. Bugday basak verince orak
pahaya çikar., Abanin kadri yagmurda bilinir.
368- As tuz ile, tuz oran ile.
Bir seyin hosa gitmesi, birtakim nitelikler tasimasina ve bu niteliklerin
gerektigi oranda bulunmasina baglidir. Ölçüsüz ve asiri nitelikler o seyi
tatsiz, zevksiz duruma sokar.
369- Asure yemeye giden kasigini tasir.
Yararlanacagi bir is pesinde olan kisi, yararlanmanin gerektirdigi araçlari
hazirlamis olmalidir. Krs. Pilav yiyen kasigini yaninda tasir, Cani
kaymak isteyen mandayi yaninda tasir, Kaymagi seven mandayi yaninda tasir,
Zemheride yogurt
isteyen cebinde bir inek tasir.
370- Ata arpa, yigide pilav.
Yaratigin gücü, gelismesine yarayan seyle artar.
371- Ata binen nalini, mihini arar.
Kisi, kullanacagi seyin ayrintilarini da almali, eksik bir durumu
kalmamasina dikkat etmelidir.
372- Ata binersen Allah'i, attan inersen ati unutma.
Ata bindigin zaman insafsizlik etme, hayvani çok
hirpalama. Buna Tanri razi olmaz. (Ya da ata bindigin zaman böbürlenme;
böbürleneni Tanri sevmez), Attan indigin zaman da onun yemini, suyunu,
timarini unutma.
373- Ata da soy gerek, ite de.
Bütün yaratiklarin soylusu üstün niteliktedir.
374- At, adimina göre degil, adamina göre yürür.
Atin yürüyüsü binicisinin yönetimine bagli oldugu
gibi, bir isin yürüyüsü de is basindakinin bilgisine,
çabasina, tutumuna göre degisir.
375- Ata dost gibi bakmali, düsman gibi binmeli.
Ata iyi baktiktan sonra, yora yora bininiz; korkmayiniz, sarsilmaz.
Çalistirdiginiz isçilerin gücü de iyi beslenmeleriyle artmaz mi?
376- Ata dostu ogla mirastir.
Babamizin dostlari, babamizdan bize kalan miras gibidir. Bizi kollarlar.
Sikisik durumlarimida bize her türlü yardimi yaparlar.
377- Ata eyer gerek, eyere er gerek.
Bir isletmeyi önce donatmalisiniz; sonra da iyi bir yöneticiye teslim
etmelisiniz ki istediginiz verimi alabilesiniz.
378- Atalar çikarayim der tahta, döner dolanir gelir bahta.
Ana baba, çocuguna mutlu bir yasayis saglamaya çalisir. Ama kaderde nasil
bir yasayis varsa ancak o gerçeklesir. Krs. Ana kizina taht kurmus...
379- Atalarin sözü Kura'a girmez; ama yaninca yürür.
Atasözleri, Tanri sözleri degildir ama onun gibi kutsal sayilir;
gereklerine uyulur.
380- Atalar sözünü tutmayani yabana atarlar.
Atalarin yol gösterici ögütlerine ve geleneklere önem
vermeyen, ahlak kurallari disina çikan kimse ile herkes iliskisini keser.
Tek basina kalan bu kisi, toplum içinde itelenir; horlanir.
381- Ata mali mal olmaz, kendin kazanmak gerek.
Babadan kalan mal kalici degildir. Kazanci olmayan kisi bunu çabuk
bitirir. Kisinin gerçek mali, kendi çalismalariyla elde ettigi maldir.
Kazanci olan kimsenin mali bitmez. Krs. Baba mali tez tükenir...
382- Atanin sanati ogla mirastir.
Bkz. Babanin sanati ogla mirastir.
383- At ariklikta, yigit gariplikte.
At zayif iken, kisi garip iken çetin sinavlarini verirler. Bu durumda
kisiliklerini yitirmemis ve görevlerini basari ile yapmis iseler üstün
niteliklerini belirtmis olurlar.
384- Atasini tanimayan Allah'ini tanimaz.
Bir kisinin, bugruklarina saygi gösterecegi kimseler arasinda babasi
basta gelir. Onu tanimayan kisi, ana ve babaya itaat etmeyi emreden Tanri'yi
da tanimiyor demektir.
385- At at oluncaya kadar sahibi mat olur.
Bir çocuk, bir isçi yetistirebilmek için çok para, çok
emek, çok zaman ister. Onlar yetisir ama, yetistiren de her bakimdan
yorulur, yipranir.
386- At beslenirken, kiz istenirken.
At, besili, bakimli oldugu zaman hem gösterislidir, hem de en çok ise
yarayacak durumdadir. Satilacaksa o zaman satilmalidir. Kiz da körpeligi,
güzelligi geçmeden, isteyenleri varken evlendirilmelidir.
387- At binenin (is bilenin), kiliç kusananin.
1) Her sey, onu geregi gibi kullanmasini, ondan yararlanmasini bilene
yakisir; böyle kimselerin hakkidir.
2) Kendisinden yararlanilan sey kimin elinde ise onun sayilir; baskasinin
mali olsa da. Krs. Av avlayanin, kemer baglayanin.
388- At binicisini tanir (bilir).
Isçi, yöneticisinin isten anlayip anlamadigini bilir ve çalismalarini ona
göre yürütür. Krs. At sahibine göre...
389- At (olur) bulunur meydan bulunmaz, meydan (olur) bulunur at bulunmaz.
Bir isi basarabilmek için gerekli olan kosullar her
zaman eksiksiz olarak ele geçmez. Biri bulunursa
öteki bulunmaz; öteki bulunursa beriki bulunmaz.
390- Ates demekle agiz yanmaz.
Kisi, zararli bir eylemin sözünü etmekle kendisini
zarara sokmus olmaz.
391- Ates düstügü yeri yakar.
Felaket kimlerin basina gelirse onlari yakar, kavurur, sürekli bir aci
içinde birakir. Baskalarinin acimasi, üzülmesi gelir, geçer.
392- Atesle barut (barutla ates) bir yerde durmaz (olmaz).
Ikisinin bir arada bulunmasi çok tehlikeli olan seyler
birbirinden uzak tutulmalidir.
393- Ates olmayan yerden duman çikmaz.
Bir olayin gerçekten meydana gelmis olup olmadigini anlamak için, gizli
kalamayan belirtisine bakmak gerekir. Bu belirti varsa olay da var demektir.
394- Ati atasiyla, katiri anasiyla.
1) Soylu kisiden zarar gelmez. Soysuz kisiden korkulur.
2) Iyi kisi temiz soyu ile, kötü kisi asagilik, karisik
soyu ile taninir, anilir.
395- Atilan ok geri dönmez.
Iyi düsünmeden yaptigimiz öyle isler vardir ki sonra pisman olarak eski
duruma dönmek isteriz. Ama artik o duruma dönme olanagi kalmamistir.
396- Atim tepmez, itim kapmaz deme. (Atin tepmezi, itin kapmazi olmaz).
Herkesin yaradilistan birtakim sert huylari da vardir. Bunlar egitimle
bir dereceye kadar yumusatilabilir. Size çok bagli bulunan kisiler bile, bir
zaman gelir, kendilerini tutamaz, sizi incitirler.
397- Atina bakan ardina bakmaz.
Görevini eksiksiz yapan, aracini iyi kullanan kisi,
kendini kötü duruma düsmekten kurtarmis olur. Nitekim iyi bakilmis ata
binen, düsman bana yetisecek mi, diye ardina bakmaya gerek duymaz.
398- Atin bahtsizi arabaya düser.
Degerli, ama yazgisi kötü kimseler, kisiliklerine yakismayan agir ve
asagilik islerde kullanilirlar.
399- Atin dorusu, yigidin delisi.
Atin doru renkli olani, kisinin gözünü budaktan sakinmayani begenilir...
400- Atin ölümü arpadan olsun.
Kimi kisilerin felsefesi sudur: Sevdigim yiyecekleri
tika basa yiyeyim de hasta olursam olayim, dahasi, ölürsem öleyim.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #8 : 29 Aralık 2010, 16:53:30 »
401- Atin tepmezi, itin kapmazi olmaz.
Bkz. Atim tepmez, itim kapmaz deme.
402- Atin ürkegi, yigidin korkagi.
At da kisi de hep tehlike karsisinda imisler gibi uyanik olmali, tetikte
bulunmalidirlar.
403- Atin varken yol tani agan varken el tani.
Elde bulunan olanaklardan zamaninda yararlanarak gezip dolasirsak, es
dost edinmek gerek.
404- At ile avrat yigidin bahtina.
Kisinin satin aldigi atlari ve evlendigi kadindan memnun kalip kalmayacagi
önceden kestirilemez. Her ikisi de talihine kalmistir.
405- At kaçmaz, et kaçar.
Atin iyi kosmasi için iyi beslenmis olmasi gerek.
406- At kudümüy yurt kudümü, avrat kudümü.
Türkler; atlarini, yurtlarini, eslerini kutsal sayar, onlarin ugur
getirecegine inanirlar.
407- Atlar nallanirken kurbaga ayagini uzatmaz,
Herkese durumuna, degerine göre davranista bulunulur; is verilir.
Degersiz kisi, kendisine de degerli kisi gibi ilgi gösterilmesini
beklememelidir.
408- Atlar tepisir, arada esekler ezilir.
Güçlü kimseler birbirlerine girerler. Bundan, aralarinda bulunan güçsüzler
zarar görür.
409- Atli kaçar, kaçar; yaya arkasina ne düser?
Büyük islere, bunu basaracak gücü olanlar girisir.
Olanaklari bulunmayanlar böyle islere niçin girisirler?
410- Atliya saat olmaz.
Atla yolculuk yapan kimse için bir yolun kaç saatlik oldugu söz konusu
degildir. Atli, isterse bes saatlik yolu bir saatte alir. Bunun gibi, bol
olanaklari bulunan kimse, uzun bir süre içinde yapilabilecek
isi kisa zamanda yapiverir.
411- At olur meydan olmaz, meydan olur at olmaz.
Bkz. At bulunur meydan bulunmaz...
412- At ölür, itlere bayram olur.
Yüksek kimselerden birinin ölümü ya da görevden
ayrilmasi, kimi zaman, asagilik kimselerin isine yarar.
413- At ölür meydan (nali) kalir, yigit ölür san (nami) kalir.
Yasayan bir gün ölür. Ancak yasayisina bagli birtakim izler sürüp gider.
At ölmekle birlikte onun kostugu meydanin kalmasi, insan ölmekle birlikte
adinin anilmasi gibi: Onun için kisi yasarken iyi isler yapmali, iyi bir ad
birakmaya çalismalidir.
414- At sahibine (agasina, biniciye) göre eser (kisner).
Birinin yönetimi altinda çalisan kisi, tutumunu yöneticisinin durumuna
göre ayarlar. Krs. At binicisini tanir.
415- Atta, avratta ugur vardir.
Inanisa göre at ve kendisiyle evlenilen kadin eve ugur getirir.
416- Atta karin, yigitte burun.
Iyi kosan atin karni, yigit erkegin burnu büyük olur.
417- Attan düsene yorgan dösek, esekten düsene kazma kürek.
1) Attan düsen, kazayi hastalanmakla atlatir. Esekten düsen için ölüm
tehlikesi vardir.
2) Soylu (ugurlu) kimse yüzünden basimiza gelen felaketi çabuk atlatiriz.
Soysuz (ugursuz) kimse yüzünden basimiza gelen felaketi kolay kolay atlatamayiz.
418- At yedi günde, it yedigi günde (belli olur, semirir).
Degerli kisilikler, zamanla gelisir. Kisa zamanda beliren kisilikler
gerçek deger tasimayanlardir.
419- At yigidin yoldasidir.
Türk, ati çok sever. Birçok islerini onunla arkadaslik ederek yapar. At,
Türk'ün savasta kahramanlik ortagidir. Barista her günü atla birlikte geçer:
Yolculugu onunla yapar, yükünü onunla tasir. Onun sütünden içki bile
yapmistir. At üzerine pek çok atasözümüz vardir. Bunlarda at, soylulugun,
anlayisliligin, inceligin, yürekliligin, vefaliligin, yararliligin
simgesi olarak gösterilmis, birçoklarinda yigit ile birlikte anilmis; at
bakimina büyük özen gösterilmesi gerektigi belirtilmistir. Türk atin o kadar
candan dostudur ki kendisinden, çoluk çocugundan çok ona bakar.
420- Ava gelmez kus olmaz, basa gelmez is olmaz.
Kuslar, genis bir özgürlük dünyasinda, insanlardan
uzak yasamalarina karsin avlanmaktan kurtulamazlar. Insanlar da böyledir:
Hatira, hayale gelmeyen çesit çesit felakete ugrarlar. Hiçbir kimse
kendisini kazadan, tehlikeden, dertten kurtarmanin yolunu
bulamaz. Krs. Ayaga degmedik tas olmaz..., Ayak almadik tas olmaz...
421- Ava giden avlanir.
Çikarini baskasina zarar vermekte arayan kimse,
o zarara kendisi ugrar.
422- Av avlayanin, kemer baglayanin.
Bir sey, onu elde etmek yolunu bilenin, bir seyden
yararlanma, onu kullanmasini becerebilenin hakkidir. Krs. At binenin,
kiliç kusananin.
423- Avci ne kadar al (hile) bilse, ayi o kadar yol bilir.
Bir kisi, baskasini yenmek için çesit çesit ustalik kullanir. Ama
karsisindaki de yenilmemek için çesit çesit önlem alir.
424- Av köpegi avdan kalmaz.
Hazira konarak is yapmayi adet edinmis olan kisi, her zaman bu yolu izler.
425- Avradi bosayan topuguna bakmaz.
Önemli bir varligindan isteye isteye vazgeçen kimse artik onu aramamayi
göze almalidir.
426- Avradi eri saklar, peyniri deri.
Her sey, durumuna uygun yöntemlerle korunur.
427- Avrat (kadin) mali, kapi mandali. (Kari mali hamam tokmagidir).
Bir erkek karisinin malindan yararlanmayi düsünmemelidir. Yoksa durum,
eve-girerken, çikarken, kapi mandali gibi, basa kakilir.
428- Avrat var, arpa unundan as yapar; avrat var, bugday unundan kes yapar.
Is bilen kadin, elverissiz gereçle güzel seyler meydana getirir. Is
bilmeyen kadin ise en iyi gereci kullansa bile bir sey yapamaz.
429- Avrat var ev yapar, avrat var ev yikar.
Ailede kadinin rolü çok önemlidir. Öyle kadinlar
vardir ki bir aileye düzen verir, mutluluk getirirler.
Öyle kadinlar vardir ki ailenin düzenini, mutlulugunu bozarlar.
430- Av vuranin degil alanin.
Bir seyin sahibi ondan yararlanamiyor da baskasi
yararlaniyorsa asil sahip yararlanan kisi demektir.
431- Ayaga degmedik tas olmaz, basa gelmedik is olmaz.
Bkz. Ayak almadik...
432- Ayagini sicak tut, basini serin; gönlünü ferah tut düsünme derin.
Hastaliktan korunmak, vücudumuzu yipratmamak istiyorsak ayagimizi sicak,
basimizi serin tutmaliyiz; olur olmaz seyleri sikinti konusu yapmamali,
genis yürekli olmaliyiz. Krs. Insan ayaktazi...
433- Ayagini yorganina göre uzat.
Giderini gelirine uydur. Harcamalarin gelirini asmasin.
434- Ayagi yürüten bastir.
Isçinin iyi is yapmasini, halkin iyi bir düzen
içinde çalismasini bastakiler saglar. Krs. Bin isçi, bir basçi.
435- Ayak almadik (ayaga degmedik) tas olmaz, basa gelmedik is olmaz.
(Basa gelmez is olmaz, ayaga degmez tas olmaz).
Insan yaslandikça türlü türlü engeller, güçlüklerle
karsilasir; çesitli sikintilara, felaketlere ugrar. Krs. Ava gelmez kus
olmaz...
436- Ay ayakta, çoban yatakta, ay yatakta çoban ayakta.
1) Çobanlarin aksam erkence yatmasi, sabahleyin erkence kalkmasi gerektir.
2) Ay aydinliginda sürüye hirsiz gelmez. Onun için çoban uyuyabilir. Ay
karanliginda çobanin uyanik olmasi gerekir. Kamu yönetiminde de böyledir.
Genel düzene yardimci olan araçlar varsa bas yönetici rahat eder; yoksa çok
uyanik olmasi gerekir.
437- Ayda bir gel dostuna, kalksin ayak üstüne; günde bir gel dostuna,
yatsin sirti üstüne.
Ne denli yakin dostun olursa olsun, ona her gün
gidersen usanir. Ara sira git ki saygi ile karsilasin.
438- Ay gördünse bayram et.
Bkz. Ayi görmeden bayram etme.
439- Ay görmüsün yildiza minneti (itibari) yoktur.
Bir seyin çok üstününü, çok güzelini görmüs olan kimse, ondan daha az
degerde olanini begenmez.
440- Ayi akim, kirpi yumusagim demis.
Hiç kimse kusurunu, çirkinligini görmez; dahasi, erdemleri, güzellikleri
bulundugunu ileri sürer.
441- Ayi görmeden bayram etme. (Ay gördünse bayram et).
Bayram ayinin dogdugunu görmeden bayram etmek ihtiyatsizliktir. Beklenen
bütün sevinilecek durumlar için bu ihtiyat gösterilmelidir. Is gerçeklesmeden
ona oldu gözüyle bakilip sevinilmemelidir.
442- Ayin on besi karanlik, on besi aydinliktir.
Kisinin yasamindaki kötü gidis sürüp gitmez; iyi günler de gelir. Krs. Her
inisin bir yokusu vardir.
443- Ayipsiz yar arayan (dost isteyen), yarsiz (dostsuz) kalir.
Kusursuz güzel olmaz. Esim kusursuz olmali diyen es bulamaz. Bu kural
yalniz es için degil, elde etmek istedigimiz her sey için dogrudur.
444- Ayi sevdigi yavrusunu hirpalar.
Hirpalamak her zaman kötülük yapmak için olmaz; sevgiden ileri gelen
hirpalamalar, güvenden ileri gelen çalistirmalar da vardir. Krs. Tabak
sevdigi deriyi...
445- Ay isiginda ceviz silkilmez.
Yeterli olmayan kosullar içinde is yapilirsa beklenen verimli sonuç
alinamaz.
446- Ayiyi (maymunu) firina (atese) atmislar, yavrusunu ayaginin altina
almis.
Duygusuz insanlar, kendilerini kurtarmak için gerekiyorsa, çocuklarini
tehlikeye atmaktan çekinmezler.
447- Aynan yoksa komsuna bak.
Bkz. El elin aynasidir.
448- Ayrandan asagi katik olmaz.
Yapilacak isi kolaylastirmak için yararlanilacak ucuz nesneler arasindan
öyle biri seçilir ki daha ucuzu yoktur.
449- Ayranim (yogurdum) eksidir diyen olmaz.
Bkz. Kimse ayranim eksi demez.
450- Ay (gün) var yili besler, yil var ayi (günü) beslemez.
Öyle zaman olur ki bir aylik kazanç, insani bir yil geçindirir. Öyle zaman
da olur ki bir yillik kazanç, bir ay geçindirmeye yetmez.
451- Ayyar tilki art ayagindan tutulur. (Zeyrek kus iki ayagindan tutulur).
Isini hile ile yürütmekte olan kisi, bir zaman gelir ki kurnazligini
kullanamaz; yakayi ele verir.
452- Az ada, çok öde.
Çok sey vermeye ya da yapmaya söz veren kisi, sözünü yerine getirmek için
güç durumda kalabilir. Bu nedenle yapabilecegi ölçüde az seye söz vermeli
ve verdigi sözü eksiksiz yerine getirmelidir.
453- Aza demisler: - Nereye? - Çogun yanina demis. (- Azca nereye? - Çokçanin
yanina).
Az, her zaman çoga uyar, ya da onun emrine girer: Büyük sermaye, küçük
sermayeye is birakmaz, -azinlik, çogunluga boyun eger.
454- Aza kanaat etmeyen çogu hiç bulamaz.
Çoklar, azlarin birikmesiyle meydana gelir. Küçük seyleri hor görenler,
büyük sey edinmek firsatini sürekli olarak kaçiriyorlar demektir.
455- Azan kurda kizan köpek.
1) Belali kisinin hakkindan serli kisi gelir.
2) Azginca çiftlesme isteginde bulunan erkege, kizginca çiftlesme istegi
gösteren kadin yarasir.
456- Az ates çok odunu yakar.
Küçük bir tehlike, elverisli ortam bulunca, büyüye büyüye önüne geçilemez
durum alir. Bir avuç suçlu, büyük bir suçsuz yigininin basini belaya sokar.
Krs. Kurunun yaninda yas da yanar.
457- - Azca nereye? - Çokçanin yanina.
Bkz. Aza demisler: Nereye?...
458- Az el as kotarir (yemek pisirip kaplara koymak), çok el is
kotarir (Bir isi bitirmek). (Az eli asta gör, çok eli iste gör).
Ne kadar çok kisi bir araya gelse, pisme zamanindan önce yemegi ortaya
koyamazlar. Onun için yemek yapmaya az kisi yeter. Ama baska isler, çok
kisinin çalismasiyla daha çabuk bitirilir.
459- Az eli asta gör, çok eli iste gör.
Bkz. Az el as kotarir...
460- Azi bilmeyen çogu hiç bilmez.
Bkz. Biri bilmeyen...
461- Azicik agriya as (çokçasini is) bastirir.
Küçük bir rahatsizlik bir seyler yemekle geçer. (Düsünmekle sonuç
alinamayacak birçok sorun da kendini ise vermekle unutulur.)
462- Azicik asim, kaygisiz (agrisiz, kavgasiz) basim.
1) Evimde kalabalik olmazsa isim az olur, ugrasma, didisme de olmaz.
2) Didismesiz orta halli bir geçim, türlü ugrasma ve didismelerle dolu
zenginlerin yasayisindan daha iyidir.
463- Aziksiz yola çikanin iki gözü el torbasinda kalir.
Bir süre sonra gerekecek seyleri vaktinde hazirlamayan kisi, zamani
gelince hazirlikli kisilerin durumuna imrenir ve içinden bana da verseler
istegi geçer.
464- Az kaz, uz kaz, boyunca kaz.
Birisi için kazdigin kuyuya kendin düsebilecegini gözönünde bulundur. Onun
için bu kuyu kendini kurtarabileceginden daha derin olmasin. Yani sana
yapilmasini istemedigin bir kötülügün daha agirini baskasina yapma. Krs.
Kazma elin kuyusunu...
465- Az mal kan yutturur, çogu birbirini güttürür.
Az mali yönetmek için gereken araçlar, yapilan harcamalar çok mali
yönetmeye de yetebilir. Bu nedenle çok mali yönetmek az mali yönetmekten
daha ucuza gelir.
466- Az olsun, uz (öz) olsun.
Yaptiginiz is; edindiginiz sey, isterse az olsun, ancak temiz ve iyi olsun.
467- Azrail gelince ogul, usak sormaz.
1) Azrail yetismemis çoluk çocugun var mi? diye sormaz. Hiçbir özür de
kabul etmez.
2) Azrail, büyük, küçük demez; eceli gelenin canini alir.
468- Az söyle, çok dinle.
Kisi, az konusursa hem çevresindekileri rahatsiz etmemis; hem de daha az
yanilmis olur. Çok dinlemekle ise çok sey ögrenir.
469- Az tamah çok ziyan (zarar) getirir.
Elde ettikleriyle yetinmeyerek daha çogunun pesinde
kosanlar, elde ettiklerinden daha çok zarara ugrarlar.
470- Az veren candan, çok veren maldan.
Varlikli olmayan kimse, yardim, ya da armagan olarak az sey verebilir. Bu
büyük bir fedakarliktir. Varlikli kimse çok sey verebilir. Bu, onun için
özveri sayilmaz.
471- Az yiyen az uyur, çok yiyen güç uyur.
Aç kimse uyuyamaz. Az yiyenin de uykusu az olur. Midesi dolu olan rahat
edemez; uyumakta güçlük çeker. Demek ki kisi iyi uyuyabilmek için pek az
da yememeli, pek çok da.
:::::::::::::
-B-
472- Baba eder, ogul öder.
Bkz. Baba koruk yer...
473- Baba (evlat, ogul) ekmegi zindan ekmegi, koca (er) ekmegi meydan
ekmegi.
Bir kadin için babasinin, ya da çocugunun evinde barinip onlarin eline
bakmak çok bir durumdur. Onun gönül ferahligi ile yasayacagi yer,
kocasinin evi, serbestçe harcayacagi para kocasinin parasidir. Krs. Er
ekmegi meydan ekmegi.
474- -Baba himmet. -Ogul hizmet.
Büyüklerin, kendilerine el uzatip yardim etmelerini istemeye hak
kazanabilmek için küçüklerin görevlerini iyi yapmalari gerektir.
475- Baba koruk (erik, eksi elma) yer, oglunun disi kamasir. (Baba eder,
ogul öder.)
Babanin yaptigi kötü isin sikintisini çocuk çeker.
476- Baba mali tez tükenir, evlat gerek kazana.
Baba malina güvenip kazanç yolunu tutmamak çok
yanlistir. Baba malinin degeri pek bilinmedigi gibi
hazir mal da çabuk biter. Kendini bilen, yasama sorumlulugunu duyan akilli
evladin gerçek mali, kendisinin kazandigi maldir. Krs. Sade pirinç zerde
olmaz... Krs. Ata mali mal olmaz...
477- Babamin (anamin) ölecegini bilseydim, kulagi dolu
dariya satardim.
Bkz. Anamin ölecegini bilseydim...
478- Babanin (atanin) sanati ogula mirastir.
Çocuk daha küçük yasta ister istemez babasinin sanati ile ilgilenir.
Giderek bu sanati ögrenir. Büyüyünce kendisi de bu sanatla ugrasir. Böylece
bir sanat, babadan ogula miras kalir.
479- Baba ogluna bir bag bagislamis, ogul babaya bir salkim üzüm vermemis.
Babalar çocuklari için büyük özveride bulunurlar.
Ama çocuklar babalari için küçük bir özveride bulunmazlar. Baska koruyucular
ve korunanlarda da durum budur. Krs. Bir baba dokuz oglu besler...
480- Babasindan mal kalan, mertegi (direk) içinden bitmis sanir.
Mali kendi emegiyle degil, miras yoluyla elde etmis
olan kisi, onun ne büyük çabalar harcanarak ve ne
denli sikintilar çekilerek kazanilmis oldugunu bilmez.
481- Baba vergisi görümlük, koca vergisi doyumluk.
Bir babanin kizi için harcadigi para, hazirladigi çeyiz, göstermelik
olmaktan ileri geçemez. Kizin ömür boyu süren büyük giderlerini kocasi
üzerine almistir. Çeyiz olarak gelen seyleri eskidikçe, bittikçe yenileyen
kocasidir.
482- Baca egri de olsa duman dogru çikar.
Yaradilistan iyi ve dogru olan kisi ya da nesne, ne denli elverissiz ortam
içinde bulunursa bulunsun, niteligini yitirmez.
483- Baga bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun. (Bagda izin olsun, üzüm
yemeye yüzün olsun).
Kisi, verim bekledigi seyden istedigini alabilmek için gereken
harcamalardan kaçinmamalidir. Yoksa ne yüzle tam verim bekleyebilir? Krs.
Bakarsan bag...
484- Bag babadan, zeytin dededen kalmali.
Bag, bir kusak geçecek kadar yaslandiktan sonra
bol ürün verir. Zeytinin bol ürün vermesi için hiç
olmazsa iki kusaklik bir zaman geçmelidir.
485- Bag bayirda, tarla çayirda.
Her sey, kendisi için en uygun ortamda daha verimli olur. Nitekim bag,
suyu az olan yerde, tarla suyu bol olan yerde bulunursa daha çok ürün verir.
486- Bagda izin olsun, üzüm yemeye yüzün olsun.
Bkz. Baga bak üzüm olsun...
487- Bagi aglayan yüzü güler.
Bag budanirsa (budanan yerden su damlar) bol ve güzel üzüm verir.
488- Bagin taslisi, karinin saçlisi.
Tasli yerdeki bag, daha degerli, uzun saçli kadin
daha gösterisli ve sevimlidir.
489- Bahanesiz ölüm olmaz. (Sebepsiz...).
Bkz. Ecel geldi cihane...
490- Bahsis atin disine bakilmaz.
Bkz. Beles atin...
491- Baht (akil) olmayinca basta, ne kuruda biter ne yasta.
Kisi talihsiz ya da akilsiz olursa giristigi hiçbir isten olumlu sonuç
alamaz.
492- Bahtsizin bagina yagmur, ya tas yagar ya dolu.
Talihsizin bütün isleri ters gider. Bagina yagmur yerine ya tas ya dolu
yagar.
493- Bakacagin yüze siçma, siçacagin yüze bakma.
Iliski kurabilecegin kisi ile arayi büsbütün bozma.
Asagiligi, kötülügü herkesçe bilinen kisiyle de iliski kurma.
494- Bakan göze bag (yasak) olmaz.
Herkesin gözü önündeki seye bakilmasi önlenemez.
Kimse ona bakmasin denilemez.
495- Bakan yemez, kapan yer.
Bir sey sadece bakmakla edinilemez. Onu ele geçirmek için davranmak
gerekir.
496- Bakarsan at, bakmazsan mat.
Bkz. Bakarsan bag, bakmazsan dag.
497- Bakarsan bag, bakmazsan dag (olur).
Bakilip onarilan seyler yararlanilacak duruma gelir. Bakimsiz birakilan
seyler ise yaramaktan kalir. Krs. Baga bak...
498- Bak bana bir gözle, bakayim sana iki gözle.
Sen bana ne denli yakinlik gösterirsen ben sana ondan çok yakinlik
gösteririm.
499- Bakmakla usta olunsa (ögrense), köpekler (kediler)
kasap olurdu (kasapligi ögrenirdi).
Hiç yapilmadan, sadece nasil yapildigini görerek bir
sey ögrenilemez.
500- Baktin ibrik akiyor; önce yu, sonra aptes boz.
Isinizi yaptiktan sonra gerekecek olan nesne isinizi
yapincaya degin ortadan kalkacaksa, önce o nesneyi elde edip sonra isinizi
görmelisiniz.



Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #9 : 29 Aralık 2010, 16:53:58 »
501- Baktin ki kar havasi, eve gel kör olasi.
Tehlikeli bir durum belirmeye baslayinca ondan
uzak kalmanin yoluna bakilmalidir.
502- Baktin yarin yar degil, terkini kalmak az degil.
Kendine yakin bildigin kimsenin içtenlikten, dürüstlükten uzaklastigini
görürsen dostluga son vermekten utanma.
503- Bal bal demekle agiz tatlanmaz (tatli olmaz).
Tatli sözlerle güzel bir sey gerçeklesmis olmaz.
504- Balci kizi daha tatli.
Güzel mal satan kimselerden alinan seyler daha çok hosa gider.
505- Balcinin var bal tasi, oduncunun var baltasi.
Her is yapilirken özel bir araç kullanilir. O isi yapan bu araci elinde
bulundurur.
506- Bali dibinden, yagi yüzünden.
Balin dibi, yagin yüzü daha güzeldir. Bunun gibi, degerleri derinlestikçe
artan ve degerleri yüzde kalan insanlar vardir.
507- Balik aga girdikten sonra akli basina gelir.
Insan tedbirsizligi yüzünden bir yikima ugradiktan
ve is isten geçtikten sonra neden söyle yapmadim,
neden böyle yapmadim diye üzülür.
508- Balik bastan avlanir.
Bir seyi ele geçirebilmek için onu yönetenleri ele geçirmek gerekir.
509- Balik bastan kokar.
Bastakilerin tutumu bozuk olan toplumda her sey bozuk olur.
510- Balik Çok konusurum ama agzim su dolu demis.
Bir isi yapmaya gücü yetmeyen kisi, yapamam demez de inanilmayacak bir
mazeret ileri sürer.
511- Balik demis ki: Etimi yiyen doymasin, avimi yapan
gülmesin (onmasin).
Canina kiyilan baligin böyle ilendigine inanilir. Bu inanis, balik
etine kolay kolay doyulmamasindan ve balik avcilarinin hep geçim darligi
içinde bulunan kimseler olmasindan ileri gelmektedir.
512- Balik kokarsa tuzlanir, ya tuz kokarsa ne yapilir?
Bkz. Et kokarsa tuzlanir...
513- Balin alasi (tazesi) ogulun tazesinden.
1) En güzel bal, taze ogul balidir.
2) Ana baba için en tatli sey, küçük çocuklaridir.
514- Bali olan bal yemez mi?
Bir kimsenin elinde baskasina verilecek, ya da satilacak bir nesnenin
bulunmasi, ondan kendisinin de yararlanmasina engel degildir.
515- Bali, parmagi uzun (olan) yemez, kismetlisi yer (yememis, kismeti
olan yemis).
Güzel bir sey, onu isteyen ve elde edecek gibi görünen kimsenin degil,
umulmadik birinin eline geçer.
516- Bal ile kaymak isteyen akçesine kiymak gerek.
Güzel, pahali nesne elde etmek isteyen, bunun gerektirdigi özveriye
katlanmalidir.
517- Bal ile kaymak yenir ama her keseye göre degil.
Güzel yemeyi, güzel giymeyi, güzel esya kullanmayi herkes ister ama
bunlari ancak parasi bol olanlar yapabilir.
518- Bal olan yerde sinek de olur (bulunur).
Güzel seyin çevresinde, ondan yararlanmak isteyen
asalaklar dolasir.
519- Balta degmedik agaç olmaz.
Zarar görmeyen, yikimlara ugramayan kimse yoktur.
520- Balta sapini yonamaz.
Kisi, kendisinin yapamayacagi isleri için baskasinin
yardimina gerekseme duyar.
521- Bal tutan parmagini yalar.
Baskalarina güzel seyler dagitmakla görevli olan
kimse, dagittigindan az çok kendisi de yararlanir.
Krs. Harman döven öküzün agzi baglanmaz.
522- Bana dokunmayan (beni sokmayan) yilan bin yasasin.
1) Birçok kimseler, kendilerine kötülügü dokunmayan zararli birisinin bu
durumuyla yasayip gitmesini hos görürler.
2) Zararli oldugu bilinen, ama kimseye kötülügü
dokunmayan kisiye ilisilmemelidir.
523- Barutla ates bir yerde durmaz (olmaz).
Bkz. Atesle barut...
524- Baskidaki altindan askidaki salkim yegdir.
Kullanilan, ise yaratilan az degerli nesne, saklanan, kullanilmayan çok
degerli nesnelerden daha iyidir.
525- Baskin basanindir.
Düsmani bos bulundugu sirada basan, savasi kazanir.
526- Baskisiz (çivisiz) tahtayi yel (el) alir, yel (el) almazsa
sel (yel) alir. (Baskisiz yongayi yel alir; sahipsiz tarlayi sel alir.)
Siki bir yönetim altinda bulundurulmayan ya da korunmayan gençler kolayca
kötü yollara sürüklenebilirler.
527- Basa gelen çekilir.
Ugradigimiz kaçinilmaz yikimlara katlanmaktan baska elimizden ne gelir?
Sabirli olmaliyiz.
528- Basa gelmeyince bilinmez.
Baskasinin ugradigi bir yikimin ne kadar aci oldugunu, basimiza böyle bir
felaket gelmeyince, geregi gibi anlayamayiz.
529- Basa gelmez is olmaz, ayaga degmez tas olmaz.
Bkz. Ayak almadik tas olmaz...
530- Bas agir gerek, kulak sagir.
Kisi agirbasli olmali ve dedikodulari dinlememeli,
ya da isitmemis gibi davranmalidir.
531- Basak büyüdükçe boynunu eger.
Insan olgunlastikça daha çok alçakgönüllü olur.
Krs. Bos basak dik durur.
532- Basa yazilan gelir.
Bkz. Alna yazilan bas gelir.
533- Bas basa bagli, bas da seriata (yasaya, padisaha).
Bizim basarimiz, basimizda bulunan yöneticiye,
onun basi da dine, yasaya baglidir. Biz yöneticinin
buyrugu altindayiz ama, yönetici de toplum için konulmus
olan kanunlar ne buyuruyorsa onu uygular; onun disina çikamaz.
Krs. Basin basi...
534- Bas dille tartilir.
Kisinin akli, söyledigi sözlerle ölçülür.
535- Basina gelen basmakçidir.
Basindan bir is geçmis olan kimse o iste deneyimli
olur. Ugradigi zarara bir daha ugramamak için önlem alir.
536- Basin basi, basin da basi vardir.
Toplum içinde hiç kimse basina buyruk degildir.
Basta bulunan her kisinin üstünde daha büyük bir
bas, onun da üstünde kendisinden büyük bir bas
vardir. Krs. Bas basa bagli...
537- Basim acemi berbere teslim eden, cebinden pamugunu eksik etmez
(etmesin).
Is basina deneyimsiz yönetici getirenler, onun yaratacagi sikinti ve
zararlari çekmeye hazir olmalidirlar.
538- Basini sallamayan kavak olmaz.
Kendini bir sürü eglenceye, çapkinliga kaptirmamis
genç yoktur.
539- Basin sagligi, dünya (-nin) varligi.
Dünyanin en büyük zenginligi, beden sagligindan baska bir sey degildir.
540- Bas kes, yas kesme.
Agaç kesmek, insan öldürmekten daha büyük bir
suçtur demeliyiz ki agaç kesmenin ne kadar kötü
ve zararli bir is olduguna dikkati çekebilelim.
541- Bas nereye giderse, ayak da oraya gider.
Basta bulunan nasil bir yol tutarsa onun yönetimi
altinda bulunanlar da o yolu tutarlar. Krs. Arabanin ön tekerlegi...
542- Bas olan bos olmaz.
1) Bir topluluga bas olan kimse, tasidigi deger dolayisiyla bir yere
gelmistir. Bos bir kisi degildir.
2) Is basinda bulunan kisinin bos zamani olmaz; isi çoktur.
543- Bas ol da esek basi (sogan basi) ol.
Basta bulunanlarin, yetkisi genis, sayginligi büyük,
olanaklari çok olur. En önemsiz islerde bile bas olmak, buyruk altinda
bulunmaktan iyidir.
544- Bas sag olursa börk çok bulunur.
Kisinin en önemli isi, sagligini korumaktir. Sagligi yerinde olan kisi
issiz kalmaz.
545- Bas sallamakla kavuk eskimez.
Bir kimsenin suyunca gitmekten, söylediklerine evet, peki demekten zarar
gelmez.
546- Bas yarilir börk içinde, kol kirilir kürk (yen) içinde.
Bir aile içindeki kisilerin kusurlari, anlasmazliklari, kavgalari sir
olarak aile içinde kalmali, disariya duyurulmamali, sizdirilmamalidir.
547- Bas yastigi bas derdini bilmez.
Insan derdi içindedir. En yakini bile onu anlamaz.
548- Baykusun kismeti ayagina gelir.
Tanri hiçbir canliyi aç birakmaz. Kimildamadan duran baykusun rizkini bile
önüne koyar. (Ianisa göre baykus bütün geceyi uykusuz geçir, ibadet edermis.
Sabaha karsi önüne gelen bir serçeyi yermis).
549- Bayramda borç ödeyene ramazan kisa gelir.
Oruç tutan kimse için ramazan günleri agir agir geçer. Süresi bayramda
dolacak bir borcu ödemek zorunda olan kimseye o günler çabuk geçiyor gibi
gelir. Çünkü insan, güç islerin yapilmasini ertelemek ve uzak zamanlara
atmak ister.
550- Bayramdan sonra gelen kinayi yak.
Gerektigi zaman ele geçmeyip daha sonra kavusulan sey degerli de olsa ise
yaramaz.
551- Bayram etiyle it tavlanmaz.
Bir canlinin (ya da bir durumun) gelismesi sürekli bakim ve ilgi ister.
Rasgele ele geçen firsat ne denli elverisli olursa olsun, sürekli degilse
yarari sinirli kalir.
552- Baz bazla, kaz kazla, kel tavuk topal horozla.
Bir kisi, kendine denk ve uygun olan kisiyle arkadas olur.
553- Bedava sirke baldan tatlidir (tatli olur).
Para verilmeden ele geçen seyler çok hosa gider.
554- Bekar gözü, kör gözü.
Bekar erkek, evlenme istek ve heyecani içinde oldugundan alacagi kizin
kusurlarini göremez.
555- Bekarin parasini it yer, yakasini bit.
Bekar kimse, parasini çarçur eder; dalaverecilere yedirir. Yasayisi
düzensiz, üstü basi kirli, bitlidir.
556- Bekarlik maskaralik.
Bekar kimse bakimsizdir, kiliksizdir, derbeder bir
yasayis sürer ve herkesin eglencesi olur.
557- Bekarlik sultanlik.
Aile sorumlulugundan kaçan ve basibos bir yasayis sürmeyi seven kimselere
göre bekarlik, esi bulunmaz bir sorumsuzluk ve rahatlik durumudur.
558- Beles (bahsis) atin disine (yasina, dizginine, yularina) bakilmaz.
Para verilmeden gelen sey, eksigi, kusuru olsa da hos karsilanir.
559- Benden sana bir ögüt: Ununu elinde ögüt.
Bkz. Sana vereyim bir ögüt..., Kurda meden...
560- Beni sokmayan yilan bin yasasin.
Bkz. Bana dokunmayan yilan...
561- Benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kis olur.
Günler birbirinden çok farkli olmadigi halde hava
yavas yavas isinarak yaz, ayni biçimde yavas yavas soguyarak kis gelir. Bu
durum toplumun gelismesinde ve gerilemesinde de görünür. Krs. Üzüm
üzüme baka baka...
562- Berber berbere benzer ama, basin Allah'a emanet.
Kendisini uzman gibi gösteren her kisiye güvenmemeli. Uzman diye ise baslar
da malinizi, caninizi tehlikeye sokabilir.
563- Berberin solumazi, tellagin söylemezi, kahvecinin söylemezi.
Yüzü yüzünüze pek yakin olarak is gören berber soluyorsa nefesi, agiz
kokusu burnunuza girer. Tellak terliyorsa sizi keselerken terleri üzerinize
damlar; ayrica ter kokusundan rahatsiz olursunuz. Müsterilerinin içyüzünü
bilen kahveci birinin sirini ötekine söylerse sanatini kötüye kullanmis
olur.
564- Berk kaçan atin boku seyrek düser.
Olaganüstü hizla yapilan is -gereken özen gösterilemeyeceginden- olumlu
sonuç vermez.
565- Besle kargayi, oysun gözünü.
Iyilik edip yetistirdigin öyle sütü bozuk, iyilik bilmez kimseler vardir ki
sana en büyük kötülügü yaparlar.
566- Beslemeyi eslemeden alma.
Sürekli bir hizmet için evine kabul edecegin kimseyi iyice sorup
sorusturmadan alma.
567- Bese, bakma çiftten baska ise.
Yediye'nin yelleri bese'nin selleri sözünde de geçen bese subat
sonlariyla marti kapsayan zamandir.
568- Bes kurusun üstünde oturmaya bes batman göt gerek.
Kisinin kazancindan, az da olsa para artirmasi büyük azim ve irade ister.
569- Bes kurusun varsa bes yere dügümle.
Kisi savurgan degil tutumlu olmali, parasini iyi korumalidir.
570- Bes para giren ev yikilmamis.
Çalisip para kazanmanin yoluna bakilmalidir. Kazanç az da olsa ailenin
yasam düzeni bozulmaz.
571- Bes parmagin hangisini kessen acimaz?
Insan evlatlarini birbirinden ayirt etmez. Hangisine zarar gelse ayni
üzüntüyü duyar.
572- Bes parmak bir degil (olmaz).
1) Ana ve babalari bir oldugu halde kardesler birbirlerine benzemezler.
Türlü niteliklerle ayrilirlar.
2) Ayni görevle bir arada çalisan kimseler yetenek, basari bakimindan
birbirinden farklidirlar. Onun için sevgileri arasinda da fark bulunur.
573- Bes tavuga bir horoz yeter.
Bes kadini yönetmek ve korumak için bir erkek yeter.
574- Beterin beteri var (-dir).
Çok kötü bir duruma düsen kimse, bundan daha
kötü bir durumun da bulundugunu düsünerek avunmalidir.

575- Bey ardindan çomak çalan çok olur.
Güçlü kisi ile yüz yüze bulunduklari zaman agizlarini açmayan kimseler,
gittikten sonra kendisini çekistirirler.
576- Bey asi borç, dügün asi ödünç.
Beyin sofrasi çok zengin olur. O sofrada agirlanan
kimsenin, karsilik olarak beye yemek vermesi kolay olmadigindan bu bir borç
olarak kalir. Dügün asi yiyen ise günün birinde kendisinin yapacagi dügüne,
birinci dügün sahibini çagirir, böylece ödüncün altindan kalkmis olur.
577- Beyazin (akin) adi (var), esmerin (karanin) tadi (var).
Beyaz tenli olanlar, güzel sayilir; ancak bu, aldatici bir görünüsten
ileri gelir. Gerçek güzellik ve sirinlik esmerlerdedir.
578- Bey buyurur, cellat keser.
Egemen kisinin haksiz buyrugunu yerine getiren,
buyruk kulu oldugu için, suçsuzdur. Suçu isleyen,
buyrugu verendir.
579- Beyde bulunmayan elde neler var.
Bkz. Elde bulunan beyde bulunmaz.
580- Beyden gelen bey sayilir.
Hatiri sayilan kisinin sözlerini, isteklerini baskasina ileten buyruk
kuluna, hatirli kisinin kendisi gelmis gibi saygi gösterilmesi gerekir.
581- Beyle bostan ekenin vay haline!...
Bkz. Seytanla ortak bugday eken...
582- Beyler buyrugu yoksula kan aglatir.
Halki yönetenler, uygulama olanagini düsünmeden buyruklar verirler. Halki
sikintiya sokar, ezerler.
583- Beylik çesmeden su içme.
Resmi islere yanasmak tehlikelidir. Hükümet, hatira hayale gelmeyen bir
noktadan size büyük sorumluluk çikarir. Abartilarak denilebilir ki devletin
kamuya hizmeti için yaptirdigi çesmeden su bile içmeyiniz.
584- Beylik firin has çikarir.
1) Kisilerin yaptigi isi devlet yaparsa dört basi mamur yapar.
2) Devletten aylik alarak geçinen, en saglam kazanç yolunu bulmus demektir.
585- Bey mi yaman el mi yaman?
Bkz. El mi yaman, bey mi yaman?
586- Bey oglu kulluk, kul oglu beylik.
Hiçbir kimse için süreli bir yasam düzeyi yoktur.
Yüksek düzey insani düskün duruma gelebilir; düskün
durumda olan da yükselebilir; zenginlesebilir.
587- Bez alirsan Musul'dan, kiz alirsan asilden.
Ne alacaksaniz cinsini, aslini biliniz, güvenerek aliniz: Musul bezinin
saglam, güzel olduguna, soylu kizin terbiyesine, namusuna güvendiginiz gibi.
588- Bezirgan zügürtleyince geçmis defterleri yoklar.
Bkz. Müflis bezirgan...
589- Biçagi kestiren kendi suyu, insani sevdiren kendi huyu.
Bir kimsenin, bir seyin degeri, kendisinde aranan
özel nitelikte artar: Kisi, huyu güzel olursa sevilir.
Biçak, çeligine iyi su verilmis olursa keskinlesme yetenegi kazanir.
590- Biçak yarasi geçer (onulur), dil yarasi geçmez (onulmaz).
Bkz. El yarasi onulur...
591- Bildircinin beyligi arpa biçilene kadar.
Bir kimsenin keyfi, ancak yararlandigi nesne yarar
saglamayacak duruma gelinceye degin sürer. Krs.
Ötlegenin beyligi...
592- Biyigin uzunsa borazan çal.
Bir isi basarabilmek, gerekli kosullarin bulunmasina
baglidir. Krs. Nefesine güvenen borazancibasi olur.
593- Bilmemek ayip degil, sormamak (ögrenmemek) ayip.
Insan her seyi bilemez. Bu, kusur degildir. Ancak
bilmedigi bir isi, sorup ögrenmeden yapmaya kalkismak kusurdur.
Çünkü yanlis ve zararli bir yola sapilmis olabilir.
594- Bin atin varsa iniste in, bir atin varsa yokusta bin.
Üzerinde yük bulunan at, yokus asagi inerken zorluk çeker, hirpalanir,
aksar, sakatlanir, düsüp ölebilir. Ancak üzerinde yük de olsa, yokusa
çikmaya iyi dayanir. Insan ise inisi yorulmadan iner de yokusa çikarken
yorulur. Bundan dolayi kisi, hem kendisi hem at için kolay olan davranisi
yeglemeli, yani iniste inmeli, yokusta binmelidir.
595- Bin bilsen de bir bilene danis.
Insan bir seyi ne denli iyi bilirse bilsin, kendisinden daha iyi bilen
bulunur. Onun için, bir ise baslamadan o is üzerindeki genis bilgisi
herkesçe kabul edilen kimsenin düsüncesi alinmalidir.
596- Bin dost az, bir düsman çok.
Ne kadar çok dostun olursa, yararlanma olanagin
o kadar artar. Bu durumdan bir zarar da gelmez.
Ancak bir tek düsmanin bulunsa hep zarar görme
tehlikesi içinde yasarsin.
597- Binicinin sagi solu olmaz.
1) Binici, ata sagdan da soldan da ayni kolaylikla biner.
2) Uzman kisi, hangi yöntemi uygularsa uygulasin,
isini basari ile yürütür.
3) Isini titizce yürüten kisinin buyrugu altindakilere karsi iyi
davranmasina güvenilip her zaman böyle davranacagi sanilmamalidir.
Bakarsiniz ki tersligi tutar. Krs. Erenlerin sagi, solu belli olmaz.
598- Bin isçi, bir basçi.
Bir isin planini çizen, programini izleyen, düzenli
olarak gerçeklesme yolunu gösteren bir bas bulunmadikça, ne kadar çok isçi
çalisirsa çalissin, is basari ile yürütülemez. Krs. Ayagi yürüten bastir.
599- Bin kisi degmez bir kisi, bir kisi deger bin kisi.
Toplum içinde bir degerli kisinin yaptigi isi yapamayan bin kisi de
vardir; bin kisinin basarabilecegi isi tek basina yapabilen kisi de.
600- Bin merak, bir borç ödemez.
Borcu ödemek için tasalanmanin faydasi yoktur;
ödeme yollarini aramak gerekir. Krs. Bin tasa...

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #10 : 29 Aralık 2010, 16:54:49 »
601- Bin nasihattan bir musibet yegdir. (Bir musibet bin
nasihattan yegdir).
Yanlis yolda olan bir kisiye verilen yüzlerce ögüt,
onu dogru yola getirmek için yararli olmaz da tuttugu bu yolda basina gelen
bir yikim, uyanmasina yarayan bir ders olur.
602- Bin ölçüp bir biçmeli.
Yapilacak bir isin bütün yönleri önceden iyi düsünülmeli, sonucu iyi
hesaplanmali, ondan sonra ise girisilmelidir. Iyi düsünülmeden yapilan bir
isten dolayi duyulacak pismanlik, isi düzeltmeye yaramaz.
Krs. Son pismanlik fayda vermez.
603- Bin tasa bir borç ödemez.
Borçlu, üzülmekle borç sikintisindan kurtulamaz.
Çalisip vermekle kurtulur. Krs. Bin merak...
604- Bir adama kirk gün (deli dersen deli, akilli dersen akilli olur) ne
dersen o olur.
Sürekli telkinle bir kisinin bilinçaltina birtakim inançlar, duygular
yerlestirilebilir.
605- Bir adamin adi çikacagina cani çiksin. (Insanin adi çikmaktansa cani
çikmasi yegdir).
Adi kötüye çikan kisi, kötü olmasa bile, bu kamu
yargisini kolay kolay düzeltemez. Nerede adi anilsa, hiçbir arastirma
yapilmadan, hemen kötülügü ortaya atilir. Bu durumdaki kimse ölmeyi yegler
mi yegler.
606- Bir adamin sözü bir adama kolay.
Bir kisinin, hosa gitmeyecek bir sözünü baskasina iletme görevini üstlenen,
bu sözleri aktarirken kendisinin tarafsiz oldugunu, sadece bir aracilik
yaptigini bu anlatimla belirtir.
607- Bir agacin gölgesinde bir sürü yatar.
Iyiliksever bilgili, varlikli kimselerden pek çok kisi yararlanir.
608- Bir agaçta gül de biter diken de.
Bir ocaktan iyi insan da yetisir, kötü insan da. Krs. Bir agaçtan okluk
da...
609- Bir agaçtan okluk da çikar, bokluk da.
Ayni aileden iyi adam da çikar, kötü adam da. Krs.
Bir agaçta gül de...
610- Bir agizdan çikan bin agiza (dile) yayilir.
Bir kisi, yayilmasini istemedigi bir durumu kimseye söylememelidir.
Söylerse, gizli kalmasini istedigi sey, dilden dile dolasarak toplum içine
yayilir. Krs. Açma sirrini dostuna...
611- Bir ambar bugdayin örnegi bir avuçtur.
Bir tümün küçük bir parçasini incelemek, tümü üzerinde yargiya varmaya
yeter.
612- Bir anaya bir kiz, bir kafaya bir göz.
1) Bir basa bir göz ne kadar gerekli ise bir anneye
bir kiz da o kadar gereklidir. Kiz çocuk, erkek çocugun yapamayacagi birçok
isleri yaparak annesine yardimci ve en iyi arkadas olur.
2) Anneler, kiz çocuklari olsun isterler. Olsun ama, bir tanesi yeter. Kiz
çocugu yetistirme, sonra evlendirme isleri anneleri çok yorar. Dahasi zaman
zaman çok üzer. Onun için birden fazlasi fazladir. Krs. Bir evde iki kiz...
613- Bir avuç altinin olacagina bir avuç topragin olsun.
Altin, yani para, harcanan, tükenen bir maldir.
Ama toprak, harcanip tükenen bir mal degildir. Yerinde duran, sürekli
olarak ürün veren, para getiren bir maldir.
614- Bir baba dokuz oglu (evladi) besler, dokuz ogul (evlat) bir babayi
beslemez.
Baba, ne kadar çok çocugu olursa olsun hepsini yetistirmek için gereken
bütün özveride bulunur. Ancak çocuklar para kazanmaya basladiktan sonra
-birçok kardes de olsalar- yoksul düsen babalari için, kendi paylarina düsen
küçük bir yardimi yapmazlar. Krs. Baba ogluna bir bag bagislamis...
615- Bir basa bir göz yeter.
Nimet ne kadar bol olsa o kadar hosa gider; geri çevrilmez. Ama bunun
hepsi zorunlu gereksemeleri karsilayan seyler degildir. Birçogu fazladan
denilebilecek seylerdir. Bunun -gerçek gereksemeyi karsiladigi içinvazgeçilemeyecek
bir miktari vardir. Azla yetinmeyi bilenler bu miktari
yeter görürler. Krs. Bir anaya bir kiz...
616- Bir bas sogan bir kazani kokutur.
Kötü bir kisi, kötü bir davranis, kötü bir söz, büyük bir toplulugun
havasini bozar.
617- Bir çiçekle yaz olmaz (gelmez).
Güzel, ama küçük bir belirti ile, beklenen doyurucu sonuca erisilmis
olmaz.
618- Bir çöplükte iki horoz ötmez.
Bir toplumda iki bas olmaz. Olursa aralarinda anlasmazlik çikar; biri
ötekini uzaklastirir.
619- Bir deli kuyuya tas atmis, kirk akilli çikaramamis. (Bir delinin
kuyuya attigi tasi kirk akilli çikaramaz).
Kimi zaman bir kisi öyle delice bir is yapar ki birçok akilli kimseler bir
araya gelerek düsünür, çalisirlar da durumu düzeltemezler.
620- Birden çikan bine yayilir.
Bir kisi, sadece kendisinin bildigi bir seyi, baskasina söylemeyecegini
sandigi bir kimseye söylerse, az sonra konu herkesin diline düser. Krs.
Açma sirrini dostuna...
621- Bir dirhem et bin ayip örter.
Zayif kimselerin vücudunda çirkinlikler bulunabilir. Biraz sismanlamak, bu
çirkinlikleri giderir.
622- Bir dirhem gümüsün üstünde oturmaya bir kantar göt gerek.
Tutumluluk, kazancin çok küçük bir parçasini bile artirabilmek, büyük bir
istenç (irade) gerektirir.
623- Bir dönüm güzlük on dönüm yazliga bedeldir.
Sonbaharda ekilen bir dönümlük yerden, yazin ekilen on dönümlük yerin
ürünü kadar ürün alinir.
624- Bir el bir eli (el eli) yikar, iki el (de) yüzü (yikar).
Bkz. El eli yikar, iki el de yüzü.
625- Bir (sag) elinin verdigini öbür (sol) elin görmesin (duymasin).
Bir yoksula, bir hayir isine yaptiginiz yardimi, en yakinlariniz dahi
bilinemelidir. Çünkü bu çesit yardimlar dini, ya da sosyal bir ödevdir.
Amaç kendini göstermek degil, bir yaraya merhem olmaktir.
Herkes görsün, isitsin, kendisini övsün diye yapilan yardim, din ya da
insanlik duygusu ile yapilmis iyilik olmaktan çikar.
626- Bir (tek) elin nesi var, iki elin sesi var. (Bir elin sesi çikmaz).
Insan büyük isleri tek basina yapamaz. Baskasiyla isbirligi yapmalidir ki
önemli bir varlik gösterebilsin. Krs. Agaç yapragiyla gürler, Üsüntü
köpek mandayi..., Yalniz tas duvar olmaz. Yalniz kalani..., Yalnizlik
Allah'a...
627- Bir elin sesi çikmaz.
Bkz. Bir elin nesi var...
628- Bir elma bin akçaya, soy; bin armut bir akçaya, soyma.
Bkz. Elmayi soy da ye, armudu say da ye.
629: Bir ev, bir dev.
Bkz. Ev dememisler evran demisler.
630- Bir evde düzen varsa düzen olmaz o evde.
Bir evde (ya da bir yerde) iki rakip kadin varsa orada dirlik olmaz.
631- Bir evde iki kiz, biri çuvaldiz biri biz (Mesin gibi seyler dikilirken
igneye yol açmak için kullanilan, bir sapa çakilmis ince çivi gibi, kalin
igne.).
Bir evde iki kiz olursa her biri bir taraftan aileyi sikistirir: Giyim
kusam ister, çeyiz çemen ister. Onlar istemese bile aile kendini böyle bir
sorumluluk altinda bilir. Bunun sikintisini çeker. Krs. Bir anaya bir kiz...
632- Bir ev (gemi) donanir, bir kiz (çiplak) donanmaz.
Bir kizi donatmak, bir ev düzmekten daha güç, daha masraflidir. Evin
eksikleri bellidir. Alirsiniz, biter. Kizin ne giyim giderleri biter, ne de
çeyiz için alinacak esyasi. Evlenecek kizin gözü esyaya doymaz.
633- Bir fincan (aci) kahvenin kirk yil hatiri (hakki) vardir.
Birisi size bir fincan kahve içirmek gibi küçük bir
iyilik etmis ya da sizinle bu kadarcik bir dostluk kurmus olsa, bunu
unutmamaniz, o kisinin her zaman hatirini saymaniz gerekir.
634- Bir fit bin büyü yerini tutar (yerine geçer).
Bir kimseyi baskasina karsi kiskirtmak için ara bozacak bir söz, bin
büyü kadar etkilidir.
635- Bir görüs, bir kör bilis.
Bir kez görmekle bir sey iyice anlasilmaz, ögrenilmez.
636- Bir gözün gördügü bir göze (baskasina) hayir etmez.
Bir kisi bir nesneye göz koymussa, baska birinin o
nesneyi elde etmesi kolay olmaz.
637- Bir günlük beylik, beyliktir.
Çok kisa bir süre için de olsa, herkesten üstün bir
yasama olanagi bulmus olmak güzel seydir.
638- Bir günlük ölüye üç gün yiyecek gerek.
Gelenek böyledir: Bir evde ölüm olursa o evde üç
gün yemek yapilmaz. Komsular ve tanidiklar yemek gönderirler.
639- Bir hatir, iki hatir, üçüncüde vur yatir.
Bir kimsenin densizlikleri, hatir sayilarak birkaç kez
hos görülebilir. Ama bu durumu sürüp giderse sert
tepki gösterilmesi dogaldir.
640- Biri bilmeyen bini hiç bilmez. (Azi bilmeyen çogu hiç bilmez.)
Küçük de olsa bir iyiligin degerini bilmeyen, ona
karsi tesekkür duygusu beslemeyen kisi, daha büyük iyiliklerin degerini de
bilmez; onlara karsi da duygusuz kalir.
641- Biribiri, adami yer diri diri.
Akrabadan birinin ötekine can düsmani oldugu çok
görülmüstür. (Biribiri: birbirlerinin hisimi) Krs.
Akrabanin akrabaya akrep etmez...
642- Bir inat, bir murat.
Inatçi kisi, her inadinda istedigi bir seyi elde eder.
643- Biri yer biri bakar, kiyamet ondan kopar.
Herkesin yararlanabilecegi seyden kimi kisiler yararlanir da baskalarina
yararlanma olanagi vermezlerse bundan büyük kavga çikar.
644- Bir kararda bir Allah.
Insanin yasayisi bir düzende sürüp gitmez. Saglik bozulabilir; zenginlik
kalmayabilir. Görev elden gidebilir... Gücü, büyüklügü eksilmeyip ayni
kalan tek varlik, Tanri'dir.
645- Bir katar deveyi bir esek yeder.
Sessiz, uysal bir toplulugu, niteliksiz, ahmak bir kisi
bile yönetir.
646- Bir kilin bir örmeye faydasi var.
Büyük girisimlerin gerçeklestirilmesine önemsiz görünen araçlarin yardimi
olacagi unutulmamalidir.
647- Bir kizi bin kisi ister (de) bir kisi alir.
Güzel bir seyi herkes elde etmek ister. Ama o, ancak bir kisiye kismet
olur.
648- Bir kimsenin adi çikacagina cani çiksin.
Bkz. Insanin adi çikmadansa...
649- Bir korkak bir orduyu bozar.
Savasta, ya da birlikte is yapacak toplulukta, korkak bir kisi; kaygi,
telas, heyecan yaratan sözleriyle bozgunluga yol açar.
650- Bir koyundan iki post çikmaz.
Bir kimseden verebilecegi kadar bir sey alindiktan sonra dolambaçli yolla
ayni seyi bir kez daha almaya çalismak, bosuna emek harcamaktir.
651- Bir kötünün yedi mahalleye zarari vardir (dokunur).
Namusunu satmis birisi, yalniz kendi çevresi için
degil, daha genis çevreler için de lekedir. Bu durum,
baska konularda, baska ortamlarda da görülür. Krs.
Bir uyuz keçi bir sürüyü boklar.
652- Bir mih bir nal kurtarir, bir nal bir at kurtarir.
Herhangi bir olayi, bir isi, bir ödevi küçük saymamak, önemle ele almak
gerekir. Küçük görünen isler, büyük sonuçlar dogurabilir: Bir çivi
eksikliginden bir nal düser; bir nal eksikliginden bir
at kosamaz olur; bir atin kosamamasi, kormutana bir haberin yetisememesi
dolayisiyla savasin kaybedilmesine mal olabilir. Böylece bir çivi yüzünden
bir ordu yenilgiye ugrayabilir. Nitekim küçük bir vidasi eksik olsa koca bir
fabrika çalisamaz. Önem verilmeyen küçük bir yaradan ölenler çoktur.
653- Bir musibet (felaket) bin nasihattan yegdir.
Bkz. Bin nasihattan bir musibet yegdir.
654- Bir ocaktan okluk da çikar, bokluk da.
Bir aileden terbiyeli, temiz çocuk da yetisir; serseri, ahlaksiz çocuk da.
655- Bir pire için bir yorgan yakilmaz.
Küçük bir zaran önlemek için büyük bir zarar göze almak yanlistir.
656- Bir selam bin hatir yapar.
Selam bir ilgi ve sevgi belirtisidir. Küçük bir seydir
ama gönül kazanmakta büyük önemi vardir. Gönül kazanmak için buna benzer
birçok ilgilerden yararlanilabilir.
657- Bir senden büyügün, bir de senden küçügün sözünü dinle.
Önemli bir ise girisecek kimse salt kendi düsüncesiyle yetinmemeli,
büyüklerinin
deneyimlerinden yararlanmali; akillica düsünce ileri sürebilecek
küçüklere de danismalidir.
658- Bir siçrarsin çekirge, iki siçrarsin çekirge, üçüncüde
ele geçersin çekirge.
Suçlu, birkaç kez kurtulma yolu bulsa bile günün
birinde yakayi ele verir.
659- Bir söyle iki dinle.
Bkz. Iki dinle bir söyle.
660- Bir söz ara bozar,bir söz ara düzer.
Öyle bir söz olur ki iki dostu düsman eder. Öyle
bir söz de olur ki iki dargini baristirir. Krs. Söz
var ara bozar...
661- Bir söz bin büyüye bedeldir.
Büyü, kisiyi yanlis seylere inandirir. Etkili söz ise
büyüden daha güçlü bir inandiricilik tasir.
662- Bir söz yola getirir, bir söz yoldan çikarir.
Dogru yola götüren inandirici sözler de yanlis yola
sürükleyen etkili sözler de vardir.
663- Bir sürçen atin basi kesilmez.
Simdiye degin sizi memnun etmis olan kisi bir kez
yanlis bir is yapmissa onun için eskiden edindiginiz kaniyi hemen
degistirmeyiniz ve kendisine agir bir ceza vermeyiniz.
664- Bir tepe yikilir, bir dere dolar.
Dünyada hiçbir sey kaybolmaz. Birinin kaybettigini baskasi kazanir. Bir
zengin yoksullasirken bir yoksul da zenginlesir.
665- Bir uyuz keçi bir sürüyü boklar.
Kötü yaradilisli, kötü huylu kisi, çevresine hep kötülük asilar,
toplulukta kötüler türemesinin etmeni olur. Krs. Bir kötünün yedi mahalleye
zarari vardir.
666- Bir yemem diyenden kork, bir oturmam diyenden.
Oturmam diyen konuk, oturma söyle dursun yatiya kalir. Yemem diyen de
parçalarcasina sofraya saldirir.
667- Bitli (kurtlu, çürük) baklanin kör alicisi olur.
Kötü, ise yaramaz nesnelerin, bunlardan anlamayan isteklileri olur.
668- Bodur tavuk her gün piliç.
1) Ufak tefek kimseler, yaslarindan daha küçük görünürler.
2) Yetenekleri sinirli kisiler, bir türlü yükselmezler; olduklari yerde
sayarlar.
669- Bogaz dokuz (kirk) bogumdur.
Bir sözü söylemeden önce bogazin her bogumunda bir kez içimizden geçirmeli,
bunun nasil bir sonuç doguracagini düsünmeli, uygun olmayan yönlerini
düzeltmeli, böylece tekrar tekrar (son boguma kadar) düsünüp düzeltmeler
yapmali, sonra söylemeliyiz. Bu provalar sirasinda belki de bir sakinca
hatirimiza gelir, sözü söylemekten büsbütün vazgeçeriz. Krs. Önce düsün,
sonra söyle, Sözünü bil, pisir...
670- Boka nispetle tezek amberidir.
Çok kötü seyin yaninda, daha az kötü olan, güzel görünür.
671- Bol bol yiyen bel bel bakar.
Kazandigini bol bol yiyip ilerisi için bir sey artirmayan kisi, kazançsiz
kaldigi zaman acikli duruma düser.
672- Borca haylik bir aylik.
Borç altina girilerek yasanan keyifli günler çok sürmez sikintiya dönüsür.
673- Borca içen iki kez (kere) sarhos olur.
Bkz. Veresiye sarap içen...
674- Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek.
Borçlu ve dertli yasamaya dayanilmaz. Borçtan kurtulmanin çikar yolu
vermek, onulmaz dertten kurtulmanin çikar yolu ölmektir.
675- Borcun yoksa kefil ol, isin yoksa sahit ol.
Bkz. Isin yoksa sahit ol...
676- Borç iyi güne kalmaz.
Borcu ilk firsatta ödemek gerektir. Erteleyip durmak yanlistir. Çünkü
gelecek günlerde eliniz daha dar olabilir; borç da gittikçe büyür. Üstelik
siz, sürekli bir borç üzüntüsü çekersiniz.
677- Borçlunun dili kisa gerek.
Borçlu, alacaklisina karsi ileri geri konusmamali, asagidan almalidir.
678- Borçlunun dösegi atesten olur.
Borçlu, borcunu ödeyinceye degin uyku uyuyamaz yataginda döner durur.
679- Borçlunun duacisi alacaklidir.
Borçlunun ölmemesi ve para kazanmasi için en çok
dua eden alacaklisidir. Çünkü alacagini alabilmesi, borçlunun ölmemesine ve
eline para geçmesine baglidir.
680- Borçlunun yalimi alçak olur.
Borçlu, özellikle alacaklisinin yaninda gögsünü gere gere gezemez; kisilir,
büzülür, suçlu gibi durur.
681- Borçlu ölmez, benzi sararir.
Borç kisiyi öldürmez. Ama hasta edecek kadar üzer.
(Bu atasözü ciddi anlam tasimakla birlikte borçlunun saka yollu teselli
sözü olarak da kullanilir.) Krs. Aç ölmez...
682- Borç ödemekle, yol yürümekle tükenir.
Bkz. Yol yürümekle...
683- Borçsuz çoban yoksul beyden yegdir.
Kisi yoksulluk ve sikinti içinde olduktan sonra kuru bir bey adi neye
yarar? Böyle bir bey olmaktansa borçsuz, tasasiz bir çoban olmak daha
iyi degil midir?
683- Borçtan korkan kapisini büyük açmaz (küçük açar).
Borç etmek istemeyen fazla açilmaz; suna buna ziyafet çekmez. Giderlerini
kisar; kendi durumuna uygun bir yasama yolu tutar.
684- Borç uzayinca kalir, dert uzayinca alir.
Borcun ödenmesi geciktikçe borçluluk duygusu gevser. Zamanasimi ile borç
ödenmez olur. Dert uzayinca da hastayi güçsüz birakir, alir götürür.
685- Borç vermekle, düsman vurmakla.
Borç vermekle, düsman vurmakla tüketilir, yok edilir.
686- Borç vermekle, yol yürümekle tükenir.
Bkz. Yol yürümekle...
687- Borç yigidin kamçisidir.
Borç, kisiyi -borcunu ödeyebilmesi için- daha çok çalismaya zorlar.
688- Borç yiyen kesesinden yer.
Borca alisveris yapan, hemen para ödemez ama, ödemek zorundadir. Aldiklarinin
parasi kesesinden çikacaktir.
689- Bostana dadanan esegin kuyrugu, kulagi olmaz.
Çalip çirpmayi huy edinen kisi, her birinde yakayi ele vererek ceza göre
göre insanliktan çikar.
690- Bostanciya tere satilmaz.
Bkz. Tereciye tere satilmaz.
691- Bostan gök iken pazar(-lik) yapilmaz.
Nasil gelisecegi ve ayrintilari belli olmayan bir is üzerinde anlasma
yapilamaz.
692- Bosanip kocana varma, sevisip dostuna varma.
Bkz. Sevisip dostuna...
693- Bos basak dik durur.
Kafasi bos olan kisi kendini begenir; çevresine yüksekten bakar; iri
laflar eder. Krs. Basak büyüdükçe boynunu eger.
694- Bosbogazi cehenneme atmislar, odun yas(az) diye bagirmis.
Bosbogaz, çenesi düsügün biridir. En umulmadik yerde ille densizce bir
sey söyleyecektir.
695- Bos çuval ayakta (dik) durmaz.
1) Karni doymayan kimse çalisamaz.
2) Bilgisiz, yeteneksiz kisi, kendisine verilen görevde tutunamaz.
3) Gerçeklere dayanmayan ve gereksemelere yanit veremeyen bir plan
yürütülemez.
696- Bos esek yorga (Biniciyi sarsmayan hizli yürüyüs.) gider.
Üzerinde bir görev bulunmayan kaygisiz kisi, rahat rahat istedigi gibi
yasar.
697- Bos fiçi çok langirdar.
Bilgili, erdemli kimse çok konusmaz; gösteristen kaçinir. Ama bunlardan
yoksun olan kisi, bilgiçlik taslar; çok konusur; bos laflarla çevreyi
rahatsiz eder.
698- Bos gezmekten bedava çalismak yegdir.
Bos gezmek, kisiyi tembellige alistirir ve herkesin
gözünden düsürür. Çalismak ise, para karsiliginda
olmasa bile, kisinin yetenegini artirir ve tembel olmadigini
göstererek parali is bulmasina yardim eder.
699- Bos ite menzil olmaz.
Aylak kimsenin yeri yurdu belli degildir. Aklina neresi eserse oraya
gider; neresi eserde orada kalir.
700- Bos lakirdi karin doyurmaz.
Bkz. Kuru laf karin doyurmaz.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #11 : 29 Aralık 2010, 16:55:24 »
701- Bos torba ile at tutulmaz.
1) Çikar göstermezseniz bir kimseyi bir yere baglayamazsiniz.
2) Özveride bulunmadan istediginiz seyi elde edemezsiniz. Krs. Dut kurusu
ile yar sevilmez.
702- Boynuz kulaktan sonra çikar, ama kulagi geçer.
Bir konu üzerinde sonradan yetisen, ama daha önce yetismis olanlari
geçenler vardir.
703- Boyuma göre (boyumca) boy buldum, huyuma göre
(huyumca) huy bulamadim.
Bir kimse, beden yapisi, zenginligi, soyu sopu, sosyal durumu
kendisininkilere uygun olan kimseler bulabilir. Ama huyu kendisinin huyuna
uyan bir kisiyi kolay kolay bulamaz.
704- Böyle bas böyle tiras.
Kisilere de durumlara da yarasan islemler uygulanir.
705- Böyle gelmis böyle gider.
Halk, ileriden beri sürüp gelmekte olan bir durumun, kolay kolay
degismeyecegi kanisindadir. Kanisini bu sözle kurallastirmistir.
706- Böyle gerek danaya, buzaginin hakkini yemeye.
Gücüne dayanarak güçsüzün hakkina el atanlar agir biçimde cezalandirilmalidir
ki bir daha bu zorbaligi yaymasin.
707- Bugün bana ise yarin sana.
1) Bugün bir kimsenin basina gelen yikim, yarin baskasinin da basina
gelebilir. Bundan gerekli ders alinmalidir.
2) Nimetler de böyledir.
708- Bugünkü (aksamin) isini yarina (sabaha) birakma (koyma).
Bugün yapilmasi gereken bir isi ertesi güne birakmanin türlü sakincalari
vardir: Yarin daha önemli bir is çikabilir ve bugünkü isten önce onun
yapilmasi gerekir, bugünkü is yine kalir. Ya da yarin çikacak baska isler
bugünküne ekleneceginden hepsini yapmaya vakit yetmez. Bundan baska birçok
isler günü gününe yapilmazsa önemini yitirir; sonra yapilmasi ile yapilmamasi
arasinda fark kalmaz.
709- Bugünkü tavuk yarinki kazdan iyidir. (Yarinki kazdan bugünkü tavuk
yegdir).
Bugün ayagimiza gelmis olan kazançla yarin gelmesi olasiligi bulunan daha
büyük bir kazanç arasinda bir seçme yapmak gerekirse, bugünkünü
yeglemek dogrudur. Çünkü bu gerçeklesmistir. Öteki türlü engellerle
gerçeklesmeyebilir.
710- Bugday basak verince orak pahaya çikar.
Kendisine gerekseme artan seyler çok deger kazanir. Krs. As tasinca
kepçeye paha olmaz.
711- Bugday ekmegin yoksa bugday dilin de mi yok?
Görüstügün kimseyi agirlayacak ya da onun istedigini verecek durumda
olmayabilirsin. Ama tatli dille gönlünü hos etmek varlikli olmaya bagli
degildir. Bunu yapmalisin.
712- Bugday Hicaz'a giderken arpaya ince yufkaya karisma demis.
Yetki, yetenek, kisiden kisiye degisir. Herkes neleri yapabilecegini
neleri yapamayacagini bilmeli, bunun disinda bir is yapmaya kalkismamalidir.
Bkz. Bugday misira demis ki...
713- Bugdayim var deme ambara girmeyince, oglum var deme yoksulluga
ermeyince (düsmeyince).
Bir seyin senin oldugundan kuskun kalmamasi için
gereken bütün kosullar gerçeklesmelidir. Tarlandaki harman yerindeki
bugdayin, ambara konulmadan senin sayilmaz. Doga olaylari yangin,
hirsizlik... onu yok edebilir. Oglun da sana karsi
ogulluk ödevini yapiyor mu, yapmiyor mu, varlikli zamanlarinda pek belli
olmaz; ancak yoksulluga düsersen anlasilir.
714- Bugdayi (arpayi) tasli yerden, kizi kardasli yerden.
Bkz. Tarlayi tasli yerden...
715- Bugday ile koyun, geri yani oyun.
Çiftçi için en gerçek deger, bugday ve koyundur.
Baska ürünler bunlar kadar önemli degildir. Krs.
Çift ile koyun kalani oyun.
716- Bugday misira demis ki: As ol, kes ol, hamur isine karisma.
Bkz. Bugday Hicaz'a giderken...
717- Bugday yaninda aci at da sulanir.
Toplum yararina gerçeklestirilen düzenlemeler, kötü niyetlilerin daha
kolay fenalik yapmalarina yol açabilir. Krs. Kurunun yaninda yas da yanar.
718- Bulanik su, balikçinin yari kazancidir.
Çikar saglamasi, ortaligin karismasina bagli olan
kisi için karisiklik çikmasi, kazancinin mustusudur.
719- Buldum bilemedim, bildim bulamadim.
Kisi, elinde olanak varken bundan yararlanmayi bilmez. Yararlanma yollarini
ögrendigi zaman da eline olanak geçmez.
720- Buldun bir koyun, ye de doyun.
Bkz. Su akarken testiyi doldurmali.
721- Burun yüzden düsmez.
Kisinin yakin hismi, ne denli uygunsuz, yakisiksiz
is yaparsa yapsin, kendisinden kopmaz, koparilamaz.
721- Buyuran (agiz) yorulmamis.
Islerini baskasina yaptiran kisi onun yorulacagini
da düsünmeli, arka arkaya is buyurmamalidir.
722- Buyurmadan tutan evlat, gün dogmadan kalkan avrat, deh demeden
yürüyen at.
Kisinin çocugu, buyruk beklemeden neler yapmak
gerektigini bilmeli; karisi, erken uyanip ev islerine
bakmali; ati da uyarilmadan yürüyen anlayista olmalidir.
723- Bükemedigin (isiramadigin) eli öp, basina koy.
Bkz. Isiramadigin eli öp...
724- Bülbülü altin kafese koymuslar, ah vatanim demis.
Kisi, yurdu disinda ne denli iyi bir yasama ortami bulunursa bulunsun,
yine yurdunu arar; onun özlemini çeker.
725- Bülbülün çektigi dili belasi(-dir).
Bülbül güzel öttügü için kafese konulmus, özgürlügünü yitirmistir. Kisi,
bundan ders almali, dilini tutmalidir. Düsünülmeden söylenen sözler, yersiz
konusmalar insanin basini derde sokar.
726- Büyük balik küçük baligi yer (yutar).
Güçlüler, güçsüzleri ezer, ortadan kaldirir; ya da kendine mal eder.
727- Büyük basin derdi büyük olur.
Büyük islerin basinda bulunan, genis sorumluluklar yüklenmis olan
kimselerin derdi çok ve büyük olur.
728- Büyük lokma ye (de) büyük söyleme.
Hiçbir kimse baskalarini kinayip ben böyle bir kötü duruma düsmem, Ben
öyle bir seye meydan vermem gibi sözler söylememelidir. Dünya bu, bir
gün ayni olaylar kinayanin da basina gelebilir.
:::::::::::::
-C-
729- Cahile söz (laf) anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür (zordur).
Ne kadar ugrasirsaniz ugrasin, deveye hendek atlatamazsiniz. Cahile söz
anlatmak, bundan da güçtür.
730- Cahilin dostlugundan, alimin düsmanligi yegdir.
Bkz. Akilli düsman, akilsiz dosttan hayirlidir.
731- Cahilin sofusu seytanin maskarasi.
Bkz. Kadinin sofusu...
732- Cambaz ipte, balik dipte gerek.
Kisi, uzmanliginin geregi ne ise onu yapmalidir.
733- Cami duvarina iseyen itin ölümü yakindir.
Kamunun benimsedigi bir degeri lekeleyen kisi toplumca dislanir,
cezalandirilir. Krs. Itin ölümü gelirse cami...
734- Cami ne kadar büyük (cemaat ne kadar çok) olsa imam (hoca) gene
bildigini okur.
Çevrenin egilimi ne olursa olsun, söz kendisinden
biten kisi, yapabildigini (ya da istedigini) yapar.
735- Caminin (mescidin) mumunu yiyen kedinin gözü kör olur.
Kendisini büyüten, yetistiren, besleyen kimsenin, ya
da bir kamu kurumunun malina hiyanet eden, el uzatan kisi onmaz,
cezasini bulur.
736- Cana gelecek (kaza, zarar) mala gelsin.
Zarardan kurtulma olanagi yoksa, bunun cana degil, mala gelmesi
yeglenir. Cani korumak için mal feda edilir.
737- Can bogazdan gelir (geçer).
Insan yemekle yasar. Bogazina bakmayan kisinin
sagligi, yasami tehlikeye düser.
738- Can bostanda bitmez.
Insan, caninin degerini bilmeli, onu yipratmamalidir. Kendine iyi bakmali,
hasta olmamaya dikkat etmelidir. Can bostanda bitmez ki bir tane daha
yetistiresiniz, ya da satin alasiniz.
739- Can candan sirindir (tatlidir).
Bir kisi için kendi cani, baskasinin canindan daha
tatlidir. Baskasinin basina gelen can yakici seyi olagan sayan kimse,
ayni sey kendisinin basina gelirse bunu olaganüstü sayar.
740- Can canin yoldasidir.
Insan tek basina yasayamaz. Konusup görüsmek,
dertlesmek ve is yapmak için arkadas arar.
741- Can cigerden tatli.
Ana babanin evlatlarina düskünlükleri söz götürmez. Ancak kendi canlarini
çocuklarinin canlarindan daha önce düsünürler.
742- Can cümleden aziz(-dir).
Insan baskalari için fedakarlik yapar ama bunun
bir siniri vardir. Önemli konularda baskasinin, dahasi yakinlarinin
çikarlariyla kendi çikari karsilasinca özveri söyle dursun bencil olur.
Krs. Kardesten karin yakin.
743- Can çikmayinca (çikmadan, çikmadikça, çikar) huy çikmaz. (Huy canin
altindadir).
Huy, kisiligin bir parçasidir; kisi ile birlikte dogar;
kisiligin olusumu ile birlikte olusur ve artik ölünceye degin sürüp
gider. Kimse onu degistiremez.
Krs. Insan yedisinde ne ise..., Sütle giren huy, canla çikar.
744- Cani aciyan esek ati geçer.
Bkz. Cani yanan esek...
745- Cani cana ölçmeli (ölçmüsler).
Kendinize yapilmasini istemediginiz seyi baskalarina yapmayiniz.
Baskasinin da sizinki gibi bir cani bulundugunu düsününüz.
746- Cani kaymak isteyen mandayi yaninda tasir.
Güzel bir yasayis sürmek isteyen kisi, bu yasayisin
yükünü çekmeyi göze almali ve gerektirdigi kaynaklari eli altinda
bulundurmalidir. Krs. Zemheride yogurt isteyen..., Kaymagi seven...,
Asure yemeye giden kasigini tasir, Pilav yiyen kasigini yaninda tasir,
Kaymagi seven mandayi yaninda tasir.
747- Cani yanan esek attan yürük olur. (Cani aciyan esek ati geçer).
Bir durumdan cani yanmis olan kisi, o durumun
bir daha gelmemesi için elinden gelen çabayi harcar ve gücü yetmez
sanilan isleri bile basarir.
748- Cefayi çekmeyen safanin kadrini bilmez.
Sikinti çekmemis olanlar, eristikleri rahatlik ve mutlulugun degerini
geregi gibi ölçemezler.
749- -Cehenneme kira var. -Paradan haber ver. Bkz. Arnavut'a sormuslar...
750- Cemaat ne kadar çok olsa imam gene bildigini okur.
Bkz. Cami ne kadar büyük olsa...
751- Cennet de bu dünyada cehennem de.
Dünya olaylari içinde yasanan aci, tatli günleri genis bir görüsle
degerlendirenler için cennet nimetlerine bu dünyada kavusuldugu gibi
cehennem azaplari da bu dünyada çekilir.
752- Ceviz gölgesi yavuz gölgesi, sögüt gölgesi yigit gölgesi.
Bkz. Koz gölgesi kiz gölgesi...
753- Cins cinse çeker.
Bkz. Soydur çeker.
754- Cins horoz yumurtada öter.
Çocugun soylulugu ve degeri daha bebekken her halinden anlasilir.
755- Cins kedi ölüsünü göstermez.
Soylu kisi, kötü, acinacak durumunu kimseye göstermez ve söylemez.
756- Cin tutana bir muska yeter.
Inanisa göre cin tuttu denilen delirmis kisiyi iyi
etmek için bir muska yeter. Bunun gibi, çok kizmis birisini yatistirmada
akilli bir kimsenin sözlü ya da yazili ögüdü etkili olur.
757- Cömert derler maldan ederler, yigit derler candan ederler.
Eloglu insani cömert diye pohpohlar. Bundan hoslanan kimse de
cömertligini göstermek için bol para harcar. Suna buna armaganlar verir,
ziyafetler çeker, böylece malini tüketir. Yine eloglu kisiyi yigit diye
pohpohlar. Bundan hoslanan kimse de yigitligini göstermek için dövüslere
atilir. Bu sirada birisi canina kiyar.
758- Cömertle nekesin (Eli siki, cimri.) (nekesle cömerdin) harci birdir.
1) Cömert de ölür; cimri de. Ikisinin de sarildigi kefen aynidir.
2) Cimri, ucuz diye her seyin kötüsünü alir. Bunlar ise yaramadiklarindan
ya da çarçabuk bozulduklarindan yenilerini almak zorunda kalir. Böylece bir
sey için birkaç kez para harcar. Cömert ise bir kez çok para verip her seyin
iyisini alir. Sonuç olarak cimri de cömert de ayni parayi harcamis olurlar.
:::::::::::::
-Ç-
759- Çabalama ile çarik yirtilir.
Olmayacak isi zorla yapmaya çalisan zarara ugrar.
Krs. Iven (acele eden) sinek süte düser.
760- Çagrilan (çagrildigin) yere erinme, çagrilmayan
(çagrilmadigin) yere görünme. (Çagrildigin yere git,
ar eyleme; çagrilmadigin yere gidip yerini dar eyleme).
Kisi, çagrildigi yere gitmelidir. Bu, en azindan bir
nezaket geregidir; ödev de olabilir. Çagrilmadigi yere
gitmemelidir. Gitmek, yüzsüzlük ve arsizlik olur.
Krs. Davetsiz gelen döseksiz oturur.
761- Çagrildigin yere git, ar eyleme; çagrilmadigin yere gidip
yerini dar eyleme.
Bkz. Çagrilan yere erinme...
762- Çagrilmayan yere çörekçi ile börekçi gider.
Çagrilmadigin yere gitme. Sen çörekçi ya da börekçi
misin ki satis yapacakmis gibi su kapiya, bu kapiya çagrilmadan
gidesin?
763- Çalisanin yatanda hakki vardir.
Çünkü çalismayan, çalisanin kazancini yiyor.
764- Çalma elin kapisini, çalarlar kapini.
Kimseye kötülük yapma. Yoksa ayni kötülügü onlar da sana yaparlar.
765- Çam agacindan agil olmaz, el çocugundan ogul olmaz.
Her seyin degeri vardir; yapacagi is, kullanilacagi
yer ayridir. Bir seyin yerine, ona benziyor diye baska
bir sey konulamaz. Sözgelisi, babasinin çocugu, öz
evlat yerini tutmaz.
766- Çam sakizi, çoban armagani.
Bkz. Çoban armagani çam sakizi.
767- Çanaga ne dograrsan kasiginda o çikar.
Kisi, kendisi için önceden ne gibi hazirliklar yapmissa ileride onun
veriminden yararlanir.
768- Çanakta balin olsun, Yemen'den (Bagdat'tan) ari gelir.
(Pekmez gibi malin olsun, Antakya'dan sinek gelir).
Güzel mali olan kimse, müsteri bulma kaygisi çekmez. Reklam yapmasa bile
en uzak yerlerden istekliler çikar. Krs. Satilik ziftin olsun...
769- Çaputluya çali düsman.
1) Iyi giyimlilerin giysilerinden kaza eksik olmaz.
2) Yoksullar varliklilardan bir seyler koparmaya çalisirlar.
770- Çarik çarikla, sarik sarikla.
Kisi, kendi düzeyindeki kimselerle arkadas olur.
771- Çarsi iti ev (koyun) beklemez.
Basibos gezmeye alisanlar, disiplinli is yapmaya gelemezler.
772- Çatal kazik yere batmaz (geçmez, çakilmaz).
Birden çok kimsenin söz sahibi oldugu is yürümez.
773- Çay geçerken at degistirilmez.
Bkz. Irmaktan geçerken...
774- Çekismeden pekisilmez.
Karsilikli düsünceler tartisilmadan saglam bir anlasma ve uzlasmaya
varilamaz.
775- Çengi ölüsü çalgi (daire, tef) ile kalkar.
Zevk ve safa içinde ömür sürmüs olan kimse en sikintili
günlerinde bile eglenceden geri kalmaz.
776- Çerçi basindakini satar.
1) Alim satimla para kazanan kisi, iyi müsteri bulursa -yalniz satmakta
oldugu mali degil- basina giydigi sapkayi bile satar.
2) Satici elinde ne varsa onu satar.
777- Çerçi kizi boncuga asiktir.
1) Bir kimse ne ile ugrasiyorsa, çocugu o seyi çok sever.
2) Ticaret adamlari, sattiklari esyadan evdekileri
yoksun birakirlar. Çoluk çocuk bu esyanin özlemini
çeker.
778- Çikacak kan damarda durmaz.
Bir seyi yitirmek kaderde varsa buna engel olunamaz.
779- Çik çik eden nalçadir, is bitiren akçedir.
Bkz. Sik sik eden...
780- Çikmadik canda umut var(-dir). (Çikmadik candan umut kesilmez).
1) Ölümcül hastanin cani çikincaya degin iyileseceginden umut kesilmez.
2) Elden gitti sandigimiz bir seyle ilgimiz büsbütün
kesilmemisse, gereken çabalari harcayarak onun elimizde kalmasini
saglayabilecegimizi umabiliriz.
781- Çikmadik candan umut kesilmez.
Bkz. Çikmadik canda umut vardir.
182- Çingirakli deve kaybolmaz.
Nerede olsa varligini gösteren kisi unutulmaz.
783- Çira dibi karanlik olur. (Çira dibine isik vermez).
Bkz. Mum dibine isik vermez.
784- Çiftçinin ambari sabanin ucundadir.
Bkz. Zahirenin ambari...
785- Çiftçinin karnini yarmislar, kirk tane gelecek yil çikmis.
Çiftçinin ürünü her yil bir afete ugrar. O da hep
gelecek yila umut baglar. Durum böylece sürüp
gider.
786- Çiftçiye yagmur, yolcuya kurak; cümlenin muradini verecek Hak.
Kullar Tanri'dan kendilerine gerek, olan seyleri isterler. Kimi kullarin
istedikleri, baska kullarin zararina yol açacak nitelikte olabilir.
Kullarinin dileklerini kabul edecek olan Tanri'dir. Hangisininki
yerine gelmisse Tanri böyle uygun görmüs demektir.
787- Çift edersen baglanirsin, bag edersen eglenirsin.
1) Çiftçilik insani topraga baglar. Bagcilik da is basindan uzaklasmamayi,
orada kalmayi gerektirir.
2) Timarini iyi yaparsan bagin güzel olur. Bagla ugrasmak ise bir
eglencedir.
788- Çift ile koyun, kalani oyun.
1) En saglam is, çiftçilik ve koyun yetistiriciligidir.
Baska sanat ve mesleklerin önemi yoktur. Krs. Bugday ile koyun...
2) En zor çiftçilik, tarla sürülerek ve koyun beslenerek yapilan
çiftçiliktir. Aricilik gibi, sebzecilik gibi isler eglence gibidir.
789- Çignemeden yutulmaz. (Lokma çignemeden yutulmaz).
Çalismadan yasamak olmaz. En kolay is dahi emek
harcamayi gerektirir. Agza kadar gelen nimetten yararlanmak için bile
çignemek gibi bir çalisma ister.
790- Çingene ciger pisirir, yemeden karnin(-i) sisirir.
Cimri, para harcamaktan o kadar korkar ki pisirdigi yemek bitmesin diye
yemeden doydugunu söyler.
791- Çingene çadirinda musandira ne arar?
Yoksul ve her seyi derme çatma olan kiside varliklilara özgü sey bulunmaz.
792- Çingene çingeneye çatmadikça kasnak boynuna geçmez.
Bayagi kisilerin iyice kepaze olabilmeleri için birbirlerine girmeleri
gerekir.
793- Çingeneye beylik vermisler, önce babasini asmis (kesmis).
Ne oldum delisi soysuz kisi, eline yetki geçince, en yakinlarina
kötülükler yapmakla ise baslar.
794- Çirkefe tas atma, üstüne siçrar.
Kötülük yapmak için firsat arayan kisilerle çatisma; zararli çikar,
kirlenirsin.
795- Çivi çikar ama yeri kalir.
Baskasina yaptigin bir fenaligi kaldirip gidersen bile
kötü izini, anisini gideremezsin.
796- Çivi çiviyi söker.
Güç bir sey, güçlü bir seyle yenilir.
797- Çivisiz tahtayi yel alir.
Bkz. Baskisiz tahtayi...
798- Çoban armagani çam sakizi. (Çam sakizi çoban armagani).
Varliksiz kisinin armagani küçük bir sey olur.
799- Çobana verme kizi, ya koyun güttürür ya kuzu. (Lafin azi, uzu çobana
verme kizi, ya koyun güttürür ya kuzu).
1) Kizini isteyen kisinin isi, gücü, tutumu ne ise kizini bunlarla
ilgilendirecegini düsün. Kararini ona göre ver.
2) Önemli bir isi, inceligini anlamayan bir kimseye
yaptirma. Çünkü bu incelige yakismayacak bir tutumla yapmaya kalkar.
800- Çobanin gönlü olursa (olunca) tekeden yag (süt) çikarir.
Kendisinden is bitecek kisi, isterse olamayacak gibi görünen islere çikar
yol bulur.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #12 : 29 Aralık 2010, 16:56:12 »
801- Çobansiz koyunu kurt kapar.
Koruyucusu, yöneticisi bulunmayan kisiyi ve toplulugu düsman ezer.
802- Çocuga is, ardina sen düs.
Bkz. Çocuga is buyuran...
803- Çocuga is buyuran, ardinca kendi gider. (Çocugu ise sal, ardinca sen
var). (Çocuga is, ardina sen düs). (Usagi ise kos, sen de ardina düs).
Çocuk kendisine ismarlanan isi beceremez. Onun
için arkasindan isi buyuranin da gitmesi gerekir.
804- Çocugu ise sal, ardinca sen var.
Bkz. Çocuga is buyuran...
805- Çocugun bulundugu yerde kov (dedikodu, giybet) olmaz.
1) Küçük çocugun bulundugu yerde baskasini çekistirme olmaz. Çünkü
herkes çocukla ugrasir, oyalanir. Hiçbir kimse dedikodu yapmaya vakit
bulamaz.
2) Konusabilen çocugun bulundugu yerde de -çocuk bu sözleri baskasina
ulastirabilir korkusuyla- kov olmaz.
806- Çocugun yedigi helal, giydigi haram.
Çocugun iyi beslenmesi için ne kadar para harcansa yerindedir. Çünkü
büyümesi, gelismesi yemesine baglidir. Ama pahali giysi ile donatilmasi
dogru degildir. Çünkü çocuk giyecegi hor kullanir; kirletir, yirtar. Giysi
korunsa bile bes alti ay sonra çocuga küçük geldiginden kullanilamaz.
807- Çocuk düse kalka büyür.
Çocuk yürümeye basladigi sirada sik sik düser, aglar. Anne, baba, çocugun
cani yaniyor diye üzülmemelidir. Her çocuk büyürken bu evrelerden geçer.
808- Çocuk seversen besikte, koca seversen dösekte.
Çocugu kucagina almadan, besikte yatarken sev.
Kocana karsi olan sevgini de surada, burada, baskalarinin yaninda degil,
dösekte göster.
809- Çocuktan al haberi.
1) Büyükler bir konuyu islerine geldigi gibi anlatirlar. Çocuk yalan dolan
bilmez. Her seyi oldugu gibi anlatir. Onun için haberin dogrusu çocuktan
alinir.
2) Gizli seyler çocugun yaninda konusulursa çocuk bunlari ögrenir
ve gizlilik kavramini bilmediginden, oldugu gibi baskalarina söyler. Krs.
Deliden al uslu haberi.
810- Çogu zarar, azi karar.
Hangi iste olursa olsun asiriliga gidilmemeli, karar denilen herkesin
uygun gördügü ölçüde kalmalidir.
811- Çok açilma, soguk alirsin.
Giristiginiz is için gereginden çok para dökerseniz sonra bunun karsiligini
alamaz, isi zararla kapatirsiniz.
812- Çok bilen (söyleyen) çok yanilir.
Insan ne kadar çok sey bilirse bilsin, bilmedigi daha çoktur. Çok
bildiginden kendine çok güvenen kisi, bilmedigi seylere de karisir ve
bunlarda yanilir.
813- Çok el, ya yagmaya ya yolmaya.
Çok kimsenin katilmasiyla iki is iyi basarilir: Yagma, yolma (orakla degil,
saplari çekip kökünden çikarma yoluyla ekin biçme).

814- Çok gezen ayaga bok bulasir.
Sakincali olup olmadigini düsünmeyerek nereye olsa giden ya da her alana
burnunu sokan kisi, günün birinde pismanlik duyacagi bir duruma düser. Krs.
Çok gezen tavuk, ayaginda...
815- Çok gezen çok bilir.
Çok gezen kisi, gezdigi yerlerde degisik seyler görür, ögrenir. Eskiden
bildiklerinin üzerine yeni bilgiler ekler. Krs. Çok yasayan bilmez, çok
gezen bilir.
816- Çok gezen tavuk ayaginda pis getirir.
1) Her yere girip çikan kadinin adi lekelenir.
2) Gezip dolastigi yerlerde kötü seyler de bulunan
kisi, kötü huylar ve zararli bilgiler edinerek yerine
döner.
817- (Çok) Havlayan köpek isirmaz.
Karsisindakini bagirip çagirmakla korkutmaya çalisan kimse, eylemli
bir saldirida bulunmaz.
818- Çok incelme, koparsin.
Bir is yapilirken gereginden çok titizlik gösterilirse
basarili sonuca ulasmak tehlikeye düser.
519- Çok konusan çok yanilir.
Çok konusan, sözlerini denetlemeden, iyi düsünmeden ortaya atacagindan
yanlis seyler söyleyebilir.
Krs. Çok söz yalansiz ... olmaz., Çok bilen çok yanilir.
820- Çok kosan çabuk (çok, tez) yorulur.
Ne türlü çalismada olursa olsun, asiri çaba gösteren çabuk yorulacagi için
sonucu elde etmekte gecikir. Sürekli çalisabilmek ve sonuca kavusabilmek
için harcanan çabanin yormayacak ölçüde olmasi gerekir.
521- Çok mal haramsiz, çok laf yalansiz olmaz.
Bkz. Çok söz yalansiz...
822- Çok naz asik usandirir.
1) Baska seylerde oldugu gibi nazlanmada da asiriya gidilmemelidir.
Asik, sevgilisi ugruna bütün sikintilara katlanir ve onun nazini çeker. Ama
bu naz çekilemeyecek ölçüde asiri olursa asik sevgilisinden
sogur.
2) Önemli bir isi yalniz kendisi yapabilen kisi bunu
yapmak için çok nazlanirsa o isin kendisine yaptirilmasindan vazgeçilir.
823- Çok söyleme arsiz edersin, aç birakma (parasiz koyma, çok saklama)
hirsiz (yüzsüz) edersin. (Yüz verme arsiz olur, az verme hirsiz olur.)
Yönetimin altinda bulunan kimseye ikide birde sunu yap, bunu yapma
demekle iyi sonuç alinir sanma; onu arsiz edersin. Yiyecek, para bakimindan
sikintiya da düsürme. Çünkü hirsizliga itmis olursun. Krs. Acindirirsan
arsiz olur, aciktirirsan...
824- Çok söz (laf) yalansiz, çok para (mal) haramsiz olmaz.
Çok konusanin sözleri arasinda herhalde yalan bulunur; bol kazancin içinde
yasadisi elde edilmis para bulundugu gibi.
825- Çok yasayan (okuyan) bilmez, çok gezen bilir.
Çok gezen, çok yer gören, çok sey ögrenir. Çok yasayan, çok okuyan onun
bildiklerini bilmez.
826- Çömçe tutan elim olsun, ocaklikta yerim olsun.
Herkes is basinda bulunarak söz sahibi olmak ister.
827- Çömlekçi suyu saksidan içer.
1) Kisi, ancak elindeki olanaklardan yararlanarak
isini görebilir.
2) Kisi, yasayisini sanati ile saglar.
828- Çömlek demis: Dibim altin, kasik demis: Girdim çiktim.
Bkz. Tencere demis...
829- Çömlek tasa dokunursa vay çömlegin haline.
Bkz. Tas çömlege çarparsa...
834- Çöregin büyügü, hamurun (unu) çogundan olur.
Bkz. Ekmegin büyügü, hamurun...
831- Çubuk kirilir, çit der; kütük kirilir, küt der.
Küçük çapta is yapanlarin ugrayacagi zarar küçük;
büyük çapta is yapanlarin ugrayacagi zarar büyük
olur. Ancak zararin agirligi, iki durumda da esittir.
832- Çuhayi firçayla, kadifeyi elle.
Kimi kisilere sert, kimi kisilere yumusak davranmak
gerekir; durumlarina göre.
833- Çul içinde arslan yatar.
Bir kimsenin degeri, kilik kiyafeti ile degil, kisiligindeki cevherle
ölçülür.
834- Çürük (bitli, kurtlu) baklanin kör alicisi olur.
Bkz. Bitli baklanin...
835- Çürük tahta çivi tutmaz.
Aslinda ise yaramaz olan, ya da sonradan o duruma gelmis bulunan seyi, ne
denli ugrassaniz ise yarar duruma getiremezsiniz.
:::::::::::::
-D-
836- Dadandirma kara gelin, dadanirsa yine gelir.
Sirnasik kisiye çok yüz vermeye gelmez, yüz bulursa
sizi biktirir.
837- Dag adami, hasta eder sag adami.
Görgüsüz kisiye haber anlatmak çok güçtür.
838- Dag basina harman yapma, savurursun yel için, sel
önüne degirmen yapma, ögütürsün sel için.
Yapacagin iyi bir isi, kimi etkenlerle ziyan olacak
kadar, sonunu hesaplamadan yapma.
839- Dag basina kis gelir, insanin basina is gelir.
Dag basinda kisin nasil firtina eksik olmazsa kisinin yasaminda da
yipratici olaylar öylece eksik olmaz.
840- Dag basindan duman eksik olmaz.
Büyük adamlarin, büyük is yapanlarin her zaman
üzüntüleri, sikintilari vardir.
841- Dagda bagin var, yüreginde dagin var. (Her kimin
bagi var, yüreginde dagi var). (Kimin ki bagi var, yüreginde dagi var).
1) Bagi, bahçesi olan kimse, bunlar afetlerden zarar görecek diye
sürekli bir korku içindedir.
2) Bagi olan kimse, dag gibi dayanagim var diye güven içindedir.
3) Gurbette bir yakini olanin yüregi sizlar durur.
842- Dagda gez; belde gez insafi elden birakma.
Eskiya dahi olsan insafli ol. Krs. Islamin sarti bes,
altincisi insaf demisler.
843- Dag daga kavusmaz, insan insana kavusur.
Insanlar, daglar gibi yerlerinden kimildamayan cansizlar degildir.
Dostlar, tanislar birbirlerinden ne denli uzak düsmüs olurlarsa olsunlar ve
bulusmalari ne denli güçlesmis bulunursa bulunsun, günün
birinde kavusabilirler.
844- Dag dag (das tas) üstüne olur, ev ev üstüne olmaz.
Bir dagi kaldirip öteki dagin üstüne koyabilir misiniz? Buna çare
bulunacagi düsünülebilir de bir ev halkinin bütün agirligiyla baska bir
aileye yük olarak uzun süre yasayabilecegi düsünülemez. Bu ailenin bütçesi
böyle bir agirligi tasiyamayacagi gibi, iki aile arasinda çesit çesit
anlasmazliklar çikar. Krs. El el üstünde olur...
845- Dagdaki kekligin bini bir paraya.
Ele geçmeyen, yararlanilamayan güzel seyin hiç degeri yoktur. Krs.
Denizdeki baligin...
846- Daglari issiz sanma, körleri gözsüz sanma.
Çevresi ile iliskisi yok sanilan kisi ve nesnelerin iliskilerle yüklü
oldugu unutulmamalidir.
847- Dag ne kadar yüce olsa yol üstünden asar.
1) Her yüce kisiden daha yetkili kisi, en önemli makamin bir denetleme
yöntemi vardir.
2) Yenilmesi olanaksiz gibi görünen zorluklarin da çözüm yolu vardir.
848- Dag yürümezse abdal yürür.
Büyüklük taslayan birinden bitecek bir isimiz varsa ve o, bizimle
ilgilenmiyorsa, biz onun ayagina gidip isimizi görmeliyiz.
849- Damdaki iti avluya siçirtma.
Senden uzak olan bir serlinin sana yaklasip kötülügünü bulastirmasina yol
açacak davranistan sakin.
850- Damdan düsen, damdan düsenin halini bilir.
Iyi bir, durumda iken kötü bir duruma düsen kimse, basina ayni hal
gelen kimsenin derdini iyi anlar. Krs. Hal halin yoldasidir.
851- Damlaya damlaya göl olur. (Aka aka sel olur).
Küçük seyler birike birike büyük varlik olusur. Küçük seylerin önemini
biliniz, onlari çarçur etmeyiniz. Krs. ...Her çok azdan olur.
852- Dam yanarsa siçanda beraber yanar.
1) Büyük bir yikim olunca zararlilar da mahvolur ya!
2) Suçluyu cezalandirmak için kullanilan kapsamli
eylem, suçsuzlara da uygulanmis olur.
853- Danisan dagi asmis, danismayan(-in) yolu sasmis.
Bilmedigi seyi bilene soran, en güç islerin altindan
kalkar. Sormayan, güçlüker içinde yuvarlanir gider.
Krs. Soran yanilmamis.
854- Dari unundan baklava, incir agacindan oklava olmaz.
Kötü gereçle iyi bir sey yapilamaz. Yetersiz kisiden
iyi is beklenemez.
855- Davacin kadi olursa yardimcin Allah olsun. (Davacisi kadi olanin
yardimcisi Allah olsun).
Seni yargilayacak kisi, senden davaci olan kisi ise kuskusuz kendisini
hakli çikaracak ve sana agir ceza verecektir. Krs. Kadi ekmegini karinca
bile yemez.
856- Davetsiz gelen (giden) döseksiz oturur.
Bir yere çagrilmadan giden kimse, agirlanmasini
beklememelidir. Krs. Çagrilan yere erinme...
857- Davul dengi dengine diye çalar.
Davulun sesine dikkat ediniz, hangi söze benziyor:
Dengi dengine, dengi dengineye degil mi? Sanki birlikte yasayacak
kimselerin, evleneceklerin birbirlerine denk olmasi gerektigi, herkese
davulla duyurulmaktadir.
858- Davulun sesi uzaktan hos gelir.
Öyle durumlar vardir ki içinde yasayan kimseyi rahatsiz eder; uzaktan
bakan ise ona imrenir.
859- Dayak cennetten çikmistir.
Dayak kutsal bir egitim aracidir. Dokundugu bedeni; suç, günah islemez
duruma getirir.
860- Dayak isteyen keçi çobanin degnegine sürünür.
Bkz. Eceli gelen it...
861- Dayanik öküze oha! neymis?
Görevini eksiksiz yapan kisiye iyi çalis demeye gerek var mi?
862- Dazlayan (kusur bulup begenmemek.) daza düser, kel basli kiza düser.
Alacagi seyi seçmekte titizlik gösteren kimse, çok kez istemedigi,
begenmedigi bir seye düser.
863- Degirmende dogan siçan gök gürültüsünden korkmaz.
Kavga, dövüs içinde yetismis olan kisi korkutucu
sözlere aldirmaz.
864- Degirmenden gelenden pogaça umarlar.
Baska bir yerden gelen kimseden, geldigi yerle ilgili, küçük de olsa, bir
armagan beklenir.
865- Degirmene gelen nöbet bekler.
Bir seyden birçok kimse yararlanacaksa, herkes gelis
sirasiyla isini görmek üzere beklemelidir.
866- Degirmen iki tastan, muhabbet iki bastan.
Kari koca gibi, is ortagi gibi birlikte yasayacak, birlikte is görecek
kimseler arasinda karsilikli sevgi bulunmalidir. Biri ötekini sever de o,
berikini sevmezse dirlik, düzen olmaz. Kurulan birlik sarsilir.
867- Degirmi yurt tutmaya degirmi göt ister.
Bir yerde, bir iste tutunup basari kazanabilmek için
yilmadan çalismak gerektir.
868- Degme bana, degmeyim sana.
Kendisine zarar verilmemesini isteyen kisi, baskasina zarar vermemelidir.
869- Degme (dokunma) sarhosa, yikilana kadar gitsin.
(Sarhosa dokunma, kendi yikilsin).
Kendi aklini begenip baskasini dinlemeyen kimseyi gittigi yanlis yoldan
döndürmeye kalkmayin. Birakin cezasini çeksin.
870- Deh! denmis dünyayi, Çüs! diye sen mi durduracaksin?
Yürüyüsünü kendi düzenine göre sürdürmekte olan
dünyanin kötülüklerine kimse engel olamaz.
871- Deli arlanmaz soyu (sahibi) arlanir.
Densizce, delice is yapanlar, yaptiklarindan utanacak durumda degillerdir.
Ama ailesi, yakinlari onlarin davranislarindan üzüntü duyarlar, utanirlar.
872- Deli deli akani, bura bura tikarlar.
Asiri ve ölçüsüz davranislara karsi önleyici, sert önlemler alinir.
873- Deli deliden hoslanir, imam ölüden.
Kisi, kendisine benzeyen kimseden, ya da yarar saglayabilecegi seyden ve
kisiden hoslanir.
874- Deli deliyi görünce degnegini (çomagini) saklar (gizler).
Saldirgan kimse, kendisi gibi birine saldirmaktan çekinir.
875- Deliden al uslu haberi.
Deli sir saklamasini bilmez. Gördügünü, bildigini
oldugu gibi söyler. Bundan dolayi -zaman olur ki- haberin dogrusu ondan
alinir. Krs. Çocuktan al haberi.
876- Deli dostun olacagina akilli düsmanin olsun.
Bkz. Akilli düsman, akilsiz dosttan...
877- Deli ile çikma yola, basina getirir bela.
Deli, kendisiyle arkadashk edenin basina çesit çesit dert açar.
878- Deli kiz dügün etmis, kendi bas sedire geçmis.
Densiz, budala ev sahibi, konuklarindan çok kendini agirlanacak konuk
yerine koyar.
879- Delikli tas (boncuk) yerde kalmaz (deli kiz evde kalmaz).
Bilgili, becerikli kisi bosta birakilmaz. Her halde bir
is basina getirilir. Krs. Yapi tasi...
880- Delilsiz cennete bile girilmez.
Kisiye, bir yere yanilmadan gidebilmesi için oldugu gibi, istedigi seyi
elde edebilmesi için de yol gösteren gerektir. Krs. Sebepsiz kus...
881- Deliye bal tattirmislar, çarsida katran birakmamis.
Akli kit kisi, bir kez hosuna gitmis olan seye benzettigi nesneyi,
gerçekten ona benzemese de, elde etmeye can atar.
882- Deliye geçit yoklatirlar.
Yapilacak bir iste tehlike olasiligi varsa ilk girisim
için saf kisiler öne sürülür.
883- Deliye (göre) her gün bayram.
Hiçbir seyle baglantisi olmayan, hiçbir seyi kendine dert edinmeyen,
istedigi yerde dolasip diledigi isi yapan delinin bütün günleri bayram
özgürlügü ve senligi içinde geçer. Delinin bu basibos yasayisini
uygulamaya özenenler için de söylenecek sey budur.
884- Deliye tas atma, basini yarar (basina tas yagdirir).
Davranislarinda denge bulunmayan kimseye dokunma. Sonra sana öyle çilginca
saldirir ki yaptigina pisman olursun.
885- Demircinin cani demirden berk gerek.
Güç bir is yapmak isteyen kiside bu güçlügü yenecek azim, sebat bulunmalidir.
886- Demir islanmaz, deli uslanmaz.
Her nesnenin, her kisinin degistirilemeyen bir niteligi vardir: Demir su
içine atilsa suyu çekip yumusamaz. Çilgin yaratilmis olan kisi de, ne denli
ugrasilsa, delice davranislarini birakamaz.
887- Demiri tavinda dövmeli.
Bkz. Demir tavinda dilber çaginda.
888- Demir nemden, insan gamdan çürür. (Duvari nem, insani gam yikar).
Nem demiri nasil paslandirir, çürütürse gam da insam öylece yipratir,
harap eder.
889- Demir tavinda, dilber çaginda. (Demiri tavinda dövmeli). (Demir
tavinda dövülür).
Her isin yapilmasi için en uygun olan bir zaman,
bir durum vardir. Demir ateste isinip kizardigi zaman yumusar, dövülüp
biçimlendirilir. Güzeller de taze, körpe iken sevilir, evlendirilir.
890- Demir tavinda dövülür.
Bkz. Demir tavinda, dilber çaginda.
891- Dene altini mihenk tasinda, dene insani bir basinda.
Altinin ayari mihenk tasinda belli oldugu gibi insanin degeri de yaptigi
iste gösterdigi basari derecesi ile ölçülür.
892- Denenmisi denemek ahmakliktir.
Basarisizlik, tembelligi daha önceki denemelerle anlasilmis olan kisiye
belki basarir diye yeni görev vermek, akillica bir davranis degildir.
893- Deniz bal olmus, fukara kasik bulamamis.
Her yanda bol kazanç ve nimet dolu olsa, yararlanma olanagi bulunmayanlar
için neye yarar!
894- Deniz dalgasiz olmaz, gönül sevdasiz olmaz.
Her denizde az çok dalga bulundugu gibi her gönülde de bir sevda vardir.
895- Deniz dalgasiz olmaz, kapi halkasiz.
Her nesnenin kendisine özgü nitelikleri, kendisinden ayrilmayan özellikleri
vardir.
896- Denizdeki baligin (pazari) pazarligi olmaz. (Bini bir paraya).
Daha ele geçmemis olan, birçok güçlükler yenildikten sonra ele
geçirilebilecegi umulan nesnenin alimi, satimi üzerine konusulmaz.
Konusulursa yok pahasina bir satis yapilir.
897- Denize düsen yilana (yosuna) sarilir.
Çok büyük bir tehlike içinde bulunan kimse, kendisine yardim etmesi
olanagi bulunmayan, dahasi tehlikeli olan seylerden bile yardim umar.
898- Deniz kenarinda dalga eksik olmaz.
Içinde çesitli olaylar geçmesi dogal olan ortamda kuskusuz zaman zaman
sert çatismalar, tartismalar çikacaktir.
899- -Deniz yanar mi? -Belki.
Bu dünyada olamaz sanilan isler olabilir.
900- Densiz deve kuyrugu, deh! demeden sallanir.
Densiz kisi, hiç geregi yokken kendisini ilgilendirmeyen islere
burnunu sokar.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #13 : 29 Aralık 2010, 16:57:04 »
901- Derdini söylemeyen (saklayan) derman bulamaz.
Bizim çözüm yolunu bulamadigimiz birçok güçlüklere baskalari çözüm
bulabilirler. Ancak sikintimizin ne oldugunu kimseye söylemezsek bunun
giderilmesi yolunu gösteren bulunmaz. Derdimize derman bulabilmek için onu,
bize yardimi dokunabilecek kimselere söylemeliyiz.
902- Derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen.
Derdi olmayan kimse, önemsiz seyleri kendine dert
edinir, söylenir. Herkes de onu derdi var sanir. Borcu olmayan
kimse de evlenirken birçok seyler satin almak zorunda kalir; borç
altina girer.
903- Dereden geçerken at degistirilmez.
Bkz. Irmaktan geçerken...
904- Derede tarla sel için, tepede harman yel için.
Elden çikarmak istemedigimiz seyi, tehlikeli oldugu açik bulunan
durumlardan uzak tutmaya çalismaliyiz. Krs. Dag basina harman...
905- Dereyi, tepeyi sel bilir; iyiyi kötüyü el bilir.
Doga yasasina göre sel nasil dereden atar, tepeye
çikamazsa kamu da insanlarin iyisini, kötüsünü öylece ayirt eder.
906- Derin su yavas akar.
Bilgili, dengeli kisi, bir konuda karar vermek ve eyleme geçmek için
ivmez; uzun uzun düsünür.
907- Dert aglatir, ask söyletir.
Derdi olan aci çeker, aglar; çaresizligine üzülür, aglar. Aska düsen
kimsenin ise içinde duygular, tutkular kaynasmaktadir. Bunlari disa vurup
ferahlamak istegi onu durmadan söyletir.
908- Dert bir olaydi aglamak kolaydi.
Bir tek derdi olan kisi aglar. Ama derdi birden çok
olana aglamak da yetmez.
909- Dert, çekene göredir.
Herkesin derdi vardir. Bir derdin agirligi, hafifligi de ona ugrayan
kisinin etkilenme derecesiyle ölçülür. Bir kimse için büyük olan bir
dert, baska bir kimse için küçüktür, belki de hiç sorun degildir.
910- Dert Deli Ahmet'in basinda.
Herkes bir yolunu bulup sorumluluktan kurtulur.
Sorumluluk kimsesizin üstünde olur. Krs. Yirtilan Deli Ahmet'in
yakasi.
911- Dert gezmis, derman beraber gezmis.
Herkesin derdi, sikintisi vardir. Ama bunlarin çareleri de vardir. Insan
derdi çekip durmamali; çareye basvurmayi ihmal etmemelidir.
912- Dert gider amma yeri bos kalmaz. (Dert gitmez, degisir).
Insan her zaman dert içindedir. Bir dertten kurtulsa baska bir derde
düser.
913- Dert gitmez, degisir.
Bkz. Dert gider amma yeri bos kalmaz.
914- Dertsiz bas, bostan korkulugunda.
Can tasiyan bas dertsiz olmaz. Dertsiz baslar ancak
cani olmayan baslardir. Bostan korkulugu gibi. Bkz. Dertsiz bas
terkide gerek...
915- Dertsiz bas, mezara (mezarda) tas.
Insan basi, ancak mezara girdigi zaman dertten kurtulur. Mezar tasiyla
temsil edilen bas da dertsizdir.
Krs. Dertsiz bas terkide gerek.
916- Dertsiz bas (kul) olmaz.
Herkesin az, çok derdi vardir. Derdi olmayan kimse
yoktur. Krs. Dertsiz bas terkide gerek.
917- Dertsiz bas terkide gerek.
Yasayip da dertsiz olan kimse yoktur. Bir basin dertten kurtulabilmesi
için, kesilen düsman kellesi gibi, terki heybesine konulmus olmasi
gerekir. Yani bir bas, ancak öldükten sonra dertten kurtulabilir.
Krs. Agrisiz bas mezarda gerek, Rahat ararsan mezarda, Dertsiz bas
olmaz.
918- Dertsiz bir kabak varmis, onun da basini kesip içini oymuslar.
Kesin olarak bilinmelidir ki dertsiz sanilan kisilerin de dertleri vardir.
919- Dervis dervisi tekkede (haci haciyi Mekke'de) bulur.
Bkz. Haci haciyi Mekke'de...
920- Dervise Bagdat'ta pilav var demisler. Yalan degilse irak degil demis.
Bkz. Asika Bagdat uzak degil.
921- Dervisin fikri ne ise zikri de odur.
Insan, kafasinin içindeki düsünce ne ise konusmasinda onu dile getirir.
922- Dervislik olaydi taç ile hirka, ben de alirdim otuza kirka.
Önemli bir düzeye ulasmak görünüste benzemekle gerçeklesebilseydi,
herkes kolayca bu düzeye ulasirdi.
923- Dervis tekkede, haci Mekke'de bulunur.
Herkes kendisine yakisan ve ugrastigi isle ilgili yerde bulunur.
924- Destursuz baga girilmez (gireni sopa ile kovarlar) (girenin yedigi
sopayi Mevla bilir).
Izin alinarak yapilmasi gereken bir isi izin almadan
yapan, bunun cezasini görür.
925- Deve bir akçeye (götür, hani akçe), deve bin akçeye
(getir, hani deve).
Insan, parasi yoksa, almak istedigi seyi yok pahasina da satsalar alamaz.
Parasi varsa, degerinden kat kat fazlasini da isteseler onu satin alir.
926- Deve boynuz ararken kulaktan olmus.
Elindeki ile yetinmeyip daha çogunu isteyen, elindekini de yitirir.
927- Deve büyüktür amma besini bir esek yeder. (Esek küçüktür amma dokuz
deveyi yeder).
Sözde büyük olmakla akil büyük olmaz. Büyük görünüslülerin bir araya
gelmesi de akli çogaltmaz.
Bir akilli, birçok kit akilliyi arkasindan sürükler.
928- Deveci ile konusan (görüsen) kapisini büyük açar (açmali).
Büyük ve zengin kimselerle düsüp kalkan kisi, kendi
yasayisini onlarinkine uydurmak ve onlari konuklayabilecek bir
düzen kurmak zorundadir.
929- Deveden büyük fil var.
Hiçbir kimse görevinin büyüklügü ve yetkisinin genisligi ile övünmemelidir.
Çünkü ondan üstünü de vardir.
930- Deve deve yerine çöker.
Yitirilen degerli kimsenin, elden çikan degerli seyin
yeri bos kalmaz, yenisi gelir. Krs. Deve yerine deve çöker.
931- Deve Kabe'ye gitmekle haci olmaz.
Gerekli niteliklerden yoksun olan kisi, biçimsel eylemlerle kisiligine
deger kazandiramaz. Nesneler ve olaylar da böyledir.
932- Devenin derisi (yünü, silkintisi) esege yük olur.
1) Zengin ne denli yoksul düsse, yoksula göre varliklidir.
2) Saygin kimsenin en degersiz kalintisini siradan
kisiler basta tasirlar.
933- Deveye bindikten sonra çali ardina gizlenilmez.
Herkesin gözü önündeki büyük bir olayi söyle böyle
yorumlarla gizlemeye çalismak bostur.
934- Deveye burç gerek olursa boynunu uzatir.
Kisi kendisine gerek olan seyi elde etmek için yorgunluga katlanmalidir.
935- Deveye inisi mi seversin, yokusu mu? demisler;
düz yere mi (düze kiran mi) girdi? demis.
Bir isi kolay, sikintisiz yapmak varken, ileri ya da
geri yönde asiri ve zor eyleme bas vurmak dogru
bir tutum degildir.
936- Deve yerine deve çöker.
Degerli bir kimseden bosalan yeri ancak o degerde
baska bir kimse doldurabilir. Krs. Deve deve yerine çöker.
937- Deveyi yardan uçuran (atan) bir tutam ottur.
Küçük bir çikar pesinde kosmak, kimi zaman kisinin yikimina yol açar.
938- Deveyi yük degil zelber yikar.
Önemli bir görev yapmakta olan kimseden ufak tefek birçok is yapmasi da
istenirse, önemli isin yapilmasi tehlikeye düser. (Zelber: Yük üstüne
atilan öteberi).
939- Devlet adama ayagiyla gelmez.
Zenginlik ve talih kisiyi kendiliginden gelip bulmaz.
Çalisip çabalamakla elde edilir.
940- Devletin mali deniz, yemeyen domuz.
Devlete hiyanet etmeyi aliskanlik durumuna getirenlere göre devletin
bitmez tükenmez mali vardir.
Yolunu bulup ondan asirmayan budaladir.
941- Devletli gözü perdeli olur.
Devlet adami, ülkenin birçok eksiklerini, yöneticilerin birçok
yolsuzluklarini görmez. Zengin, isi yolunda kimse de yoksullarin
halinden anlamaz.
942- Devletli ile deli bildigini isler.
Yüksek rütbeliler, deliler, kimsenin sözünü dinlemez, akillarina
geleni yaparlar.
943- Devletlinin karni gen gerek.
Kamu islerini ya da bir toplulugu yöneten kisi, genis yürekli, hosgörülü
olmalidir.
944- Devletli yanini kasisa yoksul para verecek sanir.
Bir isteginin yerine getirilmesini ilgililerden bekleyen kimse, onlarin
bu isle iliskisi bulunmayan davranislarini, istegini karsilamak için
yapiliyor diye yorumlar.
945- Devletliye dokun geç, fukaradan sakin geç.
Zenginle, az da olsa bir iliskin bulunsun; belki yararlanirsin. Ama
yoksula yaklasma; o senden yararlanmak ister.
946- Devlet ogul, mal tahil, mülk degirmen.
En büyük mutluluk ve zenginlik, ogul sahibi olmak; en gerekli mal, tahil;
en degerli mülk, degirmendir.
947- Dibi görünmeyen sudan geçme (tastan su içme).
Her yönünü iyice ögrenmedigin ise girisme.
948- Diken battigi yerden çikar.
Zarar hangi yönden geldi ise o yönden giderilir.
949- Dikensiz gül olmaz. (Gül dikensiz olmaz).
Her güzel seyin hosa gitmeyen yönü de bulunur.
Güzel seyi elde etmek isteyen ya da elde eden kimse bunun
gerektirdigi rahatsiz edici seyleri de hos görmelidir. Krs. Gülü seven...
950- Dilden gelen elden gelse, her fukara padisah olur.
Kisi her söyledigini yapamaz. Her diledigini elde edemez.
951- Dil ebsem(susmak) (olsa) bas esen(sorunsuz) (-dir).
Kisi dilini tutar, her seyi söylemezse, basini belaya
sokmamis olur, rahat eder.
952- Dile gelen ele gelir.
Insanlar, su isi söyle yapacagiz diye söyleye söleye dediklerini
gerçeklestirirler.
953- Dilenci bir olsa sekerle beslenir.
Yardim bekleyen bir tane olsa, umdugundan asiri seyler verilerek
sevindirilir. Ama bunlar çok oldugundan hepsine bu cömertlikle yardim
yapilamaz.
954- Dilenci dilenciyi istemez; ev sahibi ikisini de.
Bir kimseden yardim isteyen kisi -kendisine yapilacak yardim aksar
diye- baska birinin de ayni kisiden yardim istemesinden hoslanmaz. Yardim
yapmasi beklenen kisi ise ikisinden de hoslanmaz.
955- Dilenci küsmüs, kismetini kesmis.
Bir yerden yardim bekleyen kisi, ya verileni begenmez ya da verenle
bozusursa, yardimdan kendi eylemiyle yoksun kalir.
956- Dilencinin torbasi dolmaz.
Sundan bundan yardim isteyerek geçinme yolunu
tutmus olanlarin istegi bitmez. Bunlar verilenlerle
doymazlar, baska seyler de isterler.
957- Dilenciye borçlu olma, ya dügünde ister; ya bayramda.
Çikarini aramaktan baska bir sey düsünmeyen kimse ile iliski kurma.
Çünkü kendi çikari için elalem içinde senin onurunu kirmaktan çekinmez.
958- Dilim seni dilim dilim dileyim, basima geleni senden bileyim.
Dilini tutmamasi yüzünden basina is açan kisi pismanlik duyar ve dilim
dilinseydi de söyleyemez olsaydim der.
959- Dilim seni, dilim seni; dilim dilim dilem seni.
Bkz. Dilim seni dilim dilim dileyim; basima geleni senden bileyim.
960- Dilin cirmri küçük, cürmü büyük.
Dil küçük bir nesnedir, ama büyük suç isler. Söyledigi kötü sözlerle
kisinin basini belaya sokar.
961- Dilin kemigi yok.
Dil her yana dönebilir; önce söyledigini sonra baska biçimlere sokabilir;
tam tersine çevirebilir.
962- Dilsizin dilinden anasi (sahibi) anlar.
Baskalarinin kolay kolay anlayamadiklari seyi, her gün onunla ugrasan
kimse çok kolay anlar.
963- Dil yüregin kepçesidir.
Kisi, içinde ne varsa, ne duyuyor, ne düsünüyorsa
onu ortaya çikarir.
964- Dinsizin hakkindan imansiz gelir.
Acimasi olmayan kisiyi, kendisinden daha acimasiz biri yola getirir.
965- Dirlik nerde, devlet orda.
Dirlik içindeki toplum mutlu olur.
966- Disi köpek kuyrugunu sallamayinca, erkek köpek ardina düsmez. (Disi
yalanmazsa, erkek dolanmaz).
Kadin istek göstermese, yüz vermese, erkek onun pesine düsmez.
967- Disi yalanmazsa erkek dolanmaz.
Bkz. Disi köpek kuyrugunu...
968- Dogan anasi olma, doguran anasi ol.
Bir çocuk, annesinin degerini, ancak kendisi de çocuk sahibi olduktan
sonra bilir; daha önce geregi gibi bilmez.
969- Dogmadik çocuga don (kaftan) biçilmez.
Ele geçecegi, ortaya çikacagi daha belli olmayan sey için önceden
hazirlik yapmak dogru degildir.
970- Dogruluk dost kapisi.
Dogru olan kisiyi herkes dost bilir. Herkes ona kosar.
971- Dogruluk minarede kalmis (onun da içi egri).
Dünyada dogru kimse kalmamistir. Dogru sandigimiz binde bir kisi de
içinden egridir; distan göründügü gibi degildir.
972- Dogrunun yardimcisi Allah'tir.
Islerinde dogruluktan ayrilmayan kisiye Tanri her
zaman yardim eder.
973- Dogru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
1) Zamanimizda ahlak öyle bozuldu ki herkes çikar pesinde, herkes iki yüzlü.
Onun için kimin çikarina dokunursa dokunsun sözünü esirgemeyen,
hatir gönül demeyerek dogruyu söyleyen kisiyi kimse sevmez. Herkes onu
yanindan uzaklastirir.
2) Herkesin kusurunu yüzüne karsi söyleyen ve çikarcilardan sözünü
esirgemeyen kisi, kirdigi, üzdügü kimselerce sevilmez. Nereye gitse bu
gibi kimseler kendisine yüz vermezler.
974- Dogru söyleyenin bir ayagi üzengide gerek.
Dogru sözlü olan kisi, bulundugu yerden ayrilmaya hazir olmalidir. Çünkü
sevilmeyen, istenmeyen kisi olacak, orada barinamayacaktir.
975- Dogru söyleyenin tepesi delik olur.
Sözüm bir kimseye dokunur mu diye düsünmeyerek dogruyu söyleyen kisi çok
düsman kazanir. Bunlar vura vura onun tepesini delerler.
976- Dogru (hak) söz (agizdan) acidir (aci gelir).
Kusurlari, yanlislari, düzensizlikleri, yolsuzluklari,
kötülükleri... bütün çiplakligiyla ortaya koyan ve
elestiren söz, bu isleri yapanlara çok aci gelir. Krs.
Dost aci söyler.
977- Dogru söz katarindan belli olur.
Bir sözün dogru olup olmadigi gelisinden, tutarli
olup olmamasindan anlasilir.
978- Dogru söz yemin istemez.
Yemin, yalan oldugu düsünülebilen sözün dogruluguna inandirmak içindir.
Sözün dogrulugunda kusku yoksa yemine gereklik yoktur.
979- Doguran avrat Azrail'i yenmis.
Yeni dogan çocuklarda ölüm çok olur. Kadin bir,
iki üç çocuk dogurur. Bakarsiniz ki bunlari Azrail
alip götürüyor. Ama kadin yilmaz, dogurmaya devam ederse, Azrail'in
alamayacaklarini da dünyaya getirir. Böylece onu yenmis olur.
980- Dokunma (degme) sarhosa, yikilana kadar gitsin.
Bkz. Degme sarhosa...
981- Dokuz at bir kaziga baglanmaz.
1) Bir isin basina, taninmis kisiligi bulunan birçok
kimse birden getirilmemelidir. Çünkü anlasamazlar; birbirlerine saldirirlar.
2) Birçok azili, zayif bir güvenlik önlemi ile zaptedilemez.
982- Dokuz keçe, su geçe; bir deri, soguk geri.
Kisi, dokuz kat keçeye bürünse yine yagmurun islatmasindan kurtulamaz. Bir
deri giysi ise kisiyi soguktan korur.
983- Dokuz (iki) ölç, bir biç.
Bkz. Iki ölç bir biç.
984- Dolu küpün sesi çikmaz.
Bkz. Bos fiçi çok langirdar.
985- Domuzdan toklu(koyun yavrusu) dogmaz.
Kötü huylu kimsenin çocugu melek huylu olamaz.
986- Domuz derisi(-nden) post olmaz, eski düsman dost olmaz.
Domuzun her seyi, Islam dinine göre pistir; diskidan farksizdir;
temizlenemez. Böyle bir hayvanin derisi üzerinde ne namaz kilinabilir, ne
de oturulabilir. Eski düsman da buna benzer. Ne denli yakinlik
gösterirse göstersin, inanmayiniz, dost olmaz.
987- Domuzun kuyrugunu kes yine domuz.
Yaradilistan kötü olan kisinin su, bu yönünü düzeltseniz de mayasindaki
bozuklugu gideremezsiniz.
988- Donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer.
Bir seyden yoksun olan kisinin gönlünden hep o seyden edinmek, hem de bol
bol edinmek geçer.
989- Dost aci söyler.
Kusurumuzu görenler, canimiz sikilmasin diye dogruyu söylemeye çekinirler.
Ama yakin dostlar, düzeltmemiz için onu söylemeyi borç bilirler. Yine de
dogru söz bize aci gelir. Krs. Dogru söz acidir.
990- Dost basa bakar, düsman ayaga.
Dosta karsi da, düsmana karsi da güzel giyinmek
gerektir. Çünkü dost, yükselmesini görmek istedigi basimiza;
düsman, kaymasini bekledigi ayagimiza bakar.
991- Dost (yar) beni ansin bir koz ile, o da çürük çiksin.
Bkz. An beni bir kozla...
992- Dost bin ise azdir, düsman bir ise çoktur.
Dostlarini olabildigince çogalt. Düsmanlarini olabildigince azalt.
993- Dost dostun ayibini yüzüne söyler.
Gerçek dostumuz ayibimizi yüzümüze karsi söyler.
Bu bizi uyarmaya, kusurumuzu düzeltmemize yarar. Ayibimizi arkamizdan,
baskasina söyleyen kovculuk etmis olur. Dost olan bunu yapmaz.
994- Dost dostun egerlenmis atidir.
Gerçek dost, arkadasinin sikisik zamaninda yardimina kosmaya hazir
durumdadir.
995- Dost evinde basini bagla, düsman evinde tirnagini kes.
Bas baglamak, süslenmek, dost evinde yapilmaya
yakisir temiz, nese artiran bir istir. Oda içinde tirnak kesmek ise
kirli ve dirlik bozan bir istir. (Halk inanisina göre, kesilen tirnak
ev içine siçrarsa, ev halki ile tirnak kesen arasinda düsmanlik baslar.)
996- Dost için ölmeli, düsman için dirilmeli.
Dost için her türlü özveride bulunmali, ama düsmana bütün gücümüzle karsi
koymaliyiz.
997- Dost (akraba) ile ye, iç, alisveris etme.
Alisveriste iki taraf kendi çikarini düsünür. Bundan dolayi iki dost
arasindaki alisveris, dostlugu bozucu bir etken olabilir. Öyle ise
dostluklarini sürdürmek isteyenler birbirleriyle alisveriste bulunmamalidirlar.
998- Dost (iyi dost) kara günde belli olur.
Sevinçli, mutlu günlerinde bir kisi ile dostluk iliskisi kuranlar çok olur.
Çünkü mutluluga katilmak
hos bir seydir. Kara gününde bir kisi ile dost kalmak ise, üzüntüyü
paylasmayi, onu gidermek için birtakim özveride bulunmayi gerektirir. Iste
buna katlanan, gerçekten dost oldugunu gösterir.
999- Dostluk baska, alisveris baska.
Iki kisi arasindaki dostluk; alisveriste birinin ötekine özveride
bulunmasini gerektirmez. Krs. Dostluk kantarla...
1000- Dostluk dagca, hesap kilca.
Bkz. Dostluk kantarla, hesap miskalle.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #14 : 29 Aralık 2010, 16:57:42 »
1001- Dostluk kantarla, hesap (ahsveris) miskalle (küçük bir
agirlik birimi simdiki gram gibi).
Çok yakin dostlar arasinda alacak, verecek hesabi
olursa, bu bir özveri konusu yapilmamali; hesap
santimi santimine görülmelidir. Krs. Dostluk baska
alisveris baska.
1002- Dostun alttgi tas bas yarmaz.
Dostumuzun bizi hirpalamasi, gücümüze gitmez.
Çünkü bunun iyi niyetle ve iyiligimiz için yapildigini biliriz.
1003- Dostun ndu cehennem odundan beterdir.
Dostumuzdan gördügümüz iyiliklere karsi bir seyler yapma borcumuzu
ödemedikçe içimiz rahat etmez.
1004- Dostunu överken yerecek yer birak.
Insan dostunu sever ve över. Ancak günün birinde
dostun çekilemeyecek bir durumu belirir; dostluk
bozulabilir. O zaman insan eski övmelerinde yanilmis
oldugunu anlar. Bu nedenle dostlar övülürken
ihtiyatli bir dil kullanilmalidir.
1005- Dökme su ile degirmen dönmez.
Bkz. Tasima su ile degirmen dönmez.
1006- Dört atanin dördü de hak.
Kari ve koca, kaynana ve kayinbabalarini öz ana
ve babalarindan ayri görmemeli, onlara da ayni ilgi
ve saygiyi göstermelidir.
1007- Döven öküzünün agzi baglanmaz.
Bkz. Bal tutan parmagini yalar.
1008- Dumansiz baca olmaz, kahirsiz koca olmaz.
Dumani olmayan baca olmadigi gibi karisina sikinti
vermeyen koca da olmaz.
1889- Dut kurusu ile yar sevilmez.
Ancak büyük özverilerle elde edilebilecek güzel bir
sey, özveride bulunulmadan ele geçirilemez. Krs.
Bos torba ile at tutulmaz.
1010- Dut yapragi açti, soyun; döktü giyin.
Dut agaci yapraklaninca soguklar geçmis olur; kisin giyilen kalin
giysiler çikarilmalidir. Dut agaci yapragini döktügü zaman soguklar
baslamis olur; kis giysilerini giyinmek gerektir.
1011- Duvarin beri yüzü beri, öte yüzü öte.
Hisimlar, dostlar, ne denli yakin yerde otururlarsa
otursunlar, birbirlerinin özel yasantisini bilmezler
ve buna karismazlar.
1012- Duvari nem, insani gam yikar.
Bkz. Demir nemden, insan gamdan çürür.
1013- Duvarin kulagi var, gözünü de unutma.
Sir olarak söylenen söz, gizli yapilan is, dört duvar arasinda kalmaz.
Gizli söz duyulur, gizli is de görülmüs gibi yayilir.
1014- Dügün asiyla dost agirlanmaz.
Agirlamanin degeri, özel olarak hazirlanmasinda,
bir özveride bulunulmasindadir. Onun için orta mali, gerçek
ikram konusu olmaz.
1015- Dügünde Fatmacigi kim bilir?
Onun gibi pek çok kisinin katildigi bir toplulukta,
kendisine önem verilecegini sanan kimsenin adi bile anilmaz.
1016- Dügün el ile, harman yel ile.
Her is, gereken yardimcilarin saglanmasiyla basrilabilir.
1017- Dügün olur iki kisiye, kaygisi düser deli komsuya.
Akilsiz kisi, elalemin eglence programlarinda bir aksama olmasin diye
çabalar durur.
1018- Dügünü okuyucu boklar.
Iki taraf arasindaki güzel iliskileri, söz götürüp getiren anlayissiz
araci bozar. Çünkü bir tarafin iyi niyetle söyledigi bir sözü, kendine
göre yanlis yorumlayarak, öbür tarafa kötü biçimde ulastirir.
1019- Dün öleni dün gömerler.
Bir üzüntüyü sürdürmemeli, unutmaya çalismalidir.
1020- Dünya bir gemi, akil yelkeni, fikir dümeni, kolla kendini,
göreyim seni.
Islerini aksatmadan yürütmek isteyen, aklinin gücünden, düsünce ve
sagduyusunun kilavuzlugundan ayrilmamalidir.
1021- Dünya bir, isin bin.
Bu dünyada insanin düsünemeyecegi, türlü türlü durumlar ortaya çikar.
1022- Dünya bir yagli kuyruktur; yiyebilene ask olsun.
Dünyada kazanç yollari çoktur. Is becerip yararlanabilenleri övgü ile
anmak gerekir.
1023- Dünya bol olmus neye yarar, pabuç dar olduktan sonra.
Rahatlik, özgürlük, bolluk bulunan yer, bunlardan
yararlanma olanagi bulunmayan kisiler için bir deger tasimaz.
1024- Dünyada tasasiz bas bostan korkulugunda bulunur.
Bu dünyada tatsiz olan canli bas yoktur. Tasasiz
bas, ancak bostan korkulugunda, cansiz olarak, bulunur. Krs. Agrisiz
bas mezarda gerek.
1025- Dünya dört (kirk) kulplu bir kazan, bir kulpundan
tut da kazan.
Bu dünyada herkes için kazanç yolu vardir. Ancak
bunlardan birini izleyip yürümeyi bilmek gerektir.
1026- Dünya gençten gence, dinçten dince.
Insanlar yaslaninca is yapamaz ya da yeniliklere karsi uyum saglayamaz
olurlar. Oysa dünya isleri her an yenilikler gösterir. Bunlari ancak gençler
ve güçlüler yürütebilir. Kisacasi dünya gençten gence devredilir.
1027- Dünya iki kapili handir.
Dogmak iki kapili hanin bir kapisindan içeri girmektir. Orada Tanri'nin
uygun gördügü sürece kalinir. Sonra öteki kapidan çikilir; yani ölünür.
1428- Dünya mali dünyada kalir.
Insan öldügü zaman malini öbür dünyaya götürmez. Bu maldan ancak yasadigi
sürece yararlanabilir. Öyle ise gerek kendisi için, gerekse hayirli isler
için para harcamaktan kaçinmamalidir.
1029- Dünyanin iki basi (ucu) bir (araya) gelmez.
Insan dünya islerinin hepsini istedigi gibi yürütemez.
Birini yoluna koyar; bu sirada baska birinin bozuk
gittigini görür. Onu da düzeltir, bu kez daha baskasinin düzensizligi
belirir. Yani hepsini bir arada düzenli duruma getiremez ve tam
rahati bulamaz.
1030- Dünyanin ucu uzun(-dur).
Insan ne kadar yasayacagini, ileride durumunun ne
olacagini, ne gibi olaylarla karsilasacagini bilmez.
Bunun için hep gelecek kaygisi gütmeli, davranislarinda
ihtiyatli olmali, birçok yeni olaylarla karsilasacagini
unutmamalidir.
1031- Dünya ölümlü, gün aksamli.
Hiçbir durum sürekli degildir. Her iyi durumun bir
sonu vardir. Zenginler yoksullasabilir; is basindakiler düsebilir;
gençler yaslilar; herkes ölür. Bundan ibret alinmalidir.
1032- Dünya (Peygamber) Süleyman'a bile kalmamis.
Insan ne denli zengin, ne kadar erkli olursa olsun
dünyadan göçüp gidecektir. Egemenligi son kerteye ulasmis olanlar dahi
ölüme yenilirler. Bunun için dünyaya bel baglamamalidir.
1033- Dünya tükenir, yalan tükenmez.
Dünyada hadsiz, hesapsiz yalanci vardir. Bunlari
huylarindan vazgeçirmek de olanaksizdir. Yalan, yeryüzünü
öyle sarmistir ki kiyamet kopsa ona bir sey olmaz.
1034- Dünyayi sel bassa ördege viz gelir.
Birçok kimseler için yikima yol açan bir olay, kimi
kimseleri ilgilendirmez. Çünkü bunlarin yasayisina
göre olayda bir olaganüstülük yoktur.
1035- Dünyayi umutla yemisler.
Kisinin bütün yasami umutla dolu geçer. Umdugu
seylerin kimisini ele geçirir, kimisini geçiremez; ama
hiçbir zaman umudunu kesmez.
1036- Düsenin dostu olmaz (hele bir düs de gör).
Zenginle, is basinda olanla herkes dostluk kurar.
Çünkü ondan çikarlari vardir. Zengin kisi yoksul
düsünce, is basindaki isten ayrilinca, çevresinde o
dostlardan kimse kalmaz. Hepsi, eski dostlarini kötü
durumuyla bas basa birakirlar.
1037- Düsmana (Silah) gerek, ya düsmandan irak gerek.
Düsmanin hakkindan gelebilmek için silah gerektir. Silahiniz yoksa
düsmandan uzak olunuz; onunla karsilasmamaya çalisiniz.
1038- Düsman düsmana gazel okumaz.
Düsmaninizdan oksayici bir davranis beklemeyiniz.
O, size karsi elinden gelen kötülügü en sert biçimiyle
yapacaktir.
1039- Düsman, düsmanin halinden bilmez.
Savasmakta olan iki düsmandan her ikisinin de zayif yönleri
bulunur. Bir taraf, ötekinin zayif yönlerini
bilip de saldirisini bu noktalar üzerinde toplasa utkuyu
kazanacaktir. Ama bunlari bilmez ki...
1040- Düsmanin karinca ise de hor bakma.
Düsmanin senden ne denli güçsüz olursa olsun,
önem vermemezlik etme, tetikte bulun. Böyle bir
düsman, kayitsizligindan yararlanir; zayif yanini bulup seni alt edebilir.
1041- Düsmez kalkmaz bir Allah.
Insanoglu zengin iken yoksul düsebilir; saglik içideyken
hastalanabilir; yüksek bir is basinda iken
düsebilir... Bunlarin tersi de olabilir. Gücünü, yüceligini
yitirmeyen tek varlik, Tanri'dir.
1042- Düstügün yerden bir avuç toprakla kalk.
Bkz. Düstünse topraga saril.
1043- Düstünse topraga saril.
Mal durumu bozulan kisi, tarima yönelmekle kalkinabilir. Krs. Düstügün
yerden bir avuç...
1044- Düs uykudan sonra olur (gelir).
Bir isin temeli gerçeklesmelidir ki ona bagli olan ayrintilara sira
gelsin.
1045- Düsüne düsüne görmeli isi, sonra pisman olmamali kisi.
Insan, sonunda pisman olacagi bir duruma düsmemek için, girisecegi
isin her yönünü iyice düsünmelidir.
1046- Düt demeye dudak gerek (ister).
Bir isin gerçeklestirilebilmesi, gerekli kosullarin,
araçlarin bulunmasina baglidir. Bol parasi olmayan
kisi güzel bir kösk; bilim, sanat gücü bulunmayan
kisi begenilir bir yapit ortaya koyamaz.
:::::::::::::
-E-
1047- Ecele (ölüme) çare bulunmaz.
Çaresiz gibi görünen her güç isin bir çikar yolu
bulunur. Çaresi bulunamayan tek sey ölümdür.
1048- Ecel geldi cihane, bas agrisi bahane. (Bahanesiz ölüm olmaz).
Kisi nasil olsa ölür. Ama her ölüm bir nedene dayanir. Kimi ölümlerin
nedeni olarak gösterilen seyler ölüm sonucunu doguracak seyler olmaktan
uzaktir. Bunlar bahanedir; asil neden, kisinin yasama
süresinin sona ermis olmasidir.
1049- Eceli gelen fare kedi tasagi kasir.
Davranisinin bu denli agira mal olacagini bilmeyen
kisi, yasantisini sona erdirecek kimseye çatar. Krs.
Eceli gelen it...
1050- Eceli (ölümü) gelen (yaklasan) it cami (mescit) duvarina (avlusuna)
siyer (iser).
(Itin ölümü gelirse cami duvarina iser.)
Herkesin üzerine titredigi, kutsal saydigi seyi kötüleyen,
bozan kisi, artik bulundugu yerde yasayamaz. Krs. Eceli gelen fare,
kedi tasagi kasir Dayak isteyen keçi, çobanin degnegine sürünür
Siçilacak agiz, göte yakin gelir.
1051- Edebi edepsizden ögren.
Edepsizin yaptigi islerin yapilmamasi gereken isler
oldugunu düsünmekle dogru yolu bulmus, böylece edebi edepsizden
ögrenmis olursunuz.
1052- Eden bulur, inleyen ölür. (Etme bulursun, inleme ölürsün).
Bir durumun nasil sonuç doguracai, isin basinda
belli olur: Baskasina kötülük edenin basina kötü isler gelir; inlemekten
kendini alamayacak kadar agir olan hasta ölür.
1053- Eger ile megeri evlendirmisler, keske diye bir çocuk dogmus.
Bkz. Olsa ile bulsayi ekmisler, `yel' ile `yuf' bitmis.
1054- Egilen bas kesilmez.
Kusurunu anlayip özür dileyen ve büyüklügünüze
siginan kisi affedilmelidir. Krs. Aman dileyene kiliç kalkmaz.
1055- Egreti ata (emanet ata, el atina) binen tez iner.
Geçici olarak baskasinin malini ve yetkisini kullanan kisi, çok geçmeden
bu mal ve yetkiyi asil sahibine birakacaktir.
1056- Egretinin cani berk olur.
Insanlar, baskasindan geçici olarak aldiklari seyi,
kendi mallarina gösterdikleri özenle degil hor kullanirlar;
egreti mal saglam olurmus gibi.
1057- Egri otur (oturalim), dogru söyle (konusalim).
Sadece seni ilgilendiren konularda dogru yolda olmamana baskasi
karisamaz. Durusun, oturusun, giyinisin, özel islerini yürütüsün
begenilmese bile bunlar senin bilecegin seylerdir. Ama yalan söylemene
göz yumulamaz. Her vakit dogru söylemeli, dogruluktan sasmamalisin.
1058- Eken biçen, konan göçer.
1) Her davranis, dogal sonucuna varir. Örnegin,
emek verip ekin eken ürün alir. Gezmekte olup da
bir yerde konaklayan, kuskusuz oradan baska yere gider.
2) Bkz. Ne ekersen onu biçersin.
1059- Ekici ol, bilici olma.
Çiftçi, isini bilir; geregini yapar; ama istedigi ürünü
alabilip alamayacagini bilmez. Çünkü doga olaylarinin ekin üzerinde ne gibi
etkiler yapacagi belli degildir.
1060- Ekincinin karnini yarmislar; kirk bu yilcik, kirk bildircik
çikmis.
Ekincinin bütün yasami, geçen yil söyle olmustuyu düsünmek ve bu
yil sunu bekliyorum diye umutlanmakla geçer. Krs. Çiftçinin karnini
yarmislar; kirk tane `gelecek yil' çikmis.
1061- Ekmeden biçilmez.
1) Emek harcanmadan verim alinmaz.
2) Kendisine karsi fedakarlik yapmadigin kimseden
sana karsi özveride bulunmasini bekleyemezsin.
1062- Ekmegi ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver. (Yarisini yerse helal
olsun).
Verilecek ücret ne kadar çok olursa olsun, her is
uzmanina yaptirilmalidir. Krs. Ustanin çekici...
1063- Ekmegin (çöregin) büyügü, hamurun (unun) çogundan olur.
Verimin bol olmasi, gerecin bol olmasina baglidir.
1064- Ekmekle oynayanin ekmegiyle oynanir.
Sunun bunun kazancina, rizkina engel olanlara bir
gün ayni seyi yaparlar.
1065- Ekmekten kasik olur ama her yogurdun hakkina degil.
Kimi isler iyi niteliktedir. Kullanilan araç elverissiz
yetersiz de olsa kolaylikla yürütülebilir. Ama her
is elverissiz araçla yürütülemez.
1066- Ek tohumun hasini, çekme yiyecek yasini.
Bir girisimden iyi sonuç almak isteyen, temeli saglam
kurmalidir. Nitekim ekilen tohum güzel olursa çikan ekin de
güzel, güçlü, bol olur.
1067- El, adami cömert der maldan eder, yigit der candan eder.
Bkz. Cömert der, maldan ederler...
1068- El agzina bakan, karisini tez bosar. (Ele uyan esini bosar.)
Kisi, özel yasami ile ilgili önemli konularda baskasinin düsüncesiyle
degil, kendi düsüncesiyle ve kendi durumunu düsünerek karar vermelidir.
Baskasinin sözüne uyarsa, özel hayatinin düzeni bozulabilir.
1069- El atina binen tez iner.
Bkz. Egreti ata binen tez iner.
1070- Elçiye zeval olmaz.
Bir kimsenin sözünü baska bir kimseye iletmekle görevli kisi,
bu sözlerden sorumlu degildir. Sözler kirici ise bunda aracinin
suçu yoktur. Onu cezalandirmak gibi bir davranista bulunulmamalidir.
1071- Elde bulunan beyde bulunmaz. (Beyde bulunmayan elde neler var).
Beyler varliklidir, güçlüdür, saygindir... Sanilir ki
her sey onlardadir. Ama öyle seyler vardir ki beyde bulunmaz da halkta
bulunur.
1072- Eldeki yara, yarasiza (bende) duvar deligi (gibidir).
Bir kimsenin aci ve sikintisi baskasina dert gibi görünmez: Üzüntü
içinde olan o degil ki. Krs. Herkes kendi ölüsü için aglar, El elin
esegini..., El elin nesine...
1073- Elden gelen geç gelir, onda da karnin aç kalir.
Bkz. Elden gelen övün olmaz; o da vaktinde gelmez.
1074- Elden gelen övün (ülüs) olmaz, o da vaktinde (her vakit)
bulunmaz (gelmez).
Bir kimsenin sürekli ihtiyaçlari, baskasinin yardimiyla
tam olarak karsilanamadigi gibi bu yardim, gerekli oldugu
zamanda da yapilmaz. Onun için kisi yalniz kendi kazancina güvenmelidir.
1075- Elden yiyen börkmüs, keseden yiyen çökmüs.
Çalisip kazanan kisi yokluk yüzü görmez. Hep hazirdan yiyen, çok
geçmeden yoksulluga düser.
1076- El elden kalmaz, dil dilden kalmaz.
Bir kisi baskasina vurursa, o da kendisine vurur.
Bir kisi baskasina kötü söz söylerse o da kendisine
söyler. Saldiranin eli, dili var da saldirilanin yok mu?
1077- El elden üstündür (ta arsa kadar) (arsa çikincaya, varincaya kadar).
Bir konuda çok ileri durumu bulunan kisi, o konunun son kertesine ulasmis
degildir. Kendisinden ileri ve derece derece birbirinden yüksek birçok
kimseler daha vardir.
1078- El el için aglamaz; basina kara baglamaz.
Herkes, derdinin çaresini baskasindan beklememeli; kendisi bulmalidir.
Elin adami, derdinize sizin gibi yanmaz.
1079- El el ile, degirmen yel ile.
Insanlar bir araya gelmeden yasayamazlar; birbirlerine yardim etmeden
basariya ulasamazlar. Bu durum, cansizlarda bile görülür: Degirmenin
dönebilmesi ve bugdayi ögütebilmesi için rüzgar ister.
1080- El elin aynasidir.
Birbirine yabanci kimseler bile birbirinin durum ve
davranislarini dikkatle izlerler; onlar üzerine dogru bilgi edinirler.
Öyle ki kimi zaman kisi, kendi özelliklerini baskalarindan ögrenir.
1081- El elin esegini türkü çagirarak arar.
Bir kimsenin sikintisina çare bulacak olan kisi, içinden aci duyarak
degil, zevk ve eglencesinden geri kalmayarak bu isi yapar. Krs. Eldeki
yara, yarasiza duvar deligi.
1082- El elin nesine, gülerek gider yasina.
Bir kimsenin acisi, baskasinin umurunda degildir.
Bu aci ile ilgilenir görünse bile içinde aci duymaz;
keyfini bozmaz. Krs. Eldeki yara, yarasiza duvar deligi.
1083- El eli (bir eli bir eli) yikar (yur), iki el (de) yüzü (yikar, yur).
Bir kisi baska bir kisiye yardim ederse o da bu iyiligin altinda kalmaz;
güçlenmis olarak yardimlara kosar.
1084- El eliyle yilan tutulur. (El eliyle yilan tut, onu da yalan tut).
1) Önemli bir çalisma isteyen is, baskasina ismarlanmakla yapilamaz.
Kisi kendi isini kendisi yapmalidir. Baskasinin eliyle ancak yilan tutulur.
2) Bir kimse, baskasina yaptiracagi isin tehlikesine
ve güçlülügüne bakmaz, sonuç almak ister.
1085- El el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz.
Birbirinin üstüne konabilen, birbiriyle birlesebilen
birçok seyler vardir. Ancak bir aile üstüne ikinci
bir aile, ayni evde yasayamaz. Krs. Dag dag üstüne olur...
1086- Ele uyan esini bosar.
Bkz. El agzina bakan karisini...
1087- Eli bosa aga uyur derler; eli doluya aga buyur derler.
Armagansiz gelen kisiye yüz verilmez. Dahasi arayip sordugu ev
büyügü onun yanina çikmaz. Armaganla gelen kisi ise güleryüzle ve saygiyla
karsilanir.
1088- El için aglayan (iki) gözden olur, (yar için dövünen dizden olur).
Baskasi için yapilacak özverinin bir siniri vardir.
Bunu asarsaniz ugrayacaginiz zarar yaniniza kalir.
1089- El için kuyu kazan, evvela kendi düser. (Kazma kuyuyu kendin düsersin).
Baskasini tuzaga düsürmeye çalisan kimse, bu tuzaga ondan önce kendisi
düser. Krs. Kazma elin kuyusunu...
1090- El için yanma nare (ates), yak çubugunu safani (keyfini) ara.
Hiç kimse için üzülüp kendini tehlikeye atma. Keyfine bak, rahatini bozma.
1091- Elifin hecesi var, gündüzün gecesi var.
Kolay ve düzgün baslayan is, hep öyle sürüp gitmez. Güçlükler ve
aksakliklarla birlikte yürür.
1092- El ile bozgun düzgün.
Toplum içinde yasayan kisi, baskalarini üzen seyleri de,
sevindiren seyleri de paylasmalidir. Krs. El ile gelen dügün, bayram.
1093- El ile gelen dügün, bayram(-dir).
Bir topluluk içinde yalniz bir kisinin, sirtina yüklenen sikintiya, basina
gelen yikima katlanmasi güçtür. Ancak herkese birden gelen sikinti ve yikim
hafiflesir. Insan yalniz benim basimda degil, herkes ayni sikinti
içindedir diye teselli bulur.
1094- Elin agzi torba degil ki (çekip) büzesin.
Dedikoduya elverisli bir durum ortaya çikmayagörsün: Halk bunu çesitli
yorumlarla genisletir. Alabildigine dedikodu yapar. Kimsenin agzini
tutamazsiniz.
1095- Elin vergisi, gönülün sevgisi.
Bkz. El vergisi...
1096- El kazani ile as kaynamaz.
Önemli bir isini, baskasinin yardimi ile basaramazsin. Yardim her an
durdurulabilir; isin yarida kalir.
1097- El kesesinden sultanim, develer olsun kurbanim.
Bir varlikli adina is gören kisi, bol bol harcamada bulunur.
1098- Elmanin dibi göl, armudun dibi yol (olmali).
1) Elma agaci çok su ister. Armut agaci susuz ve
timarsiz yetisir.
2) Distan birbirine benzeyen her seye ayni islemi uygulayamazsiniz. Her
biri özelligine göre ayri bir davranis ister.
1099- Elmas çamura düsse yine elmas.
Degerli kimse ne denli horlanirsa horlansin, degerinden bir sey
eksilmez. Krs. Altin yere düsmekle pul olmaz.
1100- Elmayi çayira, armudu bayira.
Elma fidanini düz ve sulak yere, armut fidanini bayira, su tutmayan yere
dikmeli.

Resim - Oyun Forum - Müzik Forum - Mirc İndir - Film İzle - Sinema İzle

Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #14 : 29 Aralık 2010, 16:57:42 »


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter