Gönderen Konu: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü  (Okunma sayısı 6840 defa)

0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #15 : 29 Aralık 2010, 16:58:14 »
1101- Elmayi havaya at, düsünceye kadar Allah kerim.
Iyi niyetle baslanan isin basan ile sonuçlanip sonuçlanmayacagi
kestirilemese de olumlu sonuç alinabilecegine inanmak gerekir.
1102- Elmayi soy da ye, armudu say da ye.
Elma kabugu soyularak, armut da asiri gidilmeyerek, sayi ile yenilmelidir.
Krs. Armudu soy ye, elmayi say ye.
1103- El mi yaman, bey mi yaman? (el yaman), (Bey mi yaman, el mi yaman?)
Yüzyillardir örnekleri görülmektedir: Halk mi beye aman dediriyor, bey mi
halka? (Degil halk toplulugu, o topluluk arasindan adi sani bilinmeyen bir
kisi bile zorba beyin hakkindan geliyor.)
1104- El (etek) öpmekle agiz (dudak) asinmaz (kirlenmez).
Çok önemli bir is için bir kimseye ricada bulunmak,
hatta yalvarmak gerekirse, yapiniz. Bununla hiçbir
seyiniz eksilmez.
1105- El (göz) terazi, göz (el) mizan (terazi).
Agirlik, ya da hacim için her vakit terazi, ölçü kullanmak
gerekmez. Elle tartip agirligi, gözle bakip hacmi kestirebiliriz.
1106- Elti eltiden kaçar, görümceler bayrak açar.
Eltiler sevismediklerinden birbirlerinden uzak dururlar. Görümceler ise
gelinlerle, avaz avaz bagirarak kavga ederler.
1107- Elti eltiye es olmaz, arpa unundan as olmaz.
Arpa unundan as olmadigi gibi eltiler de birbirleriyle kaynasip arkadas
olamazlar. Krs. Ortak gemisi yürümüs, elti gemisi yürümemis.
1108- El üstünde gömlek eskimez.
Egreti olarak alinan sey, dikkatle korunur; bir süre sonra oldugu gibi
geri verilir. Ödünç para da böyledir. Batmaz, ödenir.
1109- El(-in) vergisi, gönül(-ün) sevgisi.
Bize bir sey verene, armagan edene karsi gönlümüzde sevgi uyanir.
1110- El (biçak) yarasi onulur (geçer), dil yarasi onulmaz (geçmez).
Silahla açilan el yarasi çabuk iyi olur. Ama kötü
sözle açilan dil yarasi kolay kolay kapanmaz.
1111- El yumrugu yemeyen kendi yumrugunu degirmen tasi
(bozdogan (Gürz), kantar) sanir. (El yumrugu yemeyen kendini kahraman sanir).
Baskasinin gücü karsisinda boyun egmek zorunda kalacagini anlayamamis
olan kimse, kendi gücünün herkese boyun egdirecegini sanir.
1112- Emanet ata binen tez iner.
Bkz. Egreti ata binen...
1113- Emanete hiyanet olmaz.
Emanet olarak bize birakilan seyi iyi korumamak,
kendi yararimiza kullanip yipratmak, törelerimize
ve dogruluk kurallarina aykiridir.
1114- Emanet esegin yulari gevsek olur.
Bir kimseye emanet edilen seyin o kimsece iyi korunmadigi her zaman
görülen olaylardandir.
1115- Emanet hayvanin (esegin) kuskunu (kayis) (paldimi) yokusta kopar.
1) Bir ziyan gelmesin diye emanetin üzerine titreriz. Ama bu emanet,
-sakinilan göze çöp batmasi gibi- hiç kusurumuz olmadan, beklenmedik bir
hasara ugrar. Söz gelisi, iniste zora gelen, yokusta gevsek duran kuskun,
eger emanet bir hayvanin kuskunu ise -hiç beklenmezken- yokusta kopar.
2) Egreti olarak kullanilmak üzere verilen sey uydurma olur. Hiç umulmadik
bir anda bozulur.
1116- Emek olmadan (emeksiz) yemek olmaz.
Yasayabilmek, harcayabilmek için çalisip kazanmak gerektir. Krs.
Çignemeden yutulmaz.
1117- Emmim, dayim hepsinden aldim payim.
Bkz. Amcam, dayim...
1118- Emmim, dayim kesem; elimi soksam yesem.
Bir kimsenin minnetsiz, rahat rahat harcayacagi para, amcasinin, dayisinin
verdigi degil, kendisinin kazandigi paradir.
1119- En kolay is yemek, çignemeden yutulmaz.
Emek çekilmeden yapilabilen is yoktur. Emek çekilmeden yapiliyor gibi
görünen yemek yemek bile çigneme emegi ile gerçeklesir.
1120- Er ek, geç ek, tava ek.
Tohumu -ekim zamaninin ister basi, ister sonu olsun- herhalde nemli
topraga atmalisin.
1121- Er ekmegi er kursaginda kalmaz.
Bkz. Er lokmasi...
1122- Er ekmegi, meydan ekmegi.
Kadin, kocasinin kazancini, herkese açik olan sofrada
yemek yer gibi yer. Baska yakinlarinin sofrasina bu kadar
teklifsiz oturamaz ve onlarin kazancini bu kadar teklifsiz
harcayamaz. Krs. Baba ekmegi zindan ekmegi...
1123- Erenlerin sagi, solu (belli) olmaz.
Olgun insanlar, sizin dogru buldugunuz biçimde de, dogru bulmadiginiz
biçimde de is yaparlar. Ne türlü davranirlarsa davransinlar, tutumlari
kendilerine yakisir. Krs. Binicinin sagi solu olmaz.
1124- Ergene kari (avrat) bosamasi kolay(-dir).
Agir bir durumla karsi karsiya olmayan kimse için
ben olsam söyle yaparim, böyle yaparim demek
kolaydir. Dediklerinin yapilabilip yapilamayacagini o durum içinde
bulunanlardan sormali.
1125- Ergene var ergene, kaygisiz gir yorgana.
Bekarken evlenen erkegin karisi, önce evlilik geçirip
yeniden evlenen kisinin karisindan daha mutlu olur.
1126- Ergen gözüyle kiz alma, gece gözüyle bez alma.
Evlenmemis kisi bir kiz gördü mü hemen gönlünü
kaptiriverir; sorusturma yapmadan evlenmek ister. Bu
tutum yanlistir. Gece karanliginda, kusuru var mi,
yok mu, görmeden kumas almaya benzer. Insan hiçbir seyi incelemeden,
gözü kapali almamalidir.
1127- Er gönülü ibrisim, dolasirsa açilmaz.
Kimseyi incitmeyin. Incitilmis olan gönül kolay kolay bagislamaz. Krs.
Gönül bir sirça saraydir. Kirilirsa yapilmaz.
1128- Erim er (yigidim yigit) olsun da yerim (duragim) çali (kaya)
gibi olsun.
Kadinin kocasi, aile sorumlulugunu bilen kisi olsun da isterse
barinacak yeri bile olmayan bir yoksul olsun.
1129- Erine göre bagla basini, tencerene göre kaynat (pisir) asini.
Davranislarini içinde bulundugun kosullara uydur.
Kocan nasil istiyorsa öyle giyin, kusan. Gelirin nasil yasamani
gerektiriyorsa harcaman da o siniri asmasin.
1130- Erinenin oglu kizi olmamis.
Bkz. Üsenenin...
1131- Erkegin kalbine giden yol midesinden geçer.
Kendini bir erkege begendirmek, sevdirmek isteyen
kadin, ona güzel yemekler hazirlamalidir. Krs.
Kalbin yolu mideden geçer.
1132- Erkegin seytani kadin (kari). (Kadin erkegin seytanidir).
Erkekleri kadinlar yoldan çikarirlar.
1133- Erkek arslan arslan da disi arslan arslan degil mi?
Güçlülük ve yüreklilik yalniz erkeklere vergi degildir. Kadin da güçlü ve
yürekli olabilir.
1134- Erkek koyun kasap dükkanina yakisir.
Miskin erkek, yasamaya layik degildir.
1135- Erkek sel, kadin (avrat) göl.
Ev ekonomisinde kadinin görevi çok önemlidir. Erkek, parayi su gibi
harcama egiliminde de olsa kadin israfa meydan vermemeli, tutumlu olmali,
para biriktirmelidir.
1136- Erken kalkan (çikan) yol alir, er evlenen döl alir.
Yapacaklari ise erken baslayanlar kazançli olurlar.
Krs. Sabahtan karnini doyuran...
1137- Erken kalktim isime, seker kattim asima.
Isine sabahleyin erkenden baslayan kimse, basarilar, mutlu sonuçlar elde
eder.
1138- Er (vücut) kocar, gönül kocamaz.
Kisi yaslanir, vücudu güçten düser. Ama gönlü taze kalir; sevgisi
taskinligini yitirmez. Krs. Gönül karimaz.
1139- Er lokmasi (ekmegi) er kursaginda kalmaz.
Bir kimseden iyilik gören kisi mert ise bu iyiligin
altinda kalmaz. Kendisi de ona iyilik yapma çabasi gösterir.
1140- Er olan ekmegini tastan çikarir.
Azimli kimse, en güç islerle ugrasmaktan yilmaz;
para kazanir, geçim yolunu bulur. Krs. Ari gibi eri olanin dag kadar yeri
olur.
1141- Er oyunu üçe kadar.
Birinci ve ikinci denemede basarilamayan is için
üçüncü bir deneme yapmak gerekir. Bu kez da basari saglanamazsa
artik o isten vazgeçilmelidir.
1142- Esirgenen (sakinilan) göze çöp batar.
Bkz. Sakinilan göze çöp batar.
1143- Eski diye atma kürkünü; gerek olur bürünürsün bir günü.
Eski esya, deneyimli, yasli insan, bir tarafa atilip
unutulmamalidir. Günün birinde onlara da gerekseme duyulabilir.
1144- Eski dost düsman olmaz, yenisinden vefa gelmez.
Eski dostlar, birçok aci, tatli günleri birlikte yasamislardir. Bu anilar,
onlari siki sikiya baglamistir.
Aralarinda ufak tefek darginliklar olsa bile eski
dostlar birbirlerine düsman olamazlar. Yeni dostlar arasinda daha böyle
siki baglar yoktur. Bu dostluk, güvenilebilecek saglamliga erisememistir.
1145- Eski düsman dost olmaz (olsa da dürüst olmaz). (It derisinden
post olmaz).
Birçok nedenlerin birbirini izlemesiyle sürüp gelmis
olan eski düsmanlik, dostluga çevrilemez.
1146- Eski kaçmis; igne iplik geri getirmis.
Bir giysi azicik yirtildi diye atilmamali, dikisle yamayla
kullanilabilir duruma getirilmelidir. Bu ögüt, onarilabilen her sey için
geçerlidir.
1147- Eskisi olmayanin yenisi olmaz.
Biraz kullanilmis olan giysi, ya da esya, yenisi gibi
is görür. Bunlar eskidi diye elden çikarilmamali,
gündelik islerde kullanilmalidir. Böylece yenileri,
gündelik islerde eskitilmekten kurtarilmis ve gerekli
zamanlarda kullanilmak üzere tertemiz korunmus
olur.
1148- Eskiye itibar (ragbet) olsaydi bitpazarina nur yagardi.
Herkes yeni seyleri sever. Eski seylerden kimse hoslanmaz.
1149- Esmere al bagla, karsisina geç agla.
Esmer insana al renkli giysi hiç yakismaz.
1150- Esrik devenin çulu egri gerek.
Herkesin davranisi durumuna uygun olmalidir. Sözgelisi yoksul kisi,
süslü, pahali elbise giymeye kalkismamali; bilgisi az olan kimse,
bilgililer yaninda susmalidir. Kabadayilara da özel giysileri,
davranislari, konusmalari yakisir.
1151- Esege altin semer vursalar yine esektir.
Insanlik degerinden yoksun kisi, kilik kiyafetle, ünvan ve sandalye ile
deger kazanmaz. O yine bayagi ve düsüktür. Krs. Esek, kulagi kesilmekle...
Kalip kiyafetle adam adam olmaz.
1152- Esege (katira) cilve yap demisler, çifte (tekme) atmis.
Kaba ve ahmak kisinin hosa gitsin diye söyledigi
sözler ve yaptigi isler, kaba ve incitici olur. Krs,
Esege marifetini göster demisler...
1153- Esege kaç gün yol gidersin demisler; onu bizlengiç (nodul) bilir
demis.
Tembel kisinin üretebilecegi is, kendisini çalistiranin sikistima tutumuna
baglidir.
1154- Esege marifetini göster demisler, yikilip agnamis (yatip yuvarlanmak).
Esek gibi bir kisinin en çok özenerek yaptigi is bile esekçe olur. Krs.
Esege cilve yap demisler...
1155- Esege raki içirmisler; çulunu bahsis vermis.
Raki içen kisi hem kabadayi olur, hem de ahmaklasir. Kendini begendirmek
için, nesi varsa suna buna verir. Krs. Siçana raki içirmisler...
1156- Esege semer yük degil.
Bkz. Koça boynuzu yük degil.
1157- Esegi bagla, isini sagla.
Bkz. Esegini saglam bagla...
1158- Esegi dama çikaran yine kendi indirir.
Agir ve kötü bir is yapan kisi, bu isi kendisi düzeltmek zorundadir.
1159- Esegi dügüne çagirmislar, ya odun eksik, ya su demis.
Isi, gücü baskasina hizmet etmek olan bir kisi, kendisinin agirlanacagi
anlamini tasiyan bir çagri alsa söyle düsünür: Bu çagri, beni agirlamak
için degil, kendilerine hizmet ettirmek içindir. Böyle düsünmekte haklidir
da.
1160- Esegin gönlüne kalsa bir bag maydanozu götürmez.
Bir isin yapilmasi tembel kisinin gönlüne birakilirsa o is görülmez.
Onun için isveren bu gibi kisileri sürekli denetimle çalistirmalidir.
1161- Esegini saglam bagla, sonra Allah'a ismarla (komsunu hirsiz çikarma).
(Esegi bagla, isini sagla.)
Isini baskasina, dahasi Allah'a emanet etmekle saglama baglamis olmazsin.
Onu saglama baglamak için önce sen bütün olanaklarini kullanacaksin; ondan
sonra baskasina emanet edeceksin. Krs. Ne karanlikta yat, ne kara düs gör.
1162- Esegin kuyrugunu kalabalikta kesme; kimi uzun der, kimi kisa.
Kimseyi ilgilendirmeyen önemsiz bir isini, herkesin
düsüncesini bildirmesine meydan verecek biçimde
yapmaya kalkarsan her kafadan bir ses çikar; hangisine uyacagini
sasirirsin. Böyle isleri kendi kendine karar verip yapmalisin.
1163- Esegin ölümü köpege dügündür.
Kimi zaman bir kisinin ugradigi zarar, baskasi için
çikar kaynagi olur.
1164- Esegin yoruldugu yere han (köy) yapilmaz.
Dinlenme yer ve zamam, tembel kisinin istegine göre
degil, isin geregine göre ayarlanir.
1165- Esegi sahibinin dedigi yere bagla da varsin kurt yesin.
Sana emanet edilen isi, sahibinin istegine uygun olarak yap. Kötü bir
sonuç ortaya çikarsa sen sorumlu olmazsin.
1166- Esegi süren (timarlayan) osuruguna katlanir.
Kaba bir kimse ile ugrasan, ondan gelecek çirkin,
igrenç karsiligi göze almalidir.
1167- Esegi yoldan çikaran sipanin oynamasi.
Çocuklarinin düzensiz davranisi, anne babayi da
yanlis yola saptirir.
1168- Esek at olmaz, ciger et olmaz.
Soysuz kisi soyluluk, bayagi sey yüksek nitelik kazanamaz. Kötü maya,
dönüsüp iyi olmaz.
1169- Esek bile bir düstügü yere (çukura) bir daha düsmez.
En aptal kisi bile ugradigi yikimdan ders alir. O yikima yol açan
seylerden artik kendini korur.
1170- Esek büyümekle tavlabasi olmaz.
Yeteneksiz kisi yasça büyümekle önemli islerin basina geçmeye hak kazanmis
olmaz.
1171- Esek çamura çökerse sahibinden gayretlisi olmaz.
Bir kimsenin isi bozulursa, durumunu düzeltmek
için yardim edenler bulunur. Ancak en büyük çabayi kendisi gösterir.
1172- Esek esegi ödünç kasir.
Çikarci, baskasina yardim ederken düsünür ki ileride o da kendisine
yardim edecektir.
1173- Esek (eskin) (oldukça açik adimlarla yürüyen at.) eve
gelmis, yorga yolda kalmis.
Düzenli ve sürekli çalisan güçsüz kimse, düzensiz
ve süreksiz çalisan güçlü kimseden daha basarili olur
ve daha önce sonuç alir.
1174- Esek hosaftan ne anlar?
Bilgisiz, görgüsüz kimse, ince, güzel seylerin zevkine varamaz; degerini
ölçemez.
1175- Esek kocamakla (büyümekle) tavlabasi olmaz.
Anlayissiz kisi, ne denli yaslanirsa yaslansin bas olacak bir olgunluga
ulasamaz.
1176- Esek, kalagi kesilmekle küheylan olmaz.
Biçim degistirmekle öz degistirilmis olmaz. Görünüste bir seye benzemek,
gerçekte öyle bir sey olmak demek degildir. Krs. Esege altin semer vursalar
yine esektir.
1177- Esek küçüktür ama dokuz deveyi yeder.
Bkz. Deve büyüktür ama...
1175- Eskiyanin (zürafanin, ihtiyarin, fukaranin) düskünü,
beyaz (hasa) giyer kis günü.
1) Vaktiyle durumu elverisli oldugundan giyimine
özen gösteren kisi, eski durumunu yitirince mevsime,
modaya uymayan seyler giyinir.
2) Vaktiyle toplumda belli bir yeri olan kisi, eski
durumunu yitirince herkesin yadirgadigi, alay ettigi isler yapar.
1179- Eskin eve gelmis, yorga yolda kalmis.
Bkz. Esek eve gelmis...
1180- Etek öpmekle dudak asinmaz.
Bkz. El öpmekle agiz asinmaz.
1181- Eti ciger eden de avrat, cigeri et eden de.
Beceriksiz kadin, pahali malzemeyi heder eder; becerikli kadin ucuz
nesnelerle güzel seyler yapar. Krs. Kadin var, arpa ununu...
1182- Etin çigi et getirir, ekmegin çigi dert getirir.
Etin az pisirilmisi daha yararlidir. Ekmegin çigi ise zararli.
1183- Et kanli gerek, yigit canli.
Kebap ve pirzola çok pisirilmemeli, biraz kanli olmali; genç dedigin de
durgun, hareketsiz olmamali, canli olmalidir.
1184- Et (balik) kokarsa tuzlanir; ya tuz kokarsa ne yapilir?
Bozulan seyi düzeltecek etken vardir. Ama bu etken bozulmussa artik
düzeltmeden umudu kesmek gerekir.
1185- Etle (kemikle) deri, yemekle diri.
Insanin temel yapisi eti (kemigi) ile derisidir. Ama
gereken besin alinmadikça bunlarla ayakta durulamaz.
1186- Etle tirnak arasina girilmez.
1) Ana baba ile çocuklar ve yakin hisimlar, kimi
zaman birbirlerine darilirlar, ancak çok sürmez barisirlar.
Disaridan bir kimsenin baristirmak için aralarina girmesi dogru
degildir.
2) Ana baba ile çocuklarin ve yakin hisimlarin aralarini açmaya çalismak
bos bir çabadir. Krs. Et tirnaktan ayrilmaz.
1187- Etme bulma dünyasi.
Bu dünya, kötülük yapanin kötülük gördügü bir yerdir.
1188- Etme bulursun, inleme (inleye inleye) ölürsün.
Bkz. Eden bulur, inleyen ölür.
1189- Et ne kadar arik olsa ekmek üstünde yarasir.
Bilgili, görgülü kisiye, is basinda ve zengin olmasa
bile bilgisiz, görgüsüz kisilerin üstünde bir yer yakisir.
1190- Et ola, it ola.
Çok karli bir is ortaya çiksin da dört gözle bekleyenler ondan yararlanmaya
çalismasinlar; olacak sey mi?
1191- Et tirnaktan ayrilmaz.
Çok yakin hisimlar, aralarinda ne kadar anlasmazlik çikarsa çiksin,
birbirlerinden ayrilmazlar. Krs. Etle tirnak arasina girilmez.
1192- Ev alanla evlenene Allah yardim eder.
Bkz. Evlenenle ev alana...
1193- Ev alma, komsu al.
Ev alacak kimse için komsular evden daha önemlidir. Komsular kötü ise, en
güzel bir evde bile rahat oturulamaz.
1194- Evecegizim evcegizim, saklar benim halcegizim.
Her ailenin baskalarinca bilinmesini istemedigi durumlari olur. Bunlar
ev içinde kalir. Krs. Herkesin delisi evinde, derdi karninda.
1195- Evdeki hesap (pazara) çarsiya uymaz.
Yapacagimiz is için hazirladigimiz tasari, uygulamada düsündügümüz gibi
gerçeklestirilemez.
1196- Ev dememisler, evran demisler.
Bir ev doymak bilmeyen ejderha gibidir. Bir yandan eksikleri
tamamlanir, bir yandan yeni eksikler ortaya çikar.
1197- Evden bir ölü çikacak demisler, herkes hizmetçinin yüzüne bakmis.
Topluluk içinde birinin tehlikeli bir is yapmasi gerektiginde herkes bunu
koruyucusu bulunmayan ve kendisine söz geçirilebilen kisiden bekler.
1198- Evi ev eden avrat (yurdu sen eden devlet).
Bir evin temizligini, güzelligini, rahatligini, ekonomik düzenini
saglayan ve orada mutlu bir yasayis havasi yaratan kadindir. Nasil ki
yurdun sen ve bayindir olmasini saglayan devlettir.
1199- Evine göre pisir asini; erine göre bagla basini.
Kisi, davranislarini sorumlulugunu tasidigi konularin gereklerine
göre ayarlamalidir.
1200- Evladi (oglumu) ben dogurdum, ama gönlünü ben dogurmadim.
Insanin çocugu kendisinin bir parçasidir. Birçok
özellikleri onunkine benzer. Yalniz gönlü ve huyu
benzemeyebilir. Bir kimse evladina emredip birçok
seyler yaptirir; ancak gönlüne söz geçiremez.

Resim - Oyun Forum - Müzik Forum - Mirc İndir - Film İzle - Sinema İzle

Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #15 : 29 Aralık 2010, 16:58:14 »

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #16 : 29 Aralık 2010, 16:59:18 »
1201- Evladin var mi, derdin var.
Ana baba, çocuklarini yetistirmek için birçok özverilere,
sikintilara katlanirlar. Onlarin bitmeyen hastaliklari, baska üzüntüleri
ana baba için sürekli derttir.
1202- Evlenenle ev alana (yapana,) Allah yardim eder (...yaptiranin Allah
yardimcisidir.)
Evlenmek ve ev yapmak hayirli islerdir. Herkes evlenene ve ev yapana
kolaylik gösterir. Bunlara dolayisiyla Allah yardim ediyor demektir.
1203- Evli evinde köylü köyünde gerek.
Herkes kendi yerinde ve isinin basinda bulunmalidir. Toplumun düzeni de,
kendisinin rahatligi da bunu gerektirir.
1204- Evlinin (ev sahibinin) bir evi var, evsizin (kiracinin) bin evi var.
Evi olan yalniz kendi evinde oturur. Evi olmayan,
kiraci da olsa, seçer seçer, begendigi evde oturur.
1205- Ev sahibinin bir evi, kiracinin bin evi var.
Bkz. Evlinin bir evi var...
1206- Evvel can, sonra canan.
Insan, önce kendini, kendi çikarini düsünür; sonra
sevdigini ve onun çikarini.
1207- Evvel taam (selam), sonra kelam.
1) Bir konu üzerinde görüsme, yemek zamanina
rastlarsa önce yemek yenmeli, sonra görüsülmelidir. Çünkü aç insan
rahat degildir; iyi düsünemez, akli yemekte kalir.
2) Yemek yerken konusmak dogru degildir. Çünkü insanin agzindan
yemek saçilir. Bir de yemek, konusma yüzünden, sofrada uzun süre kalirsa
sogur, tadi kaçar.
:::::::::::::
-F-
1208- Fakirlik ayip degil, tembellik ayip.
Yoksul bir aileden olmak ve çalistigi halde az para
kazanmak utanilacak bir sey degildir. Utanilacak
sey, tembellik yüzünden yoksul olmak ve zengin de
olsa çalismamaktir.
1209- Fala inanma, falsiz kalma.
Fal inanilacak sey degildir. Ancak kisi oyalanmak,
yalan da olsa gelecegi üzerine bir seyler dinlemek
ister. Bunu da hos görmek gerekir.
1210- Fare çiktigi deligi bilir.
Bkz. Siçan çiktigi deligi bilir.
1211- Farz sünneti bastirir.
Çok önemli olan bir isin, daha az önemli olandan
önce yapilmasi gerekir.
1212- Faydasiz bas mezara yarasir.
Yasayan kimse bir ise yaramalidir. Bir ise yaramayan kisi, ölü kisi
gibidir.
1213- Fazla (artik) mal göz çikarmaz.
Fazla mal kisiye zarar vermez. Bundan dolayi elden çikarilmamalidir.
Simdi gereksemenin üstünde görülen malin ileride fazla olmadigi anlasilabilir.
1214- Felek, kimine kavun yedirir kimine kelek.
Bu dünyada kimi kisiler mutlu bir yasanti içindedirler.
Kimi kisiler ise talihsizdirler; ne denli çabalasalar istediklerini
elde edemezler.
1215- Firsat her vakit ele geçmez.
Firsat insanin eline çok seyrek geçer. Onun için çikan firsati
kaçirmamak, ondan yararlanmak gerektir.
1216- Firsat sakal altindan geçer.
Firsati yakalamak, kimi kez çok kolaydir. Ancak,
yakalayabilmek için zamanini kollamak gerektir.
1217- Fis fistigi kirip düsman gözü çikarmali.
Zengin olmadiginiz halde zenginmissiniz gibi davranislarinizla sizi
sevmeyenleri kiskandirabilirsiniz.
1218- Fisilti ev yikar.
Bir toplantida, kimi kisilerin fisilti ile konusmalari, güvensizlik havasi
yaratir; toplantinin dagilmasina yol açar.
1219- Fincanci katirini ürküten sayisiz dayak yer.
Eylemiyle bir düzene zarar veren kisi agir biçimde
cezalandirilir.
1220- Fukaranin düskünü, beyaz giyer kis günü.
Bkz. Eskiyanin düskünü...
1221- Fukaranin tavugu tek tek yumurtlar.
Talih, yoksula hiç gülmez. Esit sermaye zengine da
ha çok, yoksula daha az gelir getirir.
:::::::::::::
-G1222-
Gafile kelam, nafile kelam.
Gaflet uykusunda olan kisiye söz kar etmez. Böylelerine bos yere söz
anlatmaya çalismayin.
1223- Gailesiz bas, yerin altinda.
Bkz. Agrisiz bas mezarda olur.
1224- Gammaz olmasa tilki pazarda gezer.
Gizli, yasa disi yollarla çikarini saglayan kisi, yakayi ele vereceginden
korkmasa bu isleri açiktan açiga yapar.
1225- Garibe bir selam bin altin deger.
Yabanci yerde tek basina kalan kisiye karsi gösterilecek küçük bir ilgi,
bir hal hatir sorma, en büyük iyilik yerine geçer.
1226- Garip itin kuyrugu bacagi arasinda (götünde, kiçina
kisik) gerek (olur).
Siginti durumunda olan kisi, yabanci bir yerde hiçbir
seye karismamali, sessiz, kendi halinde yasamalidir.
1227- Garip (yabanci) kim, kör o.
Bir yere yeni gelen yabanci, orada satin alinacak
seylerin nerede bulundugunu, kendi davranislarinda nelere uymasi
gerektigini bilmeyen kör gibidir.
1228- Garip (kör) kusun yuvasini Allah yapar.
Garip ve kimsesiz kisileri Allah darda birakmaz.
1229- Gavura kizip oruç yenmez.
Baskasinin sizi ilgilendirmeyen tutumuna kizarak
çok önemli olan ödevinizi yapmamaniz dogru degildir.
1230- Gavurun ekmegini yiyen gavurun kilicini çalar.
Kisi, inançlari ayri da olsa, sevismeseler de geçimini saglayan
kimsenin yanlisi olur, ona hizmet eder.
1231- Gavurun tembeli kesis, Müslümanin tembeli dervis olur.
Hiristiyanlar arasinda kesisler, Müslümanlar arasinda dervisler tembel
kisilerdir. Çünkü bir köseye çekilip otururlar; sunun bunun verdikleriyle
geçinirler.
1232- Gece isi kör isi.
Gece yapilan is, körlerin yaptigi is gibi özensiz olur.
Çünkü isik yetersizligi, isin bütün incelikleriyle yapilmasina olanak
vermez. Bu nedenle islerimizi gündüz yapmayi yeglemeliyiz.
1233- Geceler gebedir.
Her sabah uyandigimiz zaman yeni yeni olaylarla,
durumlarla karsilasiriz. Krs. Gün dogmadan neler dogar.
1234- Gece yagar gündüz açar, yil düzgünlügü; erkek söyler kadin susar,
ev düzgünlügü.
Gece yagmur yagar, gündüz günes açarsa o yil ugurlu, bereketli olur. Erkek
istedigini söyler de kadin susarsa o evde dirlik düzenlik olur. Bkz.
Gündüz yagar, gece açar...
1235- Geçim dünyasi.
1) Bu dünyada insanin düsündügü en önemli sey,
yasayisini saglayacak yolu bulmaktir.
2) Kisi, herkesle iyi geçinmeye dikkat etmelidir.
1236- Geçmise mazi, yenmise kuzu derler.
Geçmisteki basarilari ya da can olaylari anip
övünmek, üzülmek neye yarar? Geçmisi unutalim
da bugünkü ve yarinki durumlara bakalim.
1237- Geç olsun da güç olmasin.
Elde etmek istedigimiz sonuca geç kavusmamizin
zarari yok. Yeter ki engeller çikarak ona erismeyi
güçlestirmesin.
1238- Gel demek kolay ama git demek güçtür.
Bir kimseyi ise almak, bir konuk çagirmak kolaydir. Insan bunlari
severek yapar. Ancak bir kimsenin isine son vermek, konuga git demek kolay
degildir. Onun için bir kimseye gel demeden önce uzun uzun düsünmek
gerektir.
1239- Gel denilen yere gitmeye ar eyleme; gelme denilen
yere gidip yerini dar eyleme.
Gel dedikleri yere gitmekten utanma, çekinme. Gelme dedikleri yere de
gitme. Gidersen yüz vermezler, yer göstermezler. Krs. Çagrilan yere
erinme...
1240- Geldik yüze, çiktik düze.
Kasimin yüzüncü günü (15 Subat) olunca kisin en
azgin günleri geride kalir. Mevsim artik çok sikinti
vermeden geçer.
1241- Gelene git denilmez.
1) Kendiliginden sana gelen konugu kabul etmemek Türk geleneklerine uymaz.
2) Kendiliginden gelen güzel bir sey geri çevrilmez.
1242- Gelen geçer, konan göçer.
Dünyada hiçbir sey sürekli olarak ayni durumda
kalmaz. Özellikle insanlar yerlerini sik sik degistirirler.
1243- Gelen gidene rahmet okutur. (Gelen gideni aratir).
Begenmedigimiz ve isten ayrilmasini diledigimiz bir
kisi yerine çogu zaman öyle birisi gelir ki, nerede
eskisi? O çok iyiydi dedirtir. Krs. Göçtük yurdun kadri...
1244- Gelen gideni aratir.
Bkz. Gelen gidene rahmet okutur.
1245- Gelin altin taht (kürsü) getirmis, çikmis (üstüne) kendisi oturmus.
Bir topluluk içerisine giren kimse, yaninda götürdügü esyayi kendisi
kullanacaksa bunun degerli, degersiz olmasi, kimseyi ilgilendirmez.
1246- Gelin atta buyruk Hak'ta.
Bir gelin güveyinin evine götürülmek üzere ata bindirilir. Ama bakalim
oraya ulasacak ve evlenme gerçeklesecek mi? Yoldayken ölüm gibi, gelini
baskasinin kaçirmasi gibi engeller çikabilir. Oldu bitti sandigimiz her sey
bu durumdadir. Kesin sonuca ulasmadan hiçbir seye gerçeklesti gözüyle
bakilmamali. Krs. Gelini ata bindirmisler...
1247- Geline oyna demisler, yerim dar demis.
Bkz. Oynamasini bilmeyen kiz...
1248- Gelin esikte oglan besikte.
Bir eve gelin gelir gelmez, çocugu da besikte saymak ve bebek hazirliklarina
baslamak gerekir.
1249- Gelin girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmaz.
Her eve gelin girmeyebilir. Ama her eve ölüm girer.
1250- Gelin hali getirir, serer kendi oturur.
Bkz. Gelin altin taht getirmis, çikmis kendisi oturmus.
1251- Gelini ata bindirmisler, ya nasip demis.
1) Nikah kiyilmis, gelin kocasi evine gitmek üzere
ata binmis de olsa evlenmenin gerçeklesmemesi ihtimali vardir.
2) Kesin sonuç alinmadan, hiçbir ise oldu bitti gözüyle
bakilmamalidir. Umulmadik engeller isi bozabilir.
1252- Gelin olmayan kizin vebali amcasi oglunun boynuna.
Gelenege göre, amca oglu, amcasi kizini bu duruma düsürmemeli,
nikahlamalidir.
1253- Gem almayan atin ölümü yakindir.
Dik kafali, söz dinlemez, hirçin kisi, davranisinin
büyük zararini görür.
1254- Gemisini kurtaran kaptan(-dir).
Yetenekli, becerikli adam, herkesin ne yapacagini sasirdigi karisik
bir ortamda bütün tehlikeleri atlatarak isini iyi bir sonuca ulastirir.
1255- Gençligin kiymeti ihtiyarlikta bilinir.
Insan gençliginde zamanini geregi gibi degerlendirmez. Ihtiyarlayinca,
yapilacak birçok seyleri vaktiyle yapmamis oldugunu görür. Ama artik bunlari
yapacak gücü ve zamani kalmamistir. O vakit, gençligin ne kadar degerli
oldugunu anlar. Ne çare ki is isten geçmis bulunur. Saglik konusunda da
durum böyledir.
1256- Gençlikte para kazan (tas tasi), kocalikta kur kazan (ye asi).
Kisi gençliginde çalisip para biriktirmelidir ki, ihtiyarlayip
çalisamadigi zaman onunla rahat rahat geçinsin.
1257- Getir bana hidrellezi, göstereyim sana yazi.
Hidrellez gelince (yani 6 Mayista) yazin kendini göstermesi gibi ancak
uygun kosullar gerçeklesirse beklenen sonuca kavusulur. Krs. Üç elli yaz
belli.
1257- Gezen ayaga tas deger.
Gerekli olmadigi halde surada burada dolasan kisi, bu gezme sirasinda
kendisine zarari dokunan seylerle karsilasir. Krs. Çok gezen tavuk ayaginda
pis getirir.
1259- Gezen kurt aç kalmaz.
Rizkini çikarmak için gezip dolasan, suraya buraya basvuran kimse aç
kalmaz.
1260- Gidecegin Antep, yiyecegin pekmez.
Böyle bir yol tutanin elde edebilecegi sey pesin olarak söylenebilir.
1261- Giden gelse dedem gelirdi.
Ölen kimse nasil dirilmezse, elden çikan sey de bir
daha ele geçmez.
1262- Gidilmeyen yer senin olmaz (degildir).
Gidemedigimiz, yararlanamadigimiz yer, malimiz olsa bile neye yarar? Böyle
bir yerin bizim olmayan yerle ne farki vardir?
1263- Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek (bulmamak) var.
Uzak bir yere giden kimse, ayrildigi yere bir daha
dönmeyebilir; belki de orada ölür. Dönebilirse, ayrilirken biraktigi
yakinlarini bulmayabilir; onlar da ölmüs olabilirler. O halde vedalasirken
bunu hatirlamak ve helallesmek gerektir.
1264- Gizlide gebe kalan asikarede dogurur.
Toplum içinde hiçbir davranis gizli kalmaz. Ilkin
gizlenebilmis olan bir is, bir süre sonra gizlenemeyecek
sonucu ile açiga çikar.
1265- Göç dönüsü topal esek öne geçer.
Toplum belli bir yönde ilerlerken sonuncu olanlar bu gidis ters yön
alirsa birinci olurlar.
1266- Göçtük yurdun kadri konduk yurtta bilinir.
Begenilmeyip birakilan yerin ne denli degerli oldugu, yeni yerlesilen
yerin kötülügü görüldükten sonra anlasilir. Krs. Gelen gidene rahmet
okutur.
1267- Göge direk, denize kapak olmaz.
Hem gereksiz, hem de gerçeklestirilmesi hayale bile sigmayan seylerle
ugrasilmamalidir.
1268- Gök gürlemeden yagmur yagmaz.
Bir kisi ya da topluluk, sesini yükseltmezse istedigine kavusmaz.
1269- Gökten ne yagdi da (yagar ki) yer kabul etmedi (etmesin?)
Büyüklerden gelen seyleri küçükler geri çeviremezler.
1270- Gökten yere yagar, yerden göge degil.
Varliklilar yoksullara, güçlüler güçsüzlere yardim
eder; tersi düsünülemez.
1271- Gökyüzünde dügün var deseler, kadinlar merdiven kurmaya kalkar.
Kadinlar, dügüne, eglenceye can atarlar. Bu ugurda katlanmayacaklari
sikinti yoktur.
1272- Göle (ariga) su gelinceye (gelene) kadar kurbaganin
gözü patlar.
Ferahlatici bir duruma kavusulacagi belli olsa bile,
sonucun çok gecikmesi, onu yararsiz kilar ve bekleyeni yoksunluk içinde
kivrandirir.
1273- Gölgesinde oturulacak agacin dali kesilmez.
Kendisinden yararlanilan kisiyi, nesneyi zarara ugratacak eylemlerden
sakinilmalidir.
1274- Gölgeyi hos gören tekneyi bos görür.
Çalismayip keyfine bakan yoksulluk içinde kalir.
Krs. Yazin yersen lokumu..., Agustosta gölge kovan...
1275- Gönlün yazi var, kisi var.
Insan kimi zaman neseli, iyimser, yasama sevgisi ile
dolu olur; kimi zaman da bunalmis, kötümser,
bezgin.
1276- Gönül alma bir elma.
Bkz. Yarim elma gönül alma.
1277- Gönül bir sirça saraydir, kirilirsa yapilmaz.
Bir kimsenin, hele dostlarimizin gönlünü kirmamaya
dikkat etmeliyiz. Kirilan gönül kolay kolay onarilamaz. Bu yüzden, eski
dostluk bir daha, o içtenlikle yenilenemez.
1278- Gönülden gönüle (kalpten kalbe yol vardir. (Kalp kalbe karsidir).
Birbirlerine birtakim duygularla bagli olan iki kimseden biri, öteki
için ne düsünüyorsa o da beriki için ayni seyi düsünür.
1279- Gönül düstü bir boka o da misk gibi koka.
Kimi kisiler çok çirkin birine ya da çok kötü bir
seye gönül kaptirirlar. Onlarin gözünde bunlar çirkin
degil, çok güzeldir, kötü degil çok iyidir.
1280- Gönül ferman dinlemez.
En yüksek yerden yasak emri de gelse gönül sevdiginden vazgeçmez.
1281- Gönül karimaz (kocamaz).
Insanlar yaslansalar da gönülleri genç kalir. Sevgi ve istekler
eski; gücünü, tazeligini yitirmez. Krs, Er kocar, gönül kocamaz.
1282- Gönül kimi severse güzel odur.
Bir kisinin güzel buldugunu baska bir kisi güzel bulmayabilir. Ölçüler
degistigine göre bir kimse için güzel, gönlünün sevdigidir.
1283- Gönülsüz namaz göge (göklere) agmaz.
Içten gelen bir duygu ile kilinmayan namaz kabul
olunmaz. Bunun gibi, isteksiz yapilan isten hayir
gelmez.
1284- Gönülsüz yenen (istenmeyen) as, ya karin agritir ya bas.
Isteksiz yenilen yemek, nasil insana dokunursa, istenmeyerek yapilan
is de öylece kötü sonuç verir.
1285- Gönül ummadigi yere küser.
Insan, kendisini sevmeyenlerin çig davranislarini dogal karsilar. Ama
sevistigi kimsenin bu gibi davranislarindan dolayi ona kirilir.
Krs. Kisi umduguna küser.
1286- Gönül var otluga, gönül var bokluga (konar).
Iyi ve güzel seyleri seven yüksek ruhlu insanlarda
vardir; kötü, murdar seylerden hoslanan asagilik insanlar da.
1287- Gönül verme evliye; eve gider unutur.
Bir kadin, evli bir erkege gönül kaptirmasin. Onun
gösterecegi ilgiye inanmasin. Evli olan erkekler, baska
kadinlara baglanamazlar.
1288- Gön yufka yerinden delinir.
Her is en çürük yerinden patlak verir. Örnegin, cigerlerinden rahatsizlik
geçirmis olan kisi, zayif düsse hemen cigerlerinden hastalanir. Toplumsal
olaylarda da durum böyledir. Krs. Ip inceldigi yerden...
1289- Gördün deli, savul geri.
Dengesiz kimselerden uzak durmak, böyleleriyle
karsilasmamak gerektir.
1290- Görenedir görene, köre nedir köre ne?
Her sey görebilen kimse için anlamlidir. Göremeyen için hiçbir sey
anlam tasimaz. Krs. Anlayana sivrisinek...
1291- Gören gözün hakki vardir.
Yiyecek, ya da imrenilecek bir seyi görene o seyden vermek gerekir.
1292- Görgülü kuslar gördügünü isler, görmedik kuslar ne
görsün ki ne isler?
Iyi egitim görmüs, iyi aile içinde yetismis kimseler,
aldiklari terbiyenin geregini yaparlar, begenilirler.
Böyle bir egitim görmemis ve iyi bir ortamda yetismemis olanlar,
bir sey bilmezler ki yapsinlar.
1293- Görmemis görmüs, gülmeden (güle güle) ölmüs.
Görgüsüz kisi, günün birinde ummadigi bir duruma erisirse sevincinden
ne yapacagini sasirir.
1294- Görmemisin oglu olmus, çekmis çükünü koparmis.
Görgüsüz kisi, eline geçen nimeti nasil kullanacagini bilmez. Kullanayim
derken heder eder.
1295- Görünen dagin (köyün) uzagi olmaz.
Bir durumun nasil bir sonuca varacagi belli olduktan sonra bu sonuç çok
geçmeden gerçeklesir.
1296- Görünen köy kilavuz istemez.
Ortada duran bir gerçegi açiklamak gerekmez.
1297- Görünüse aldanma (aldanmamali).
Her seyin bir dis görünüsü, bir de içyüzü vardir.
Disi güzel, içi kötü, ya da disi kötü içi güzel olan
seyler de çoktur. Onun için yalniz dis görünüse bakarak
yargiya varmak insani aldatabilir.
1298- Göte yakin yerden et yememeli.
Bir sakinca dogurabilecek ise girisilmemelidir.
1299- Gözden irak (uzak) olan gönülden de irak (uzak) olur.
Insan, çevresindeki arkadaslarini sik sik arar. Ama
uzaktaki arkadasini o kadar sik arayamadigindan
yavas yavas unutur. Krs. Göz görmeyince...
1300- Göze yasak olmaz.
Ortada duran seye herkes bakar. Hiçbir kimseye
buna bakmaz denilemez.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #17 : 29 Aralık 2010, 17:00:18 »
1301- Göz gördügünü (agiz yedigini) ister.
Kisi, her zaman gördügü (yemeye) alistigi güzel seyleri
unutamaz. Onlari ister durur. Krs. Göz görür, gönül ister.
1302- Göz görmeyince gönül katlanir.
Insan, yakininda bulunan sevdigi kimse ile sik sik
görüsmeden edemez. Ama bu kisi uzak bir yere giderse,
görüsmekten umudunu keser, ayriliga katlanir. Krs. Gözden irak olan...
1303- Göz görür, gönül ister (çeker).
Kisi, görmedigi seyi istemez; görüp begendigi seye
karsi istek duyar. Krs. Göz gördügünü ister.
1304- Gözlüye gizli yoktur.
Görmesini bilen kisiden hiçbir sey gizlenemez.
1305- Gözsüzden gözlü dogar, dilsizden dilli dogar, ille deli soy
kovar. (Gözsüzden gözlü, dilsizden dilli; deliden deli, deliden deli.)
Kisideki beden sakatliklari çocuklarina geçmez.
Ama delilik soya çeker.
1306- Göz terazi; el mizan.
Bkz. El terazi, göz mizan.
1307- Gözü tanede olan kusun ayagi tuzaktan kurtulmaz.
Hep çikar pesinde kosan kisi, tehlikeden uzak kalamaz.
1308- Göz var, izan var.
Bir seyin iyi ya da kötü oldugu dikkat edilerek, güzelce yoklanarak
anlasilir. Bunlar yapilmadan alinan nesne kötü ise bu, incelenmeden alan
kisinin basina kakilir.
1309- Gurkun cücügü güzün sayilir.
Bir girisimden elde edilen verimin gerçek degeri, bu
verimin karsilasacagi tehlikeler bittikten sonra belli olur. (Gurk:
Kuluçka tavugu, cücük: Piliç) Ilkbaharda çikan piliçlerin hepsi
yasamaz. Kimisi ölür, kimisini kedi kapar. Kesin sayilari sonbaharda belli
olur.
1310- Gücük (subat), ya iti soludurum, ya devenin kuyruguna çikarim demis.
Subat ayinda kimileyin bunaltici sicak olur, kimileyin diz boyu kar.
1311- Gül dalindan odun, beslemeden kadin olmaz.
Bkz. Halayiktan kadin olmaz...
1312- Gül dikensiz olmaz.
Bkz. Dikensiz gül olmaz.
1313- Gülme komsuna, gelir basina.
Insan baskasinin basina gelen yikimla alay etmemelidir. Gün olur,
öyle bir yikim kendisinin de basina gelir.
1314- Gülü seven dikenine katlanir.
Insan, sevdigi kimse ve sevdigi is yüzünden gelecek
sikintilara katlanir. Krs. Dikensiz gül olmaz.
1315- Gün bugün.
1) Ise yarayan gün, içinde bulundugun gündür. Onu
degerlendirmeye bak. Bugün ne yapabilirsen kazancin odur.
2) Bugün kim is basinda, kim itibarda ise onun sözü geçer. Dün belli
bir kisi olmamasi, yarin unutulacak bir kisi olmasi önemli degil.
1316- Gün dogmadan neler dogar.
Yarin ne gibi olaylar çikacagini kimse bilmez. Kötü bir durum bir gün
sonra düzelebilir; iyi bir durum kötülesebilir. Kim bilir, daha neler olur.
Krs. Geceler gebedir.
1317- Gündüzün mum yakan geceyle (geceleyin) bulamaz.
Bir sey gerekmedigi zaman harcayan, gerektigi zaman bulamaz.
1318- Gündüz yagar gece açar, yil bozgunlugu; kadin söyler erkek susar,
ev bozgunlugu.
Gündüz yagmur yagar, gece hava açik olursa o yil
bereketsiz olur. Kadin dirdir eder de erkek susarsa
o evde dirlik düzenlik yok demektir. Bkz. Gece
yagar gündüz açar...
1319- Güne göre kürk giyinmek gerek.
Kilik kiyafetimizi ve baska durumlarimizi zamanin kosullarina uydurmaliyiz.
1320- Güees balçikla sivanmaz.
Herkesin bildigi bir gerçek, yadsinamaz, yalan yanlis sözlerle
degistirilemez, örtbas edilemez.
1321- Günes girmeyen eve doktor girer.
Ev, günes almalidir. Günes, vücudu güçlendirir, birçok mikroplari öldürür,
birçok hastaliklara iyi gelir. Günessiz evde hastalik eksik olmaz.
1322- Gün geçer, kin geçmez.
Aradan uzun zaman geçse biles bir kimsenin baskasina karsi besledigi kin
sönmez.
1323- Gün güne uymaz. (Her gün bir olmaz).
Bir günün olaylari, isleri, durumlari, kosullari baska
bir gününkine benzemez.
1324- Gün varken davarini eve götür.
Islerini en uygun ve en güvenli zamanda yap.
1325- Gün var yili besler, yil var günü beslemez.
Bkz. Ay var yili besler...
1326- Gürültü istemeyen kazanci (bakirci) dükkanina girmez
(hirkasini basina çeker).
Kafasini dinlemek, kendi köselerinde sessiz yasamak isteyenler;
gürültülü, patirtili islerle ilgilenmez; böyle görevler almazlar.
1327- Güvenme (inanma) dostuna, saman doldurur postuna.
Dost bildigin herkese inanma. Dost sandigin öyle
kimseler olur ki, kendilerine karsi olan güvenden
yararlanarak sana daha kolaylikla büyük kötülükler yaparlar.
1328- Güvenme varliga, düsersin darliga. (Varliga güvenilmez).
Insan, varlikli durumuna güvenerek har vurup harman savurmamali,
tutumlu olmalidir. Buna dikkat etmeyen kisi, islerin iyi gitmedigi ve
çalisamadigi zamanlarda darliga düser.
1329- Güzel bürünür, çirkin görünür.
Güzeller kendilerini nazli satarlar; kolay kolay kimseye görünmek
istemezler. Çirkinler ise kendilerini herkese göstermeye, begendirmeye
çalisirlar.
1330- Güzele bakmak sevaptir.
Güzel seylere bakarken hayranlik duyar, Tanri'nin neler yarattigini
düsünerek büyüklügünü düsünürüz. Onun için güzele bakmak sevaptir.
1331- Güzele bakmanin göze faydasi var.
Çesitli organlarimizla degisik zevkler tadariz. Güzel seylere bakmakla da
göz zevkimizi doyururuz.
1332- Güzele göz agrisi da yakisir.
Krs. Güzele ne yakismaz., Güzele köken yakisir.
1333- Güzele kirk günde doyulur, iyi huyluya kirk yilda doyulmaz.
Iyi huylu olmayan güzel yüzlüden çabuk usanilir.
Iyi huylu olan kimseden -çirkin de olsa- hiç usanilmaz. Krs. Tüy
güzelligi...
1334- Güzele köken yakisir, çirkine allar neylesin.
Güzel, ayagina ip baglasa halhal gibi görünür. Çirkin de en güzel
süslerle donansa güzellesemez. Krs. Güzele ne yarasmaz.
1335- Güzele ne yarasmaz (yakismaz).
Güzelin giysi ile, süsle güzellesmesi söz konusu degildir. Ne giyerse
giysin ona yakisir.
1336- Güzeli herkes sever.
Bütün insanlar güzellere ve güzel seylere karsi sevgi duyarlar.
1337- Güzeli kizken görme, besik ardinda gör.
Kizken güzel olanin, dogum yaptiktan sonra güzelligi kalir mi, belli olmaz.
1338- Güzel kanda kavga anda.
Güzel seyi herkes ele geçirmek istediginden aralarinda -Ben alacagim.
-Yok, ben alacagim diye kavga çikar.
1339- Güzellerin talihi çirkin olur.
Güzeller, güzelliklerine yarasan bir yasayis ararlar.
Bunu bulmak da pek kolay olmadigindan, -ya da
kendilerini bulduklarina layik görmediklerinden mutlu olmazlar.
1340- Güzellik ondur, dokuzu dondur.
Güzelligin onda dokuzu giyim kusamla saglanir.
:::::::::::::
-H-
1341- Haberi verenden alan uz gerek.
Bir kisi ne gibi sonuç doguracagini bilmedigi bir haberi sadece anlatir.
Bundan sonuç çikarmak, dinleyenin anlayis, uslamlama gücüne baglidir.
1342- Haci haci olmaz gitmekle Mekke'ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye.
Bir isi görünüste ve biçimsel olarak yapmakla o is
gerçekten yapilmis ve sonuç elde edilmis olmaz.
1343- Haci haciyi Mekke'de (dervis dervisi tekkede) bulur.
Ayni yolda olanlar, bu yol yolcularina özgü yerlerde bulusurlar.
1344- Haci Mekke'de, dervis tekkede (yakisir).
Kisi, özel durumunun gerektirdigi yere yakisir. Bu
duruma uymayan yerde bulunursa yadirganir.
1345- Haddini bilmeyene bildirirler.
Çevresindekileri hiçe sayarak yetkili olmadigi konularda yüksekten
atanlara sert karsiliklarla gereken ders verilir.
1346- Hak deyince akan sular durur.
Bir anlasmazlikta adalet, hakkaniyet, tarafsizlik yolu
tutuldu mu artik kimsenin söyleyecek sözü kalmaz.
1347- Hakli söz haksizi Bagdat'tan çevirir.
Dogru, inandirici söz, yanlis yolda çok ileri gitmis
olan kisiyi bile yola getirir.
1348- Hak söz agidan acidir.
Bkz. Dogru söz...
1349- Hak yerde kalmaz.
Hak hor görülmez, çignenmez, yadsinmaz. Emegin karsiligi her halde
ödenir.
1350- Hak yerini bulur.
Bir anlasmazligi ortadan kaldiran yol, dogru yoldur. Bu her zaman üstün
gelir. Hakliya hakkinin verilmesi, suçlunun cezalandirilmasi da bu demektir.
1351- Halayiktan kadin olmaz, gül agacindan odun.
(Gül dalindan odun, beslemeden kadin olmaz).
Her seyin, kendisinden beklenen görevi yapabilecek nitelikler tasimasi
gerekir. Gül agaci iyi odun görevini yapamadigi gibi orta hizmetçisi de
kültürlü bir kocanin esi olamaz.
1352- Hal halin yoldasidir.
Ayni durumdaki kimseler, birbirlerinin durumunu
daha iyi anlarlar. Krs. Damdan düsen, damdan düsenin...
1353- Halida nakis bir gerek.
Bir toplulukta, bir ugrasi alaninda ayrik niteligi bulunan bir öge hos
karsilanir.
Buna benzer baska bir öge iyi karsilanmaz.
1354- Hamala semeri yük olmaz (degildir).
Insana kendi isi ve sorumlulugunu üzerine aldigi yakinlarinin yükü agir
gelmez. Krs. Koça boynuzu...
1355- Hamama giren terler.
Içinde bulundugumuz durum masrafi, özveriyi, sikintiya katlanmayi
gerektiriyorsa isimizi bunlarsiz yürütmeyi düsünemeyiz.
1356- Hami tatli, yetkini aci.
Çocuk küçükken sevilir; sorun çikarmaz. Ama büyüyünce anne babayi büyük
sorunlar karsisinda birakir; üzer de.
1357- Hamsi kurban olur mu? -Kani da var, cani da. (Hamsi niçin kurban
olmasin; kani da var, cani da).
Yanlis is yapmaya kararli olanlar, bunun dogru oldugunu kanitlamaya
çalisirlar.
1358- Hamsin, zemheriden kemsin.
Kirk günlük zemheri (erbain) kisin en sert dönemi
sayilir. Ama onu izleyen elli gün (hamsin) daha da
zorlu geçer.
1359- Hangi gün vardir aksam olmadik.
Sona ermeyen hiçbir iyi durum, yildizi sönmeyen
hiçbir ünlü yoktur.
1360- Hanim kirarsa kaza, halayik kirarsa ceza, (Hizmetçi kirarsa suç,
hanim kirarsa kaza).
Buyurucu durumunda olanlarin yaptigi yanlislik hos görülür; buyruk
altindakilerin yaptigi yanlislik suç sayilir.
1361- Haramin temeli (binasi) olmaz.
Haram kazanç, bir ise yaramadan telef olur gider.
1362- Haramzade pazar bozar, helalzade pazar yapar.
(Helalzade baristirir, haramzade karistirir.)
Sütü bozuk kisi, iki kimsenin arasini açar, anlasmalarina
engel olur. Soylu kisi arabuluculuk yapar, anlasmalarina yardim eder.
1363- Harmanda dirgen (tirpan) yiyen sipa, yilina kadar
acisini unutmaz.
Bir haylazligindan dolayi dövülen çocuk, uzun süre bunu hatirlar da
haylazlik yapmaktan çekinir.
Uygunsuz bir davranisindan dolayi cezalandirilan kimseler de böyle.
1364- Harman döven öküzün agzi baglanmaz.
Hizmetinin verimlerini aldigimiz kimsenin bize kazandirdigi seylerden
yararlanmasi gerekir. Krs. Bal tutan parmagini yalar.
1365- Harman dövmek keçinin isi degil.
Önemli, agir isler, hafife alinmamali, çoluk çocuga, acemilere
yaptirilmamalidir.
1366- Harmani yakarim diyen, oraga yetismemis.
Baskasina kötülük yapmayi tasarlayan kisi, kötülügünü yapmaya firsat
bulmadan cezasini görür.
1367- Harman sonu dervislerindir.
Herkesin bol bol yararlandigi seyin arta kalanindan alçakgönüllü kimseler
yararlanirlar.
1368- Harman yel ile, dügün el ile.
Her isin gerçeklesmesi birtakim kosullarin bulunmasina baglidir. Örnegin,
harmani savurmak için yel, dügünün iyi hazirlanmasi ve toplantinin sen
geçmesi için hisim, akraba, es, dost ister.
1369- Hastalik kantarla girer, miskalle çikar.
Hastalik, birden ve çok zorlu gelir. Ama yavas yavas iyilesir.
1370- Hastalik saglik (sayrili) bizim için.
Insan can tasiyor: Sag, esen oldugu gibi hasta da
olur. Bu durumlari düsünüp tedbirli bulunmak gerekir.
1371- Hasta ol benim için, öleyim senin için.
Kisi, kendisi için bir özveride bulunan kimseye karsi,
sirasi gelince daha büyük özveride bulunur.
1372- Hasta olmayan, sagligin kadrini bilmez.
Insan hasta olup agrilar, sizilar içinde kivrandiktan sonra hasta olmadigi
zamanki durumunun degerini geregi gibi anlar.
1373- Hastaya bakmaktan hasta olmasi yegdir.
Agir bir hastaya bakmak o denli güçtür ki, kimi
zaman hasta olmak bundan daha kolay görünür.
1374- Hastaya (dösek) yatak sorulmaz.
Bir kisiye, onsuz yapamayacagi belli olan bir seyin
gerek olup olmadigi sorulmaz.
1375- Hasta yatan ölmez, eceli yeten ölür.
Bkz. Yatan ölmez, eceli yeten ölür.
1376- Hatasiz kul olmaz.
Yanilmayan, kusur islemeyen insan yoktur. Krs. Kul kusursuz olmaz.
1377- Hatir alma bir elma.
Bir kimseye karsi sevgimizi göstermek için sundugumuz armaganin degeri
pahali olmasinda degil, duygumuzu tasimasindadir. Krs. Yarim elma, gönül
alma, An beni bir kozla...
1378- Hatir için çig tavuk (da) yenir.
Insan, sevdiginin hatiri için yapilmayacak seyleri yapar.
1379- Haydan gelen huya gider (selden gelen suya gider.)
Havadan kazanilan para, ise yaramayan seyler ugruna savrulur gider.
1378- Hayif ölene olur.
Acinacak yasta ya da acikli biçimde ölene herkes
üzülür; ama bir süre sonra üzüntüler geçer, aci unutulur. Ölenin
acinacak durumu ise sürer gider.
1381- Hayir dile esine (komsuna), hayir gele basina. (Ne dilersen
esine o gelir basina.)
Sen baskalari için iyi seyler dile ve yap ki baskalari da senin için iyi
seyler dilesin, yapsin. Krs. Komsunu iki inekli iste ki...
1382- Hayir isi uzat serre dönsün, ser izi uzat hayra dönsün.
Bkz. Ser isi uzat...
1383- Hayirli evlat neylesin mali, hayrsiz evlat neylesin mali.
Bkz. Akilli oglan neyler ata malini...
1384- Hayirli komsu, hayirsiz akrabadan iyidir.
Bkz. Yakin dost...
1385- Hayvan koklasa koklasa, insan söylese söylese.
Bkz. Insan söylese söylese...
1386- Hayvan yularindan, insan ikrarindan (sözünden) tutulur.
Bkz. Insan sözünden...
1387- Hazira daglar dayanmaz.
Hazirdan yemeye dag kadar para olsa dayanmaz.
Onun için insan bir yandan yerken bir yandan da
kazanmalidir. Krs. Sicaga kar mi...
1388- He demek de is bitirir, yok demek de.
Isinin incelenmesi uzayip giden kisi, olumlu ya da
olumsuz olsun, bir an önce sonucu ögrenmek ister. Çünkü ona göre bir
program çizecektir. Olumlu sonuç da, olumsuz sonuç da bu nedenle isine yarar.
1389- Hekimden sorma, çekenden sor.
1) Hastanin ne çektigini hekim bilmez, hasta bilir.
2) Bir sikintinin acisini, çare gösterecek kimse degil; çeken bilir.
1390- Hekim kim, basina gelen.
Bir hastaligin en iyi hekimi, bu hastaligi geçirmis olan kimsedir.
Toplumsal alanda da böyledir: Bir konuyu en iyi sonuca ulastirmasini bilen
kimse, basindan böyle bir olay geçmis olan kimsedir.
1391- Hekimsiz, hakimsiz memlekette oturma.
Sagligin güvencesi hekim, toplumun güvencesi hakimdir. Bu iki güvencenin
bulunmadigi yerde oturmak dogru degildir.
1392- Helale cömertlik olmaz.
Kari kocasinin, koca karisinin baskasiyla senli benli
olmasina, düsüp kalkmasina göz yummamalidir.
1393- Helal kazanç ile yagli pilav yenmez.
Din, yasa, ahlak disi is yapmadan zengin olunmaz.
1394- Helalzade baristirir, haramzade karistirir.
Bkz. Haramzade pazar bozar...
1395- Helva sirin, nefis kafir.
Yasaklanan ya da ele geçirilmesi güç olan seyin çekiciligi karsisinda
ona kavusma istegini yenmek güçtür.
1396- Her agacin meyvesi olmaz.
Distan verimli gibi görünen herkes verimli olmaz.
1397- Her agaç kökünden kurur (çürür).
Bir toplulugun dayandigi temel bozulursa o topluluk yikilir.
1398- Her agaçtan kasik olmaz.
Özelligi bulunan bir is için herhangi bir kimse ve
herhangi bir sey kullanilamaz.
1399- Her basin (herkesin) bin derdi var, degirmencininki su.
Herkesin kendi yasayisi ile ilgili bir derdi vardir. Bir
kisinin derdi ötekininkine benzemez.
1400- Her çiçek koklanmaz.
Her güzelle iliski kurmak dogru degildir.

Resim - Oyun Forum - Müzik Forum - Mirc İndir - Film İzle - Sinema İzle

Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #17 : 29 Aralık 2010, 17:00:18 »

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #18 : 29 Aralık 2010, 17:01:20 »
1401- Her çok, azdan olur.
Çok dedigimiz seyler, azlarin birikmesiyle meydana gelmistir. Çogu elde
etmek için azlari biriktirmeye önem verilmelidir. Krs. Damlaya
damlaya...
1402- Her damardan kan alinmaz.
Herkesten yardim istenmez. Istense de alinamaz.
1403- Her delige (tasin altina) elini sokma, ya yilan çikar ya çiyan.
Sonunu düsünmeden, zarar görmen olasiligi bulunan davranislarda bulunma.
Krs. Yilana yumusak diye el sunma., Aklina geleni isleme...
1404- Her delinin basina bayrak dikilse bedestende bez kalmaz.
Çevrede o denli çok dengesiz var.
1405- Her dükkan kirasiyla.
Her malin fiyati degerlilik derecesine (nitelik düzeyine) göredir.
1406- Her düsüs bir ögrenis.
Kisi her yanlis davranisin aci sonucundan bir ders
alir. Krs. Her ziyan bir ögüttür.
1407- Her gönülde bir arslan yatar.
Bkz. Her yigidin gönlünde...
1408- Her gün baklava börek yense bikilir.
Hep ayni seyle ugrasmak, usanç verir. Bunlar en güzel seyler olsa bile.
1409- Her gün bir olmaz.
Bkz. Gün güne uymaz.
1410- Her gün gezen kirda, bir gün ugrar kurda.
Sakincali islerle ugrasan kimse, günün birinde tehlikenin kurbani olur.
1411- Her güzelin bir kusuru (huyu) vardir.
Bkz. Kusursuz güzel olmaz.
1412- Her horoz kendi çöplügünde (küllügünde) öter; (esinir).
Bir kisinin kendi mali olan yerde, ya da kendisine
çok bagli bulunan çevrede sözü geçer.
1413- Her inisin bir yokusu (her yokusun bir inisi) vardir.
Isi bozulan kisi üzülmemelidir. Her inisin bir yokusu oldugu gibi,
bozulan isin düzelmesi, düsmenin kalkmasi da vardir.
1414- Her inleyen ölmez.
Her sikintili durum kötü biçimde sonuçlanmaz.
Umutsuzluga düsmemek, sikintiyi giderecek yollara basvurmak gerekir.
1415- Her insan kendi çukurunu doldurur.
Bkz. Kimse kimsenin çukurunu...
1416- Her isin basi saglik.
Insanin yapacagi her is, vücut sagligina baglidir.
Saglik olmazsa hiçbir is yapilamaz.
1417- Her iste bir hayir vardir.
Olup biten bir isi -baska biçime sokmak elimizde
olmadigina göre- hayra yormak gerekir. Bu, insani kötümserlikten kurtarir.
1418- Her kapinin bir anahtari vardir.
Her güç isi çözecek bir yol vardir.
1419- Her kasigin kismeti bir olmaz.
Herkesin talihi, kazanci bir degildir. Ayni çabayi
göstermelerine karsin kimisi daha çok, kimisi daha az kazanir.
1420- Herkes aklini pazara çikarmis (mezada vermis), yine
kendi aklini almis (begenmis). (Herkes kendi aklini begenir).
Insanlar kendi akillarini baskalarinin aklindan üstün görürler. Bir konu
üzerindeki türlü düsünceler arasindan, en çok kendi düsüncelerini begenirler.
Çünkü ölçüleri de kendi akillaridir. Krs. Akillari...
1421- Herkes bildigini okur.
Baskalari ne söylerse söylesin, herkes kendi düsünüsüne göre is yapar.
1422- Herkes davul çalar ama çomagi makama uyduramaz.
Herkes is yapar ama, o isin gerektirdigi ustaligi gösteremez. Krs. Herkes
kasik yapar ama...
1423- Herkes ektigini biçer.
Bkz. Ne ekersen onu biçersin.
1424- Herkese tükrügü bal.
Kisi -baskalari begenmese de- kendi yapitini, kendi yakinlarini begenir,
sever.
1425- Herkes evinde agadir.
Herkesin kendi evinde, kendi bölgesinde hatiri sayilir, sözü geçer.
Krs. Her horoz kendi çöplügünde öter.
1426- Herkes gübresini kendi tarlasina kor.
Kisinin baskasina yaptigi kötülük kendi tarlasina
koydugu gübre gibidir; Kendi malidir, yine kendisine dönecektir.
1427- Herkesin akli bir olsa koyuna çoban bulunmaz.
Çesitli isler, çesit çesit yetenekli kisilerle basarilabilir. Herkes ayni
seyi bilse ve yapabilseydi, geri kalan isleri yapacak kimse bulunmazdi.
1428- Herkesin arsinina göre bez vermezler (verilmez).
Herkes bir seyden istedigi ölçüde degil, ancak gerektigi ve olabildigi
oranda yararlanabilir.
1429- Herkesi (kisiyi) nasil bilirsin? Kendin gibi (kalbince).
Baskalarinin bir durum karsisinda nasil davranacagini düsünürken hep
kendimizi ölçü tutar, ona göre yargiya variriz. (Ama bu yargi her zaman
dogru çikmaz.)
1430- Herkesin (her basin) bir derdi var, degirmencininki de su.
Bkz. Her basin bir derdi var...
1431- Herkesin delisi evinde, derdi karninda.
Aile bireylerinin uygunsuzluklari, evin çesitli sikinti ve sorunlari olur.
Bunlar kimseye duyurulmaz; sineye çekilir.
1432- Herkesin ettigi yoluna gelir.
Bir kimse baskasina bir kötülük yaparsa aynisi kendisinin de basina gelir.
Iyilik de böyle.
1433- Herkesin geçtigi köprüden sen de geç.
Sana uygun görünmese bile herkesin yaptigi isi sen de yap.
1434- Herkesin hamuru ekmegine göredir.
Bir is için yapilan hazirlik, gerekseme ölçüsünde olur.
1435- Herkesin tenceresi kapali kaynar.
Bir ailenin geçim durumunu baska bir aile bilmez.
1436- Herkesin yoruldugu yere han yapmazlar (yapilmaz).
Bir isi yapmakla yükümlü olan kimseye, bu isi diledigi zaman yapmasi,
diledigi gibi yapmasi, istemedigi zaman yapmamasi hakki taninmaz.
1437- Herkes karinin rengine boyanir.
Insan davranislarini ugrastigi isin gereklerine uydurmalidir.
1438- Herkes kasik yapar ama sapini ortaya getiremez.
Bir isi yapmadan yapmaya fark vardir. Kusursuz
ve en güzel biçimde yapmayi herkes bilemez. Krs.
Herkes davul çalar ama...
1439- Herkes kendi aklini begenir.
Bkz. Herkes aklini pazara çikarmis....
1440- Herkes (kimse) kendi ayibini bilmez (görmez).
Insan kendi kusurunu göremez, bilemez. Bilse zaten onu yapmaz.
1441- Herkes (her insan) kendi çukurunu doldurur.
Bkz. Kimse kimsenin çukurunu doldurmaz.
1442- Herkes kendi ölüsü için aglar.
Hiç kimse baskasinin acisini içinde duymaz. Onun
yüregini sizlatan ancak kendi acisidir. Krs. Eldeki yara, yarasiza...
1443- Herkes ne ederse kendine eder.
Kisinin davranislari, niteligine göre çevrede yanki
bulur. Davranislari iyi ise, çevresinden iyilik gelir.
Kötü ise, karsiliklar da kötü olur. Krs. Iyilik eden
iyilik bulur, Ne dograrsan asina o çikar kasigina, Ne ekersen
onu biçersin.
1444- Herkes sakiz çigner ama (çitlatamaz), Kürt (Çingene) kizi tadini
çikarir.
Bir isi herkes yapar ama, meraklisi baska bir istahla, tadini çikararak ve
herkesin dikkatini çekerek yapar.
1445- Herkes sevdigini öper, bayram da bahane.
Kisi, yapmayi uygun gördügü is için bir gerekçe yakistirir.
1446- Herkes zibilliginin horozu. (Her horoz zibilliginde öter.)
Bir çevreye egemen olan kisinin sözü o çevrede geçer.
1447- Her kimin bagi var, yüreginde dagi var.
Bkz. Dagda bagin var, yüreginde...
1448- Her koyun kendi bacagindan asilir.
Herkes kendi suçundan sorumludur.
1449- Her kusun eti yenmez (kus var ki et yedirirler.)
Bkz. Kus var eti yenir, kus var...
1450- Her sakaldan bir tel çekseler, köseye sakal olur.
Herkes biraz özveride bulunsa bir yoksul perisanliktan kurtulur.
1451- Her sakalliyi baban mi sanirsin?
Dis görünüsü ile iyi sanilan kisinin içyüzünü anlamadikça kesin yargiya
varmayiniz.
1452- Her seyin vakti var, horoz bile vaktinde öter.
Her sey zamaninda yapilmalidir. Zamani gelmeden yapilmaya kalkisilirsa
basari elde edilemez. Çünkü gereken kosullar tamam olmamistir. Zamani geçtikten
sonra yapilirsa geregi kalmayan bir is için ugrasilmis olur. Krs. Vakitsiz
öten horozun...
1453- Her seyin yenisi, dostun eskisi.
Eski, yipranmis, bozulmus seyi kullanmak, insana
sikinti verir. Yeni sey zevkle kullanilir. Eskilik ancak dostlukta deger
tasir. Çünkü eski dostluk, birçok sinav geçirmis, pekismistir; unutulmaz
anilarla iki tarafi birbirine baglamistir.
1454- Her seyin yoklugu yokluktur.
Insan pek çok seye gerekseme duyar. Gerekli olan
sey, küçük bir sey de olsa yoklugu kendini belli eder.
1455- Her tas bas yarmaz.
Her korkulan sey tehlikeli degildir. Krs. Ummadigin tas bas yarar.
1456- Her vaktin bir padisahi var.
Her isin iyi yapilacak uygun bir zamani vardir.
1457- Her yerde okka (okka her yerde) dört yüz dirhem.
Bkz. Nereye gitsen okka dört yüz dirhem.
1458- Her yigidin bir yogurt yiyisi vardir.
Her kisinin kendine özgü bir çalisma yolu, bir is
yapma biçimi vardir.
1459- Her yigidin gönlünde (her gönülde) bir arslan yatar.
Herkesin gönlünde, elde etmek istedigi büyük bir
sey vardir.
1460- Her yokusun bir inisi vardir.
Bkz. Her inisin bir yokusu vardir.
1461- Her zaman çigdem çikmaz; bazen de küsküç kirilir.
Girisilen islerden her zaman olumlu sonuç alinamaz.
Kimileyin olumsuz durumlar basariya engel olur.
1462- Her zaman esek ölmez, on köfte on paraya olmaz.
1) Her zaman piyasa malla dolup fiyatlar ucuzlamaz.
2) Istenen seyi kolayca elde etmek olanagi çikinca
firsati kaçirmamali.
1463- Her zaman gemicinin istedigi rüzgar esmez.
Olaylar herkesin dilegine uygun olarak gelismez.
1464- Her ziyan bir ögüttür.
Kisi her ugradigi zarardan bir ders alir. Kendisini
bu zarara sürükleyen yanlis tutumu artik birakir.
Krs. Her düsüs bir ögrenis.
1465- Hesapsiz kasap, ya biçak kirar ya masat, (Hesabini bilmeyen kasap,
ne satir birakir, ne masat).
1) Isinin ehli olmayan, ne yapacagini önceden iyi
düsünmeyen kisi, isin içinden bir türlü çikamaz. Bu
ugurda basvurdugu araçlari da heder eder.
2) Hesabini bilmeyen kisi elinde, avucunda bulunan ise yarar seyleri de
ziyan eder.
1466- Hirsiza beyler de borçlu.
Bkz. Zora beylerin borcu var.
1467- Hirsiza kilit (kapi, baca) olmaz.
1) Hirsiza ne kilitli kapi, ne yüksek duvar engel olabilir. O içeri
girmenin yolunu bulur.
2) Kötü bir is yapmaya kararli olan kisiyi önlemek
olanaksizdir.
1468- Hirsiz evden olursa mandayi bacadan asirir.
Ev içindeki hirsizliga karsi önlem almak güçtür.
Evin ve evdeki yasayisin bütün inceliklerini bildigi
için akla gelmeyen yollarla, olanaksiz sanilan eylemlerle
hirsizligini yapar.
1469- Hirsizligi da ögren, basucunda dursun.
Hirsizligi ve benzeri kötü davranislari da ögrenin.
Eylemde bulunmak için degil, bunlari yapanlara
karsi ne gibi önlemler alinmasi gerektigini bilmeye
ve kendilerini daha kolay bulmaya yarayacagi için.
1470- Hirsizlik bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten.
Hirsizligin büyügü küçügü olmaz; bir ekmek çalan
da hirsizdir. Nitekim kadinin namusunu satmis sayilmasi için bir
öpücük vermis olmasi yeter.
1471- Hisim hisimin ne öldügünü ister, ne ondugunu.
Bkz. Kardes kardesin ne öldügünü...
1472- Hiyar akçesiyle alinan esegin ölümü sudan olur.
Çok ucuza alinan mal, çürük, ise yaramaz olur.
1473- Hiyarin önü, dutun sonu.
Hiyar, ilk çiktiginda taze ve lezzetli olur; gitgide
kartlasir. Dut ise ilk çiktiginda ham, son günlerinde
olgun ve tatli olur.
1474- Hile ile is gören mihnet ile can verir.
Islerine hile karistirmis, baskalarini aldatmis olan
kisi son nefesini azap içinde verir.
1475- Hilekardan yumurta alan, içinde sarisini bulamaz.
Hilekar satici, hiç kimsenin kuskulanmasina olanak
bulunmayan hileler yapar. Bunun gibi kurnaz kisi,
isini yaparken kimseye sezdirmeden çikar saglar.
1476- Hizmetçi kirarsa suç, hanim kirarsa kaza.
Bkz. Hanim kirarsa kaza.
1477- Hocanin dedigini yap (söyledigini dinle), yaptigini yapma (Hocanin
okudugunu dinle, gittigi yola gitme.)
Din adamlari bize dinin buyruklarini anlatirlar. Buna uymak gerektir. Ama
birçok din adaminin davranislari, din buyruklarina aykiri oldugundan
gittikleri yola gidilmemelidir.
1478- Hocanin vurdugu yerde gül biter.
Ögretmen gerekli görürse çocugu döver. Attigi dayaga, gücenmek söyle
dursun, nimet gözüyle bakilir ve dayagin yaptigi kizarti, vücutta açilmis
gül diye nitelenir.
1479- Hoca okurken yanilir.
Yanilmak dogal bir olaydir; kusur sayilmamalidir.
Hoca bile çok iyi bildigi Kuran ayetlerini okurken yanilabilir.
1480- Horoz ne kadar öterse ötsün, civciv tavugun dikdikina bakar.
Babalar çocuklarinin kendilerine yakin olmalari için
ne denli ugrasirlarsa ugrassinlar, çocuklar annelerine daha çok bagli
olurlar.
1481- Horoz ölür, gözü çöplükte kalir.
Kisinin sevdigi seye karsi olan hirsi ölene degin sürer.
1482- Horozu çok olan köyün sabahi geç olur.
Bir konu üzerinde söz söyleyen çok olursa varmak gecikir.
1483- Huy canin altindadir.
Bkz. Can çikmayinca huy çikmaz.
1484- Huylu huyundan vazgeçmez.
Bir huy edinmis olan kisiyi bu huydan vazgeçirmek
için ne kadar ugrasilirsa bostur. Krs. Can çikmadan huy çikmaz, Huy
canin altindadir, Insan yedisinde ne ise...
:::::::::::::
-I-
1485- Irak yerin haberini kervan getirir.
Erisemedigimiz seyle aramizdaki iliskiyi bir araci saglar.
1456- Irmak kenarina çesme yapilmaz.
Zaten var olan ve herkesin isine yarayip artan seyin yanina ayni isi
görmek üzere bir de daha zayifini eklemek bosuna yorulmaktir.
1487- Irmaktan (çaydan, dereden) geçerken at degistirilmez.
Bir yöntemden baska bir yönteme geçerken tehlikeli davranislardan
sakinmak gerekir.
1488- Irz insanin kani pahasidir.
Insan irzim, namusunu korumak için canini feda eder.
1489- Isiracak it disini (dis) göstermez.
Kötülük etmeye kararli olan, bunu daha önce açiga vurmaz.
1490- Isiramadigin (bükemedigin) eli öp basina koy.
Düsmanini yenemiyorsan ona hos görünmeye çalisarak kötülügünden kendini
koru!
1491- Isirgan ile taharet olmaz.
1) Iyi is yapmak için zararli araç kullanilmaz.
2) Kötü kisiden iyilik beklenemez.
1492- Isirgan, ocaginda biter.
Saldirgan kisi, saldirgan ortamda yetisir. Krs. Ot kökü üstünde biter.
1493- Isitma ben tuttugumu kirk yil sonra tanirim demis.
Sitma hastaligina yakalanmis olan kimse, iyi olduktan uzun yillar sonra
bile sari, soluk benzinden belli olur.
1494- Islanmisin yagmurdan korkusu (pervasi) olmaz.
Daha önce bir zarara ugramis kimse, kendisine ayni
zarari verecek seyden korkmaz.
1495- Ismarlama hac, hac olmaz (kabul olunmaz).
Kisi, kendisinin yapmasi gereken isi baskasina ismarlamamalidir. Baskasi
eliyle yapilan is, kendi eliyle yaptigi isin yerini tutmaz.
1496- Issiz eve it buruk.
Bkz. Sahipsiz eve it buyruk.
1497- Isigini aksamdan önce yakan sabaha çirasinda yag bulamaz.
Savurganlik, kisiyi yoksulluga düsürür. Gerekmedigi zaman bol para
harcayanlar, gerektigi zaman harcayacak para bulamazlar.
:::::::::::::
-I1498-
Ibadet de gizli, kabahat de.
Ibadet gösteris için yapilmaz. Kul, Tanri'sina karsi olan borcunu elalem
görsün diye yaparsa bu, ibadet olmaktan çikar. Kabahat, kamunun
kinadigi bir seydir; ona da gizlilik yakisir.
1499- Ibibik sende bu göt var, çok yuvalar kokutursun.
Kötü huylu kisi, nereye gitse çevresine kötülük saçar.
Hangi ise el atsa o isi yozlastirir.
1500- Içgüveysi iç agrisi.
Içgüveysi konuk gibidir. Evdekiler sürekli olarak
onu agirlamaya, memnun etmeye, gücendirmemeye çalisirlar ve kendileri
rahatsiz olurlar.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #19 : 29 Aralık 2010, 17:02:01 »
1501- Ihmalin devlete zarara var.
Ihmalci kisinin zengin olmasi kolay degildir. Çünkü kazanç getiren isi
vaktinde yapmaya üsenir; firsati kaçirir.
1502- Ihtiyarin düskünü, beyaz giyer kis günü.
Bkz. Eskiyanin düskünü...
1503-Iki arslan bir posta sigmaz.
Bir ülkede iki bas egemen olmaz. Böyle iki bas bulunursa geçinemezler,
kavga ederler; biri ötekini ortadan kaldirir.
1504- Iki at bir kaziga baglanmaz.
Basina buyruk olmak isteyen iki kisi, ayni is üzerinde birlikte
çalistirilamaz; aralarinda anlasmazlik çikar, kavga çikar. Krs. Iki bas bir
kazanda kaynamaz.
1505- Iki bas bie kazanda kaynamaz.
Ayri ayri düsünceleri ve kisilikleri bulunan iki kimse,
bir arada yasayamaz, birlikte yapilacak is üzerinde
birlesemezler. Krs. Iki at bir kaziga baglanmaz.
1506- Iki cambaz bir ipte oynamaz.
Kurnaz, hileci iki kisi, bir is üzerinde karsilasirlarsa birbirlerini
aldatmak, atlatmak için bütün hünerlerini harcarlar. Bu durum ikisi için de
tehlikelidir.
1507- Iki çiplak bir hamamda yakisir.
Evlenecek çiftten biri yoksul ise ötekinin az çok bir
seyleri bulunmalidir ki için de barinabilecekleri bir
ev açabilsinler ve orada büyük bir sikinti çekmeden yasayabilsinler.
1508- Iki deliye bir uslu koymuslar.
Birbirleriyle anlasamayan, kavga eden iki kisinin
arasini bulacak bir akilli çikar. Böyle biri çikmazsa ayni isi
mahkemeler görür.
1509- Iki dinle (bin isit) bir söyle. (Sir söyle, iki dinle).
Çok konusmak dogru degildir. Çok konusan, gereksiz, yanlis sözler
söyler. Karsindaki iki, on, yüz söylerse sen bir söyle. Yerinde cevap
verebilmen için de hemen atilamaman, söylenenleri uzun uzun dinlemen
gerektir.
1510- Iki el bir bas içindir.
Tanri insana çalisip kazanarak yasayabilmesi için
güç vermistir, el kol vermistir. Bunlar iyi kullanilmali, baskasinin
yardimina muhtaç kalinmamalidir.
1511- Iki emini bir yemin aralar.
Birbirinin dogruluguna güvenerek birlikte is yapmakta olan iki kisiden
biri, hile yapmadigina arkadasini inandirmak için yemin ediyorsa güven
bozulmus demektir. Artik ayrilmalari gerekir.
1512- Iki gönül bir olursa (olunca) samanlik seyran olur.
Birbirini seven ve evlenmek isteyenler için ev-bark
söz konusu degildir. Onlara samanlik bile saray gibi
gelir.
1513- Iki kardes savasmis, ebleh buna inanmis.
Iki kardes arasinda çikan anlasmazlik, geçicidir.
Onu gerçek ve sürekli sanmak safliktir.
1514- Iki karili bitten, iki anali sütten ölür.
Bir kisinin iki karisi olursa, isleri, her kari ötekinin
yapmasini bekler. Kocalari da bakimsiz kalir. Süt
ninesi tutulan çocuk da, annesinin süt ninesine,
onun da anneye güvenerek emzirmeyi ihmal etmelerinden
iyi beslenemez. Iki basli islerin iyi gitmemesi bundandir.
1515- Iki karpuz bir koltuga sigmaz.
Bir kimse iki büyük isi ayni zamanda yapamaz.
1516- Iki kere iki dört eder.
Gerçek çok açik ve kesin olarak ortada. Tersini savunmak olanaksiz.
1517- Iki kisi basinda fes yok derse basini yokla.
Çevrendekiler, sende düzeltilmesi gereken bir durum
bulundugunu söylerlerse hemen yok deme. Söylenenin dogru olup olmadigina
sen de dikkat et.
1518- Iki kisi dinden olursa bir kisi candan olur.
Iki kisi yalan yemin ile dinden çikar, bir kimsenin
cinayet isledigine taniklik ederlerse o kimse asilir.
1519- Iki koç kafasi bir kazanda kaynamaz.
Bkz. Iki bas bir kazanda kaynamaz.
1520-Iki (dokuz) ölç, bir biç.
Tasarlanan is, önce tekrar tekrar ve sonuçlariyla birlikte düsünülmeli,
ondan sonra -verilecek karara göre- yapilmalidir.
1521- Iki testi çarpisinca biri kirilirsa biri de çatlar.
Bir çatismada yenen de yenilen de zarar görür. Biri az, biri çok olsa da.
1522- Iki testi tokusunca biri elbet kirilir.
Iki kisi kavgaya tutusur, iki ordu çarpisirsa dogal olarak bir taraf
yenilir, büyük zarara ugrar.
1523- Iki timar bir yem yerine geçer.
Ati sik sik timar etmek, yemle beslemek kadar önemlidir.
1524- Ilk avrat çarik, sonraki sarik.
Birinci karisina hor bakan kisi, esinin ölmesi ya da
ayrilmasi dolayisiyla yeniden evlendigi kadini bastaci eder.
1525- Ilk vuran okçudur.
Amaca baskalarindan önce ulasan, isinin eridir ve
kazançlidir.
1526- Imam evinden as, ölü gözünden yas çikmaz.
Bir sey alinmasi olanagi bulunmayan yerden bir seyler vermesini
beklemek bostur. Krs. Yoktan yonga çikmaz.
1527- Imam osurursa cemaat siçar.
Bastakinin küçük bir suç islemesi, onun buyrugu altindakilerin büyük suç
islemelene yol açar.
1528- Imece günü bulutlu, görmeyene ne mutlu.
Zamanin elverisli olup olmadigina bakmadan yardima gelenleri bulunan is
sahibine ne mutlu.
1529- Inanma dostuna, saman doldurur postuna.
Bkz. Güvenme dostuna...
1530- Incir babadan, zeytin dededen.
Incir agaci yaslanarak babadan evlada, zeytin agaci da ondan çok
yaslanarak dededen toruna kalirsa daha verimli olur.
1531- Inegin sarisi, topragin karasi.
Çiftçiler arasinda inegin sari, topragin kara renkli
olani begenilir.
1532- Inek agzindan sagilir.
Bir kisiden ya da hayvandan bol verim bekleyen onu iyi beslemeli,
doyurmalidir.
1533- Inek gibi süt vermeyen, öküz gibi kutan sürer.
Yorucu olmayan islerde kendisinden yararlanilamayan kisi, agir islere
kosulur.
1534- In kalk (çik) dünyasi.
Dünyada hiç kimse degismeyen bir durum saglayamaz. Kah düser, kah kalkar.
Krs. Kavanoz dipli dünya.
1535- Inkar mahkemenin kilidi.
Mahkeme, davalinin inkari ile açilir; inkari ile kapanir.
1536- Insan ayaktan, at tirnaktan kapar.
Birçok hastaliklar insana ayagini üsütmesinden, ata
da tirnagi yoluyla gelir. Krs. Ayagini sicak tut...
1537- Insan beser, kuldur (bazen) sasar.
Tanri insanlari eksiksiz yaratmamistir. Dünyada yanilmayan kimse yoktur.
Kisinin kimi zaman sasirmasini, yanilmasini hos görmek gerektir. krs. Kul
kusursuz olmaz.
1538- Insan bilmedigini ayaginin altina alsa basi göge erer.
Insan ne denli bilgili olursa olsun bilmedikleri bildiklerinden binlerce
kez çoktur.
1539- Insan çesit çesit, yer damar damar.
Topragin her kesimi ayiri ayri nitelikler tasidigi gibi, insanlar da
küme küme ve tek tek birbirlerinden ayri nitelikler tasirlar.
1540- Insan dogdugu yerde degil, doydugu yerde.
Insan dogdugu yeri degil, geçimini sagladigi yeri yurt edinir.
1541- Insan esek olunca semer vuran çok olur.
Kisi anlayissiz, budala olursa, çevresi bu durumunu sömürür: Kendisiyle
alay edenler, ondan çikar saglayanlar çok olur.
1642- Insan (adam) eti (yükü) agirdir.
1) Bakmakla yükümlü oldugu kimselerin hizmeti
bir aileyi zaten çok yorar. Buna, bakmakla yükümlü
olmadigi kimsenin hizmeti eklenmemelidir. Yani
hiçbir kimse, baska bir aileye yük olmamalidir. Bu
yük aileye agir gelir.
2) Yatalak insani kaldirmak, yatirmak güçtür.
1543- Insan göre göre, hayvan süre süre (alisir).
Insanlar bir seyi göre göre ögrenirler. Hayvanlarin
ögrenmesi ise insanlarin onlara istedikleri isi sürekli
olarak yaptirmasi ile saglanir.
1544- Insani gam duvari nem yikar.
Bkz. Duvari nem, insani gam yikar.
1545- Insanin (adamin, bir kimsenin) adi çikmadansa cani
çikmasi yegdir (hayirlidir).
Bkz. Bir adamin adi çikacagina...
1546- Insanin (adamin) alacasi içinde, hayvanin alacasi disinda (-dir).
Hayvanin rengi disindadir, bellidir. Ama insanin
rengi içindedir: Ne düsündügü, ne yapmak istedigi, kisaca içyüzü belli
degildir.
1547- Insanin cani aciyan yerindedir.
Bir yerimiz acidi mi bütün vücudumuz rahatsiz olur; saniriz ki canimiz
oradadir.
1548- Insanin eti yenmez, derisi giyilmez; tatli dilinden baska
nesi var?
Insanin kendini sevdirmesi tatli diliyle olur. Onu;
eti, sütü, yumurtasi, derisi... için sevilen hayvandan ayiran da budur.
1549- Insanin kötüsü (fenasi) olmaz; meger ki zügürt ola (parasi olmaya).
Bkz. Adamin kötüsü olmaz...
1550- Insanin vatani dogdugu yer degil, doydugu yerdir.
Kisi dogdugu yerde kazanç saglayamazsa, kazanç
saglayabilecegi bir yere göçer; orayi yurt edinir.
Dogdugu yerden çok burasini benimser.
1551- Insan ikrarindan, hayvan yularindan tutulur.
Bkz. Insan sözünden...
1552- Insan insanin (adam adamin) seytanidir.
Uygunsuz arkadas, insani dogru yoldan saptirir; kötülüge sürükler.
Krs. Kisi refikinden azar.
1553- Insan kendini begenmese çatlar (ölür).
Herkes kendini begenir. Bu, kendi aklini begenmesinin sonucudur. Çünkü
insanin kisiligi, aklinin yönetimi ile biçimlenir. Madem ki kendi aklini
bütün akillarin üstünde görüyor, kisiligini de üstün bir deger kazanmis
bilir. Zaten böyle olduguna inanmasa yasayamaz. Krs. Herkes aklini pazara
çikarmis...
1554- insan (adam) kiymetini insan (adam) bilir.
Bir kimsenin ne kadar degerli oldugunu ancak o kimsenin degerini
ölçebilecek nitelikteki insanlar anlar.
1555- Insanoglu çig süt emmis.
Insanoglu her zaman iyi degildir. Kimi zaman sütsüzlük damari tutar,
soysuzca davranislarda bulunur; iyiligini gördügü kimseye kötülük yapar.
1556- Insan söylese söylese (konusa konusa) hayvan koklasa koklasa.
Hayvanlar koklasarak tanistiklari gibi insanlar da
konusarak tanisirlar ve konustukça birbirlerini daha iyi anlarlar.
1557- Insan sözünden (ikrarindan), hayvan yularindan tutulur.
Söyledigi söz, kisiyi baglar. Buna uymayan bir davranista bulunmak istese
kendisine hemen bu söz animsatilir. Onun için söylediginin disina çikamaz.
Su durum, yularindan tutuldugu için baska yöne sapamayan hayvanin
durumuna benzer.
1558- Insan yanila yanila, pehlivan yenile yenile.
Bkz. Adam yanila yanila...
1559- Insan yedisinde ne ise yetmisinde de odur.
Kisinin çocuklugundaki huylari, özellikleri degismez; ihtiyarliginda da
sürer. Krs. Can çikmayinca..., Huy canin altindadir, Sütle giren huy...,
Huylu huyundan vaz geçmez.
1560- Ip inceldigi yerden kopar.
Bir durum, en çürük yerinden patlak verir. Krs. Gön yufka yerinden
delinir.
1561- Ip kirildigi (koptugu) yerden ulanir (baglanir).
1) iki kisi arasindaki kirginligin giderilmesi için kirginlik
nedeninin giderilmesi gerekir.
2) Bozulan bir is nerede kalmissa, düzeltilmesine
oradan baslanir.
1562- Iplik pazarinda Fatmaciga kim?
Benzerleri çok olan kisi ya da nesnelere kimse önem
vermez; ayricalik tanimaz.
1563- Isin yanina varan is, misin yanina varan mis kokar. (Karga
ile gezen boka konar.)
Kisi kiminle arkadaslik ederse ondan kendisine birtakim huylar
geçer: Kötü arkadastan kötü, iyi arkadastan iyi. Krs. Itle yatan bitle
kalkar, Kisi refikinden azar, Kir atin yaninda duran...,
Körle yatan..., Topalla gezen..., Üzüm üzüme...
1564- Islam'in sarti bes, altincisi insaf demisler.
Islam dininin bes temel diregi vardir. Kelime-i sahadet, namaz, oruç,
zekat, hac.) Eger altincisi olsaydi her halde insaf olurdu. Insaf,
namaz, oruç gibi, Islamligin temel direklerinden sayilmaya deger.
1566- Istedigini söyleyen, istemedigini isitir.
Bir kimseye ölçüsüz, agir sözler söylemek, hakaret
etmek dogru degildir. O da agir sözlerle karsilik verir.
1566- Istemem diyenden korkmali.
Bir seyi istemem diyen, firsat bulunca, bakarsiniz ki asiri istekli
olandan daha çok o seyi istiyormus.
1567- Istenmeyen as, ya karin agritir ya bas.
Bkz. Gönülsüz yenen as...
1568- Isteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü.
Birisinden bir sey istemek zorunda kalan kimse utanir. Ama onun
yüzsuyu dökmesine karsi istedigini vermeyenin daha çok utanmasi gerekir.
1569- Is amana binince kavga uzamaz.
Kavga edenlerden biri aman dilerse artik çekisme kalmaz.
1570- Is anlatincaya kadar bas elden gider.
Kizismis bir kavgada, ya da bir tarafin büyük zarara
ugrayacagi bir islemde meram anlatmaya firsat kalmadan, olacak olur.
1571- Is bilenin, kiliç kusananin.
Bkz. At binenin...
1572- Isçi kirk yilda, tüccar kirk günde.
Isçinin kirk yilda eline geçen parayi tüccar kirk günde, belki de bir
günde kazanir. Buna benzer esitsizlik örnekleri çoktur.
1573- Isine hor bakan (sanatini hor gören) boynuna torba takar.
Isini küçümseyen kisi para kazanamaz. Para kazanmayanin sonu ise
dilenciliktir.
1574- Isini bilmeyen kasap, ne biçak kor ne masat.
Bilmedigi ise girisen kisi, her seyi karmakarisik duruma getirir.
1575- Isini kis tut da yaz çikarsa bahtina.
Basladigin isin güç yürüyecegini, ya da parlak sonuç vermeyecegini düsün,
kendini ona göre hazirla ki sonunda düs kirikligina ugramayasin ve isi
kolay yürütebilir, parlak sonuç alirsan sevinesin.
1576- Is insanin aynasidir.
Bir kimsenin nasil bir kisi oldugunu anlamak isterseniz yaptigi islere
bakiniz. Bu islerin niteligi, o kisinin yetenegini, huyunu, tutumunu...
belli eder.
1577- Is insanin kalayi.
Beden ve kafa, çalistikça gelisir, güçlenir, güzellesir.
1578- Isin yoksa sahit ol, paran çoksa (borcun yoksa) kefil ol.
Tanik, ikide birde mahkemeye çagirilir, isini, gücünü birakip gider.
Kefil de, asil borçlunun borcunu ödememesi dolayisiyla bu parayi ödemek
zorunda kalir. Onun için taniklik, bos oturan kimselerin, kefillik,
parasi çok kimselerin isidir. Ikisinden de uzak kal.
1579- Iskilli büzük dingilder.
Meydana çikmasini istemedigi bir is yapmis olan kisi, hep korku, telas
içinde, tetikte bulunur. Bu durumuyla kuskulari üzerine çeker. Krs. Al
kasagiyi...
1580- Isleyen demir pas tutmaz (paslanmaz, isildar).
Tembel tembel oturan kimse hantallasir, is yapma
yetenegini yitirir. Çalisan kimse gittikçe açilir, daha yararli isler yapar.
Krs. Yuvarlanan tas yosun tutmaz, Akan su yosun tutmaz.
1581- Isleyen esegin boynu boncuklu olur.
Isveren, görevini iyi yapan, çaliskan isçisine iyi bakar. Onu ödüllendirir.
1582- Is olacagina varir.
Bir is, kosullar neyi gerektiriyorsa o yönde gelisir;
ne olacaksa o olur. Sen onun yürüyüsünü degistiremezsin. Bundan dolayi su,
ya da bu biçimde yürümemekte olmasina bos yere üzülme.
1583- Istah disin dibindedir.
Bir sey yemeyi cani çekmeyen kimse, yiyecekten bir
parça tadinca istahinin açildigini görür.
1584- Isten artmaz, disten artar.
Insan ne denli çok çalisip para kazanirsa kazansin,
tutumlu harcamasini bilmezse bir sey artiramaz. Para, kazanmakla degil,
tutumla artar.
1585- It agzini kemik tutar.
Asagilik kisinin agzini kapamak için ona bir çikar
saglamak yeter.
1586- It, boku acindan yer.
Yasa disi çikar saglayanlar ve toplumun kinadigi
yollarla para kazananlar içinde öyleleri var ki, yasamlarini
sürdürebilmek için baska yol bulamamislardir.
1587- It degmekle (isemekle) deniz pis olmaz.
Temizligine herkesin büyük bir inanci bulunan kisi
ya da sey, asagilik kimselerin atmak istedigi çamurla
kirletilemez. Krs. Köpek sürünmekle..., Kalayli bakir küflenmez.
1588- It derisinden post olmaz.
Asagilik kimse, ya da sey, yüce ve temiz bir amaca hizmet edemez.
1589- Ite dalanmaktan çaliyi dolanmak iyidir.
Kisi, yapacagi iste huysuz biriyle çatisacaksa isini
o kisiyle karsilasmayacagi yoldan (bu yol güçlüklerle dolu olsa
bile) yürütmelidir.
1590- Ite vurmazlar (host demezler) sahibinin hatiri var diye.
Bir kimsenin buyrugu altindaki kisiyi incitecek eylem, dolayli
olarak o kimseyi de incitir. Bu nedenle bir kimse adina is gören
buyruk altindaki kisilere karsi dikkatli bulunmak gerekir.
1591- Iti an, (degnegi yanina koy) tasi eline al.
Saldirgan birisiyle karsilasacak olan kimse, kavgaya hazir olmalidir.
1592- Itin (köpegin) ahmagi baklavadan pay umar.
Aptal kisi, eline geçmesi olanagi bulunmayan bir nimeti bekler.
1593- Itin akilsizi kurban bayraminda silaya gider.
Isini bilmeyen kisi, ayagina gelen kismetten yararlanacagi yerde,
zorunlu olmayan, her zaman yapabilecegi bir isi öne alir.
1594- Itin (köpegin) duasi kabul (makbul) olsa (-ydi) gökten kemik yagar(-di).
Asagilik kisinin istedigi olsaydi dünya, yalniz kendisinin isine yarayan,
baskalarini rahatsiz eden seylerle dolardi.
1595- Itin gönlüne kalsa günde bir les yer.
Tamahkar kisi doymak bilmez. Gözü hep daha çok kazançtadir.
1596- Itin kuyrugu kaliba konmakla dogrulmaz.
Yaradilistan kötü olan kisi, ne denli egitilirse egitilsin yola gelmez.
1597- Itin ölümü gelirse cami duvarina iser.
Bkz. Eceli gelen köpek...
1598- Iti (köpegi) öldürene sürütürler.
Berbat bir isin sikintisini, onu yapana çektirirler.
Bu isin temizlenmesini, düzeltilmesini ona yüklerler.
1599- It ite buyurur, it de kuyruguna.
Tembel kisi kendisinin yapmasi gereken isi, tembel
olan birine buyurur. O da buyrugu altindaki birine.
1600- It itin ayagina (kuyruguna) basmaz.
Baskasina kötülük etmekte ayaktas olanlar birbirlerini incitmezler.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #20 : 29 Aralık 2010, 17:03:01 »
1601- It itin kuyrugunu birakmaz.
Isleri, güçleri kötülük yapmak olanlar birbirlerinden ayrilmazlar.
1602- It iti suvatta bulur.
Asagilik kisiler birbirlerini kendi gibilerinin toplandigi yerde bulurlar.
1603- It kagni gölgesinde yürür de kendi gölgesi sanirmis.
Baskasinin korumasiyla is yapan akilsiz kisi, desteklendigini unutarak
kendi gücüne inanir.
1604- It kisi geçirir ama gel derisinden sor.
Bir destegi bulunmayan kisi, (özellikle paraca) çektigi sikintilari
zamanla atlatir ama bu arada çektiklerini ancak kendisi bilir.
1605- Itle çuvala girilmez.
Edepsiz ve saldirgan kimse ile bir konu üzerinde karsilasmak ve kavgaya
tutusmak dogru degildir.
1606- Itle (köpekle) dalasmaktan çaliyi dolasmak yegdir.
(Köpege dalanmaktan çaliyi dolanmak yegdir.)
Edepsiz kimse ile ugrasmamak için onun bulundugu yerden uzaklasiniz.
1607- Itle yatan bitle kalkar.
Bkz. Körle yatan sasi kalkar.
1608- It sürü para (akça) kazan.
Ekmek parasi kazanmak için it sürümek gibi bir is
tutmak bile ayip degildir.
1609- It ulur, birbirini bulur.
Asagilik kimse bir konu üzerinde sesini yükseltince ayni amaci
güdenler o ses etrafinda toplanir, kendisiyle birlesirler.
1610- It ürür, kervan yürür.
Dogru yolda olanlara çatanlar, kervana ürüyen itlere benzerler. Bu
tür karsi koymalar, yürüyüsü engelleyemez.
1611- It yal yedigi kapiyi bekler.
Vefali kisi, iyilik gördügü kimseyi ya da kurumu savunur.
1612- Iven (acele etmek) kiz ere varmaz, varsa da baht bulmaz.
Ivmekle koca bulunmaz. Iven kiz esini iyi seçemeyecegi, rasgele bir
kocaya varacagi için mutlu olmaz.
1613- Iven sinek süte düser.
Islerini gerektiginden önce yapmaya çalisanlar agir
zararlara ugrarlar. Krs. Çabalama ile çarik yirtilir.
1614- Iyi dost kara günde belli olur.
Bkz. Dost kara günde belli olur.
1615- Iyi evlat babayi vezir, kötü evlat rezil eder.
Babaya ün kazandiran da, el içine çikamayacak bir
duruma düsüren de evlatlarinin tutumudur. Baba,
akilli, serefli evladiyla övünür. Kötü, serefsiz evladindan
da utanir. Krs. Kisiyi vezir eden de karisi, rezil eden de.
1616- Iyi insan sözünün üstüne gelir.
Yoklugunda kendisinden söz edilen kimse, konusmanin üzerine gelirse, o
iyi bir insandir, denilir.
1617- Iyi is alti ayda çikar.
Bkz. Temiz is alti ayda çikar.
1618- Iyilige iyilik her kisinin kari, kötülüge iyilik er kisinin kari.
(Kötülük her kisinin kari, iyilik er kisinin kari).
Iyilige karsi iyilik etmek olaganüstü bir sey degildir. Bunu herkes
yapabilir. Herkesin yapamadigi sey, kötülüge karsi iyilik etmektir.
Bunu yapabilen kisi olgunluk ve erdemlilik örnegidir.
1619- Iyilige iyilik olsaydi, koca öküze biçak olmazdi.
Bu dünyada her zaman iyilige karsi iyilik görülmez.
Iyilige karsi kötülük de çoktur. Baksaniza, öküz,
ömrü boyunca hizmet ederek sahibine kazanç saglamasina karsin
ihtiyarlayinca sahibi onu kesiyor.
1620- Iyilige nereye gidiyorsun demisler, kötülüge demis.
Birçok iyiliklerin karsisinda kötülük vardir.
1621- Iyilik eden iyilik bulur.
Iyilik eden kimseyi herkes sever. Sirasi gelince, kendisinden
iyilik görmüs olan baskalari da ona iyilik eder. Krs. Herkes ne ederse
kendine eder.
1622- Iyilik et denize at, balik bilmezse Halik bilir.
Karsilik beklemeden iyilik yap. Ilgili, senden iyilik
gördügünü bilmese de Tanri iyilik yaptigini bilir ve
sen bu davranisindan dolayi bir iç rahatligi duyarsin.
1623- Iyilik et kele, övünsün ele.
1) Sen yaptigin iyilikle bir kisinin çirkinligini güzellige çevirirsin.
O, bu iyiligin hiç sözünü etmez de güzelligiyle herkese övünür.
2) Kisinin begenilmeyen yönlerini düzelt; onu herkese övünecegi duruma
getir.
1624- Iyilik (muhabbet) iki bastan olur. (Degirmen iyi tastan, iyilik iki
bastan).
Birbiriyle iliskileri bulunan iki kisinin iyi geçinebilmeleri için yalniz
birinin iyi olmasi yetmez. Ötekinin de iyi olmasi gerektir.
1625- Iyi nasihat verilir, iyi ad verilmez.
Bir kimse baskasina iyi ögüt verebilir ama iyi ad,
ün veremez. Bunu ancak kisinin kendisi kazanabilir.
1626- Iyi olacak hastanin hekim ayagina gelir.
Tanri kötü bir durumun iyilige dönmesini dilemisse bunu yapacak kimse
isin üstüne gelir.
:::::::::::::
-K-
1627- Kabahat (suç) öldürende degil, ölendedir. (Kabahat ölende mi,
öldürende mi?)
Kimi zaman kabahat ölendedir. Çünkü sözleriyle,
davranislariyla karsisindakini adam öldürecek kadar
sinirlendirmis, kiskirtmistir.
1628- Kabahat ölende mi, öldürende mi?
Bkz. Kabahat öldürende degil...
1629- Kabahat (suç) samur kürk olsa kimse sirtina (üstüne) almaz.
Kabahat; kinanan, cezalandirilan bir davranis oldugundan hiçbir kimse
onu ben yaptim demez. Krs. Suçu gelin etmisler...
1630- Kabiliyetli çirak ustayi geçer (ustadan usta olur.)
Bunun ustasi falancadir. Bu, ona yetisemez dememeli. Yetenekli çirak,
ustasini geçer. Böyle olmasaydi hiçbir dalda ilerleme olmazdi.
1631- Kabul olunmayacak duaya amin denmez.
Gerçeklesmesi olanaksiz girisime oy vermek dogru degildir.
1632- Kaçan balik büyük olur. (Kaybolan koyunun kuyrugu büyük olur.)
Insan, elden kaçirdigi küçük bir firsati gözünde büyütür; onun çok önemli
oldugunu söyler durur. Krs. Kel ölür sirma saçli...
1633- Kaçani kovmazlar (kovalamazlar), yikilani vurmazlar.
Düsman kaçarsa yenilgiyi kabul etmis demektir.
Onu kovalayip ezmeye çalismak mertlige yakismaz.
Yikilani, güçsüz oldugunu göstereni vurmak da böyle.
1634- Kaçanin anasi aglamamis.
Kavgadan ve saldiridan kaçan kimse, canini kurtarmis ve annesinin
aglamasina yol açacak bir olaya meydan vermemis olur.
1635- Kader olmayinca kadir bilinmez.
Kisi talihsiz ise, ne denli iyi bir insan olursa olsun,
degeri bilinmez.
1636- Kadi anlatisa göre fetva verir. (Anlatisa göre verirler fetvayi).
Haksiz kisi, olayi kendisini hakli gibi göstererek anlatirsa, dinleyen ona
hak verir. Bu kisinin haksiz gösterdigi kimseyi de haksiz bulur.
1637- Kadi ekmegini karinca yemez.
Yargicin malina kimse dokunmaz. (Iki nedenle: 1- Suçluyu o yargilayacaktir.
Krs. Davacin kadi olursa yardimcin Allah olsun. 2- Kadilar rüsvet almak,
haram yemek, zulmetmekle ünlüdür. Mallarina, ekmeklerine çok haram ve
gözyasi karismistir. Böyle bir ekmegi karinca bile pis sayar, zehirli bulur.)
1638- Kadin erkegin seytanidir.
Bkz. Erkegin seytani kadin.
1639- Kadinin fendi erkegi yendi.
Kadinlar kurnazlikta erkeklerden üstündürler. Çesit çesit oyunlarla her
zaman erkekleri yenerler.
1640- Kadinin (cahilin) sofusu, seytanin maskarasi.
Sofu kadinla seytan alay eder. Çünkü böyle kadinlar, evleriyle
ilgilenmezler, islerini güçlerini birakirlar. Bu biçimsel ibadet yüzünden
gerçek ibadetlerini yapamazlar; yani evlerine, ailelerine bakamazlar.
1641- Kadinin samdani altin olsa mumu dikecek erkektir.
Kadin ne denli bol, degerli çeyizle gelirse gelsin evin
bütün eksiklerini erkek saglar; giderlerini erkek karsilar; evi o
geçindirir.
1642- Kadin kocasini isterse vezir, isterse rezil eder. (Kocasini
vezir eden ile rezil eden de karisidir.)
Akilli ve tutumlu kadin kocasinin sayginligini da
mal varligini da artirir. Oynak ve tutumsuz kadin
da kocasini toplum içinde küçük düsürür; yoksulluga sürükler. Krs.
Erkek sel kadin göl.
1643- Kadin kocasinin çarigi, anasinin sarigidir.
Kadin, kocasinin çikarip attigi çarik gibi terk edilebilir bir durumdadir.
Ama annesi onu her zaman bastaci eder. Krs. Önceki çarigi...
1644- Kadin var arpa ununu as eder; kadin var bugday ununu kes eder.
Bkz. Eti ciger eden de avrat, cigeri et eden de.
1645- Kadiyla mi iyisin, kapiyla mi? - Kapiyla.
Isini istedigi biçimde sonuçlandirmak isteyen kisi,
yüksek yetkiliden çok, onun buyrugu altinda çalisan görevliyle uyusmalidir.
Çünkü karari hazirlayan odur. Yüksek yetkili sadece imzalar.
1646- Kadin mali, kapi mandali.
Bkz. Avrat mali, kapi mandali.
1647- Kalayli bakir küflenmez.
Temizligini herkesin bildigi kisi ve is lekelenemez.
Krs. It degmekle..., Köpek sürünmekle...
1648- Kalbin yolu mideden geçer.
Bir kimsenin sevgisini kazanmak isterseniz ona sölen verip güzel
yiyecekler sununuz. Krs. Erkegin kalbine giden yol mideden geçer.
1649- Kaldin mi ogul eline, müdara eyle geline.
Ogullarinin bakimina muhtaç olan ana baba, gelinlerine
yaranmak zorundadirlar. Çünkü evin asil sahibi artik ogullari degil
gelinleridir.
1650- Kalendere kis geliyor demisler, titremeye hazirim diye cevap
vermis.
Yasamanin felsefesine eren kisi, en sevimsiz, dahasi
rahatsiz durumlari bile hos karsilar. Krs. Abdala
kar yagiyor demisler...
1651- Kalin (yogun) incelene kadar ince üzülür.
Güçlü ile zayifin, zengin ile fakirin, bir hastaliga,
bir sikintiya, bir zarara dayanma yetenekleri ayni
degildir. Güçlü gücünden bir parçasini yitirerek zayiflar;
ama zayif o kadar gücü yitirince ölecek duruma düser.
1652- Kalip kiyafetle adam adam olmaz.
Gösterisli bir vücut, iyi bir giyim-kusam, kisiye insanlik
degeri kazandirmaz. Krs. Kürk ile börk ile adam olunmaz, Esege altin
semer vursalar yine esektir.
1653- Kalkacagin yere oturma.
Kisi, layik olmadigi, er geç uzaklastirilacagi ise girmemelidir.
1654- Kalb kalbe karsidir.
Bkz. Gönülden gönüle yol vardir.
1655- Kalp (Gösterisli ama ise yaramaz kisi) kazanir, kaltaban (Düzenci)
gönenir.
Is becerme yetenegi bulunmayan kisi, düzenbazin
kendisine yutturdugu seyi kazanç sanir. Oysa, isini
yürütmüs olan, düzenbazdir.
1656- Kalpten kalbe yol vardir.
Bkz. Gönülden gönüle yol vardir.
1657- Kanaat gibi devlet olmaz.
Gereksemeleri için çok sey istemeyen, azi yeter bulan ve elindekiyle
yetinmesini bilen kisi yokluk nedir bilmez.
1658- Kanatsiz kus uçmaz.
Gereken kosullarla donanip güçlenmeyen kisi amaca varamaz.
1659- Kancik yalanmadan erkek dolanmaz.
Kisi, çikar saglamayi düsündügü kimsenin yakinlik gösterip umut
vermesi üzerine tasarisini gerçeklestirir.
1660- Kani kanla yumazlar, kani su ile yurlar.
Kötü bir durum, kötülügü sürdürecek davranislarla düzelmez. Buna son
verebilecek davranislarla düzelir.
1661- Kan kusana altin legenin ne faydasi var.
Bkz. Altin legenin kan kusana...
1662- Kan kus, kizilcik serbeti içtim de.
Kisisel dertlerimizi içimizde saklamali, baskalarinin
ögrenmesine meydan vermemeliyiz. Dahasi, kötü olan durumumuzu iyi gibi
göstermeye çalismaliyiz.
1663- Kapiyi kirarsan odun çok olur.
Bir gereksinimini karsilayacak parasi bulunmayan
kisi, önemli bir malini satmayi güze alirsa sorun kalmaz.
1664- Kara gün kararip kalmaz (durmaz). (Koç yigit bunalip ölmez.)
Insanin sikintili zamani sürüp gitmez, arkasindan
keyifli günler de gelir.
1665- Kara (kötü) haber tez duyulur.
Ölüm gibi, baska felaketler gibi haberler, bununla
ilgili kimselerin kulagina çabuk yetisir.
1666- Karakista karlar, martta yagmaz, nisanda durmazsa degme
çiftçinin keyfine. (Martta yagmaz, nisanda dinmezse sabanlar altin olur.)
Karakista kar yagar, martta yagis olmaz, nisanda da çok yagmur yagarsa o
yil bol ürün alinir; çiftçinin yüzü güler. Krs. Nisan yagmuru...
1667- Karaya sabun, deliye ögüt neylesin.
Özü bozuk olan sey, düzeltme çabalariyla iyi duruma getirilemez.
1668- Kardesi kardes yaratmis, rizkini ayri yaratmis.
Bkz. Allah kardesi kardes yaratmis, kesesini ayri yaratmis. Kardesim
aga, avradi hatin...
1669- Kardesim aga, avradi hatin, almaz beni kulluga satin.
Evlenen kisinin karisina verdigi deger, kardesine karsi olan sevgisini
bastirir. Krs. Kardesi kardes yaratmis, rizkini...
1670- Kardesim olsun da kanlim olsun.
Kendisine çok büyük kötülük de yapsa, insan kardesinden vazgeçemez. Çünkü
kardes, sirasi gelince, eski yaptiklarini unutturacak kadar büyük
yardimda ve iyilikte bulunur. Krs. Kardes kardesi...
1671- Kardes kardesi atmis, yar basinda tutmus. (Kardes kardesi
biçaklamis, dönmüs yine kucaklamis.)
1) Kimi zaman kisi, kardesine büyük bir kötülük
yapar. Ama o kötülügün kardesini mahva götürmekte
oldugunu görünce pismanlik duyar ve yaptigini düzeltecek davranislarla
yardimina kosar. (Yar uçurum anlamiyla alindigina göre.)
2) Kardes kardesten vazgeçebilir. Ama sevgilisi onu
el üstünde tutar. (Yar sevgili anlamina alinirsa.)
1672- Kardes kardesi biçaklamis, dönmüs yine kucaklamis.
Bkz. Kardes kardesi atmis, yar basinda tutmus.
1673- Kardes kardesin (hisim hisimin) ne öldügünü ister; ne ondugunu.
Kardes, kardese ziyan gelmesini istemez. Ama onun
kendisinden üstün durumda olmasini da kiskanir.
1674- Kardesten karin yakin (kulaktan burun yakin), (Karin kardesten yakin).
1) Kisi kardesini de sever çocuklarini da. Ama çocuklarini kardesinden
daha ileri tutar.
2) Kendi çikariyla, baskasinin, dahasi kardesinin çikari çatisan kisi,
önce kendi çikarini düsünür.
1675- Kar eden ar etmez.
Bkz. Ar yili degil kar yili.
1676- Kar erir, bok ayaza çikar.
Kirlilikleri örten durum ortadan kalkinca bütün kötülükleri herkes görür.
1677- Karga dermis ki: Çocuklarim olali burnumu göme göme bok yiyemedim.
Ana-baba çocuklari için her türlü özveriye katlanirlar. Kendilerinden çok
onlari düsünürler.
1678- Karga ile gezen boka konar.
Bkz. Isin yanina varan is...
1679- Karga kekligi taklit edeyim derken kendi yürüyüsünü sasirmis.
Görgüsüz kisi, görgülü kisinin yaptigini yapmaya
kalkisirsa beceremez, kendisinin dogal davranisini
da yitirir, gülünç olur.
1680- Karga mandayi (saksagan danayi) babasi hayrina bitlemez.
Bir kimse baskasina hizmet ediyorsa bunda kendisinin de bir çikari vardir.
1681- Karga sakirdamis bülbülüm sanmis.
Bir ustayi taklit eden aptal, kendini ustaliga yükselmis gibi görür.
1682- Karga yavrusuna bakmis, benim ak pak evladim demis. (Kuzguna
yavrusu anka görünür.)
Kisi kendi çocugunu güzel, kendi eserini kusursuz
görür. Baskalarina göre ne denli çirkin ve kusurlu
olurlarsa olsunlar.
1683- Kari-koca bir sözle yakin, bir sözle uzaktir.
Bir kadinla bir erkek, birbirlerine baglandiklarini
bildiren bir sözle kari-koca olurlar. Böyle bir bagin kalmadigini
bildiren bir sözle de yabanci olurlar.
1684- Kari (kadin) mali kapi mandali (hamam tokmagidir).
Bkz. Avrat mali kapi mandali.
1685- Karincadan ibret al, yazdan kisi karsilar.
Kisi çalisip kazanabildigi zamani bos geçirmemeli, çalisamayacagi
günler için geçimini saglayacak varlik edinmelidir.
1686- Karinca kanatlaninca serçe oldum sanir.
Eline geçici ve önemsiz bir güç geçen kisi, sürekli
güçlü oldum sanir.
1687- Karinca(-nin) zevali gelince kanatlanir.
Kisi, layik olmadigi asamaya yükselir, ya da durumunun gereklerine aykiri
taskinliklarda bulunursa artik düsecek demektir.
1688- Karin kardesten yakin.
Bkz. Kardesten karin yakin.
1689- Kar kuytuda, para pintide eglesir.
Her sey, saklanabilen yerde ve saklamasini bilenin yaninda bulunur.
1690- Kar ne kadar çok yagsa yaza kalmaz.
Elverisli bir ortamda çogalan seyler, ortam elverisliligini yitirince yok olur.
1691- Karin tok it gölgede yatar.
Akilsiz kisi bugün karnini doyurunca yanini düsünmez, yan gelir yatar,
keyfine bakar.
1692- Karpuz kabugunu görmeden denize girme.
Bir isi en uygun zamam gelmeden yapma; denize girmek için karpuzun
olgunlasma zamanini bekledigin gibi.
1693- Karpuz kabuguyla büyüyen (beslenen) esegin ölümü sudan olur.
Özensiz, üstünkörü yapilan is, hiçten bir nedenle bozulur.
1694- Karpuz kesmekle bararet sönmez (yürek sogumaz).
Size kötülük yapmis olan bir kimseden baskasina
zarar vermekle o kimseden öç almis olamazsiniz.
1695- Karpuz (kavun, karpuz) kökeninde büyür.
Çocuk ana baba ocaginda, herhangi bir kisi dogup büyüdügü çevrede yetisir,
gelisir.
1696- Kar susuzluk kandirmaz (gidermez). (Kavurga karin doyurmaz.)
Gerçek gereksemeler, avutucu, oyalayici seylerle
karsilanamaz.
1697- Kartala bir ok degmis, yine kendi yeleginden.
Bir kimseye en büyük kütülügü kendisine çok yakin olanlar yapar. Krs.
Agaca balta vurmuslar...
1698- Kartalin begenmedigini kargalar kapisir.
Zenginlerin begenmeyip attiklari nesneler, yoksullar için degerli mallardir.
1691- Kar yagdigi gün tozar.
Kalici ya da doyurucu olmayan kazanç çabucak tükenir. Sürekli ve doyurucu
bir kazanç yolu bulmak gerek.
1700- Kar yili var yili.
Kar yagdigi yil ürün bol olur, çiftçinin eline bol para geçer.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #21 : 29 Aralık 2010, 17:03:29 »
1701- Kar, zararin kardesidir (ortagidir).
Ticaretle ugrasan kimse; sadece kar edecegini düsünmemeli, zarar etmeyi
de göze almalidir. Alisveriste kar ve zarar birlikte gider.
1702- Kasap ekmegi yavan yer.
Bkz. Terzi kendi sökügünü dikemez.
1703- Kasap isterse keçinin boynuzundan yag çikarir.
Bkz. Çobanin gönlü olursa tekeden yag çikarir.
1704- Kasap, yagi bol olunca gerisini yaglar.
Elinde kendisine gerek olandan artik sey bulunan
kimse, bunu gereksiz yere savurup telef eder. Krs.
Abdalin yagi çok olursa..., Kürdün yagi çok olunca...
1705- Kasavetsiz agiz anahtarsiz açilir.
Sikintisi olan kimseye bir sey söyletmek güçtür.
Ama sikintisi, kaygisi olmayan kimse, bol bol, rahat rahat konusur.
1706- Kasimdan on gün evvel ek, on gün sonra ekme.
Ekim zamani kasimdan on gün önce biter. Kasimdan on gün sonra ekilen tohum
verimli olmaz.
1707- Kasim yüz elli, yaz belli.
Kasimin 150- günü (8 nisan) olunca kötü havalar geçer, yazin ucu görünür.
1708- Kasim yüz, gerisi düz.
Bkz. Kasim yüz elli, yaz belli.
1709- Kas çatmakla çatik kasik olunmaz.
Görünüsü benzetmekle övülecek bir nitelik kazanilamaz. Belki eski durumdan
da kötü bir duruma düsülür.
1710- Kasigi herkes yapar ama sapini ortaya getiremez.
Her isin kendine özgü bir inceligi vardir. Bu yerine getirilmedikçe o is
basarilmis sayilamaz.
1711- Kas ile göz, gerisi (kalani, artani, dahasi) söz.
Güzellik, her seyden önce kas ve göz güzelligidir.
Vücudun baska yerlerinin güzel olmasi önemli degildir.
1712- Katira baban kim? demisler, dayim at demis.
Asagilik duygusu içinde bulunan kisi, kendisini oldugu gibi
göstermeye utanir da kötü yönünü gizler, sadece iyi yönüyle övünür. Krs.
Kel kiz teyzesinin...
1713- Katira (esege) cilve yap demisler, çifte (tekme) atmis.
Bkz. Esege cilve yap demisler...
1714- Katrandan olmaz seker, olsa da cinsine çeker.
Kötü soylu sey ve kisi iyiye dönmez. Ona iyi niteligi kazandirmak için ne
denli ugrasilirsa ugrasilsin yine aslindan bir kötü iz kalir.
1715- Kavak uzaya uzaya göge yetmez.
Hangi alanda olursa olsun, ilerleyisin bir siniri vardir.
1716- Kavak, yapragini tepeden dökerse kis çok olur.
Kavak agacinin yapraklari tepeden dökülmeye baslar, asagidakiler, daha
sonra dökülürse o yil kis zorlu olur.
1717- Kavanoz dipli dünya.
Sürekli olarak durum degistiren, hiçbir durumuna
güvenilemeyen, üstünde yasayanlara vefasi olmayan bir dünyada yasiyoruz.
Krs. In kalk dünyasi.
1718- Kavgada kiliç ödünç verilmez.
Kisi, savunma silahini baskasina verip kendisini savunamayacak ve
yenilgiye ugrayacak duruma düsmemelidir.
1719- Kavgada yumruk sayilmaz.
1) Kavga edenlerden her biri, ötekine karsi olabildigince sert ve çok
saldirida bulunmak zorundadir.
Amaç düsmani ezmektir. Saldirinin sayisi ve neye mal oldugu düsünülmez.
2) Bir seyin meydana gelmesi için çok gereç harcamak zorunlulugu varsa
esirgenmeden harcanir. Ne denli çok harcaniyor diye düsünülmez.
1720- Kavun, karpuz kökeninde büyür.
Bkz. Karpuz kökeninde büyür.
1721- Kavun, karpuz yata yata büyür.
Bu söz tembel yatanlara takilmak için söylenir.
1722- Kavurga karin doyurmaz.
Bkz. Kar susuzluk kandirmaz.
1723- Kavurganin yanani siçrar.
Bir toplulugu tedirgin eden durumdan en çok zarar gören kisi sesini
yükseltir.
1724- Kaya uçmazsa dere dolmaz.
Büyük bir eksigi kapatabilmek için büyük özverilerde bulunmak gerektir.
1725- Kaybolan (zayi olan) koyunun kuyrugu büyük olur.
Bkz. Kaçan balik büyük olur.
1726- Kayis bilir kutan (büyük pulluk) ne çeker.
Agir bir isin ne denli güç yapildigini ancak o isin
yapilmasinda araci olan, emegi geçen bilir.
1727- Kaymagi seven mandayi yaninda tasir.
Sevdigi seyden yoksun kalmak istemeyen kisi, onu
saglayacak araçlari eli altinda bulundurmali ve bunun için gereken
sikintilara katlanmalidir. Krs. Zemheride yogurt isteyen..., Cani kaymak
isteyen..., Asure yemeye giden kasigini..., Pilav yiyen kasigini...
1728- Kaynana öcü, oglu cici.
Gelinler kocalarini severler de kaynanalarini rahatsizlik veren bir
yaratik sayarlar.
1729- Kaynana pamuk ipligi olup raftan düsse gelinin basini yarar.
Kaynana ne denli yumusak huylu, iyi davranisli
olursa olsun, her hali gelini tedirgin eder.
1730- Kaynayan kazan kapak tutmaz.
Için için büyüyen bir olay, bir duygu, çok geçmeden patlak verir.
1731- Kaza geliyorum demez.
Kaza, beklenmedik zamanda, birdenbire gelir. Olacagi bilinse önleyici
önlem alinir.
1732- Kazanina ne korsan çömçende o çikar.
Bkz. Ne ekersen onu biçersin.
1733- Kazanirsan (sen) dost kazan, düsmani anan da dogurur. (Sen dost
kazan; düsman ocagin basindan çikar.)
Sen dost kazanmanin yoluna bak, düsman kolay
kazanilir. Anan bile sana düsman olacak bir kardes dogurur.
1734- Kazan kazana kara demis.
Kinanacak bir durumu olan kimse, kendi kusuruna bakmaz da baskasindaki
benzer durumu kinar.
Krs. Kinayanda kirk batman.
1735- Kazanmayanin kazani kaynamaz.
Kazanci olmayan kisinin evinde yemek pismez.
1736- Kazan tasarsa kepçenin degeri olmaz.
Önlemler tehlike basgöstermeden alinmalidir. Tehlike ortaya çiktiktan
sonra alinacak önlem ise yaramaz.
1737- Kazaya riza gerek.
Kazaya boyun egilmelidir. Olup biteni degistirmeye insanin gücü yetmedigine
göre baska bir sey de yapilamaz.
1738- Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
Büyük çikar saglanan yerden ufak tefek özveriler esirgenmemelidir.
1739- Kaz kazla, daz dazla, kel tavuk kel(topal) horozla.
Herkes kendi durumuna uygun gelen kisilerle anlasip arkadaslik eder.
1740- Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu.
Sen baskasina kötülük yapma yolunu tutarsan; baskasi da sana kötülük
yapma yolunu tutar. Krs. Kazma kuyuyu kendin düsersin., El için kuyu...,
Az kaz uz kaz...
1741- Kazma kuyuyu kendin düsersin.
Bkz. El için kuyu kazan...
1742- Keçide de (keçinin de) sakal (sakah) var. (Sakal keçide de var.)
Bir kimse kilik kiyafetiyle degil gerçek degeriyle güven verir. Sakal,
kisiye deger kazandirmaz. O, keçilerde bile vardir.
1743- Keçi geberse de kuyrugunu indirmez.
inatçi, ölür de inadindan vazgeçmez.
1744- Keçi kurttan kurtulsa gergedan olur.
Tehlikeler, zararlar olmasa her sey alabildigine gelisir.
1745- Keçi nereye çikarsa oglagi da oraya çikar.
Büyüklerin tuttugu yol, küçüklere örnek olur. Onlar
da ayni yolu izlerler. Krs. Agaca çikan keçinin...
Ön tekerle nereden geçerse...
1746- Keçinin de sakali var.
Bkz. Keçide de sakal var.
1747- Keçinin meseye ettigini külü derisinden çikarir.
Bkz. Keçinin sumaga ettigini...
1748- Keçinin sumaga (meseye) ettigini sumak keçiye edecek.
Sumak yapragi ve mese külü -içindeki tanen dolayisiyla- deri tabaklamakta
kullanilir. Keçi, derisinin böylece hirpalanmasiyla canli iken yaptiginin
karsiligini görür.
1749- Keçinin uyuzu, çesmenin (pinarin) gözünden su içer (içer suyunu).
1) Degersiz kisiler kendilerini degerli ve en güzel seye
layik görürler.
2) Igrenç olanlar, durumlarina bakmazlar da igrenilmeyecek sey ararlar.
1750- Keçiye can kaygisi, kasaba yag kaygisi. (Koyun can derdinde, kasap
yag derdinde).
Degismez bir kuraldir: Bir kisi önemli bir kaybindan dolayi çirpinip
kivranirken baska bir kisi bu durumdan ne kadar çok yararlanabilecegini
düsünür.
1751- Kedi görmüs, yaram var demis. (Kedi kiçina bakar da yaram
var dermis.)
Sikintisi olmayan densiz kisi, hiç yoktan kendine
sikinti çikarir.
1752- Kedinin boynuna ciger asilmaz.
Bir kimseye, kullanip zarar verecegi, kendine mal
edip ortadan kaldiracagi sey emanet edilmez.
1753- Kedinin gidecegi samanliga kadar.
Uygunsuz bir is yapan kisi, ne kadar kaçarsa kaçsin, gidecegi yerler
bellidir. Az sonra yakayi ele verir.
1754- Kedinin kabahatini önüne koyarlar, öyle döverler.
Cezalandirilan kimse suçunun ne oldugunu bilmelidir ki o suçu bir daha
islemesin.
1755- Kedinin kanadi olsaydi serçenin adi kalmazdi.
Saldirganlar istediklerini yapabilecek durumda olsalardi, güçsüzleri
kolaylikla ortadan kaldirir, bol bol çikarlarini saglarlardi.
1756- Kedinin uslulugu siçan görünceye kadar.
Atilgan kisilerin sessiz ve eylemsiz durmalari, onlari çileden çikaran bir
durum basgösterince sona erer.
1757- Kedi törpüyü yalar da kanlar çiktikça oh der.
Akilsiz kisi baskasina yarar verirken kendisi zarar
etse de aldirmaz.
1758- Kedi uzanamadigi (yetisemedigi) cigere, pis (murdar) der.
Kisi, elde edemedigi seyi istemiyormus, begenmiyormus gibi görünür.
1759- Kedi, yavrusunu yerken siçana benzetir.
Kisi, yakini olan suçsuz birisini ezmeyi çikarina uygun görürse
onda düsmanina benzeyen nitelikler bulur.
1760- Kediye bokun kimya demisler, üstünü örtmüs.
Iyilik sevmeyen, kimsenin ondugunu istemeyen kisi,
atacagi zararli seyi -baskasinin aradigini anlarsa yararlanilamayacak
duruma getirir.
1761- Kediyi sikistirirsan üstüne atilir.
Senden çekinen, korkan kisi, çok sikistirirsan sana
karsi gelir.
1762- Kefen alacak adam gözünün yasindan belli olur.
Bir kimsenin herhangi bir eyleme girisecegi, o eyleme
girismesini zorunlu kilan durumundan anlasilir.
1763- Kefenin cebi yok.
Zengin olup da para harcamaya kiyamayan kimse, parayi ne yapacak? Öbür
dünyaya götüremez ki!
1764- Kefilin ya saçi, ya sakali.
Borçlu borcunu ödemezse kefilinin yakasina yapisilir; nesi bulunursa
alinir.
1765- Kele köseden yardim olmaz.
Kisi, kendisinin yardima muhtaç oldugu konuda baskasina yardim edemez.
Krs. Kelin ilaci olsa...
1766- Kel ilaç bilse kendi basina sürer.
Bkz. Kelin ilaci olsa basina sürer.
1767- Kelin ayibini takke örter.
Birçok kimselerin kusurlarini zenginlik, is basinda
olus vb. durumlar örter.
1768- Kelin ilaci (merhemi) olsa basina sürer. (Kel ilaç bilse kendi
basina sürer.)
Kendi derdine çare bulamayan kisiden ayni durumda olan baskasi yardim
beklememelidir. Krs. Kele köseden...
1769- Kel kiz teyzesinin saçiyla övünür.
Degersiz kisi, yakinlarinin degerlerinden kendisine
bir pay çikarmaya çalisir. Krs. Katira baban kim
demisler...
1770- Keller (ile) yagirlar, birbirini agirlar.
Bkz. Sagirlar birbirini agirlar.
1771- Kelle sag olsun da külah bulunur (eksik olmaz.)
Kisi yasasin da elbet bir is sahibi olur.
1772- Kel ölür, sirma saçli olur; kör ölür, badem gözlü olur.
(Kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sirma saçli olur.)
Kisi, elinden giden önemsiz, kusurlu bir seyi çok
önemli, çok güzelmis gibi anlatir. Krs. Kaçan balik...
1773- Kel yaninda kabak anilmaz.
Bir kisinin yaninda, uzaktan da olsa onun eksigini
çagristirabilecek sözler söylemekten çekinilmelidir.
Krs. Aç yaninda sarpin kurcalanmaz.
1774- Kem dileme komsuna, kem is gelir basina.
Bkz. Hayir dile komsuna, hayir gele basina.
1775- Kemikle (etle) deri, yemekle diri.
Iyi beslenmeyen kisi saglikli olmaz.
1776- Kem söz, kalp (kem) akça sahibinindir.
Kötü sözü, kalp akçeyi kimse kabul etmez. Bunlar
yine sahiplerine çevrilir.
1777- Kenarin dilberi nazik de olsa nazenin olmaz.
Kibar çevrede yetismemis olanlar, ne denli özenseler kibarligin bütün
inceliklerini gösteremezler; kaba davranislardan kendilerini büsbütün
kurtaramazlar.
1778- Kendi düsen aglamaz.
Yanlis davranisi yüzünden zarara ugrayan kimsenin bu durumundan yakinmaya
hakki yoktur.
1779- Kendinden küçükten kiz al, kendinden büyüge kiz ver.
1) Gelinler kocalarina karsi saygi duymalidirlar. Bunu saglamanin yolu,
erkek ailesinin kiz ailesinden yüksek olmasidir.
2) Bu yolu tutarsan aldigin kiz seninle övünür sen
de iyi bir yere kiz verdim diye mutluluk duyarsin.
1780- Kepenek altinda er yatar.
Insanlari kilik ve kiyafetlerine bakarak degerlendirmemelidir. Kaba saba,
perisan bir kilik içinde degerli bir kisi bulunabilir.
1781- Keseye danis, pazarliga sonra giris.
Ödeyecek paraniz yoksa bir sey satin almaya girismeyin.
1782- Kesilen bas (bir daha) yerine konmaz.
Kesin olarak yapilip sonuçlandirilan is, eski durumuna getirilemez. Onun
için her davranistan önce, bunun nasil bir sonuç doguracagini iyi hesap
etmek, ondan sonra ise girismeye, ya da girismemeye karar vermek gerektir.
1783- Keskin akil (zeka) keramete kiç attirir.
Çok zeki olan kisi, bir isin nereye varacagini keramet sahibi kisiden daha
iyi bilir.
1784- Keskin sirke kabina (küpüne) zarar(-dir).
Çok öfkeli kisi, kendi sagligini bozar, vücudunu yipratir ve islerini
altüst eder.
1785- Kesmez biçak ele, is bilmeyen avrat dile.
Bkz. Kör biçak ele...
1786- Kes parmagini çik pazara, em (merhem, ilaç) buyuran çok olur.
Kisinin bir gerekseme içinde bulundugunu gören
herkes ona türlü türlü yol gösterir.
1787- Kibleden geldi kisimiz, Allah'a kaldi isimiz.
Kis afetleri güneyden gelmeye baslarsa, çok azgin
bir mevsim geçirilecek demektir.
1788- Klavuzu karga olanin burnu boktan kalkmaz (kurtulmaz, çikmaz).
Kötü kimsenin arkasina düsen kisinin basi dertten kurtulmaz.
1789- Kiliç kinini kesmez.
Sert ve asiri davranisli kisinin yakinlarina zarari dokunmaz.
1790- Kir atin yaninda duran ya huyundan ya suyundan (tüyünden).
Kisi kiminle arkadaslik ederse ondan etkilenir, huy kapar. Krs. Itle
yatan bitle kalkar., Kisi refikinden azar., Isin yanina varan is...,
Körle yatan..., Topalla gezen..., Üzüm üzüme...
1791- Kirk gün taban eti, bir gün av eti.
Avcilar bir av avlayabilmek için dag, tas demez, günlerce taban teperler.
1792- Kirk hirsiz bir çiplagi soyamamis.
Sömürücüler ne denli usta olurlarsa olsunlar, sömürülecek bir seyi
olmayandan yararlanamazlar.
Krs. Ölmüs koyun kurttan korkmaz.
1793- Kirkindan sonra azani tenesir paklar (azana çare bulunmaz).
Yasliliklarinda ahlaklari bozulanlar, dogru yola getirilemezler; ölünceye
degin o yolda giderler.
1794- Kirkindan sonra saza baslayan kiyamette çalar.
Yaslandiktan sonra bir sey ögrenmeye, yeni bir is
yapmaya baslayan kimsenin bunu basarmaya ömrü yetmez.
1795- Kirk serçeden bir kaz iyi.
Birçok küçük isle ugrasmaktansa tek büyük is yapmak daha uygundur.
1796- Kirk yilda bir ölet olur, eceli gelen ölür. (Kirk yil
kiran olmus, eceli gelen ölmüs.)
Tanri'nin verdigi ömrü hiçbir sey degistiremez. Salgin ve öldürücü
hastalik da olsa eceli gelmeyen ölmez. Böyle zamanlarda çok kisinin ölmesi,
ecellerinin o zamana rastlamasindandir.
1797- Kirk yillik Kani (Müslüman özel adi), olur mu (Yani Hiristiyan
özel adi)?
Yaslanincaya degin iyi insan olarak yasamis olan
kisi, artik kötü olmaz (degismez).
1798- Kirlangicin zararini biberciden sor.
Kirlangiç zararsiz bir kus gibi görünür. Ama bibere pek düskün oldugundan,
ne kadar zararli bir yaratik oldugunu ancak biberci bilir. Durumlari buna
benzeyen çok kisiler vardir.
1799- Kirlangiç bir zararsiz kus; git Yemen iline danis.
Kimi çevrelerde kimseye zarari dokunmayan kisi,
kimi çevreler için tehlikeli olabilir.
1800- Kisa günün kari (kazanci) az olur.
Kisa süre çalisilarak yapilan isten elde edilecek kazanç az olur.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #22 : 29 Aralık 2010, 17:04:08 »
1801- Kismet gökten zembille inmez.
Kismet, durup dururken kisinin ayagina gelmez, çalismakla elde edilir.
Çalismayanin kismeti olmaz.
1802- Kismetinde ne varsa kasiginda o çikar.
Bir sey elde etmek için çalisan kimseye Tanri neyi kismet etmisse onu verir.
1803- Kismet ise gelir Hint'ten, Yemen'den, kismet degilse ne gelir elden?
Tanri bir seyi size kismet etmisse, Hint'ten, Yemen'den gelir, sizi bulur.
Kismet etmemisse ne yapsaniz onu elde edemezsiniz.
1804- Kismetsiz köpek, sabaha karsi uyuyakalir.
Tanri'nin kendisine kismet vermedigi yaratik, yararlanilacak seyi elde
etmek kolaylastigi zaman, baska bir isle ugrastigi için, bundan yoksun kalir.
1805- Kis kis gerek, yaz yaz.
Her mevsim, kendine özgü doga olaylari ile geçmelidir. Bu düzenin bozuk
gitmesi insanlarin perisan olmasina yol açar.
1806- Kis kisligini, kus kuslugunu gösterir (yapar).
Doga kanunlari degismez. Her olay, her varlik özelligini belli eder.
1807- Kiz besikte (kundakta) çeyiz sandikta. (Kiz kucakta, çeyiz
bucakta).
Kiz daha besikte iken çeyiz hazirliklarina baslamak gerektir.
1808- Kiz evi naz evi.
Kiz evi nazli olur. Isteklinin rica, minnet etmesini
ister, kizini agir satar.
1809- Kizi gönlüne birakirsan ya davulcuya varir (kaçar), ya zurnaciya.
Evlenme çagindaki kiz eglenceye düskün olur. Büyükleri onu uyarmazlarsa,
hoslandigi, uygun olmayan birisiyle evlenir.
1810- Kizi kizken görme, gelinken gör; gelinken görme besik ardinda gör.
Kizlarin en güzel çagi evlenmeden önceki durumlaridir. Evlendikten sonra
eski tazelikleri kalmaz. Hele çocuk yaptiktan sonra daha da bozulurlar.
1811- Kizini dövmeyen dizini döver.
Kizini iyi yetistirmeyen anne, kizi el kapisinda beceriksizligi yüzünden
sikinti çektigi zaman dövünür durur.
1812- Kizin var, sizin var.
Kiz çocugunun sorunlari ve sorumluluklari çok ve
çesitlidir. Ana baba, sürekli olarak bunun tedirginligi içinde bulunurlar.
1813- Kiz kucakta, çeyiz bucakta.
Bkz. Kiz besikte, çeyiz sandikta.
1814- Kim düser daldan, o bilir haldan.
Bkz. Damdan düsen damdan düsenin halini bilir.
1815- Kimi köprü bulamaz geçmeye, kimi su bulamaz içmeye.
Kimi kisiler bir seyin bollugundan yakinir, ondan
kurtulmanin yollarini ararlar. Kimi kisiler ayni seyden yoksun
olmanin sikintisini çekerler.
1816- Kimine hay hay, kimine vay vay.
1) Bu dünyada her olay kimi kisiler için sevindirici, kimi kisiler için
üzücüdür.
2) Kimi kisiler istedikleri her seye kavusurlar; kimi kisiler diledikleri
hiçbir seyi elde edemezler.
1817- Kiminin devesi (parasi), kiminin duasi.
Varlikli olanlarin parasi, yoksul olanlarin da duasi alinarak isler
yürütülür.
1818- Kimin ki bagi var, yüreginde dagi var.
Bkz. Dagda bagin var...
1819- Kimse ayranim (yogurdum) eksi demez. (Yogurdum, ayranim eksidir diyen
olmaz.)
Herkes satacagi mali över. Kendi tutumunu ve tuttugu kimseleri savunur.
Baskalari elestirseler de bunlara toz kondurmaz.
1820- Kimse bilmez, kim kazana kim yiye.
Bir kimse çalisip çabalar; kendisinin ve çoluk çocugunun gelecegi için mal
biriktirir. Ancak, kimi zaman olaylar öyle gelisir ki bu kazanci, düsündükleri
degil hatir ve hayalde olmayan kisiler yer.
1821- Kimseden kimseye hayir yok (gelmez).
Insan, yapacagi iste yalniz kendi gücüne güvenmelidir. Baskasinin
yardimini bekler ve buna güvenirse düs kirikligina ugrar. Krs. Tirnagin
varsa basini kasi.
1822- Kimse kendi ayibini görmez.
Bkz. Herkes kendi ayibini bilmez.
1823- Kimse kendi memleketinde peygamber olmaz (olmamis).
Kisinin degeri, dogup büyüdügü yerde geregi gibi
bilinmez. Daha önce ad kazanmis kimseler vardir.
Aile rekabetleri vardir. Küçüklügünde yaptigi çocukça
davranislari bilenler vardir... Bütün bunlar,
onun yüksek bir kisi olarak kabul edilmesini engeller.
1824- Kimse kimsenin çukurunu doldurmaz.
Yasli bir kisi, çok sevdigi bir genç ölünce keske
onun yerine ben öleydim der. Kimi zaman da biz
o degerli adam ölecegine su ise yaramaz adam
ölmeliydi deriz. Bos sözler. Kimse kimsenin yerine ölemez.
1825- Kimse kimsenin kismetini (rizkini) yemez.
Kimi zaman bir kimsenin eli altindaki yiyecek türlü
nedenlerle yenilmez, kalir. Bu sirada disaridan
biri gelir, yemege alikonulur. Hazir bulunan yiyecek
ona ikram edilir. Demek ki bu yiyecek onun
kismeti imis, asil sahibinin kismeti degilmis denilir.
Bu durum, kimse kimsenin kismetini yemez
gerçegini kanitlar. Yan yana ayni mali satan iki esnaf
da böyle düsünür: Gelen müsteri, her iki mali
görür, ama ancak birini satin alir. Saticilar kismet
sataninmis inancinda birlesirler.
1826- Kimsenin ahi kimsede kalmaz.
Zulüm görenin ahi, zulmedene hayretmez. Krs. Mazlumun ahi indirir sahi.
1827- Kimsenin çirasi tana kadar yanmaz.
Hiç kimsenin parlak yasami sürekli olmaz.
1828- Kimseye arsinina göre bez vermezler.
Gözü yükseklerde olan, asiri istekleri bulunan kimseye
düsledigi ölçüye göre degil, içinde yasadigi ortamin ölçüsüne
göre bir pay verilir.
1829- Kiraz dut yetismese beni yiyenin boynunu sapima
döndürürüm demis.
Kiraz, yiyene yumusaklik verir; kisiyi zayiflatir. Hemen ardindan
yetisen dut ise besleyicidir.
1830- Kisi arkadasindan bellidir. (Adam ahbabindan bellidir.)
Herkes anlasabildigi kimse ile arkadaslik eder. Bundan dolayidir ki bir
kimsenin nasil bir kisi oldugunu ögrenmek isteyen, arkadasinin kisiligine
bakmalidir.
1831- Kisi (herkes) ektigini biçer.
Bkz. Ne ekersen onu biçersin.
1832- Kisi ne yaparsa kendine yapar.
Iyilik yapan iyilik, kötülük yapan kötülük bulur.
1833- Kisinin kendine ettigini kimse (alem bir yere gelse) edemez.
Bir kimse kimi zaman tedbirsizligi yüzünden öyle
yanlis is yapar, basini öyle derde sokar ki böyle bir
kötülügü baskalari ona yapamaz.
1834- Kisi refikinden azar.
Kötü arkadas, kisiyi kötü yola sürükler. Krs. Adam adamin seytani,
Itle yatan bitle kalkar, Kir atin yaninda duran..., Isin yanina varan
is..., Topalla gezen..., Körle yatan..., Üzüm üzüme...
1835- Kisi umduguna küser.
Bkz. Gönül ummadigi yere küser.
1836- Kisiyi (herkesi) nasil bilirsin, kendin gibi.
Bkz. Herkesi nasil bilirsin...
1837- Kisiyi vezir eden de karisi, rezil eden de.
Kari akilli olursa kocasinin toplum içindeki yerini
her bakimdan yüceltir. Akilsiz, tutumsuz, ahlaksiz...
olursa kocasini perisan, kepaze eder. Krs. Iyi evlat babayi vezir...
1838- Kocana göre bagla basini, harcina göre pisir asini.
Kisi, tutumunu çevresindekilerin durumuna göre düzenlemeli ve kendi
varligina uygun bir yasayis sürmeli, gücünün üstünde isler yapmaya
kalkismamalidir.
1839- Kocanin kabi ikiyse birini kir.
Kiskanç kadin, kocasinin asiri zengin olmasini istemez; çapkinliga baslar
diye.
1840- Kocasini vezir eden de rezil eden de karisidir.
Bkz. Kadin kocasini isterse...
1841- Koça (öküze) boynuzu yük degil (olmaz).
Kisiye kendi isi ve yakinlarinin sorumlulugu agir gelmez. Krs. Hamala
semeri yük olmaz.
1842- Koç koyundan seçkel gerek.
Bir topluluga önderlik edecek, egemen olacak kisi,
toplulugu olusturanlardan üstün nitelikte olmalidir.
1843- Kol kirilir yen içinde bas yarilir börk içinde.
Bkz. Bas yarilir börk içinde...
1844- Komsu boncugunu çalan gece takinir.
Hirsizlik mal, sahibinin göremeyecegi yer ve zamanda kullanilir.
1845- Komsuda piser, bize de düser.
Yakinlarimizin güzel seylere kavusmasi onlardan bizim de yararlanmamiz
olasiliginin dogmasi demektir.
1846- Komsu ekmegi komsuya borçtur.
Komsunuz size bir ikramda bulunur, bir sey armagan ederse, siz de ona
ikramda bulunmali, armagan vermelisiniz.
1847- Komsu hakki, Tanri hakki(-dir).
Komsular arasinda yakin, kaçinilmaz iliskiler vardir. Komsular birbirlerini
incitmemeli, birbirlerinin hatirini saymali, birbirlerine yardim
etmelidirler. Bu ödevleri yerine getirenler, Tanri'ya karsi da ödevlerini
yapmis olurlar.
1848- Komsu iti komsuya ürümez.
Komsudaki uygunsuz kisi, baskalarini incitse de
komsusunu rahatsiz etmez.
1849- Komsu kizi almak, kalayli kaptan (tastan) su içmek gibidir.
Komsu kizini almaya karar veren, ailenin ve kizin
durumunu, gidisini iyi bildiginden içi rahat olarak
bu iliskiyi kurar.
1850- Komsu komsunun külüne (tütününe) muhtaçtir.
Komsular birbirlerine en küçük sey için bile muhtaçtirlar. Kimi zaman
önemsiz bir seyin eksikligi isimizi aksatir. O zaman komsu imdada yetisir.
1851- Komsun kör ise sen kipa bak.
Kisi, çevresindeki insanlari kiskandiracak durumlardan sakinmali, onlarda
bulunmayan seylere sahip olsa bile onlar gibi yasamalidir.
1852- Komsunu iki inekli (öküzlü) iste ki kendin bir inekli
(öküzlü) olasin.
Baskasinin iyi durumda olmasini iste ki Tanri seni
de ondursun. Krs. Hayir dile komsuna...
1853- Komsunun tavugu, komsuya kaz görünür (karisi kiz görünür).
Baskasinin mali, bize oldugundan daha degerli görünür. Oysa ayni sey
bizde de vardir; ama baskasininkini bizimkinden üstün buluruz.
1854- Konur esek çayirini almaz.
Kendini begenmis kisi, yararlanilacak nesnelere hor
baktigindan bunlardan yoksun kalir.
(Konur: Kibirli)
1855- Korkak bezirgan (tüccar) ne kar eder ne ziyan (zarar).
Is yapmaya korkan tüccar, kendisini zarardan korumus olur ama, kazanç da
saglayamaz.
1856- Kork Allah'tan korkmayandan.
Allah'tan korkmayan kimse, insana her türlü kötülügü yapabilir.
Böylesinden korkulur.
1857- Kork aprilin besinden, öküzü ayirir esinden.
Aprilin besinde (simdiki 18 nisanda) çift süren iki
öküzü birbirinden ayiracak kadar siddetli saganak
olur; kasirga ve firtina kopar.
1858- Korku daglari bekletir (asirir).
1) Birçok insanlar zulüm, ya da ceza görmekten korkup daglara çikar,
orada çekilmez kosullar altinda yasarlar.
2) Kötü, sert bir durumla karsilasacagindan korkan kisi, yapmak istedigi
seyden istemeye istemeye vazgeçer.
1859- Korkulu rüya (düs) görmektense uyanik yatmak hayirlidir.
Tehlikesi de bulunan çekici bir ise girismektense o
isten vazgeçip tehlikesi olmayan durumda kalmak
daha iyidir. Krs. Ne karanlikta yat...
1860- Korkunun ecele faydasi yoktur.
Kisi korkmakla kendisine gelecek bir zarari önleyemez. Olacak olur. Bunun
için bos yere korkup üzüntü çekmemelidir.
1861- Koy avucuma, koyayim avucuna.
Bize yardimda bulunan, yarar saglayan kisiye biz
de yardimda bulunur, yarar saglariz.
1862- Koyma akil, akil olmaz (cepten düser), (Sokma akil, sekiz adim gider.)
Akli olmayan kisi, baskasinin verdigi akil ile is göremez. Önce bir seyler
yapmaya baslasa da arkasini getiremez.
1863- Koyun can derdinde, kasap yag derdinde.
Bkz. Keçiye can kaygisi...
1864- Koyunun bulunmadigi yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
Bir seyin çok degerlisi ele geçmezse az degerlisi önem
kazanir. Krs. Körler memleketinde...
1865- Koyunun götü bir gün açiksa keçininki her gün açik.
Davranislarini herkesin begendigi kimse, günün birinde yanlis bir is
yapabilir. Bu, her gün yanlis is yapaninkinin yaninda kinanacak bir
durum sayilmaz.
1866- Koyunun kuyrugu var örter.
Zenginlerin ve toplumda önemli yeri olan kisilerin
kusurlari hemen örtbas edilir. Krs. Mal malamati örter.
1867- Koyunun meledigini kuzu melemez.
Ana-babanin çocuguna karsi gösterdigi asiri ilgi ve
sevecenligi, çocuk ana-babasina karsi o ölçüde göstermez.
1868- Koyunu yüze yetir, el onu bine yetirir.
El, bir olayi abartarak söyler. Yüz kazansan bin diye
anlatir.
1869- Koz gölgesi: kiz gölgesi, sögüt gölgesi: yigit gölgesi,
dut gölgesi: it gölgesi.
Ceviz agacinin gölgesi koyu, güzeldir. Insana kizlarin yaninda bulunma keyfi
verir.
Ancak orada karinca çok olur; gölgede oturan insanin keyfini kaçirir. Kizlarin
yaninda
oturankisi de hem mutluluk duyar, hem de çevredeki asalaklardan rahatsiz olur.
Sögüt, boylu boslu bir agaçtir. Koruyucu yigide benzer.
Gölgesi altinda safa ve rahatlikla vakit geçirilir.
Dut gölgesi, alaca bir gölgedir, zevksizdir;
rahatsizdir. Çünkü agacin meyvesi, altina dökülür.
Hem insanin üstünü kirletir, hem de sineklerin üsüsmesine
yol açar. Bundan baska, itler de dut yemeye gelir,
orasini kirletirler. Gölgede de yatarlar.
1870- Köleden aga olan minareyi sesiyle yikar.
Sonradan görmüs kisi çok yüksekten atar tutar. Krs
Sonradan imam olanin...
1871- Köpege dalanmaktan çaliyi dolanmak yegdir.
Bkz. Itle dalasmaktan...
1872- Köpege gem vurma, kendisini at sanir.
Kendisine karsi degeri varmis gibi davranilan degersiz
kisi, gerçekten deger bulundugunu sanir.
1873- Köpegi dövmeli ama, sahibinden utanmali.
Sana satasan kisiyi hirpalarken onu benimsemekte
ve korumakta olan saydigin kimseyi gücendirmemeye de dikkat etmelisin.
1874- Köpegin ahmagi baklavadan pay umar.
Bkz. Itin ahmagi...
1875- Köpegin duasi kabul (makbul) olsa (-ydi) gökten kemik yagar(-di).
Bkz. Itin duasi...
1876- Köpegi öldürene sürütürler.
Bkz. Iti öldürene...
1877- Köpek bile yal yedigi kaba pislemez (siçmaz).
Köpek bile yem yedigi kaba karsi saygili davranirken,
insan nasil olur da geçimini sagladigi yere, kendisine
bu geçimi hazirlamis olan kimseye kötülük eder?
1878- Köpek ekmek veren (yedigi) kapiyi tanir.
Köpek bile kendisini besleyen yeri bilir, davranislariyla duygularini
belli eder. Insan bundan ders almali, gördügü iyiligi unutmamalidirlar.
1879- Köpekle dalasmaktan çaliyi dolasmak yegdir.
Bkz. Itle dalasmaktan...
1880- Köpek sahibini isirmaz.
Kisi ne kadar asagilik olursa olsun, kendini benimseyip koruyana kötülük etmez.
1881- Köpeksiz sürüye (köye) kurt girer (iner).
Koruyucusuz halka, bekçisiz ülkeye düsman saldirir.
1882- Köpek suya düsmeyince yüzmeyi ögrenmez.
Kisi, bir tehlike karsisinda her yerden umudu kesilip kendine güvenmekten
baska çare kalmadigini anlamadikça kurtulus yolunu bulamaz.
1883- Köpek sürünmekle etek kesilmez.
Terbiyesiz kimsenin satasmasiyla temiz kisi lekelenmis olmaz. Krs. It
degmekle deniz..., Kalayli bakir...
1884- Köprüyü geçinceye kadar ayiya dayi derler.
Kisi, kendisinden yardim bekledigi asagilik kimseye isi bitinceye kadar
soylusun, boylusun diye dil döker.
1885- Kör Allah'a nasil bakarsa Allah da köre öyle bakar.
Kisi efendisine karsi nankörlük ederse efendisi de
onu korumaz.
1886- Kör (kesmez) biçak ele (yavuz), is bilmeyen avrat dile (yavuz).
Kör biçak ise yaramaz ama insanin elini keser. Is
bilmeyen kadin da çok konusmaktan baska bir sey
yapmaz.
1887- Kör bile düstügü çukura bir daha düsmez.
Bkz. Esek bile bir düstügü...
1888- Körden gözlü, topaldan ayakli, deliden deli.
Kör olan anadan, babadan dogan çocuk kör olmaz.
Topalin çocugu da saglam bacakli olur. Ama delinin çocugu deli dogar.
1889- Köre elvandan (renkten) bahsolunmaz.
Bir seyin niteligi üzerine hiç bilgisi bulunmayan kisiye o seyin sözü
edilmez; ögretilmesine çalisilmaz.
1890- Köre simdi gece demisler; ne zaman gündüzdü demis.
Baskalarina mutluluk veren durum bu durumla ilgisi olmayan talihsiz kisi
için deger tasimaz.
1891- Kör görmez, sezer.
Kör görmedigi seyi nasil sezerse bir konu üzerinde
bilgisi olmayan kisinin de o konu ile ilgili sezisleri olur.
1892- Kör kusun yuvasini Allah yapar.
Bkz. Garip kusun yuvasini...
1893- Körler memleketinde sasilar padisah (bas) olur.
Hepsi bilgisiz olan bir çevrede azicik bilgisi bulunan basa geçer. Krs.
Koyunun bulunmadigi...
1894- Körle yatan sasi kalkar. (Itle yatan bitle kalkar.)
Kötü kimseyle düsüp kalkana az çok kötü huy bulasir. Krs. Kisi refikinden
azar, Kir atin yaninda duran..., Isin yanina varan is..., Topalla
gezen..., Üzüm üzüme...
1895- Kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sirma saçli olur.
Bkz. Kel ölür sirma saçli olur...
1896- Kör pazara varmasin, pazar körsüz kalmasin.
Bir sey satin almasini bilmeyen kimseler alisverise
çikmamalilar ama çikarlar. Esnaf da bu gibilerinden hoslanir.
1897- Körün istedigi bir göz, iki(-si) olursa ne söz.
Kisi kendisinde bulunmayan seyden bir tane isterken ona iki tane verilirse
daha çok sevinir.
1898- Körün istedigi iki göz, biri ela biri boz.
Öyle insanlar vardir ki kendilerine yapilmasini istedikleri iyiligi
gördükleri halde bununla yetinmezler, ayrintilarinin su, bu biçimde olmasini
da isteyecek kadar yüzsüzlük ve açgözlülük ederler.
1899- Köseyle alay edenin top sakali kara gerek.
Baskasinin eksikleri ile eglenen kisinin kendisi kusursuz olmalidir.
1900- Köse tasi kösede yakisir (yarasir).
Önemli kisiligi bulunan kimseye önemli bir is basinda bulunmak yakisir.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #23 : 29 Aralık 2010, 17:04:46 »
1901- Kötü haber tez duyulur.
Bkz. Kara haber tez duyulur.
1902- Kötü komsu insani (adami) hacet (mal) sahibi eder.
Kötü komsu, kendisinden emanet olarak istenen seyi
vermez. Emanet isteyen de gidip o seyden satin alir.
Böylece bu komsu, o kisiyi esya sahibi etmis olur.
1903- Kötülük her kisinin kari, iyilik er kisinin kari.
Bkz. Iyilige iyilik her kisinin kari...
1904- Kötürümden aksak, hiç yoktan torlak yegdir.
Bir seyin, -kusurlu da olsa- elde bulunmasi, hiç bulunmamasindan daha iyidir.
1905- Kötü söyleme esine, agi katar asina.
Iliskide bulundugun kimseleri sözlerinle incitme, kötüleme ki onlar da
sana daha büyük kötülük yapmasinlar.
1906- Kötü söz insani dininden çikarir (tatli söz yilani ininden çikarir.)
Bkz. Aci söz insani...
1907- Köyden köye it ürümez.
Seni ilgilendirmeyen ise uzaktan söz atarak karisma a köpek!
1908- Köylü birbirine düsmezse Osmanli mikla (kiymali yumurta) yiyemez.
Eski dönemden kalma bir söz: Halkin birbirine düsmesi güvenlik görevlisinin
isine gelir. Çünkü her grup güvenlik görevlisini yanina çekmek için ona
çikar saglar.
1909- Köylü, misafir kabul etmeyiz demez, konacak konak yoktur der.
Kisi bir isi yapmak istemezse dogrudan dogruya
yapmam demez de, birtakim gerekçeler ileri sürerek, bunu gerçeklestirmenin
olanagi bulunmadigini söyler.
1910- Köylünün kahve cezvesi karaca amma sürece.
Köylünün kahve cezvesi gösterissizdir. Ama eksik
olmayan konuklari agirlamak için sürekli olarak
kaynar.
1911- Kuduz ölür ama daladigi da ölür.
Azgin kisi, kötülüklerinin cezasini görür ama yaptigi kötülüklerin acisi
sürer.
1912- Kulaktan burun yakin, kardesten karin yakin.
Bkz. Kardesten karin yakin.
1913- Kul azmayinca Hak yazmaz.
Kisi, azginligi yüzünden kötü durumlara düser.
1914- Kul bunalmayinca Hizir yetismez.
Bkz. Kul sikilmayinca...
1915- Kul hatasiz olmaz.
Bkz. Kul kusursuz olmaz.
1916- Kul kullanan, bir gözünü kör, bir kulagini sagir etmeli.
Isçi çalistiran kimse, isçinin yaptigi her yanlisi görmemeli, söyledigi
her uygunsuz sözü isitmemeli ki onu dariltmasin, is aksamasin.
1917- Kul kusursuz (hatasiz) olmaz.
Insan yanilmamak için ne denli dikkat ederse etsin
yine yanilir. Hiç yanlis is yapmamis kisi yoktur. Krs. Insan beser,
kuldur sasar, Hatasiz kul olmaz.
1918- Kul sikilmayinca (bunalmayinca) Hizir yetismez.
Insan, basi dara düsmedikçe bütün gücüyle çalisip
sikintisina çare bulmaz.
1919- Kul teftiste, gözelim Mevla ne iste.
Insanlar hep bir is pesinde kosarlar. Ama nasil sonuç
alacaklarini Tanri bilir.
1920- Kuma (ortak) gemisi yürümüs, elti gemisi yürümemis.
Bkz. Ortak gemisi yürümüs...
1921- Kurban etiyle (kemigiyle) köpek tavlanmaz.
Bir rastlantinin getirdigi geçici iyi durum, beklenen
gerçek iyiligi saglamaz.
1922- Kurcalama sivilceyi (sivilceyi kurcalama) çiban edersin.
(Sivilce kurcalaninca çiban olur.)
Küçük bir sorunu çok kurcalar, çok deserseniz basiniza büyük dert
açarsiniz.
1923- Kurda konuk (komsu) giden, köpegini yaninda götürür.
Bkz. Kurtla görüsürsen...
1924- Kurda neden boynun (ensen) kalin? demisler, isimi kendim
görürüm de ondan demis. (Isimi kimseye inanmadigimdan demis.)
Isini baskasina inanmayarak kendisi gören, üzülmez;
rahat eder. Krs. Sana vereyim bir ögüt: Ununu elinle ögüt.
1925- Kurdun adi yaman çikmis, tilki vardir (tilkicik var) bas keser.
Öyle sinsi ve kurnaz kimseler vardir ki adi zalime,
haine ve kötüye çikmis kimselerden daha tehlikelidirler.
1926- Kurnaz (yavuz) hirsiz ev sahibini bastirir.
Kurnaz suçlu, agiz kalabaligiyla, zarar verdigi kisinin hakli savini
dinlenmez eder.
1927- Kurt dumanli havayi sever.
Kendi yararina bir is yapmak için firsat kollayan
kisi, kimsenin bu ise engel olamayacagi, karisik zamani sever.
1928- Kurt kocayinca köpegin maskarasi olur.
Güçlü iken herkesin kendisinden çekindigi kisi, gücünü yitirdikten
sonra, güçsüz ve asagilik kimselerin oyuncagi olur.
1929- Kurt komsusunu yemez.
Bir kisi ne denli azgin ve kötü düsünceli olursa olsun yakinlarina
dokunmaz.
1930- Kurt köyünü (tüyünü) degistirir, huyunu degistirmez.
Hain kimse, yer yurt, kilik kiyafet degistirse de kötü
huylarini degistirmez.
1931- Kurtla görüsürsen köpegini yanindan ayirma. (Kurda konuk giden
köpegini yaninda götürür.)
Saldirgan birisiyle karsilasacak olan kisi, kendisini
koruyacak önlemi almalidir.
1932- Kurtla koyun, kiliçla oyun olmaz.
Saldirgan ile güçsüzün, zarar veren ile zarar görenin yan yana bulundugu
yerde tehlike vardir.
1933- Kurtla ortak olan tilkinin hissesi, ya tirnaktir, ya bagirsak.
Güçlü ile hileci ortak olsa güçlünün dedigi olur. Hileci, ortaginin
kendisine verecegi, ise yaramaz paya razi olmak zorundadir. Yoksa
parçalanmak tehlikesi vardir.
1934- Kurtlu baklanin kör alicisi olur.
Bkz. Bitli baklanin...
1935- Kuru bok göte yapismaz.
Bir kisiye, yapmadigi kesin olarak bilinen bir suçu
yüklemeye çalismak bosuna bir çabadir.
1936- Kuru gayret, çarik eskitir.
Bir isi basarmak için rasgele çabalamak yetmez.
Amaca dogru planla yürümek ve isin çikar yollarini
bulmak gerekir. Böyle yapilmazsa bütün çabalar
bosa gider; zarardan baska bir sonuca varilmaz.
1937- Kuru laf (bos lakirdi) karin doyurmaz.
Bos sözlerle olumlu is yapilamaz.
1938- Kurunun (arasinda) yaninda yas da yanar. (Yasin yaninda kuru da yanar).
Begenilmeyen tutumlarindan dolayi cezalandirilan
kisiler içinde suçsuzlar da suçlular gibi hirpalanirlar. Krs. Az ates çok
odunu yakar.
1939- Kusursuz dost arayan dostsuz kalir.
Kusursuz kisi bulunmaz. Bundan dolayidir ki dost
olmak için kusursuz birini arayan kimse, aradigini
bulamaz, dostsuz kalir. Krs. Ayipsiz yar isteyen...
1940- Kusursuz güzel olmaz. (Her güzelin bir kusuru vardir.)
Her iyi seyin hosa gitmeyen bir yönü, her güzelin
kusurlu bir yani vardir. Kusuru bulunmayan iyi, güzel bir sey yoktur.
1941- Kusa kafes lazim, boruya nefes.
Bir seyden yararlanmak için kullanilacak araç, onun
niteligine uygun olmalidir.
1942- Kusa süt nasip olsa anasindan olurdu.
1) Yaradilisi bir seyden yararlanmasina elverisli olmayan kisi, ne denli
çabalasa o seyden yararlanamaz.
2) Kisi en yakinindan saglayamadigi yarari baskasindan hiç saglayamaz.
1943- Kus daridan kaçar mi? (Kaçmaz).
Hiç kimse çikarini tepmez. Kazançli görünen bir ise yanasmamasi, o
iste sakinca görmesindendir.
1944- Kus kanadina kira istemez.
Kisi, kendi isi için zaten harcayacagi çabadan dolayi baskasindan
karsilik beklemez.
1945- Kuskulu uyku evin bekçisidir.
Ufak bir tikirtidan uyanacak kadar hafif uyuyan
ve tetikte olan kimse, evin bekçiligini iyi yapiyor demektir.
1946- Kustan korkan dari ekmez.
Bkz. Serçeden korkan...
1947- Kusu kusla avlarlar.
Elde edilmek istenen kimse, daha önce elde edilmis kimse araciligiyla
tuzaga düsürülür.
1948- Kus var eti yenir, kus var et yedirilir. (Her kusun eti yenmez).
Öyle kisiler vardir ki acimadan en agir iste kullaniriz. Öyle kisiler
de vardir ki, is gördürmek söyle dursun, biz ona hizmet ederiz.
1949- Kutlu gün dogusundan (bellidir) (kutlu yaz yagisindan).
Mutlu sonuç verecek isler, daha baslangiçta ve aldigi yönden belli olur.
1950- Kutsuz kusun yuvasi dogan yaninda olur.
Talihsiz kisi, her an kendisine saldiracak güçlü kimselerle yan yana
bulunur.
1951- Kuzguna yavrusu anka (sahin, güzel) görünür.
Bkz. Karga yavrusuna bakmis...
1952- Kuzusuna kiymayan kebap yiyemez.
Insanlar büyük bir gereksemelerini karsilamak için
sevdikleri kimi seyleri feda etmek zorundadirlar.
Krs. Yagina kiymayan çöregini yavan yer.
1953- Küheylan at, çul içinde de bellidir.
Cevherli insan, kilik kiyafeti düzgün olmasa da degerini yitirmez.
1954- Küheylan bok saçmaz mi?
1) Saygin bir ana-babanin çocugu ahlaksiz olabilir.
2) Sagduyusuyla taninmis kimse de yanlis isler yapabilir.
1955- Külhancinin beyligi hamamcilik demisler.
Bayagi bir isle ugrasan kimse, yükselse bile ancak
bu isin basi olur.
1956- Küpe küp deyince küp adama düp der.
Degersizligini, boslugunu yüzüne karsi söylediginiz
kisi, size, sözünüzün yankisi gibi kötü bir karsilik
verir.
1957- Kürdün yagi çok olunca, hem yer, hem yüzüne sürer.
Mali çok olan akilsiz kisi, bunu gerekli olan is için
kullandiktan sonra kalanini tutmasini bilmez. Çarçur eder. Krs. Abdalin
yagi çok olursa..., Kasap yagi bol bulunca...
1958- Kürkçünün kürkü olmaz, börkçünün börkü.
Baskalarinin gereksemelerine çare bulan kisi, bunlara benzeyen kendi
gereksemelerini savsaklar. Krs. Terzi kendi sökügünü dikemez.
1959- Kürk ile börk ile adam olunmaz.
Kilik kiyafet, degeri olmayan kisiye deger kazandirmaz. Krs. Kalip
kiyafetle adam, adam olmaz, Esege altin semer vursalar yine esektir.
1960- Kürkü orak vaktinde, oragi kürk vaktinde.
Bkz. Aba vakti yaba, yaba vakti aba.
:::::::::::::
-L-
1961- (Lafin azi, uzu) çobana verme kizi, ya koyun güttürür ya kuzu.
Bkz. Çobana verme kizi...
1962- Laf lafi (söz sözü) açar (laf da kutuyu açar.)
1) Bir kimse ile konusma uzatilirsa, sözden söze geçile geçile, basta
konusulmasi düsünülmeyen konulara degin girilir.
2) Söz uzadikça karsidakine, sigara kutusunu açmaktan baslayarak,
birtakim ikramlarda bulunmak gerekir.
1963- Lafla (lakirdi ile) peynir gemisi yürümez.
Söyle yaparim, böyle yaparim demekle yapilmasi
gereken is yapilamaz.
1964- Lafla pilav piserse deniz (dag) kadar yagi benden.
Söz söylemek, isleri basarmaya yetseydi en iri sözler söylenerek en
büyük isler basarilirdi.
1965- Laf torbaya girmez.
Agizdan çikan bir söz, artik gizli kalamaz. Herkes onu duyar.
1966- Lakirdi ile peynir gemisi yürümez.
Bkz. Lafla peynir gemisi yürümez.
1967- Latife latif gerek.
Saka, kirici olmamali; ince, hosa gider olmalidir.
1968- Leylegi kustan mi sayarsin, yazin gelir, kisin gider.
Sürekli olarak bir is üzerinde durmayan, maymun
istahli olan kisiye kimse güvenmez.
1969- Leylegin ömrü (günü) laklaka ile geçer.
Aylak kisi bütün zamanini gevezelikle, çene çalmakla geçirir.
1970- Lodosun gözü yasli olur.
Lodos rüzgari yagmur getirir.
1971- Lokma çignenmeden yutulmaz.
Bkz. Çignemeden yutulmaz.
1972- Lokma karin doyurmaz, sefkat artirir.
Bir kimseye ziyafet çekmek, ya da armagan vermek, onun karnini doyurdugu,
bir gereksemesini karsiladigi için degil, aradaki sevgiyi artirdigi için
degerlidir.
:::::::::::::
-M-
1973- Mahkeme kadiya mülk degil.
Hiçbir kimse, bulundugu kamu hizmetinde ömrünün sonuna kadar kalmaz.
Bir süre sonra bu ise baskasi getirilir, kendisi ayrilir.
1974- Mal adama hem dost, hem düsmandir.
Mal adama dosttur, çünkü ona rahat bir yasayis
saglar. Iyilikler yapma, hayir islerine yardim etme
olanagi verir. Düsmandir, çünkü kisinin azmasini
kolaylastirir. Bundan baska mala göz dikenler çok
olur. Bu yüzden anlasmazliklar çikar; mal sahibinin
canina bile kiyilir.
1975- Mal cani kazanmaz, can mali kazanir.
Insan mal kazanacagim diye sagligini, canini tehlikeye
düsürmemelidir. Tam tersine, sagligini korumak, canini
kurtarmak için malini harcamaktan çekinmemelidir. Mali
kazanan insandir. Can sag olmalidir ki mal kazanilabilsin.
1976- Mal canin yongasidir.
Mal canin bir parçasi gibidir. Malina zarar gelen
kisi, canindan bir parçasi gidiyormus gibi üzülür.
1977- Mali mala cani cana ölçmeli.
Malimiz ve canimiz bizim için ne degerde ise baskalarinin mal ve canlari
da kendileri için o degerdedir. Öyleyse bizim malimiza ve canimiza
gelmesini istemedigimiz bir zararin baskasinin malina ve canina gelmesini
nasil hos görebilir, buna nasil izin verebiliriz? Krs. Cani cana ölçmeli.
1978- Malini yemesini bilmeyen zengin her gün zügürttür.
Zügürt, yokluk içinde bulundugundan yiyemez.
Varlikli oldugu halde yiyemeyenin zügürtten ne farki var?
1979- Malin iyisi bogazdan geçer.
Malin ise yaramasi, sahibinin onu kullanabilmesi,
yiyebilmesi ile olur. Kisi malini yiyemedikten sonra o mal neye yarar?
1980- Malin iyisi suya yakin, daha iyisi eve yakin.
Bkz. Tarlanin iyisi suya...
1981- Mali ongun olanin adi angin olur.
Malindan çok ürün alan kisinin adi her yerde anilir.
1982- Mal istersen bedeninden, evlat istersen belinden.
Kisinin gerçek mali, babadan kalan degil, kendi emegiyle
kazandigi maldir. Gerçek evlat da kendisinden dogmus olandir;
üvey ya da edinilen evlat, öz çocugunun yerini tutmaz.
1983- Mal malamati örter.
Zenginlik, bir kisinin ayiplarini, kusurlarini kapatir.
1984- Mart ayi, dert ayi.
Mart ayinda havalar sik sik degisir. Insan kendini
koruyamaz; hasta olur. Krs. Mart çikmadikça...
1985- Mart aylarin çingenesidir.
Öteki aylardan her birinin bir kisiligi, bir soylulugu vardir. Mart ise
soysuz, güvenilmez, ne yapacagi bilinmez kisilere benzer.
1986- Mart çikmadikça dert çikmaz.
Kis hastaliklari, mart sona ermedikçe bitmez. Krs. Mart ayi, dert ayi.
1987- Mart dokuzunda çira yak, bag buda.
Martin dokuzu (yeni takvime göre 22'si) olunca baglarin her halde budanmasi
gerektir. Bu is, gündüz yetistirilemezse gece çira isiginda yapilmaya degecek
kadar önemlidir.
1988- Mart kapidan baktirir, kazma kürek yaktirir.
Mart ayinda siddetli soguklar olur. Insan disari çikamaz. Odun, kömür de
azaldigindan kazma, kürek saplarini yakacak duruma düser.
1989- Mart kuruluk, nisan yagmurluk.
Bkz. Martta tezek kuruya...
1990- Mart martladi, tavuk yumurtladi.
Mart kendini gösterince tavuklar yumurtlamaya baslar.
1991- Martta sürmez, eylülde ekmezsen sabani birak.
Çiftçi, islerini zamaninda yapmazsa ürün alamaz.
Bu gibi kimseler üstesinden gelemedikleri çiftçiligi
birakmalidirlar.
1992- Martta tezek kuruya, nisanda seller yürüye. (Mart kuruluk, nisan
yagmurluk.)
Mart ayinin kurak, nisan ayinin yagisli olmasi, çiftçinin yüzünü güldürür.
1993- Martta yagmasin, nisanda dinmesin (mayista ara sira).
Ekin için, martta yagmur yagmasi zararli, nisanda
çok yagmasi yararlidir.
1994- Martta yagmaz, nisanda dinmezse sabanlar altin olur.
Bkz. Karakista karlar...
1995- Mart yagar, nisan övünür; nisan yagar, insan övünür.
Martta yagan yagmurla ekinler nisanda gelisir. Nisanda yagan yagmurla
basaklar olgunlasir, dolgunlasir. Bu da çiftçiyi sevindirir.
1996- Masa varken elini atese sokma.
Baska birine yaptirabilecegin tehlikeli ise kendin girisme.
1997- Mayasiz yogurt tutmaz (çalinmaz).
Çok para kazanabilmek için, az da olsa, elde bir sermaye olmasi gerekir.
1998- Maymunu firina (atese) atmislar, yavrusunu ayaginin altina almis.
Bkz. Ayiyi firina atmislar...
1999- Maymun yogurdu yemis, artigini ayinin yüzüne sürmüs.
Kurnaz kimse, isledigi suçu baskasinin, hele bön birinin üstüne
yikmasini bilir.
2000- Mazlumun ahi, indirir sahi (yerde kalmaz).
Güçlü kimse zulmetmemelidir. Zulmeden her halde yikima ugrar. Zulüm gören
kimsenin bedduasi, padisahi tahtindan indirir. Krs. Kimsenin ahi kimsede
kalmaz.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #24 : 29 Aralık 2010, 17:05:39 »
2001- Meramin elinden bir sey kurtulmaz (ne kurtulur).
Bir isi yapmaya azmeden ve ona dört elle sarilan
kisi her halde basariya ulasir.
2002- Merdiven ayak ayak (basamak basamak) çikilir.
En yüksek yere, yavas yavas yükselerek çikilir.
2003- Merhametten maraz dogar (hasil olur).
Kimi kisiler, kendilerine aciyip iyilik edenlerin basini derde sokarlar ya
da bu iyiligi kötüye kullanirlar.
2004- Mermer iyi tastan, iyilik iki bastan.
Bkz. Iyilik iki bastan olur.
2005- Mescide gerek olan meyhaneye haramdir.
1) Insanin kendisine ve benimsedigi yere gerek olan
seyi yabanciya vermesi dogru degildir.
2) Bir yer için gerekli olan sey, görevi onunki ile
çelisen yer için zararlidir.
2006- Meyhaneciden sahit istemisler (sormuslar) bozaciyi
(mezeciyi) göstermis.
Uygunsuz is yapan kimse, hakli oldugunu göstermek için kendisine
benzeyen birini tanik gösterir.
2007- Meyhanecinin yüzünü bayram topu güldürür.
1) Ramazan'da herkes ibadete koyulur; günah olan
içkiyi keser. Bunun için meyhaneci ancak bayram
gelince bol müsteri bulur.
2) Yasak yüzünden isi aksamis olan kimse, yasagin kalkmasina sevinir.
2008- Meyil verme evliye, eve gider unutur.
Evlenmek isteyenlere ögüt...
2009- Meyveli agaci taslarlar.
Çogu zaman, bilgili, becerikli kimselere satasirlar.
2010- Mezar tasi ile övünülmez.
Kisi, geçmisteki atalariyla degil, ancak kendi degeri ile övünebilir.
2011- Misira yagmur geliyor demisler; çapan birlik mi? demis.
Misir bol su ister; ama çapalanmazsa sudan geregi
gibi yararlanamaz.
2012- Mizrak çuvala sigmaz (girmez).
Herkesin gözü önündeki gerçekler örtbas edilemez.
2013- Minare de dogru, ama içi egri.
Dogru görünen nice kisiler vardir ki iç yüzlerini bilenlerden nasil
düzenbaz ve hayin olduklari ögrenilir.
2014- Minareyi çalan kilifini hazirlar.
Kolay kolay gizlenemeyecek denli büyük bir suç isleyen kisi, bunun
ortaya çikmamasi için gereken önlemleri daha önce alir.
2015- Minareyi yaptirmayan yerden bitmis sanir (bitti beller).
Degerli, önemli hiçbir is yapmamis olanlar, yapilmis olan büyük,
önemli isleri kendiliginden oluvermis sanirlar.
2016- Mirasa nereye gidiyorsun? demisler; esip savurmaya demis.
Kisi kendisinin kazandigi mali elden çikarmaya kiyamaz, ama miras
kalan mali har vurup harman savurur.
2017- Miras helal, hele (ele) al demisler.
Miras, mirasçinin hakkidir. Ama alabilirse...
2018- Miri mali balik kilçigidir, yutulmaz (balik kilçigi gibi
bogazda kalir).
Devlet malini kendine mal etmek çok zordur. Birçok engeller buna olanak
vermez. Verse de bu mal rahatça kullanilamaz ve günün birinde hesabi
sorulur.
2019- Misafir ev sahibinin (bagli) kuzusudur.
Konuk; yemek, gezmek, eglenmek, yatmak vb. konularda ev sahibinin
çizdigi programa uymak zorundadir.
2020- Misafirin umdugu ev sahibine iki övün olur.
Konuk, ne denli gerçeklesebilecegini düsünmeden
ev sahibinin kendisine çok seyler ikram edecegini
umar. Ama bakar ki sofrada umduklari yok.
2021- Misafirin yüzsüzü sahibini agirlar.
Kendisinin agirlanmasi gereken yüzsüz konuk, ev
sahibine yol gösterir gibi agirlama isini üzerine alir.
2022- Misafir kismeti ile gelir.
Ev sahibi konugu yük saymaz. Konugun geldigi evde
ya yiyecek bulunur; ya da beklenmedik bir yerden o sirada
yiyecek gelir. Misafirin kismetini Tanri'nin göndermis olduguna
inanilir. Krs. Misafir on kismetle gelir...
2023- Misafirlik üç gündür.
Bkz. Misafir üç gün misafirdir.
2024- Misafir misafiri (dilenci dilenciyi) istemez (sevmez),
ev sahibi ikisini de.
Misafir, gittigi yere baska bir misafirin gelmesini istemez. Ister ki
bütün agirlamalar yalniz kendisi için olsun. Ev sahibi ise her misafire
ayri ayri hizmet etmeyi borç bilir, ama hiç misafir gelmese de rahatim
bozulmasa diye düsünür.
2025- Misafir on kismetle gelir; birini yer, dokuzunu (evde) birakir.
Türkler inanirlar ki konuk, ev sahibine fazla bir gider yüklemez. Tanri,
konugun yediginden kat kat fazlasini, konuk agirliyor diye, ev sahibine
verir. Krs. Misafir kismeti ile gelir.
2026- Misafir umdugunu degil buldugunu yer.
Konuk, ev sahibinin kendisini çok seylerle agirlamasini bekleyebilir. Ama
ev sahibi ona ancak evinde bulunani ikram eder.
2027- Misafir üç gün misafirdir. (Misafirlik üç gündür.)
Gelenege göre konukluk hakki üç gündür. Konuk
bir yerde üç gün kalirsa ne ev sahibi bunu fazla bulur,
ne de konuk uzun kaldim diye üzülür. Ama
üç günden sonrasi, her ikisi için de olur. Konuk,
senli benli bir arkadas ise, üç günden sonra
konuklugu birakip ev sahibine yardimci olmalidir.
2028- Miskçiyle konus, miskine bulas; pisçiyle konus, pisine bulas.
Bir kisi, arkadaslik ettigi kimse iyi ise iyi, kötü ise kötü
huylar kapar. Krs. Kisi arkadasindan bellidir.
2029- Misk yerini belli eder.
Degerli kisi, nerede olsa varligini gösterir.
2030- Miyancinin kesesi bol olur.
Iki kisi arasinda uzlastiricilik yapan kimse, anlasmalarini kolay
saglasin diye, birinin zararina bol keseden öneride bulunur.
2031- Muhabbet iki bastan olur.
Bkz. Iyilik iki bastan olur.
2032- Mum (çira) dibine isik vermez. (Çira dibi karanlik olur.)
Bir kimse, baskalarina bol bol yaptigi yardimi kendi
yakinlarina yapmaz.
2033- Mum yanmayinca pervane dönmez (yanmaz).
Güzel yoluna bas koyanlarin ortaya çikmasi için güzelin görünmesi gerekir.
2034- Müflis (zügürtleyen) bezirgan (tüccar) eski defterlerini karistirir.
(Bzirgan `tüccar' zügürtleyince geçmis defterleri yoklar.)
1) Tüccar zügürtleyince, belki bir kimsede alacagim
kalmistir diye eski defterlerini gözden geçirir.
2) Vaktiyle önemli isler yapmis olanlar, düskünlüklerinde eski
durumlarini anarak, anlatarak avunmaya çalisirlar.
2035- Müft olsun da zift olsun.
Birçok kimse, bedava bulunca yenmeyecek seyleri
yer; ise yaramayan seyleri alir.
2036- Mühür kimde ise Süleyman odur.
Bir iste kime yetki verilmisse bas odur söz ondan biter. Onun buyrugu geçer.
2037- Mürüvvete endaze olmaz.
Yardim ve iyilik için ölçü, sinir yoktur. Kisi, yapabildigi ölçüde çok
yardim ve iyilikte bulunabilir.
:::::::::::::
-N-
2038- Nacarin (marangozun) kapisi sirimla bagli olur.
Bkz.Terzi kendi sökügünü dikemez.
2039- Namazda meyli olmayanin kulagi ezanda olmaz.
Kisi yapmak istemedigi isin ayrintilariyla ilgilenmez.
2041- Nasibat istersen tembele is buyur.
Bkz. Tembele is buyur...
2041- Ne dilersen esine, o gelir basina.
Bkz. Hayir dile esine...
2042- Ne dograrsan asina, o çikar karsina (kasigina).
Simdi iyi çalisirsaniz geleceginiz iyi, kötü çalisirsaniz geleceginiz
kötü olur. Krs. Herkes ne ederse kendine eder, Ne ekersen onu biçersin.
2043- Ne ekersen onu biçersin. (Herkes ektigini biçer). (Eken biçer, konan
göçer.)
Bugün birisine iyilik yapan, yarin ondan iyilik; kötülük yapan da kötülük
görür. Krs. Herkes ne ederse kendine eder, Ne dograrsan asina...
2044- Nefesin elverirse borazanci basi ol. (Nefesine güvenen borazanci
basi olur.)
Basarabileceginize inaniyorsaniz büyük islere girisiniz.
2045- Ne karanlikta yat, ne kara düs gör.
Tehlikelere karsi önlem almis olan kisi, kendini ileride üzülmekten
kurtarmis olur. Krs. Esegini saglam bagla..., Korkulu rüya görmekten...
2046- Nekesle cömerdin harci birdir.
Bkz. Cömertle nekesin...
2047- Ne oldum dememeli, ne olacagim demeli.
Kisi, bugün içinde bulundugu parlak durumun sürüp gidecegini sanmamali;
çevresine tepeden bakmamali; yarin kötü bir duruma düsebilecegini
hatirdan çikarmamalidir.
2048- Nerde birlik, orda dirlik.
Aralarinda duygu ve düsünce birligi bulunan topluluklar, dirlik ve
düzenlik içinde yasarlar.
2049- Nerde çokluk, orda bokluk.
Birlikte is yapmak üzere toplanan kisiler çok olursa her kafadan bir ses
çikar, anlasmazliklar belirir, is yapmak güçlesir.
2050- Nerde hareket, orda bereket.
Durmadan çalisilan yerde verim artar, bolluk olur.
2051- Neren agrirsa canin orda.
Can dedigimiz yasam simgesinin bedenimizde belli
bir yeri yoktur. Ancak bedenimizin bir yeri agriyinca can orada kendini
gösterir.
2052- Nereye gitsen okka dört yüz dirhem. (Okka her yerde dört yüz dirhem).
(Her yerde okka dört yüz dirhem).
Bir mal kimi yerde daha ucuzdur, ama düsük niteliktedir. Kimi kisilerin
gündeligi az, kimininki çoktur. Dikkat edilirse isleri de ona göre hafif ya
da agirdir; kaba saba ya da uzmanlik isidir. Özet olarak ölçü her yerde
birdir.
2053- Ne verirsen elinle, o gider seninle.
Bu dünyada yoksullara ve hayir islerine yardim
edersen öbür dünyada karsiligini görürsün.
2054- Ne yavuz (askin, azgin) ol asil, ne yavas (saskin, miskin) ol basil.
Cezaya çarpilacak ölçüde asiri ve saldirgan olma.
Ama herkes seni ezecek ölçüde yumusak ve miskin
de olma.
2055- Nikahta keramet vardir.
Evlenmeleri söz konusu olanlarin anlasabilip anlasamayacaklarini pek
düsünmeyiniz. Nikah onlari sevgi bagiyla birbirlerine baglayacaktir.
2056- Nisan yagar sap olur, mayis yagar çeç (tahil yigini) olur.
Nisan yagmuru ekinlerin sapini gelistirir. Mayis yagmuru basaklarin
dolgunlasmasina yarar.
2057- Nisan yagmuru: altin araba, gümüs tekerlek.
Nisanda yagan yagmur, ürünleri bollastirir; çiftçiyi zengin eder. Krs.
Martta yagmaz, nisanda dinmezse...
2058- Niyet hayir, akibet hayir (selamet).
Iyi niyetle girisilen isin sonu hayirli olur.
:::::::::::::
-O-
2059- Oduncunun gözü omçada (bag kütügü), (dilencinin gözü çömçede).
Herkes isine yarayan seye göz diker; onu elde etmenin yolunu arar.
2060- Oglan anasi kapi arkasi, kiz anasi minder kabasi.
Eve gelin geldikten sonra oglanin anasi kapi disari
edilecek gibi görülür. Kizin anasi ise bas köseye
oturtulur.
2061- Oglan atadan (babadan) ögrenir sofra açmayi, kiz
anadan ögrenir biçki biçmeyi.
Erkek çocuk, erkeklerin yapmasi gereken seyleri (örnegin konuk
agirlamayi) babasindan, kiz çocuk da kadinlarin yapmasi gereken seyleri
(örnegin dikisi, biçkiyi, ev islerini) anasindan ögrenir. Baba, ana
bunlari bilmiyorsa çocuktan böyle seyler beklenmez.
2062- Oglan dayiya, kiz halaya çeker.
Oglan çocugun yüzü de, huyu da dayisina, kiz çocugununki ise halasina
benzer.
2063- Oglan doguran övünsün, kiz doguran dövünsün.
Dogacak çocugun oglan olmasi istenir. Kiz olmasi
istenmez. Onun için oglan doguran ana sevinir; kiz
doguran ana üzülür.
2064- Oglan dogurdum, oydu beni; kiz dogurdum, soydu beni.
Erkek çocuklar, yaramazliklariyla, haylazliklariyla, ana-babayi üzerler.
Kiz çocuklar ise giyime, süse düskün olduklarindan ana-babalarindan sürekli
para çekerler.
2065- Oglan dogur, kiz dogur; hamurunu sen yogur.
Ana-baba özverilere katlanarak çocuk yetistirirler.
Ancak onlarin kendilerine pek yardimi olmaz.
2066- Oglaninki ogul bali, kizinki bahçe gülü.
Torun, oglandan olursa ogul bali, kizdan olursa bahçe gülü diye sevilir.
2067- Oglan olsun deli olsun, ekmek olsun kuru olsun.
Birçok kimse, evlat olarak, deli de olsa oglan, geçim için de katiksiz da
olsa ekmek ister.
2068- Oglan yetir, kiz yetir; yine selegi (odun yükü) sen götür.
Bkz. Oglan dogur, kiz dogur...
2069- Oglum deli mali neylesin, oglum akilli mali neylesin.
Bkz. Akilli oglan neyler ata malini...
2070- Oglumu (evladi) ben dogurdum amma gönlünü ben dogurmadim.
Bkz. Evladi ben dogurdum amma...
2071- O haci, bu haci, kim olacak boyaci?
Bkz. Sen aga ben aga...
2072- Okka her yerde dört yüz dirhem.
Bkz. Nereye gitsen okka dört yüz dirhem.
2073- Olacakla ölecege çare bulunmaz.
Ölüm gibi kaderde olan seyler önlenemez.
2074- Olan dört baglar, olmayan dert baglar.
Zengin giyinir, kusanir, istedigi gibi yasar. Fakir ise
yoksullugun acisini çeker.
2075- Olgaç oglak bokundan betli olur.
Çocugun gelismisligi genel tutumundan, isin gelismisligi
vermekte oldugu üründen anlasilir.
2076- Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.
Hiçbir sey için olmaz deme. Dünyada olmayacak sey yoktur.
2077- Olsa ile bulsayi ekmisler, yel ile yuf (yuh) bitmis. (Olsayi bulsaya
vermisler, hiç dogmus.)
Su is söyle olsa, bu is böyle olsa diye dilemekle istedigimiz
sonuca varamayiz. Elde etmek istedigimiz sonucu dilekle degil,
çalismakla gerçeklestirmeliyiz.
2078- Olsayi bulsaya vermisler hiç dogmus.
Bkz. Olsa ile bulsayi ekmisler...
2079- Olursan kazik olma, tokmak ol.
Iliskilerinde ezilen degil ezen olmayi yegle.
2080- On besindeki kiz, ya erde gerek ya yerde.
Kiz on bes yasina ulasti mi evlendirilmelidir. Evlendirilmezse
anneyi, babayi güç durumda birakacak çok üzücü olaylar çikabilir.
Böyle olacagina kizin ölmesi daha iyidir.
2081- On ceviz alsan ikisi çürük çikar.
Yüzde yüz saf nesne bulmak kolay degildir. Kazançlarin giderleri ve
zararlari, ürünlerin fireleri oldugu gibi bir iste çalistirilanlarin kimisi
de verimsiz olur.
2082- Onmadik (talihsiz) haciyi deve üstünde (Arafat'ta) yilan sokar.
Ülküsünü gerçeklestirmesi mukadder olmayan kisinin karsisina, hatir ve
hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çikar.
2083- Onmadik yilin yagmuru harman vakti yagar.
Zamaninda olsa büyük yarar saglayacak olan durum, zamani geçtikten sonra
gerçeklesirse zarar bile verebilir.
2084- On para on arslanin agzinda.
Simdi para kazanmak çok güçlesti. En küçük kazanç, pek çok didismeden,
çalismadan sonra elde edilebiliyor.
2085- Orman olur da domuz olmaz mi?
Elverisli bir ortamdan elbette çikar saglayanlar bulunur.
2086- Ortak (kuma) gemisi yürümüs, elti gemisi yürümemis.
Bir erkegin iki karisi birbirleriyle geçinebilirler de
iki kardesin karilari anlasamazlar.
2087- Ortaklik öküzden baska (yalniz) buzagi yegdir.
Kisinin ortaklik önemli mali olmasindan, yalniz kendisinin azicik mali
bulunmasi daha iyidir.
2088- tövbe tutmaz.
Kötü bir seye alismis olan kimse bundan vazgeçmeye söz verse de
sözünde durmaz.
2089- Orospuya surat gerek.
Begenilmesi söz konusu olan sey, güzel görünüslü olmalidir.
2090- Ortak atin beli sakat olur.
Her ortak, daha çok yararlanmaya çalisacagindan
ortaklik mali yipratirlar. Krs. Egretinin cani berk olur.
2091- Osmanlinin ayagi üzengide gerek.
Jandarma görevlileri bas kaldiranlari, askerler düsmani ezmek
için atlarindan inmemek ve bunlarin pesini birakmamak zorundadirlar.
2092- Osmanlinin ekmegi dizi üstündedir.
1) Osmanli, sürekli olarak at üstünde ve düsman
pesinde oldugundan yemegini oturup sofrada yemez, hep at üstünde yer.
2) Osmanli nankördür.
2093- Osmanli tavsani araba ile avlar.
1) Osmanlilarin yönetim islerinde bozukluk basladiktan sonra iç güvenligi
saglayacak olanlarin durumu suna benzerdi: Araba ile tavsan avlamak.
Çünkü rahatlarini bozmaz, sadece is yapiyor görünürlerdi. Onlar
davranincaya kadar is isten geçerdi. Güvenligi bozanlar kolayca kaçarlardi.
2) Osmanli, olmayacak isleri kurnazca ve kendini yormadan basarir.
2094- Osuranin burnuna siçmali ki koku ala.
Eylemleriyle çevresini rahatsiz etmekte olan kisiyi
daha agir eylemlerle rahatsiz etmeli ki davranisinin
ne denli kötü oldugunu anlasin.
2095- Osurgan (osuruklu) göte arpa ekmegi bahane.
1) Zaten zayif, hastalikli kisi, sagliginin bozulmasini önemsiz etkenlere
baglar.
2) Davranislari begenilmeyen kisi, sudan nedenlerle kendisini mazur
göstermeye çalisir.
2096- Osurukla boya boyanmaz.
Diskinin yanindan gelen osuruk, onun rengiyle bir
seyi sariya boyayamaz. Bunun gibi, yeterli olmayan davranisla iyi bir is
basarilamaz.
2097- Ot kökü üstünde biter.
Çocuk, ailesinin genel durumuna; egitim gören, egiticinin tutumuna uygun
olarak yetisir. Krs. Isirgan ocaginda biter.
2098- Otu çek, köküne bak.
Kisinin kimligini dogru olarak ögrenmek isterseniz
soyuna sopuna bakiniz.
2099- Otuz iki disten çikan, otuz iki mahalleye yayilir.
Bir agizdan çikan söz, baskalarinin agzina geçer, her tarafa yayilir.
2100- Oynamasini bilmeyen kiz; yerim dar demis; yerini genisletmisler
(bollatmislar); gerim (yenim) dar demis.
Kendisinden beklenen isi beceremeyen kisi, çesitli engellerin isi
güçlestirdigini söyleyerek yeteneksizligini belli etmemeye çalisir.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #25 : 29 Aralık 2010, 17:06:17 »
2101- Oynasina inanan avrat, ersiz kalir.
Çok önemli isini bir aldaticiya yaptirabilecegine
inanmis olan kisi, bekledigi sonucu hiçbir zaman
elde edemez.
:::::::::::::
-Ö-
2102- Ödünç güle güle gider, aglaya aglaya gelir.
1) Ödünç para verildigi zaman iki tarafin yüzü güler. Ama sonra taraflarin
arasi bozulmadan ödenmez.
2) Ödünç esyayi tertemiz veren, yipranmis olarak geri alir.
2103- Öfke baldan tatlidir.
Sinirlendirici bir durum karsisinda bagirip çagirmak,
içini bosaltmak, insana ferahlik, dahasi zevk veren
tatli bir seydir.
2104- Öfkede akil olmaz.
Insan öfkelenince mantikli düsünemez, akilsizca isler yapar.
2105- Öfkeyle kalkan zararla (ziyanla) oturur.
Kisi, öfkeli zamaninda duygusunun etkisi altindadir. Iyi düsünemez;
yaptigi taskinca isin nasil bir sonuç doguracagini hesap edemez.
Sonunda bu ölçüsüz, yanlis davranisinin zararini görür.
2106- Öksüz güler mi, meger yanila.
Bkz. Öksüz neden güler...
2107- Öksüz hirsizliga çikarsa ay ilk aksamdan dogar. (Öksüz oynasa
çikmis; ay aksamdan dogmus.)
Talihsiz kimse bir seyden yararlanmaya kalkissa
karsisina akla gelmedik engeller çikar.
2108- Öksüz kuzu toklu (bir yasindaki erkek kuzu) (öveç) olmaz.
Kimsesiz, koruyucusuz kimse ilerleyemez.
2109- Öksüz neden güler? Yanilir da güler. (Öksüz güler mi, meger yanila.)
Isleri ters giden kimsesiz kisinin yüzü gülmez. Yüzünü güldürecek bir
durum belirse, biraz sonra anlasilir ki yanlislik olmustur, böyle bir durum
ortaya çikmayacaktir.
2110- Öksüz oglan (çocuk) göbegini kendi keser.
Arkalayani, koruyani, yardim edeni bulunmayan kisi, isini kendi basina
görmek zorunda kalir.
2111- Öksüz oynasa çikmis, ay aksamdan dogmus.
Bkz. Öksüz hirsizliga çikarsa...
2112- Öksüzün karnina vurmuslar (öksüzü dövmüsler) arkam! demis.
Bir kimsenin haksizliga ugramamasi için arkasi, koruyucusu bulunmalidir.
2113- Öküze boynuzu yük olmaz.
Bkz. Koça boynuzu yük degil.
2114- Öküz öküzün boynuzunda çamur görmezse korkmaz.
Birisiyle kavgaya girismesi olasiligi bulunan kisi,
karsisindakinin yenilmezligini anlatan bir belirti görmezse ondan korkmaz.
2115- Öküz tekini bulmadan çifte yürümez.
Bir ahmak, budalaca bir ise girisirken kafasina uygun biriyle isbirligi
yapar.
2116- Ölenle (birlikte) ölünmez.
Insan, ölen yakini için kendini harap edercesine
üzülmemelidir. Çünkü çok üzülmekle durum degismeyecektir.
2117- Ölme bayilmaya benzemez.
Girisilecek iste ziyan etmek olasiligi da göze alinabilir. Ancak bu ziyan,
batkinliga varacak orani bulacaksa o isten vazgeçilmelidir.
2118- Ölmüs koyun (esek) kurttan korkmaz.
Her seyini yitirmis olan kisinin saldirgana bir sey kaptirmaktan korkusu
olmaz. Krs. Abdala kar yagiyor demisler...
2119- Ölü asi neylesin, türbe tasi neylesin.
Ruhu için dagitilan yemekten, adinin unutulmamasi için dikilen tastan
ölünün haberi olmaz. Bunlar geride kalanlarin teselli yollaridir. Her
seyi yitirmis olan kisi, derdine çare olmayan iyilik gösterilerini
ne yapsin?
2120- Ölümden öte(-ye) köy yoktur.
Her seyimi kaybetmeyi göze alarak bu isi yapiyorum.
2121- Ölüm dirim (kalim) bizim için.
Insan nasil olsa ölecegini düsünmeli ona göre düzene koymalidir.
2122- Ölüme çare bulunmaz.
Bkz. Ecele çare bulunmaz.
2123- Ölüme giden gelmis, paraya giden gelmemis.
Para getirmeye giden kisinin bu isten basariyla gelmesi,
ölünün diriltilmesinden daha güçtür.
2124- Ölüm gelmis bu cane, bas agrisi bahane.
Bkz. Ecel geldi cihana...
2125- Ölüm hak, miras helal.
Ölüm herkese gelecektir. Ölenin mirasi da mirasçinin hakkidir.
2126- Ölüm ile öç alinmaz.
Bir kisi, öç almak istedigi kisinin, ya da onun yakininin ölmesine
öç almis gibi sevinmemelidir.
2127- Ölümü gelen it cami avlusuna iser.
Bkz. Eceli gelen it...
2128- Ölümü gören hastaliga razi olur.
Küçük bir zarara ugramayi kabul etmezse çok büyük bir zarara ugrayacagini
anlayan kimse, bu küçük zarari kabul eder.
2129- Ölüm var, dirim (kalim) var.
Insan her isini gelecegi düsünerek yapmali özellikle
mal varligini hesapli kullanmalidir.
2130- Ölüm yüz akligi(-dir).
Yüz kizartici bir yasanti içinde bulunanlarin ayibini ancak ölümleri
temizler.
2131- Ölürse yer begensin, kalirsa el begensin.
Ana, baba çocuklarinin egitimine çok önem vermeli,
gerekirse onu dövmelidir. Ilke sudur: Çocuk ölürse iyi anilmali,
yasarsa begenilir bir kisi olmalidir.
2132- Ölüsü olan bir gün aglar; delisi olan her gün aglar.
Yakinlarindan biri ölen kisi ilk günlerde çok üzülür; ancak zamanla bu
üzüntü küllenir. Yakinlarindan biri deli olan kisi ise sürekli olarak
üzüntü içindedir. Demek ki delisi olmak, ölüsü olmaktan daha
büyük bir felakettir.
2133- Ölüyü çok yursan siçagan olur.
Düzensiz bir isi düzeltmek için gereginden çok titizlik gösterirseniz
isin daha kötü bir durum almasina yol açarsiniz.
2134- Ölüyü örtekorlar (örtekomuslar), delige dürtekorlar (dürtekomuslar).
Bir kimse ölünce, artik yüzünü kimse görmek istemez. Hemen üstü örtülür ve
geciktirilmeden götürülüp gömülür; sonra da unutulur. Geride kalanlar,
uzun zaman onun yasini çekip üzülmezler. Kendi alemlerine dalarlar.
2135- Önce düsün, sonra söyle.
Iyice düsünmeden söyledigimiz sözlerden dolayi sonradan pismanlik
duydugumuz, keske söylemeseydim dedigimiz çok olur. Böyle bir duruma
düsmemek için bir sözü söylemeden önce uzun uzun
düsünmemiz gerekir. Krs. Bogaz kirk bogumdur, Sözünü bil, pisir.
2136- Önce igneyi kendine batir, sonra çuvaldizi ele.
Önce küçük incitici bir islemin bize yapacagi etkiyi
düsünmeli, ondan sonra bunun daha agirini baskasina uygulamanin dogru
olup olmadigina karar vermeliyiz.
2137- Önceki çarigi, sonraki sarigi.
Iki karili erkek birincisini hor görür, ikincisini el
üstünde tutar. Krs. Kadin kocasinin çarigi...
2138- Ön tekerlek nereye giderse art tekerlek de oraya gider.
Bkz. Arabanin ön tekerlegi nereden...
2139- Öpülecek el isirilmaz.
Saygi gösterilmesi gereken kimse incitilmemelidir.
2140- Örtük pazar ara bozar.
Kisiler arasindaki alisveriste kosullarin açikça belirtilmemesi,
ileride anlasmazlik çikmasina ve aralarinin bozulmasina yol açar.
2141- Ötlegenin bayligi bögürtlenin vakti geçinceye kadardir.
Kisiyi üne kavusturan kosullar bitince artik o kisinin sesi çikmaz olur.
:::::::::::::
-P-
2142- Paça islanmadan balik tutulmaz.
Hiçbir nimet zahmet çekilmeden, özveriye katlanilmadan elde edilemez.
2143- Padisahin bile arkasindan kiliç sallarlar.
Kendisinden çekinilen kimsenin yüzüne karsi kimse agiz açmaz da en güçlü
kimsenin bile arkasindan herkes düsmanlik gösterilerinde bulunur.
2144- Padisah yasagi üç gün sürer.
Padisahlik zamanindaki yönetimin ne denli etkisiz
olduguna bir örnek: Bir yasak çikarilirdi ama birkaç gün sonra
uygulama gevsetilirdi; yasaga aldiran olmazdi. Halk, bu sözle
yönetenlerin durumunu kurallastirdi ve onlara inanmadigini belirtti.
2145- Palamut çok biterse kis erken olur.
Yüzyillarca süren gözlemlerden sonra bu yargiya varilmistir.
2146- Papaz her gün pilav yemez.
Birkaç kez yaptigini gördügünüz isi bir kisiye her
zaman yaptirmak isterseniz onu usandirir, yeter
artik! diyecek duruma getirirsiniz.
2147- Para dedigin el kiri.
Para elde kalmaz; kullanilir, harcanir.
2148- Para ile imanin kimde oldugu bilinmez.
Para, ortaya konulup herkese gösterilen seylerden
degildir. Iman da kisinin içindedir. Bundan dolayi
kimin ne kadar parasi bulundugunu, kimin ne denli
Tanri'ya yakin oldugunu kimse bilmez.
2149- Para isteme benden, buz gibi sogurum senden.
Kisi, kendisinden para isteyen kimseden artik uzak
durmak ister.
2150- Param seni vereyim de mi düsman olayim,
vermeyeyim de mi düsman olayim? Vermeyeyim de düsman olayim.
Kendisinden ödünç para istenen kisi, bu parayi vermese karsisindaki
ona düsman olur. Verse, parasi zamaninda geri gelmeyecegi için yine bir
düsmanlik belirir. Iyisi parasini elinden çikarmamak degil mi?
2151- Paran çoksa (borcun yoksa) kefil ol, isin yoksa sahit ol.
Bkz. Isin yoksa sahit ol...
2152- Paran gitti mi diye sormazlar, isin bitti mi diye sorarlar.
Bkz. Paranin gittigine bakma...
2153- Paranin gittigine bakma, isinin bittigine bak. (Paran
gitti mi diye sormazlar, isin bitti mi diye sorarlar.)
Yapmak istedigin isi yapabildinse bu ugurda harcadigin paralara acima.
Çünkü para, istedigin isi yapmak içindir.
2154- Paranin yüzü sicaktir.
Parayi gören kimse onun çekiciligine kapilir ve kendisinden para
karsiliginda beklenen isi yapmakta kolaylik gösterir.
2155- Paran ucuz olursa sen pahali olursun.
Çok alisveris yapan, bol bahsis veren kisi, parasindan yararlananlardan
büyük saygi görür.
2156- Paran varsa cümle alem kulun, paran yoksa timarhane yolun.
Bkz. Varsa pulun, herkes kulun...
2157- Para parayi çeker.
Elde para bulunursa onunla yeni paralar kazanilir.
2158- Parasi (akçasi) ucuz olanin kendisi kiymetli olur.
Parasini esirgemeyen, eli açik kimseyi herkes el üstünde tutar.
2159- Parayi domuzun boynuna takmislar da Domuz Aga! diye çagirmislar.
Para, itibari olmayan kisiye itibar kazandirir.
2160- Parayi veren düdügü çalar.
Parasini veren kimse, istedigi seyi elde eder.
2161- Parayi zaptetmek deliyi zaptetmekten zor.
Elindeki parayi çarçur etmeyip tutmasini bilmek,
herkesin yapamayacagi zor bir istir.
2162- Pazarda herkes ambarindaki unu kadar konusur.
Bir kimse, maddi alanda olsun, manevi alanda olsun, yeteneginin
ölçüsünü bilmeli, siniri asan davranislarda bulunmamalidir.
2163- Pazar, ilk pazardir.
Satilacak mala ilkin kaç paraya istekli çikmissa en
yüksek fiyat odur. Satici buna razi olmazsa daha
sonra hiçbir istekli bu fiyati vermez.
2164- Pazar körsüz kalmaz.
Kötü mal satilmaz sanmayin. Ona da iyiyi, kötüyü ayirt edemeyen alici
bulunur. Krs. Bitli baklanin kör alicisi olur.
2165- Pekmez gibi malin olsun, Antakya'dan sinek gelir.
Bkz. Çanakta balin olsun, Yemen'den (Bagdat'tan) ari gelir.
2166- Pekmezi küpten, kadini kökten al.
Yiyecegin seyin temiz bir kapta bulunanini alman
gerektigi gibi esin olacak kadinin da temiz ve soylu
bir aileden olmasina dikkat etmelisin.
2167- Pek yas olma, sikilirsin; pek de kuru olma, kirilirsin.
Çok uysal olursan ezilirsin. Hep dik basli olursan
yalniz kalir, herkesi karsinda bulursun. Hüner, gerektiginde uysal,
gerektiginde sert olmayi bilmektir.
2168- Persembenin gelisi çarsambadan bellidir.
Bir isin sonunun nasil olacagi simdiki gidisinden belli olur.
2169- Peynir ekmek, hazir yemek.
Yemek pisirmek sikintisina katlanmak istemeyenler için peynir ekmek,
pisirilip kotarilmis yemektir.
2170- Pilavdan dönen kasigin sapi (dönenin kasigi) kirilsin.
1) Insan çikarini gözetmelidir. Kendisine yararli seyi
elde etme çabasini göstermeyen kisiden ne hayir beklenir?
2) Bir görev yapmasi için elde bulundurulmakta olan
araç, bu görevi yapmiyor ya da yapamiyorsa var olmasiyla yok olmasi
arasinda fark kalmaz.
2171- Pilav yiyen kasigini yaninda (belinde) tasir.
Birsey yapmak, bir seyden yararlanmak isteyen kisi, bunun için gereken
araci eli altinda bulundurmalidir. Krs. Asure yemeye giden..., Cani
kaymak isteyen..., Kaymagi seven..., Zemheride yogurt isteyen...
:::::::::::::
-R-
2172- Ragbet güzel ile zenginedir.
Güzellerle zenginler her zaman el üstünde tutulurlar.
2173- Rahat ararsan mezarda.
Bkz. Agrisiz bas mezarda gerek.
2174- Rakip ölsün de ne yüzden ölürse ölsün.
Istenen sey, engelin ortadan kalkmasidir. Nasil, ne
yoldan kalkarsa kalksin, bunun önemi yoktur.
2175- Ramazan bereketli aydir, ama duvardan giden kilica sor (demisler).
En degerli esyanizi satip para hazirlarsaniz, ramazan kuskusuz bereketli
ay olur.
2176- Ramazanda yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayramda
yüzü kara olsun.
Bir sözün yalan oldugu, bir ödevin yapilmadigi, bir
süre sonra gerçeklesen olaylarla anlasilir. O zaman
yalan söyleyen, ya da ödevi yapmamis olan kisi,
utancindan hiç kimsenin yüzüne bakamaz olur. Krs.
Arife günü...
2177- Rençper kirk yilda, tüccar kirk günde.
Rençperin ancak kirk yilda kazanabilecegi parayi,
tüccar kirk günde kazanir.
2178- Rüsvet kapidan girince insaf (iman) bacadan çikar.
Rüsvet alan kamu görevlisi; hak, adalet, insaf duygularindan siyrilir.
Yetkisini rüsvet verenden yana, kötüye kullanir.
2179- Rüzgara tüküren kendi yüzüne tükürür.
Gücünden büyük güce karsi koyan, kendini yipratmaktan baska bir sonuç
alamaz.
2180- Rüzgar eken firtina biçer.
Herkesin zarar görmesine yol açacak isler yapan
kimse, çok sert tepkilerle karsilasir ve sonunda en
büyük zarara kendisi ugrar.
2181- Rüzgar esmeyince yaprak oynamaz (dal kimildamaz).
Her durumu doguran bir etken vardir.
2182- Rüzgarin önüne düsen yorulmaz.
Bkz. Rüzgarin önüne düsmeyen yorulur.
2183- Rüzgarin önüne düsmeyen yorulur.
Toplumun genel gidisine uyan kisi rahat eder. Akintiya kürek çekmeye
kalkan yorulur, basarisizliga ugrar.
2184- Rüzgarli havanin kuytusu, yagmurlu havanin uykusu.
1) Rüzgarli havada kuytu yer seçilir. Yagmurlu havada iyi uyunur.
2) Toplum içinde çekisme ve çatisma basgösterince
yapilacak en iyi is, bunlardan uzak durup rahatina
bakmaktir.
:::::::::::::
-S-
2185- Sabahin kizilligi aksami kis eder; aksamin kizilligi sabahi güz eder.
Sabahleyin gökyüzünde görülen kizillik, o aksam
havanin kis gibi olacagini, aksam görülen kizillik
ise ertesi sabah havanin güze dönecegini belirtir.
2186- Sabah ola, hayir ola (gele).
Bkz. Aksamin hayrindan sabahin...
2187- Sabah sürçen, geceye dek sürçer.
Bir ise basladigi zaman beceriksizligi görülen kisinin bu durumu sonuna
kadar sürer.
2188- Sabahtan karnini doyuran, küçükken evlenen aldanmamis.
Sabahleyin karin doyurulmalidir ki yapilacak is için
gereken güç elde edilsin. Yemek, yenmezse is araya girer, insan aç kalir,
güçsüz kalir, iyi is yapamaz. Evlenmeyi de geciktirmemelidir ki çocuklar
anne, baba ihtiyarlamadan yetissinler. Bundan baska, zaman geçince
insan kolay kolay evlenemez.
Krs. Erken kalkan yol alir..
2189- Sabanin tutagina yapisan el aç kalmaz.
Çiftçilik yapan aç kalmaz.
2190- Sabir acidir, (aci ise de) meyvesi tatlidir.
Sabir güçtür, ama güzel sonuç verir.
2191- Sabirla koruk helva olur, dut yapragi atlas.
Sabretmesini bilen kisi olmayacak gibi görünen islerde bile basari kazanir.
Sabredilirse eksi koruk, tatli üzüm olur. Üzüm suyundan pekmez yapilir,
ondan da helva. Bunun gibi, ipek böcegi dut yapragini yiye yiye büyür,
sonra ipek salgilar. Bununla da atlas dokunur.
2192- Sabreden dervis, muradina ermis.
Birçok islerin gerçeklesmesi için sabirli olmak, uzun
zaman beklemek gerekir. Sabirli olan kisi eregine
ulasir.
2193- Sabreyle isine, hayir gelsin basina.
Bir isi yaparken ivmez, sabrederseniz hayirli sonuçlara varirsiniz.
2194- Sabrin sonu selamettir.
Karsilastigi güçlükleri sabirla yenmeye çalisan kimse,
sonuda basariya ulasir.
2195- Saçim ak mi, kara mi? - Önüne düsünce görürsün.
Sonucu çok geçmeden belli olacak bir durumun nasil bitecegini
merak edenler azicik sabirli olmalidirlar.
2196- Saç safadan, tirnak cefadan uzar.
Halk arasinda söyle bir kani vardir: Insan keyifli olursa saçi, dertli
olursa tirnagi uzar.
2197- Sade pirinç zerde olmaz, bal gerektir kazana; baba mali tez tükenir
evlat gerek kazana.
Hakkiyla yararlanilacak bir seyin ortaya konabilmesi için birtakim
ögelerin birlesmesi gerektir. Kisi kendi emegiyle kazanç saglayip bunu baba
malina katmiyorsa babasindan kalan mal tez tükenir. Krs. Baba mali tez
tükenir...
2198- Sade sudan zerde olmaz, bal kazana girmeyince, hazir akça tez tükenir
arkasindan gelmeyince.
Bkz. Sade pirinç zerde olmaz, bal gerektir kazana; baba mali tez tükenir,
evlat gerek kazana.
2199- Sadik dost akrabadan yegdir.
Candan dost akrabadan daha hayirli olur.
2200- Safa ile yenen cefa ile kazanilir.
Keyifli keyifli harcadigimiz para, çok sikinti çekilerek kazanilmistir.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #26 : 29 Aralık 2010, 17:06:46 »
2201- Sag (saglam) bas yastik istemez.
Saglam insan durup dururken yatmak istemez. Yatmak istiyorsa herhalde
hastadir.
2202- Sag elinin verdigini sol el görmesin.
Bkz. Bir elinin verdigini...
2203- Sagilir inegin buzagisi kesilmez.
Çikar saglamaya yardim eden kimseye ya da seye
zarar gelmemesine dikkat edilmelidir.
2204- Sagir için iki kere kamet olmaz.
Herkesin isitip ögrendigi sey, dikkatsiz kimse için
bir daha söylenmez.
2205- Sagir isitmez (duymaz) uydurur (yakistirir).
Sagir, yaninda konusulan seyleri isitmez ama konusanlarin durumuna
bakarak ve anladigini sanarak bir seyler yakistirip söyler. Bir durumun
içyüzünü bilmeyen kisi de görünüse bakarak edindigi yanlis kaniyi gerçek
sanir.
2206- Sagirlar birbirini agirlar. (Keller ile yagirlar birbirini
agirlar.)
Toplum içinde önemsenmeyen kisiler birbirlerine deger verir, saygi
gösterirler.
2207- Saglik varliktan yegdir.
Sagliktan büyük zenginlik olmaz. Saglik olmazsa
varlik neye yarar?
2208- Sag olsun da dag ardinda olsun.
Bkz. Tas altinda olmasin da...
2209- Sahipsiz (issiz) eve it buyruk.
Kimsenin ilgilenmedigi, benimsemedigi, sahip çikmadigi isler üzerinde
degersiz kisiler egemenlik kurarlar.
2210- Sakal biyiga denk olmayinca berber ne yapsin?
1) Kullanacagi seyler kusurlu olursa en usta kimse
bile onlari uygun biçime sokamaz.
2) Gelir gidere denk degilse durumu düzene koymaya çalisan kisi ne
yapabilir.
2211- Sakal keçide de var.
Bkz. Keçide de sakal var.
2212- Sakinilan (esirgenen) göze çöp batar.
Esirgedigimiz, üzerine titredigimiz seye her halde bir
zarar gelir.
2213- Sakla beni varken, bulunayim sana yokken.
Her sey var oldugu zaman alinip bir köseye konulmali ki ortadan çekildigi
zaman el altinda bulunsun ve kullanilsin.
2214- Sakla samani, gelir zamani.
En degersiz seyi bile atmayip saklamali. Günün birinde ise yarar.
2215- Saksagan danayi babasi hayrina bitlemez.
Bkz. Karga mandayi babasi...
2216- Sanat altin bileziktir.
Kisinin elindeki sanat, degeri hiç eksilmeyen bir servettir.
2217- Sana tasla vurana (dokunana) sen asla (ekmekle, pamukla) vur (dokun).
Sana kötülük edene sen iyilik et. Sert davranana yumusak davran.
2218- Sanatini hor gören bogazina torba takar.
Bkz. Isine hor bakan...
2219- Sanati ustadan görmeyen (ögrenmeyen) ögrenmez.
Her sanatin birtakim incelikleri vardir. Kisi ne kadar çalisirsa çalsisin,
bunu kendi kendine bulamaz.
Her halde bir ustadan görüp ögrenmelidir.
2220- Sana vereyim bir ögüt: Ununu elinle ögüt. (Benden sana bir ögüt:
Ununu elinle ögüt).
Kisi, isini baskasina inanmamali, kendisi yapmamalidir. Krs. Kurda neden
boynun kalin demisler...
2221- Sarhosa dokunma, kendi yikilsin.
Bkz. Degme sarhosa...
2222- Sarhostan deli bile korkar.
Sarhos, deliden daha delice davranislarda bulunur.
2223- Sari altinin olacagina sari samanin olsun.
Para yenmez, içilmez. Oysa besin olmasa yasanmaz.
Bu nedenle insan için de, hayvan için de besin paradan
daha degerlidir. Hele insana bagli olmayan hayvanlar için para
büsbütün gereksizdiz.
2224- Sarigi sarar, sarar, ulami yetistigi yere sokarsin.
Yürüttügünüz isi amaçlanan sonuca ulastiramasaniz bile ulasabildiginiz
evre de olumlu bir asamadir.
2225- Sarmisagi gelin etmisler, kirk gün kokusu çikmamis.
Bir toplulugun arasina yeni girmis olan kötü kimsenin foyasi ilk
günlerde meydana çikmaz.
2226- Sarmisagi(-ni) hesap eden paça(-yi) yiyemez.
Bkz. Sirkesini, sarmisagini...
2227- Sarmisak da aci amma evde lazim bir disi.
1) Sorumluluklari olmakla birlikte her eve bir kadin gerektir.
2) Bir evde ara sira kullanilaçak seyden -insani rahatsiz da etse- bir
parça bulunmalidir.
2228- Sarmisak içli disli, sogan yalniz basli.
Anlasan kimselerin -ayni aileden imisler gibi- birbirlerinden saklisi,
gizlisi yoktur. Baskasiyla böyle bir yakinlik kuramamis olan kimse, tek
basina kendi yasantisi içindedir.
2229- Satilik ziftin olsun, Selanik'ten kel gelir.
Ise yaramaz sandigin bir mali satiliga çikarirsan görürsün ki hatira
gelmeyen yerlerden onu arayip soranlar vardir. Krs. Pekmez gibi malin
olsun..., Çanakta balin olsun...
2230- Say beni, sayayim seni.
Bkz. Sev beni, seveyim seni.
2231- Sayili günler (gün) tez (çabuk) geçer.
Bir isin yapilmasi, ya da gerçeklesmesi için konulmus olan belli süre
çarçabuk geçer.
2232- Sayili koyunu kurt kapmaz (yemez).
Miktari saptanarak bir kimseye teslim edilmis olan
esya iyi korunur.
2233- Sebepsiz kus bile uçmaz.
Kilavuz ve yardimci almadan hiçbir is basarilamaz.
Krs. Delilsiz cennete bile girilmez.
2234- Sebepsiz ölüm olmaz.
Bkz. Ecel geldi cihane..., Bahanesiz ölüm...
2235- Selam para, kelam para.
Her davranis para harcamayi gerektirir.
2236- Sel gider kum kalir (kisi ettigini bulur.)
Herhangi bir durumda önemli olan, kalici ögelerdir. Gelip geçici olanlar degil.
2237- Sel ile gelen yel ile gider. (Yel gibi gelen sel gibi gider.)
Emek çekilmeden ele geçen para; gereksiz yerlere
harcanir, çarçur olur gider.
2238- Sen aga ben aga, bu inegi kim saga. (Sen dede ben
dede, bu ati kim timar ede.)
Herkes kendisini buyurucu durumda görür, is yapmakla
yükümlü saymazsa ortadaki isi kim yapar?
2239- Sen bilirsin deyince (degirmende) kavga olmaz.
Bir konu üzerindeki görüsme sirasinda uysallik gösterir, karsinizdakinin
dedigini kabul ederseniz, anlasmazlik çikmaz.
2240- Sen bir garip Çingenesin, telli (gümüslü) zurna nene gerek.
Yoksul olan ya da toplumda seçkin bir yeri bulunmayan kisi, durumunun
kaldiramayacagi ise kalkismamalidir.
2241- Sen dede ben dede, bu ati kim timar ede?
Bkz. Sen aga ben aga...
2242- Senden çikmis bir kada (kaza), kime giden (gidersin) imdada.
Yaramaz çocuk, senin yaptigin bir kaza sayilir. Bunun çaresine bakmak için
kimden imdat isteyebilirsin? Kendi eyleminden dogan bütün olumsuzluklar
böyledir.
2243- Senden devletli ile ortak olma.
Çünkü o çok para koyup genis is yapmak ister; buna senin gücün yetmez.
Zarar ederseniz o dayanabilir, sen dayanamazsin. Is üzerinde de hep onun
sözü geçerli olur.
2244- Sen dost kazan; düsman ocagin basindan çikar.
Bkz. Kazanirsan dost kazan...
2245- Sen islersen mal isler, insan öyle genisler.
Çalisirsan malin verimli, kazancin bol olur. Böyle
böle zengin olursun.
2246- Sen isten korkma, is senden korksun.
Insan, yapacagi isi gözünde büyütmemeli, yenmeye azmederek çalismaya
koyulmalidir.
2247- Sen kazan da düsmana kalsin.
Kazanacagim mali benden sonra kime birakacagim diye çalismaktan vazgeçme.
Düsmana kalacagini da bilsen kazanç yolunu birakma.
2248- Sen olursan bensiz, ben de olurum sensiz.
Bir kimse, baska bir kimse ile olan iliskisini keserse, o da bu kisi ile
iliskisini sürdürmek istemez.
2249- Sen sen, ben ben.
Hiç kimse kendisini baskasinin buyrugu altinda görmek istemez. Kendisine
hükmetmek isteyen kimseye karsi duygusu sudur: Sen kendini nasil yüksek ve
bagimsiz görüyorsan ben de kendimi öylece yüksek ve bagimsiz görüyorum. Bana
karisamazsin.
2250- Seraskere dana güttüren dünya.
Bkz. Dünya bir, isi bir, Kavanoz dipli dünya, In kalk dünyasi.
2251- Serçeden (kustan) korkan dari ekmez.
Yapmayi düsündügü isin tehlikelerini göze alamayan kimse o ise
girismemelidir.
2252- Serçe ile konusanin sesi semadan gelir.
Bkz. Deveci ile konusan kapisini büyük açar.
2253- Serçeye çubuk beredir.
Güçsüz kisiye en küçük sarsinti yikim nedeni olur.
2254- Serkes öküz (son) solugu kasap dükkaninda alir.
Dik basli olanlar, davranislarinin cezasini görürler.
Bu davranislari hayatlarina bile mal olabilir.
2255- Sermayen bir yumurta ise tasa çal.
Güvendigin sey, ise yaramayacak kadar küçük ve önemsiz ise onu
kullanmaktan vazgeç; sonuçtan umudunu kes.
2256- Sev beni, seveyim seni. (Say beni, sayayim seni).
Sevgi karsilikli olur. Sen beni seversen ben de seni severim. Krs. Say
beni, sayayim seni.
2257- Sevda (sevgi) geçer yalan olur, sonra sokar yilan olur.
Sevda atesi sevgilileri önce kaynastirir; bir süre sonra
söner. Öyle ki basta en büyük mutluluk kaynagi sayilirken, sonra en büyük
rahatsizlik etkeni olur.
2258- Sevenin kuluyum (kulu ol), sevmeyenin sultani.
Sizi sevenlere kul gibi hizmet ediniz. Sevmeyenlere
yüz vermeyiniz, yüksekten bakiniz.
2259- Sevip (sevisip) dostuna, bosanip kocana varma.
Bir kadin, töredisi sevdigi kimseye varmamalidir.
Çünkü bu adam; kendisi gibi baskasiyla da sevisti,
ya da sevisir diye kadina karsi içinde sürekli bir kusku
duyar. Bu da evlenenler için geçimsizlik kaynagi olur. Kadin, bosandigi
kimse ile yeniden evlenmemelidir. Çünkü bosanmanin nedeni olan eski
anlasmazliklar yeniden bas gösterir.
2260- Sev seni seveni hak ile yeksan ise, sevme seni sevmeyeni Misir'a
sultan ise.
Toplumdaki yeri ne denli degersiz olursa olsun, seni
seveni sev. Toplumdaki yeri ne denli yüksek olursa olsun, seni
sevmeyeni sevme.
2261- Seyrek git sen (sikça varma) dostuna, kalksin ayak üstüne.
Kisi dostuna sik sik giderse çok sicak karsilanmaz.
Seyrek giderse büyük sevgi ile karsilanir. Krs. Sik
gidersen dostuna, yatar arka üstüne.
2262- Sicaga kar mi dayanir?
Sürekli tüketim, en büyük birikimleri bile eritir. Krs.
Hazira daglar...
2263- Siçana raki içirmisler, kediye meydan okumus.
Rakinin güçsüz kisiye geçici bir yigitlik duygusu kazandirmasi gibi, kisa
zamanda yükselmeler, bol para kazanmalar da kendisinden çok üstün kimseleri
küçük görme gücü verir. Krs. Esege raki içirmisler...
2264- Siçan (fare) çiktigi deligi bilir.
Gizli bir is yapmak üzere girisime geçmis olan kisi,
yakayi ele verme durumunda kalinca nereye kaçacagini bilir.
2265- Siçan geçer yol bulur.
Bir is için kötü bir yol açilirsa gelenek olur; artik herkes o yolu tutar.
2266- Siçilacak agiz göte yakin gelir.
Kisinin agir hakaret görmesi, kendisinin buna yol
açmasindan ileri gelir. Krs. Kabahat öldürende degil..., Eceli
gelen..., Dayak isteyen keçi...
2267- Sik gidersen dostuna, yatar arka üstüne.
Ne denli candan olursa olsun, dostuna çok sik gitme. Sonra usanir, sana
yüz vermez. Krs. Seyrek git sen dostuna, kalksin ayak üstüne.
2268- Sinanmisi sinamak ahmakliktir.
Bkz. Denenmisi denemek ahmakliktir.
2269- Sirça köskte (evde) oturan, komsusuna tas atmamali.
Küçük bir dokunusla büyük zarara ugrayacak olan
kisi, üzerine düsmanlik çekecek davranislardan sakinmalidir.
2270- Sirrini açma dostuna (dostunun dostu vardir) o da söyler dostuna.
Bkz. Açma sirrini dostuna...
2271- Sitma ben tuttugumu kirk yil sonra tanirim demis.
Sitmaya yakalanan kisi tedavi görüp iyilesse bile aradan uzun yillar
geçer de benzinin soluklugu geçmez.
2272- Sinek küçüktür ama mide bulandirir.
Kirli seylerle bir arada bulunan nesneyi -ne kadar ufak olursa olsun ve
ne kadar zararsiz görünürse görünsün- içimiz almaz.
2273- Sinek pekmezciyi tanir.
Isini bilen kisi, yararlanacagi kimseyi bilir.
2274- Sirkesini, sarmisagini sayan paçayi yiyemez. (Sarmisagini hesap eden
paçayi yiyemez.)
Küçük sakincalarini düsünerek bir ise girismeyen
kisi, o isin kazançlarindan yoksun kalir.
2275- Sitte-i Sevir, her saati bir devir.
Sitte (Arapça) alti, sevr (Arapça) boga demektir.
Sitte-i sevr Boga Burcunun alti günü, anlamini
tasiyor ki günesin Boga Burcuna girdigi 21 nisan
da baslar, 26 nisanda sona erer. Iste bu günlerde
hava her saat degisiklik gösterir.
2276- Sitte-i Sevir, kapiyi çevir.
Sitte-i Sevirde hava çok bozuk ve firtinali olur. Disari çikmamali.
2277- Sivilce kurcalaninca çiban olur.
Bkz. Kurcalama sivilceyi...
2278- Sivilceyi kurcalama, çiban edersin.
Bkz. Kurcalama sivilceyi...
2279- Siyah inekten beyaz süt sagilir.
Görünüse degil özdeki cevhere bakilmalidir. Görünüsü begenilecek gibi
olmayan öyle kisiler vardir ki degerlerine paha biçilemez.
2280- Sofu sogan yemez, bulunca sapini komaz.
Hosa gitmeyen islere yönelmez gibi görünen öyle
kisiler vardir ki bu islere girisince en asiri yolu tutarlar.
2281- (Soganin acisini) yiyen bilmez, dograyan bilir.
Bir is yapilirken ne denli güçlük çekildigini, o isi
basarmis olan bilir; basarilmis olan isten yararlanan bilmez.
2282- Soguk; kirk kat keçe, ben ondan geçe; bir kat deri,
ben ondan geri demis.
Bir kat deri giysi, kat kat yün giysiden daha çok sicak tutar.
2283- Sokma akil, sekiz adim gider.
Bkz. Koyma akil akil olmaz.
2284- Sona kalan donakalir.
Yapilacak bir isi hemen yapmayip geciktiren kisi zarar eder. Örnegin bir
seyden birçok kimse yararlanacaksa daha önce davrananlar seçer, seçer
alirlar; geriye döküntüleri kalir. Belki de hiç kalmaz.
2285- Son gülen iyi güler.
Bir konunun üzülecek ve sevinilecek evreleri sona
erdigi zaman sevinilecek durum agir basmissa eski
tasalar unutulur, hep sevinilir.
2286- Son pismanlik fayda vermez (etmez).
Iyice düsünülmeden yapilan is, çok kez insani zarara ya da geri
dönemeyecegi bir çikmaza sokar.
O zaman pisman olmak da ise yaramaz.
2287- Sonradan gelen devlet devlet degildir.
Kisi gençliginde zengin olmalidir ki bunu geregi gibi kullansin. Is
göremeyecegi bir yasta gelen zenginlik neye yarar?
2288- Sonradan gelenin evi uç, tarlasi kiraç olur.
Herkesin pay alabilecegi bir isi yapmakta erken davrananlar, en kazançli
parçalari ele geçirirler. Gecikenlere önemsiz parçalar kalir.
2289- Sonradan imam olanin camiye sigmaz sesi; sonradan
kadin olanin hamama sigmaz tasi.
Sonradan görmüs olanlar, alisilmisin disinda gösteris meraklisi olurlar.
Kendilerini olduklarindan daha üstün göstermeye çalisirlar. Krs. Köleden
aga olan minareyi...
2290- Soran yanilmamis (yorulmamis).
Insan bir isi yaparken karsisina bilmedigi birçok sey
çikar. Bunlari dogru, yanlis demeden yapmamali,
bilenlere sorup ögrendikten sonra yapmalidir. Biliyorum sandigi islerde
de yanilabilir. Onlar için de bilenlerin düsüncesini alirsa yanilmayi
önlemis ve bos yere yorulmamis olur. Krs. Danisan dag asmis...
2291- Sora sora Bagdat (Kabe) bulunur.
Insan sora sora, çok uzak ve bulunmasi çok güç
yerleri bile bulur. Krs. Yol sormakla bulunur.
2292- Sorma kisinin aslini, sohbetinden bellidir.
Bir kimsenin kimligini ögrenmek için soyunu sopunu sormanin geregi yoktur.
Konusup görüsmesinden nasil bir insan oldugu anlasilir.
2293- Soy asma, soyuna çeker.
Temiz soydan gelen kisi, her durumuyla soylulugunu gösterir.
2294- Soydur çeker, (boktur kokar), (Cins cinse çeker).
Her canli az çok soyuna çeker. Kötü soydan gelmisse kendisinde de
bu kötülükten bir iz bulunur.
2295- Söyleyenden dinleyen arif gerek.
Öyle konular olur ki anlatan biraz kapali konusur.
O zaman dinleyen, söyleyenin ne demek istedigini
anlamalidir.
2296- Söyleyene bakma, söyletene bak.
Içinden geleni söyleyen bir kisinin sözleri, dogru çikmasini
istedigimiz seylerse, bunlari ona Tanri söyletiyor der, söylediklerine
inanmak isteriz.
2297- Söz agizdan çikar.
Mert olan kisi, sözünde durur; verdigi sözü yerine getirir.
2298- Söz biliyorsan söyle, inansinlar; bilmiyorsan söyleme, seni bir
adam sansinlar.
Insan, bildigi konu üzerinde konusmali; bilmedigi
konuda agiz açmamalidir.
2299- Söz dedigin yas deridir, nereye çekersen oraya gider.
Birçok sözler, çesitli anlamlara gelebilir. Kimi zaman dinleyenler, bir
sözü, söyleyenin aklindan geçmemis olan bir anlama çekerler.
2300- Söz gümüsse sükut altindir.
Konusmak güzel, yararli bir sey olabilir. Ama susmak ondan iyidir.
Çünkü konusmak insanin basina birtakim isler açabilir. Susan için böyle bir
sey söz konusu degildir.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #27 : 29 Aralık 2010, 17:07:21 »
2301- Söz sözü açar.
Bkz. Laf lafi açar.
2302- Sözünü bil, pisir; agzini der, devsir.
Agzina gelen her sözü söyleme. Bir sözün nereye
varacagini iyi düsün, ondan sonra söyle. Krs. Önce
düsün, sonra söyle.
2303- Sözü söyle alana, kulaginda kalana.
Sözünü tutana ögüt ver. Söylediklerin bir kulagindan girip öbür
kulagindan çikan kimseye nefes tüketme.
2304- Söz var ara bozar, söz var ara düzer.
Bkz. Bir söz ara bozar, bir söz ara düzer.
2305- Söz var, daga çikarir; söz var, dagdan indirir.
Iliskilerimizde dikkatli ve ölçülü konusmaliyiz. Karsimizdakini
sinirlendirip bas kaldirtan da, yatistirip yola getiren de çilginca ya da
akillica söylenen sözlerdir. Krs. Söz var is bitirir, söz var bas yitirir.
2306- Söz var, is bitirir; söz var, bas yitirir.
Sözün insanlar üzerindeki etkisi çok büyüktür. Akillica söylenmis sözler,
karsidakini inandirir, yumusatir; islerin olumlu yola girmesini saglar.
Ölçüsüz, sert sözler ise karsidakini sinirlendirir, söyleyenin
öldürülmesine bile yol açabilir. Krs. Söz var daga çikarir, söz var dagdan
indirir.
2307- Söz verme, verdinse dönme.
Senden beklenen bir isi yapabilip yapamayacagini
iyi düsün. Kendine güvenemezsen söz verme. Ama
söz verdinse ne yap yap sözünü yerine getir.
2308- Su akarken testiyi doldurmali (doldur).
Kisi, firsattan yararlanmali; geliri bol oldugu zaman ilerisi için para
biriktirmeye, mal mülk edinmeye bakmalidir.
2309- Su aktigi yere (yine) akar.
Daha önce bize yarari dokunmus olan güzel bir durum, bugün bulunmasa bile
yarin yine ortaya çikar.
2310- Su basindan (bendinden) kesilir (baglanir).
Bir isi, kimsenin karisamayacagi ve bozamayacagi
biçimde bitirmek için yetkili kisilerin en büyügü ile
görüsüp anlasmak gerektir.
2311- Su bulanmayinca durulmaz.
Bir konu, türlü çekismelerden sonra aydinliga kavusur, yoluna girer.
2312- Su bulununca (görülünce) teyemmüm bozulur.
Ele geçmeyen güzel bir seyin yerine, ister istemez
ona benzeyen baska bir sey kullanilir. Ama aranan
sey ele geçince, benzerinin degeri kalmaz.
2313- Suç öldürende degil, ölendedir.
Bkz. Kabahat öldürende...
2314- Suç samur kürk olsa kimse üstüne almaz.
Bkz. Kabahat samur kürk olsa...
2315- Suçu gelin etmisler, kimse güvey girmemis.
Ne denli sevimli görünürse görünsün, suçu kimse
kabul etmez. Krs. Kabahat samur kürk olsa...
2316- Su içene yilan bile dokunmaz.
Su içen kimseye dokunulmamalidir; düsman olsa bile.
2317- Su küçügün, sofra (söz) büyügün.
Su, büyüklerden önce küçüklere verilmelidir. Çocuklar istedikleri kadar
su içebilirler. Ancak çocuklarin sofradaki her seyi yemelerine ve
dilediklerinden, diledikleri gibi almalarina izin verilmez. Sofrada yemege
baslamak, büyüklere taninmis bir haktir. (Konusmaya da ilkin büyükler
baslamalidir.)
2318- Su testisi su yolunda kirilir.
Bir kisi, ya da sey, hangi amaca hizmet ediyorsa
o ugurda bir kazaya ugrar; yok olur.
2319- Su uyur, düsman uyumaz.
Durmadan akan suya uyuyor denilebilir de sesi çikmayan, kipirdamayan
düsmana uyuyor denilemez. O, firsat beklemektedir.
2320- Su yatagini bulur.
Bkz. Akarsu çukurunu kendi kazar.
2321- Suyu getiren de bir, testiyi kiran da. (Testiyi kiran da
bir, suyu getiren de.)
Zamanimizda, görevini iyi yapanla kötüye kullanan
arasinda bir fark gözetilmemektedir.
2322- Suyu havana koy, döv döv yine su.
Çarpici bir özelligi bulunan kisi ya da nesnenin, ne
denli ugrasilirsa ugrasilsin, niteligi degistirilemez.
2323- Suyun yavas akanindan, insanin yere bakanindan kork (sakin).
Bkz. Adamin yere bakanindan...
2324- Sükut ikrardan gelir (sayilir).
Bir kisiye: Sen söyle bir is yaptin mi? (yapmissin)
diye soruldugunda karsilik vermiyorsa evet diyor sayilir.
2325- Sür git dememisler, gör geç demisler.
Begenmediginiz durumu, sürüp giden bir anlasmazlik konusu yapmayiniz. Hos
görüp geçininiz.
2326- Sürüden ayrilani (ayrilan koyunu, kuzuyu) kurt kapar.
Arkadaslarindan ayrilip tek basina is yapma yolunu tutan kisi,
koruyucusuz, desteksiz kalir; büyük zararlara ugrar. Krs. Yalniz kalani
kurt yer.
2327- Sütle giren huy, canla çikar.
Kisinin küçükken edindigi huy, ölünceye degin sürer. Krs. Insan yedisinde
ne ise yetmisinde de odur., Can çikmayinca huy çikmaz., Huy canin
altindadir., Huylu huyundan vazgeçmez.
2328- Sütlüyü sürüden çikarmazlar.
Yararli, verimli sey, elden çikarilmaz.
2329- Sütsüz koyun melegen olur.
Çevresine yararli olamayan, elinde avucunda bir sey
bulunmayan kisi, hep acikli ve üzüntülü konusur.
2330- Sütten agzi yanan, ayrani üfleyerek içer (yogurdu üfleyerek yer).
Bir davranisi kendisine pahaliya mal olan kisi, benzeri durumlar
karsisinda çok ihtiyatli davranir.
:::::::::::::
-S-
2331- Sahin gözünü ette açmis; karga gözünü bokta açmis.
Kisi ana baba ocaginda ne görmüsse öyle yetisir.
Yasami boyunca da o durumu sürdürür.
2332- Sahin ile deve avlanmaz.
Küçük seyleri elde etmek için yeterli olan araçla,
büyük seyler elde edilemez. Krs. Araba ile tavsan avlanmaz.
2333- Sahin küçük, et yer; deve büyük, ot yer.
Kisi, görünüsüne göre degil, yaradilis özelligine ve
yetenegine göre is yapar.
2334- Sahin küçüktür ama koca turnayi havadan indirir.
Küçük olmak, güçsüz olmak demek degildir. Öyle
küçükler vardir ki kendilerinden büyük olandan daha güçlüdürler.
2335- Sakanin sonu kakadir.
Saka sürüp gittikçe tatsizlasir, kirici olur, dostlugu bozar.
2336- Sap ile seker bir degil.
Görünüste birbirine benzeyen öyle seyler vardir ki
nitelikleri birbirinden çok ayridir.
2337- Saraptan bozma sirke keskin olur.
Sonradan azan kisi, eskiden beri yolunu sasirmis
kimseden daha azgin olur.
2338- Saskin misafir ev sahibini agirlar.
Bkz. Ahmak misafir...
2339- Saskin ördek basini birakir, kiçindan dalar.
Ne yaptigini bilmeyen kisi, isi tersinden yürütmeye kalkar.
2340- Seriatin kestigi parmak acimaz.
Yasa ne buyuruyorsa ona boyun egilir.
2341- Ser isi uzat hayra dönsün, hayir isi uzatma serre dönmesin.
Kötü gitmekte olan bir isin kötülügüne boyun egmemek, zaman kazanip onu
iyilestirmeye çalismak gerekir. Iyi oldugu belli olan isi de hemen
sonuçlandirmak uygundur; çünkü uzatilan iyi isin zamanla kötü bir biçim
almasi tehlikesi vardir.
2342- Seyh uçmaz, müridi uçurur.
Bir kisiye inananlar, onu oldugundan çok üstün görürler. Onda olaganüstü
degerler bulunduguna herkesi inandirmak isterler.
2343- Seytan adami kandirir, ama suyunu isitivermez.
Uykuda kendisini seytan azdiran kisinin gusül yapmasi gerekir. Ama
seytan, isini bitirip kayboldugundan gusül suyunu isitmak zahmeti o kisiye
düser.
Bunun gibi, bizi aldatip güç duruma düsüren kimseler artik yanimiza
ugramazlar. Basimizin çaresine kendimiz bakariz.
2344- Seytanin dostlugu daragacina kadardir.
Kötü arkadas, kisiyi yoldan çikarip ölüme kadar sürükleyebilir. Ama ölümün
esiginde onu kaderiyle bas basa birakir.
2345- Seytanla kabak ekenin kabak basina patlar.
Kurnaz ve hileci kimse ile ortaklik eden kisi, hilenin kurbani olur. Krs.
Seytanla ortak bugday eken...
2346- Seytanla ortak bugday eken samanini alir.
Kurnaz, düzenbaz kimse ile ortak olmayin. Kari kendisine mal eder; zarari
size yükler. Krs. Seytanla kabak ekenin...
2347- Sik sik (çik çik) eden nalçadir, is bitiren akçadir.
Degerli nesneye bir yönüyle benzeyen sey, onun yerini tutmaz. Örnegin
nalça da maden para gibi sik sik diye ses çikarir, ama onun gibi is
bitirmez.
2348- Simsek çakmadan gök gürlemez.
1) Meydana gelmemis bir olayin yankisi olmaz. Bir
tepki, ya da etrafa yayilmis bir haber varsa, bunun
bir olaya dayandigini kabul etmek gerekir.
2) Bir gürültü kopmadan önce belirtileri görülür.
2349- Söhret afettir.
Kisinin kazandigi ün, her zaman hosa giden bir durum
saglamaz. Kendisini sikan, rahatsiz eden durumlara da yol açar: Ünlü bir
doktor, ünlü bir sarkici, ünlü bir usta... özgürlügünün tadini geregi
gibi çikaramaz. Gücünü asan istekler, zorlamalar karsisinda bunalir.
Kiskanilarak üzücü durumlara da düsebilir.
2350- Subatin sonundan, martin onundan kork.
Uzun yillarin gözlemi göstermistir ki subat sonunda ve martin onunda hava
çok firtinali ve soguk olur.
:::::::::::::
-T-
2351- Tabaga sorarsan dünyada fena koku olmaz.
Kötü islerle ugrasan kimse, kötü is diye bir sey tanimaz.
2352- Tabak misin, it bokuna muhtaçsin.
En degersiz nesnenin ya da hiç begenilmeyen kisinin de ise
yaradigi konu vardir. Krs. Altin kepege muhtaç.
2353- Tabak sevdigi deriyi yerden yere çarpar.
Kisi, egitimine önem verdigi, ya da begendigi kimseyi hirpalarcasina
çalistirir. Krs. Ayni sevdigi yavrusunu hirpalar.
2354- Tabancanin dolusu bir kisiyi korkutur, bosu kirk kisiyi.
Kisi, gücünü kullanarak istedigi seyi elde edebilir.
Ama bunu yapmayip çevreyi eyleme geçme korkusu içinde birakirsa daha
çok seyler ele geçirir. Nitekim dolu tabanca ile ancak bir kisi vurulabilir.
Bunu gören kimseler artik ondan korkmazlar. Ama bos tabancadan herkes
korkar. Çünkü dolu sanilir ve kime karsi kullanilacagi bilinmez.
2355- Talihsiz haciyi deve üstünde yilan sokar.
Bkz. Onmadik haciyi deve üstünde yilan sokar.
2356- Tamah olmasa müflis acindan ölür.
Bkz. Tamah varken...
2357- Tamah varken müflis acindan ölmez. (Tamah olmasa müflis acindan ölür.)
Elinde avucunda bir sey bulunmamakla birlikte küçük kazançlari
begenmeyen kisi, büyük kazanç hayaliyle geçinir.
2358- Tana kalan dona kalir.
Bkz. Bugünkü isini yarina birakma.
2359- Tandir basinda bag dikmek kolaydir.
Önemli isler düs kurmakla gerçeklesmis olmaz. Sorun, bu düsün
gerçeklestirilmesidir.
2360- Tan gelsin, hayri beraber gelsin.
Bkz. Sabah ola hayir ola.
2361- Tan yeri agarinca hirsizin gözü kararir.
Kirli isler yaparak çikar saglayan kisi, buna elverisli olan durum sona
erince sersemlesir, hiçbir is yapamaz olur.
2362- Tarhuncuya tarhun satilmaz.
Bkz. Tereciye tere satilmaz.
2363- Tarla çayirda, bag bayirda.
Tarla düz ve nemli yerde, bag bayirda bulunursa daha verimli olur.
2364- Tarlada izi olmayanin harmaninda yüzü olmaz.
Tarlasini sürmeyen, çapalamayan, gübrelemeyen ondan ürün bekleyemez.
2365- Tarlanin (malin) iyisi suya yakin, daha iyisi eve yakin.
Suya yakin yerdeki tarla degerlidir. Çünkü sulanmasi kolaydir. Eve yakin
olan tarla daha degerlidir. Çünkü çapalama, gübreleme, ekme, ürünü
koruma ve devsirme... gibi islerin hepsi çok kolaylikla ve yollarda vakit
geçirilmeden yapilabilir.
2366- Tarlanin taslisi, kizin saçlisi, öküzün (inegin) baslisi.
Tarlanin taslisi, kizin uzun saçlisi, öküzün büyük
baslisi daha çok begenilir. Krs. Tarlayi tasli yerden...
2367- Tarlayi düz al, kadini kiz al.
Tarla alacak kimse, düz yerden almali, bayirdan,
engebeli yerden almamalidir. Evlenecek erkek de dul
kadini degil, kizi yeglemelidir.
2368- Tarlayi koçan zaptetmez, saban zapteder.
Elinizde tarlanin sadece tapusu bulunmakla maliniz var
sayilmaz. Onu ekip biçebiliyorsaniz maliniz var demektir.
2369- Tarlayi tasli yerden, kizi kardasli yerden.
Tasli tarlanin tahili daha güzel olur. Erkek kardesi
bulunan kiz da hem sarkintiliklara karsi korunmus,
hem de kardesine hizmet ederek ileride kocasina nasil
hizmet edilecegine alismis bulunur. Krs. Tarlanin taslisi...
2370- Tas yere düsmeden çanlamaz.
Ortada dolasan dedikodu, büsbütün asilsiz olamaz.
Kötü bir is yapilmis olmasaydi böyle söylentiler ortaya çikmazdi.
2371- Tasa çikan keçinin agaca çikan oglagi olur.
Bkz. Agaca çikan keçinin...
2372- Tas altinda olmasin da dag ardinda olsun. (Sag olsun da dag ardinda
olsun.)
Ayrilik zordur. Ancak bir tesellisi vardir: Uzakta,
daglarin ardinda bulunan sevdigimize günün birinde
kavusabiliriz. Tanri ölüm ayriligi vermesin.
2373- Tas çömlege çarparsa vay çömlegin haline, çömlek
tasa çarparsa yine vay çömlegin haline!
Güçlüyle güçsüz çarpisirsa -saldiran ister güçlü, ister güçsüz olsungüçsüzün
yenilmesiyle sonuçlanir. Krs. Çömlek tasa dokunursa...
2374- Tas düstügü yerde agirdir (kalir). (Tas yerinde agirdir.)
Kisinin degerini en iyi bilenler, kendi çevresinde bulunanlardir. Onun
için hatiri, daha çok kendi çevresinde sayilir.
2375- Tasima (dökme) su ile degirmen dönmez.
Isi yapacak olanda yeteri kadar güç bulunmadikça, sunun bunun küçük
yardimlariyla sürekli ve büyük bir is yürütülemez.
2376- Tas tasa söykenir.
Insanlar önemli, büyük isleri, birbirlerine dayanarak basarirlar.
2377- Tas tas üstüne olur, ev ev üstüne olmaz.
Bkz. Dag dag üstüne olur...
2378- Tas yerinde agirdir.
Bkz. Tas düstügü yerde agirdir.
2379- Tatarin kilavuza ihtiyaci yok(-tur).
Yolunu, ne yapacagini bilen kimseye baskasinin yardimi gerekmez.
2380- Tatli dil yilani deliginden çikarir.
Bkz. Aci söz insani dininden...
2381- Tatli söz can azigi, aci söz bas kazigi.
Bkz. Aci söz insani dininden çikarir.
2382- Tatli tatli yemenin aci aci gegirmesi olur.
Sonunu düsünmeden hoslandigi seyleri yapan kisi,
bir süre sonra bunun sikintisini çeker.
2383- Tatli ye, tatli söyle.
Dünyadaki su konuklugumuzu neden kendimize zehir edelim? Özel
yasantimizda, çevremize karsi davranislarimizda da hep hosa giden
durumumuz olsun.
2384- Tatsiz asa tuz neylesin, akilsiz basa söz neylesin.
Ise yaramayan nesneyi küçük çabalarla bir seye benzetmek bos oldugu
gibi aptal kisiyi de sözle akillandirmak olanaksizdir.
2385- Tavsan daga küsmüs, dagin haberi olmamis.
Önemsiz kisi, önemli kisiye küsse, önemli kisinin
umurunda bile olmaz.
2386- Tavsan dagda, suyu ateste.
Durumlari hiç degismeyecekmis gibi çalismalarini
sürdürenler, bilmelidirler ki güçlerini, canlarini her
an yitirebilirler.
2387- Tavsani tazi tutar, çalimi avci satar.
Buyrugu altindaki kisinin yaptigi isi kendi basarisiymis gibi gösterip
övünenler vardir.
2388- Tavugun sadakasi bir yumurta.
Gücü büyük isler basarmaya yetmeyen ya da zengin olmayan kisilerden
ancak küçük yardimlar beklenebilir.
2389- Tavuk kaza bakmis da kiçini yirtmis.
Yoksul, zenginin; güçsüz güçlünün yaptigini yapmaya kalkisirsa eskisinden
daha kötü ve acikli bir duruma düser.
2390- Tayfanin akillisi, geminin dümeninden uzak durur.
Akilli isçi, beceremeyecegi yönetim isine el atmaz.
Bilir ki böyle bir davranisi, kendisinin de baskalarinin da yikimina yol açar.
2391- Taze bardagin suyu soguk olur.
Yasayisina karisan yeni seyler, yeni dostlar kisiye
hos görünür. Krs.Yenice elegim...
2392- Tebdil-i mekanda ferahlik var.
Insan yer degistirince ferahlar.
2393- Tedariksiz aptes bozmaya oturan, domali domali tas arar.
Gereken hazirliklari yapmadan bir ise girisen kisi,
çok sikintili durumlarla karsilasir.
2394- Tek elin nesi var, iki elin sesi var.
Bkz. Bir elin sesi var...
2395- Tekerlek kirildiktan sonra yol gösteren çok olur.
Bkz. Araba devrilince...
2396- Tek kanatla kus uçmaz.
Öyle isler vardir ki ancak bir yardimci ile isbirligi
yapilirsa basarilabilir. Yardimcisiz yapilamaz.
2397- Tekkeyi bekleyen çorbayi içer.
Iyi bir sonuç elde etmek için bir yerde uzun süre
çalisan, sabirla bekleyen kisi, katlandigi sikintilarin mükafatini görür.
2398- Tembele dediler: Kapini ört. Dedi: Yel eser örter.
Bkz. Tembele kapini ört...
2399- Tembele is buyur (buyurursan) sana akil ögretsin (ögretir).
(Nasihat istersen tembele is buyur.)
Tembel, kendisine buyurulan isi yapmamak için, ya
onun yapilmasina gereklik bulunmadigini söyler; ya
da buyurulan biçimde degil, kendisinin isine gelen
biçimde yapmayi önerir.
2400- Tembele kapini ört demisler, yel eser örter demis.
Tembel, kapisinin örtülmesini bile rüzgardan bekler.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #28 : 29 Aralık 2010, 17:07:46 »
2401- Temel tasi temelde, köse tasi kösede gerek.
Herkes özel durumuna ve uzmanligina göre en yararli oldugu
alanda yer almalidir.
2402- Temiz (iyi) is alti ayda çikar.
Dogru dürüst yapilmasi istenen is, çarçabuk bitirilemez. Uzun zaman ister.
2403- Tencere (çömlek) demis: Dibim altin. Kasik (kepçe) demis: Ben
nerdeyim? (Girdim, çiktim) (Girdim, gördüm).
Içyüzünü iyi bilen kimseye karsi, kusurlarini gizlemeye çalisan ve
yüksek nitelikleri bulundugunu söyleyerek övünmeye kalkisan kisi, gülünç
duruma düser.
2404- Terazi tartiyla, her sey vaktiyle.
Bkz. Terazi var, tarti var; her bir seyin vakti var.
2405- Terazi var, tarti var; her bir seyin vakti var. (Terazi
tartiyla, her sey vaktiyle.)
Her seyin bir ölçüsü ve zamani vardir. Bunlara dikkat edilmelidir.
2406- Tereciye (bostanciya) tere (tarhuncuya tarhun) satilmaz.
Bir isin ustasina o isi nasil yapacagi ögretilmez.
2407- Ters giderse insanin isi, muhallebi yerken kirilir disi.
Bkz. Allah isterse bir kulun isini...
2408- Terzi kendi sökügünü (dikisini) dikemez.
Bir kimse uzmanligini kullanarak baskalarina yararli olur da bu
uzmanligi kendi yararina kullanmaya firsat bulamaz. Krs. Kürkçünün kürkü
olmaz.
2409- Terziye dinlen demisler, ayaga kalkmis.
Yoruculuk, rahatlik görece durumlardir: Isin niteligine ve kisinin bu
isi yapma yetenegine göre yargi degisir. Rahat görünen öyle isler vardir ki
onunla ugrasanlarin dinlenmesi, kimileri için yorucu olan
davranislarla olur.
2410- Terziye göç demisler, ignem basimda (yanimda) demis.
Kendisine gerekli olan seyler kolay tasinir olan kimsenin bir yerden
baska yere göçmesi isten degildir.
2411- Testiyi kiran da bir, suyu getiren de.
Bkz. Suyu getiren de bir...
2412- Tesbihte (temsilde) hata olmaz.
Yeri geldigi zaman çirkin, kaba bir benzetme ile anlatima daha etkili bir
hava verilmesi, saygisizca bir davranis degildir. Kimse bundan alinmamalidir.
2413- Tevekkelin (tevekküllünün) gemisi batmaz (esegini kurt yemez).
Gereken tedbirleri aldiktan sonra daha fazla titizlik göstermeyip sonucu
Tanri'nin dilegine birakan kimse rahat eder. Zarar kaygisi çekmez.
2414- Teyze, ana yarisidir.
Teyze, yegenine annesi gibi sevgi, sefkat gösterir.
Onunla yakindan ilgilenir.
2415- Teyzemin tasagi olsa dayim olurdu.
Varsayimla düs kurularak bir sey elde edilemez.
Gerçekçi olmak gerekir.
2416- Tirnagin varsa basini kasi.
Hiç kimse, baskasindan yardim beklememeli; kendisinin olanaklari varsa
bir ise girismeli, yoksa girismemelidir. Krs. Kimseden kimseye hayir yok.
2417- Tilki benim için demem ama üzümsüz bagin kökü kurusun demis.
Kurnaz kisi, kendisinin yararlanacagi seyi baskalari için gerekli imis
gibi göstermeye çalisir.
2418- Tilki erisemedigi üzüme hevengim olsun demis.
Bkz. Kedi, uzanamadigi cigere `pis' der.
2419- Tilkinin dönüp (gezip, dolasip) gelecegi yer, kürkçü dükkanidir.
Bir kisi, ne kadar kendi havasinda yasarsa yasasin,
istedigi isi yaparsa yapsin, sonunda, bagli bulundugu çevreye ve
ise dönmek zorunda kalir.
2420- Tilki, tilkiligini bildirinceye kadar post elden gider.
1) Bir kimse, üzerine atilan suçu islememis oldugunu anlatincaya
kadar suçun cezasini fazlasiyla çekmis olur.
2) Kurnaz kisi, hünerini gösterinceye kadar daha
kurnaz birinin tuzagina düser.
2421- Tilkiye: tavuk kebabi yer misin? demisler; adamin gülecegini
getiriyorsunuz demis.
Bir kimseye çok özledigi halde elde edemedigi bir
sey ister misin diye sorulur mu?
2422- Tok, acin halinden bilmez (ne bilir). (Var ne bilsin yok halinden).
Varlikli olanlar, yoksullarin ne büyük geçim sikintisi içinde
bulunduklarini bilmezler.
2423- Tok agirlamasi (agirlamak) güçtür (güç olur).
Karni tok olanlara yemek begendirmek kolay degildir. Bunlar, ikram
edilen en lezzetli yiyeceklere karsi bile isteksizdirler.
2424- Tok iken yemek yiyen, mezarini disiyle kazar.
Tok karnina yemek yemek, saglik için çok zararlidir.
2425- Tokmagi bas kazik yer.
Birçok kisinin katilmasiyla yapilan isin en büyük
sorumlusu baskanlardir. Cezayi o çeker.
2426- Tok ne bilir aç halinden?
Bkz. Tok, açin halinden...
2427- Topalla gezen, aksamak ögrenir.
Kusurlu kimselerle düsüp kalkanlar, onlardan kötü huy kaparlar. Krs.
Körle yatan sasi kalkar, Isin yanina varan is..., Itle yatan...,
Kir atin yaninda duran..., Kisi refikinden..., Üzüm üzüme...
2428- Top otu beylikten olunca güllesi Bagdat'a gider.
Bol ve bedava gereçle yapilan isler, yaris kabul etmeyecek ölçüde
iyi, güzel olur.
2429- Topragi isleyen, ekmegi disler.
Ugrasi alaninin bütün gereklerini yerine getiren kisi, çalismasinin
verimlerinden yararlanir.
2430- Tutulan (eldeki) sakal yolunur.
Bir suçu birlikte isleyenlerden yakayi ele veren cezayi çeker.
2431- Tutulmayan hirsiz beyden büyüktür.
Bkz. Tutulmayan ugru...
2432- Tutulmayan ugru, beyden dogru. (Tutulmayan hirsiz beyden büyüktür.)
Suçu ispatlanamayan, yakayi ele vermeyen hirsiz,
suç islememis gibi yasar. Özgürlügün ve egemenligin keyfini sürer.
2433- Tuz ekmek hakkini bilmeyen kör olur.
Halk böyle inanir: Iyiligini gördügü, ekmegini yedigi kimseye karsi
saygisizlik ve hayinlik eden kisiyi Tanri cezalandirir.
2434- Tüccar zügürtleyince geçmis defterleri yoklar.
Bkz. Müflis bezirgan...
2435- Türk karir, kilici karimaz.
Türk ihtiyarliginda bile genç gibi kiliç kullanir.
2436- Türk'ün akli gözünde.
Türk, gözüyle görmedigi seye kolay kolay inanmaz.
2437- Türk'ün akli sonradan gelir.
Türk, bir olay karsisinda ne yapmak gerektigini hemen düsünemez. Aradan
zaman geçince dogru, saglam bir davranis yolu bulur ve biraz geç de olsa onu
uygular. Ama kimi zaman is isten geçmis olur.
2438- Tüy (yüz) güzelligi hamamdan eve, huy (ad, öz) güzelligi Urum'dan Sam'a.
1) Yüz ve vücut güzelligi geçici, huy güzelligi kalicidir.
2) Yüzü güzel olani, ancak çevresindekiler görür,
begenir. Erdemli kisiyi ise uzak ülke insanlari bile
hayranlikla anarlar. Krs. Güzele kirk günde doyulur...
:::::::::::::
-U-
2439- Ucuz alan, pahali alir (pahali alan aldanmaz).
Ucuz mal, kötü maldir. Çabucak kullanilamaz duruma gelir; yenisini almak
gerekir. Bundan dolayi daha pahaliya mal olur.
2440- Ucuzdur vardir illeti, pahalidir vardir hikmeti.
Bir malin ucuz olmasi birtakim nedenlere dayanir: Ya modasi geçmistir, ya
çürüktür, ya kaba ve kullanissizdir, ya da bol bulunan bir nesnedir... Pahali
olmasinin da nedenleri vardir: Ya yeni çikmistir, ya saglamdir, ya biçimli
ve kullanislidir, ya da az bulunan bir nesnedir. Alisveriste bütün bunlar
gözönünde bulundurulmalidir.
2441- Ucuz etin yahnisi (suyu) tatsiz (yavan) olur.
Ucuz mal kötüdür. Istenildigi gibi yararlanmaya elverisli degildir.
2442- Ulular köprü olsa basip geçme.
Büyüklere karsi her zaman saygili ol. Onlar yüksek bir görevde
bulunmasalar, dahasi birçoklarinca çignenseler bile, sen saygini azaltma.
2443- Ulularla havuç (kesir) ekenin yogunu gider.
Kendisinden büyük kimselerle ortak ise girisen, sonunda yanildigini anlar.
Bu tutumundan büyük zarar görür.
2444- Ulu sözü dinlemeyen, uluyakalir.
Büyük sözü dinlemeyen kimse, türlü türlü sikintilara düser; sizlanir
durur.
2445- Ummadigin tas bas yarar.
Elinden bir is gelmez sandigimiz kisi, kendisinden umulmayan önemli isler
yapabilir.
2446- Umut, fakirin (garibin) ekmegidir.
Yoksul kisi, yakinda bolluga, rahata kavusma umudu içinde yasar.
2447- Una dökülen yagin zarari yok.
Bir is yapilirken ölçüyü asan harcama, o isle ilgisi
olmayan bir yakinimiza yarar saglamissa üzüntü yaratmaz.
2448- Ustanin çekici bin altin.
Birçok kimsenin ugrasip yapamadigi bir isi, uzman,
küçük bir dokunusuyla yapiverir. Onun için uzmanin en küçük emegi (bir
çekiç vurusu) bile çok degerlidir. Krs. Ekmegi ekmekçiye ver...
2449- Usagi ise kos, sen de ardina düs.
Bkz. Çocuga is buyuran...
2450- Utananin oglu, kizi olmamis.
Bkz. Üsenenin oglu kizi olmamis.
2451- Utanma pazar, dostlugu (mideyi) bozar.
Tanidiklar arasindaki alisveriste, fiyatin ve ödeme
kosullarinin belirtilmesine utanilirsa sonunda dostluk bozulur.
2452- Uyku ölümün (küçük) kardesidir.
Uyuyan kisi, nefes alip vermesi bir yana ölmüs gibidir. Dünyada olup
biten seylerden haberi yoktur.
2453- Uyku, uykunun mayasidir.
Bedene gelen ilk uyku, daha uzun bir uykunun mayasi olur. Insanin
uyudukça uyuyasi gelir.
2454- Uyuyan yilanin kuyruguna basma.
Ilismezseniz size zarari dokunmayacak olan kisiyi
saldirgan duruma getirecek davranislarda bulunmayiniz.
2455- Uzak yerin saligini kervan getirir.
Uzakta bulunanin en doyurucu haberini, yanlarindan gelen kimseler getirir.
:::::::::::::
-Ü-
2456- Üç elli, yaz belli.
Üç kez elli gün, kasim ayinin 8'inde baslar, 150 gün sonra (yani nisan
ayinin 6- günü -artik yillarda 5- günü-) biter. Böylece üç kez elli gün
geçer. O zaman havanin belirli olarak isindigi görülür. Krs.
Getir bana hidrellezi, göstereyim sana yazi.
2457- Üç göç, bir yangin yerini tutar.
Bir yerden baska bir yere tasinirken kimi esya kirilir, dökülür,
kaybolur. Öyle ki üç kez tasinma sonunda bu esya, yangin artigina döner.
2458- Üç kurusluk esegin bes paralik sipasi olur.
Degersiz kisinin ya da nesnenin verimi de daha degersiz olur.
2459- Üçlenmemis (tarlayi üç kez sürmek) eken, olmamis biçer.
Gerekli kosullarini yerine getirmeden bir ise baslayan kisi, olumlu
sonuç alamaz.
2460- Ürümesini bilmeyen köpek (it), sürüye kurt getirir.
Ölçülü, hesapli konusmasini bilmeyen kisi, durup
dururken basina dert açar ve çevresindekiler için tehlikeli bir durum
yaratir.
2461- Ürüyen köpek, isirmaz (kapmaz).
Bagirip çagirmakla baskalarini korkutmak isteyen
kimseden, saldiri beklenmemelidir. Saldirida bulunabilse gürültü,
patirtiya bas vurmaz.
2462- Üsenenin (utananin, erinenin) oglu, kizi olmamis.
Bir sey elde etmek isteyen, tembel tembel oturmamali, onun yolunu
tutmalidir. Nitekim evlenmeye üsenen, ya da utanan kisi, çoluk çocuk sahibi
olamaz.
2463- Üsüntü köpek mandayi paralar.
Küçük güçler birlesirse büyük bir güç olur. Örnegin bir araya gelen
köpekler -tek baslarina güçlerinin yetmedigi- bir mandayi paralayabilirler.
Krs. Bir elin nesi var...
2464- Üveye etme, özünde bulursun; geline etme, kizinda bulursun.
Kendi çocugu bir gün öksüz kalirsa, baskalarinin
ona kötü davranmasini istemeyen, bugün üvey çocuguna kötü
davranmamalidir. Kizina, ileride gelin olarak gittigi yerde kötü
davranilmasini istemeyen, simdi gelinine kötü davranmamalidir.
2465- Üvey öz olmaz, kemha bez olmaz.
1) Ne kadar iyi davranirsa davransin, ne denli sevgi gösterirse
göstersin, üvey anne öz annenin yerini tutmaz. Ne denli benimsenmek
istenirse istensin, üvey çocuk, kendi çocugunun yerine geçemez.
2) Soylu kisi, soysuzca is yapmaz.
2466- Üzümü(-nü) ye de bagini sorma.
Önemli olan, sana bir nimetin gelmis olmasidir. Ondan yararlanmaya bak.
Nereden geldigini bilmene gerek yoktur.
2467- Üzüm üzüme baka baka kararir.
Her zaman bir arada bulunan, arkadaslik eden kimseler, birbirlerine
huy asilarlar. Krs. Kisi refikinden azar, Isin yanina varan..., Itle
yatan... Kir atin yaninda..., Topalla gezen..., Körle yatan...,
Benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kis olur.
:::::::::::::
-V-
2468- Vakit, nakittir.
Zaman para gibi degerlidir. Is yaratilmadan geçirilen her saat, bir daha
ele geçmemek üzere yitirilen bir hazinedir. Para kazanmanin, daha degerli
varliklar elde etmenin en önemli ögesi de zamandir. Bundan dolayi küçük bir
zaman parçasi bile bos geçirilmemeli, geregi gibi degerlendirilmelidir.
2469- Vakitsiz öten horozun basini keserler.
Her söz vaktinde ve yerinde söylenmelidir. Bir sözün, zamani gelmeden
söylenmesi, büyük zararlara yol açabilir. Bunun için, uygun olmayan zamanda
aklina geleni söyleyen kisi cezalandirilir. Nasil ki vakitsiz öten horoz,
ugursuz sayilarak kesilir.
2470- Vardi bagim malim, gelirdi kardeslerim; tükendi yagim balim,
gelmiyor kardeslerim.
Varlikli kisinin esi, dostu çok olur. Zügürtlesenin
yanina kimse ugramaz.
2471- Vardigin yer körse gözünü kapa.
Kisi, çevresindekilerle geçinebilmek için bir dereceye
kadar onlara uymak zorundadir. Krs. Zaman sana uymazsa sen zamana uy.
2472- Var eli titremez.
Varlikli kimse, uzun boylu düsünmeden hayirli islere yardim eder.
2473- Var evi kerem evi, yok evi verem (elem) evi.
Varlikli ailenin durumu, konuk agirlamaya, gereken yerlere yardim etmeye,
armaganlar vermeye elverislidir. Yoksul ailenin evinde, sikinti ve dertten
baska bir sey bulunmaz.
2474- Varini veren utanmamis.
Kendisinden bir sey istenen kimse, elinde ne varsa
onu verir. Bunun, az olmasindan ya da düsük nitelikte bulunmasindan utanç
duymamalidir.
2475- Varisina gelisim, tarhana asina bulgur asim.
Siz baskasina ne kadar yakinlik gösterir, ne kadar
deger verirseniz, o da size bu ölçüde yakinlik gösterir, deger verir.
2476- Varliga güvenilmez.
Bkz. Güvenme varliga, düsersin darliga.
2477- Var ne bilsin yok halinden.
Bkz. Tok açin halinden bilmez.
2478- Varsa (var mi) pulun, herkes kulun; yoksa (yok mu) pulun, dardir
yolun. (Paran varsa cümle alem kulun; paran yoksa timarhane yolun).
Zengin olana, herkes kul kurban olur, hizmet eder.
Yoksula, kimse yüz vermez. Dahasi, bunlarin adi
deliye çikar.
2479- Varsa hünerin, var her yerde yerin; yoksa hünerin, var her yerde
yerin (üzülmek, acinmak).
Hünerli kisinin toplum içinde her zaman iyi bir yeri vardir. Hünersiz kisi
de nereye gitse ise yaramadigina, niçin bir is yapamadigina üzülür.
2480- Var varlatir, yok söyletir.
Varlik, kisiye yüksekten atma ve varligini artirma
gücü verir. Yokluk ise ancak sizlanmaya, yakinmaya
yol açar.
2481- Vasiyet ölüm getirmez.
Üzülecek bir durum ortaya çikarsa ne yapilacagini
simdiden kararlastirmaktan kimi kisiler ürkerler, kaçinirlar. Üzülecek
durumu düsünmek istemezler.
Oysa böyle seyleri düsünmek, gereken önlemleri almak, üzücü durumun
gelmesine yol açmaz.
2482- Ver elindeki sapi, git dolan kapi kapi.
Elinde ne varsa suna buna dagitan kisi, bir süre sonra bunlari
baskalarindan istemek zorunda kalir.
2483- Veren eli herkes öper.
Yardimini esirgemeyen, eli açik olan kimseye herkes saygi gösterir. Krs.
Veren eli kimse kesmez.
2484- Veren eli kimse kesmez.
Yardimini esirgemeyen, eli açik olan kimsenin iyiliklerine engel olmayi,
kendisine kötülük yapmayi kimse istemez. Krs. Veren eli herkes öper.
2485- Veresiye (borca) sarap içen, iki kez (kere) sarhos olur.
Veresiye alisveris eden, iki kez sarsilir: Aldigi zaman, bir süre sonra
para ödemenin, üzüntüsünü çeker. Ödeme zamani gelince de karsiliksiz ödeme
yapiyormus gibi sikinti duyar.
2486- Verip (de) pisman olmaktan, vermeyip (de) düsman olmak yegdir.
Sizden bir sey (sözgelisi para) isteyen kimseye istedigini verirseniz,
çok kez geri alamama durumu belirir. O zaman, verdiginize pisman olursunuz.
Vermezseniz, isteyen kimse size kirilir. Öyle ise vermeli mi, vermemeli mi?
Vermemeli. Çünkü, her iki durumda da o kimse ile bozusacaksiniz. Hiç olmazsa
paraniz, maliniz elinizden çikmamis olur.
2487- Verirsen doyur, vurursan duyur.
Yaptiginiz is, amacin gerçeklesmesini saglayacak nitelikte olmalidir: Bir
yardimda mi bulunacaksiniz?
Gerektigi ölçüde yapiniz ki ise yarasin. Biriyle dövüsüyor musunuz? Etkili
biçimde vurunuz ki yenesiniz.
2488- Verirsen veresiye, batarsin karasuya.
Veresiye bir sey verme. Çünkü alanlarin borçlarini
ödememeleri yüzünden batabilirsin.
2489- Verme malini veresiye, akar gider karasuya.
Bkz. Verirsen veresiye, batarsin karasuya.
2490- Vermeyince Mabut, ne yapsin Mahmut?
Tanri, genis bir yasama ya da yetenek kismet etmemisse kulun elinden ne gelir?
2491- Ver yigidi yigide, Mevla rizkini yetire.
Iki gencin evlenmesini kolaylastiriniz. Tanri rizklarini verir.
2492- Vuran mi yigit, vur diyen mi? - Vur diyen.
Eylemde bulunan, buyruk kuludur. Asil sorumlulugu onu eyleme geçiren
yüklenmistir. Krs. Bey buyurur, cellat keser.
2493- Vurmak da yigitlik, kaçmak da.
Bir çatismada üstünlük saglamak için olanca gücünü kullanmak, övülecek
bir seydir. Yenilme tehlikesi belirince, telefat vermemek için uzaklasmak
da begenilecek bir tutumdur.
2494- Vücut kocar, gönül kocamaz.
Bkz. Er kocar, gönül kocamaz.
:::::::::::::
-Y-
2495- Yabanci koyun kenara yatar.
Bir yere yeni gelen kimse, çevredekilere pek yanasmaz. Zaten onlar da
kendisini hemen aralarina almazlar.
2496- Ya evlat bir, ya ocak kör (gerek).
Bir hayirli çocuk, insanin ocagini söndürmemeye,
adini andirmaya yeter. Çocuk çogalirsa, üzüntü artar. Onlari yetistirmek
güçlesir. Baba öldükten sonra, aralarinda anlasmazliklar çikar. Böyle bir
durum ortaya çikacagina, ocagin kör olmasi daha iyidir.
2497- Yagina kiymayan çöregini yoz (kuru, yavan) yer.
Bir is için gerektigi kadar özveride bulunmayan kisi, sonucun kusurlarini
hos görmelidir. krs. Kuzusuna kiymayan kebap yiyemez.
2498- Yagiri (yarasi) olan gocunur.
Bkz. Al kasagiyi gir ahira...
2499- Yag ile yavsan, sirke ile tavsan.
Bir yemegin lezzetli olmasi için harç esirgenmemelidir. Bol yag
kullanildiktan sonra, aci bir ot olan yavsandan bile güzel bir yemek yapilir.
2500- Yagli dilimin yoksa, yagli dilin de mi yok!
Bkz. Bugday ekmegin yoksa bugda dilin de mi yok?

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #29 : 29 Aralık 2010, 17:08:20 »
2501- Yagmurda düsmanin koyunu, dostun ati satilsin.
Yagmur altinda yünleri islanan koyun, pek gösterissiz duruma düser. Oysa
at, daha çok çeviklesir.
Böylece, koyun daha degersiz, at daha degerli görünür.
2502- Yagmur yagsa kis degil mi? Kisi halini bilse hos degil mi?
Her seyin, her kisinin bir özelligi, bir niteligi vardir. Bunu, baska
türlü göstermeye kalkismak bostur. Kisinin davranislari, kendi durumuna
uygun olmalidir.
2503- Yagmur yagsin da varsin kerpiççi aglasin.
Yagmur yagmasindan zarar görecekler bulunabilir.
Ama yararlanacaklar o denli çoktur ki zarar görecekler düsünülmeyebilir.
2504- Yag yiyen köpek tüyünden belli olur (bellidir).
Durup dururken yasama düzeyinde bir yükselme
olan kisi, kendisinden süphe edildigi gibi, çalip çirpiyor demektir.
2505- Ya isten artar, ya disten.
Para biriktirmek, ya çok çalisip çok kazanmakla ya da savurgan olmamakla
olur.
2506- Yakin (hayirli) dost (komsu) hayirsiz hisimdan (akrabadan) yegdir
(iyidir).
Ilgi ve iyiliklerini görmekte oldugumuz komsu ve dostlarimiz, hiçbir
ilgisini görmedigimiz hisimlarimizdan, bize daha yakindir.
2507- Yalanci kim? Isittigini söyleyen.
Kisi, her isittigini, dogrulamadan, baskasina anlatmamalidir. Isittigi sey
dogru degilse, ya da agizdan agiza geçerken degisiklige ugramissa, bu
kendisinin uydurdugu bir yalan sanilir.
2508- Yalancinin evi yanmis, kimse inanmamis.
Yalan söylemeyi adet edinen kisinin sözlerine kimse inanmaz. Öyle ki bir
gün evinde yangin çiksa da evim yaniyor, imdat! diye bagirsa, inanip
yardima kosan olmaz.
2509- Yalancinin mumu yatsiya kadar yanar.
Bir kimsenin söyledigi söz yalan ise durum çok geçmeden anlasilir ve
söyleyenin yalanci oldugu ortaya çikar. (Sanki onun mumu bile yalancidir ve
hava kararmaya basladiktan az sonra tükenip söner.)
2510- Yalanciyi kaçtigi yere kadar kovalamali.
Bir kisinin yalanini yakalayabilmek için söylediklerini kabul edip sonuca
bakmali. O zaman sözlerinin dogru çikmadigini kendisi de görecektir.
2511- Yalanin kemigi yok ki bogazina bata.
Bir sözün yalan oldugu bilinir, ancak söylenmesi
engellenemez. Krs. Dilin kemigi yok.
2512- Yalniz kalani kurt yer.
Yardimcisi bulunmayan kisi, kendini tehlikeden koruyamaz. Krs. Sürüden
ayrilani...
2513- Yalnizlik, Allah'a mahsustur (yarasir).
Insan toplumsal bir yaratiktir. Ancak toplumsal dayanisma ve is bölümü
içinde yasayabilir. Tek basina yasayamaz.
2514- Yalniz öküz, çifte (boyunduruga) kosulmaz.
Iki kisi ile yapilmasi gereken bir isi tek kisi ile yapmaya kalkismak
yanlistir.
2515- Yalniz tas, duvar olmaz.
Nasil, bir tek tas ile duvar örülemezse, insan da tek basina önemli bir is
basaramaz. Baskalariyla iliski kurmak, isbirligi yapmak zorundadir. Krs.
Bir elin nesi var..., Agaç yapragiyla gürler., Yalniz kalani kurt yer.,
Yalnizlik Allah'a mahsustur.
2516- Yaman komsu, yaman avrat, yaman at; birinden göç, birin bosa, birin
sat.
Sana üç ögüt: Komsun kötü ise baska yere göç, esin geçimsizse ayril,
atin azginsa sat, kurtul.
2517- Yanik yerin otu tez biter.
Kisinin yüregini yakan aci, az zaman sonra küllenir; yerini yeni ve neseli
duygulara birakir.
2518- Yanlis da bir nakis.
Düzgün isler arasinda yapilan bir yanlis, kimileyin
tekdüzeligi gideren bir süs olur.
2519- Yanlis hesap Bagdat'tan döner.
Yanlis bir yolda oldugunu anlayan kisi, bu ugurda
ne denli emek ve para harcamis olursa olsun, geri dönüp dogru yola
yönelmelidir.
2520- Yanmis harmanin ösrü alinmaz.
Önce verimli iken kazaya ugramis olan seyden, artik gelir, verim
beklenmez.
2521- Ya oldugun gibi görün, ya göründügün gibi ol.
Dürüst kisi, kendini oldugu gibi gösterir. Kendini
oldugundan üstün göstermek içtensizlik ve ikiyüzlülüktür. Kisinin görünüsü,
gerçek durumunun aynasi olmalidir.
2522- Yapi tasi, yapidan (yerde) kalmaz.
Degerli kimse, bosta kalmaz. Kendisine is verilir.
Krs. Delikli tas...
2523- Yapraga yapis, atlas olsun; topraga yapis, altin olsun.
Ipekböcegi besleyenler ve çiftçilikle ugrasanlar,
emeklerinin doyurucu karsiligini alirlar.
2524- Yara, sicakken sarilir.
Bir aciyi dindirmek için gereken yardim, geç birakilmamali, hemen yapilmalidir.
2525- Yarasi (yagiri) olan gocunur.
Bkz. Al kasagiyi, gir ahira...
2526- Yar (dost) beni ansin bir koz ile, o da çürük çiksin.
Bkz. An beni bir kozla...
2527- Yarim elma, gönül (hatir) alma. (Gönül alma, bir elma).
Gönül almak, hatir sormak için (yarim elma gibi)
küçük bir armagan yeter. Önemli olan, degerli armagan götürmek degil,
hatirlayip aramis olmaktir. Krs. An beni bir kozla...
2528- Yarim hekim candan eder, yarim hoca dinden eder.
Bir is, uzmanina yaptirilmaz da taklitçilere yaptirilirsa, istenilen gibi
degil, ters bir sonuç verir. Nitekim hekim dururken, hekimlik taslayan
birinin tedavisine basvurulmasi, insanin hayatina mal olabilir. Bilgisiz din
adami da dine aykiri düsünceler asilayabilir.
2529- Yarina kalan davadan korkma.
Bir anlasmazlik basladiginda iki taraf çok sinirli olur. Çatismayi
sürdürmek tehlikelere yol açabilir.
Görüsme ertelenirse sinirler yatisir. Konu daha serinkanla ele alinir.
2530- Yarinki kazdan bugünkü tavuk (yumurta) yegdir.
Bkz. Bugünkü tavuk...
2531- Yar, yikildigi gün tozar.
Bir felaket meydana geldigi anda, büyük bir tepki
ve panik yaratir. Ondan sonra, durumun eski agirligi kalmaz.
2532- Yasa yasa, gör temasa.
Insan yasi ilerledikçe iyi, kötü birçok seyler görür.
Hatira, hayale gelmeyen olaylar ve durumlarla karsilasir.
2533- Yasi at pazarinda sorarlar.
Insanlarin degeri, yaslariyla degil, baslariyla ölçülür. Yaslarina göre
degerleri degisen yaratiklar, hayvanlardir. krs. Akil yasta degil, bastadir.
2534- Yasin arasinda (yaninda) kuru da yanar.
Bkz. Kurunun yaninda yas da yanar.
2535- Yas kesen, bas keser.
Agacin çesit çesit yararlari vardir. Bunlari düsünmeyip sadece odununu
saglamak için agaç kesen, insan canina kiymis gibi büyük bir suç islemis olur.
2536- Yas yetmis, is bitmis.
Insan yetmis yasina gelince, genellikle, bedence de,
kafaca da düser, çalisamaz olur. Bu durumdaki
kimseden, artik verim beklenmemelidir.
2537- Yatan (yatar) arslandan, (kurttan) gezen (yelen) tilki yegdir (iyidir).
1) Az güçlü olup çalisan, çok güçlü olup çalismayandan daha basarili olur.
2) Soylu, güçlü olmadiklari halde geçimlerini saglamak için çalisanlar;
soylu, güçlü olup da tembel tembel oturanlara yeglenirler. Krs. Yatanin
yürüyene borcu var.
2538- Yatanin, yürüyene borcu var.
1) Çalismayanin kazanci olmaz. O, her zaman veresiye alisveris eder. Bunun
için sürekli olarak çalisana borcu vardir.
2) Çalismayarak bir seyden yararlanan kisi, bu kolayligi, çalisip o seyi
ortaya koyana borçludur. Krs. Yatan arslandan, gezen tilki yegdir.
2539- Yatan öküze yem yok.
Çalismayanin gelir beklemeye hakki yoktur.
2540- Yatan (hasta yatan) ölmez, eceli yeten ölür.
Hasta yatan, eceli gelmemisse ölmez de, sapasaglam biri, eceli
gelmisse gezip dolasirken ölüverir.
2541- Yatar kurttan yeler tilki iyidir.
Bkz. Yatan arslandan...
2542- Yatsinin faziletini güveyden sormali.
Birçok kimseler için, önemli bulunmayan bir durum,
kimi kisiler için özel bir önem tasir. (Eskiden
güvey, yatsi namazindan sonra gerdege girerdi.)
2543- Yavas (yumusak huylu) atin çiftesi (tekmesi) pek (yavuz) olur.
Yumusak huylu kimselerin kizmasi, korkunç olur.
Çünkü bunlar, ancak sabirlarini tasiran olaylar karsisinda
tepki gösterirler. Bunun için davranislari, asiri bir öfkenin patlamasidir.
Her seye kizan kimsede, bu denli taskin öfke bulunmaz.
2544- Yavas tükürügün sakala zarari var.
Sert davranmak gereken durumlarda gevsek davranan kisi, bu tutumunun
zararini görür.
2545- Yavuz (yürük) at yemini (yavuz it ününü) artirir.
Görevini basari ile yürüten kisi, bunun mükafatini
görür. Ödüllenince de görevini daha büyük bir çaba ile yapar.
2546- Yavuz hirsiz ev sahibini bastirir.
Suçlu kisi, sarlatan ve edepsiz ise, zarar verdigi kimseyi susturur,
dahasi suçlu çikarir.
2547- Yaza çikardik danayi, begenmez oldu anayi.
Yetistirdigimiz, büyüttügümüz gençler, bizi begenmezler.
2548- Yazin aramasi, kisin taramasi olmasa herkes besler mandayi.
Güzel seyin sahibi olmayi kim istemez? Ama her
seyin güzelligi bakimla, ugrasmakla saglanir. Iste
bu sikintiya herkes katlanamaz.
2549- Yazin basi pisenin, kisin asi piser.
1) Yazin günes altinda çalisan, ailesinin kislik zahiresini kazanir.
Krs. Agustosta beyni kaynayanin...
2) Gençliginde çok çalisip varlik edinen, hastaliginda ve ihtiyarliginda
sikinti çekmez. Krs. Yazin gölge kovan...
2550- Yazin gölge hos, kisin çuval bos.
1) Yazin keyifli yerlerde tembel tembel oturan, kisin yiyecek bulamaz.
2) Gençliginde kazanç pesinde kosmayip zevke dalan, hastaliginda
ve ihtiyarliginda perisan olur. Krs. Yazin gölge kovan..., Agustosta
gölge kovan..., Agustosta yatani...
2551- Yazin gölge kovan, kisin karin ovar.
Yazin çalismayip keyif ve zevk ile vakit geçiren çiftçi, nasil kisin aç
kalirsa, çalisma gücü ve ortami bulundugu halde zamanini degerlendirmeyen
ve gelecegini düsünmeyen kiside, çalisma olanaklari kalmadigi zaman, öylece
perisan olur. Krs. Yazin basi pisenin..., Yazin gölge hos..., Agustosta
gölge kovan...
2552- Yazin harmana siçan öküzün kisin yemlikte agzina gelir.
Gelecegi düsünmeden kötü isler yapan kisi, ileride, yaptigi kötülüklerle
karsilasir.
2553- Yazin yanmayan kisin isinmaz.
Yazin çalismayan kisin ne odun, ne kömür, ne de yiyecek bulur. Gençliginde
kazanç saglamamis olan da ihtiyarliginda perisan olur. Krs. Agustosta
gölge kovan...
2554- Yazin yersen lokumu, kisin yersin bokumu.
Bkz. Agustosta gölge kovan zemheride karnin
ovar., Gölgeyi hos gören...
2555- Yaz yalan, kis gerçek.
Yazin yasama kosullari hafiftir: Giyim isi özen istemez; nerede olsa
barinilir. Kisin durum tersinedir: Giyim, özen ister. Barinacak yer, kapali
ve sicak olmalidir. Bu durum, karsilastigimiz çesitli olaylarda
da görülür: Kimi olaylar, önem vermeye degmez, ama kimisi olanca dikkatimiz
ve gücümüzle üzerinde durmamizi gerektirir.
2556- Yaz yaz gerek, kis kis.
Her mevsimin kendine özgü kosullari, verimleri vardir. Yaz mevsimi yazligini,
kis mevsimi kisligini yapmazsa insanlarin yasayis düzenleri de bozulur.
2557- Yegniyi yel alir, agir yerinde kalir.
Hoppa züppe kimseler, hiçbir yerde barinamazlar;
sunun bunun oyuncagi olurlar. Agirbasli olanlari
kimse tedirgin edemez. Krs. Agir yongayi...
2558- Yel gelen deligi kapamali.
Beliren tehlikeye karsi önlem alinmali.
2559- Yel gibi gelen sel gibi gider.
Bkz. Sel ile gelen, yel ile gider.
2560- Yel kayadan ne koparir (alir, anlar, aparir).
Saglam karakterli kisiler, saglam temele dayanan
isler, önemsiz etkilerle sarsilamaz.
2561- Yemegin iyisi haziridir.
Tanri'nin verdigi kismet, hazir olan yemektir. En
iyi yemek budur.
2562- Yemeyenin malini yerler (demine hu çekerler) (üstüne bir bardak su
içerler).
Pintinin yemege kiyamayarak biriktirdigi mali, sagliginda, gücünün
yetmedigi kisiler, öldükten sonra da mirasçilar bol bol yerler.
2563- Yenenle yanana ne dayanir!
Yasam bir tüketim sürecidir. Besin, yakit gibi gereksemeler, ne denli bol
olursa olsun, tüketilir.
2564- Yengece niçin yan yan gidersin? demisler; serde
kabadayilik var (yigide nice yürürse yarasir) demis.
Davranislari herkesinkinden ayri olan kisi, bu durumunun
yeteneksizliginden degil, kendisinde daha üstün nitelikler
bulunmasindan kaynaklandigini ileri sürer.
2565- Yenice elegim, seni nerelere asayim?
Kisi, elde ettigi yeni ve güzel bir seyi örselememek
için büyük özen gösterir. Krs. Taze bardagin...
2566- Yeni dosttan vefa gelmez.
Bkz. Eski dost düsman olmaz...
2567- Yenlicegi yel atmis, diken batmis.
Agirbasli olmayan kisi, her yere burnunu sokar;
bundan da zarar görür.
2568- Yerdeki yüze basilmaz (kimse basmaz).
Alçakgönüllü olanlari kimse hor görmez, tepelemez.
Herkes onlari korur.
2569- Yerdigin oglan (küçük) yer tutar.
Bugün begenmediginiz, kendisinde yetenek bulmadiginiz çocugun, zamanla
bilgisi, görgüsü artar; toplumda önemli bir yeri olur.
2570- Yerinden oynayan yetmis kazaya ugrar; en küçügü ölüm.
Bir yere yerlesmis ya da iyi bir düzen kurmus olan
kisi zorunlu bir neden yokken yerini ve isini degistirirse ölümden beter
güçlüklerle karsilasir.
2571- Yerine düsmeyen gelin yerine yerine, boyuna düsmeyen esvap sürüne
sürüne eskir.
Kendine uygun bir evlenme yapamayan kiz, yerine yerine helak olur. Boya
göre dikilmemis elbise de yerde sürünerek yipranir gider.
2572- Yerini bilmeyen, yilda bir kat urba eskitir.
Hangi alanda çalisabilecegini önceden iyi kestirememis olan kisi, sik
sik yer ve is degistirme yüzünden hayli zarar görür.
2573- Yerin kulagi var.
Bir konu, iki kisi arasinda gizli olarak konusulsa
bile duyulur. Bir süre sonra hiç hatir ve hayale gelmeyen
kimselerin onu isittigi ortaya çikar. Sanki konusma yeri, herkesin
kulagidir.
2574- Yetisemedigin köyün alt tarafinda (beri yaninda) yat.
Yapmak istediginiz seyi eksiksiz olarak basaramiyorsaniz,
kendinizi bos yere zorlamayip yapabildiginiz kadariyla yetinmeniz gerekir.
2575- Yilana yumusak diye el sunma.
Kisi, yumusak huylu görünen herkese aldanmamali;
zararsiz sanilan her seye yanasmamali; tehlikeli bir
durumla karsilasabilecegini düsünmelidir. Krs. Her
delige elini sokma...
2576- Yilanin basi küçükken ezilir.
Büyüyecegi belli olan her tehlike, daha basta önlenmeli; düsman
güçlenip büyük zarar verecek duruma gelmeden ezilmelidir.
2577- Yilanin sevmedigi ot, deliginin agzinda biter.
Baskalarina kötülük etmek isteyenler, karsilarinda
hep hoslanmadiklari seyleri bulurlar.
2578- Yilan kendi egriligine bakmaz da devenin boynu egri der.
Bkz. Kazan kazana kara demis.
2579- Yilan ne kadar egri gitse deligine dogru girer.
Yabancilarla iliskisinde dürüst davranmayan kisi yakinlarina
karsi dogruluktan ayrilmaz.
2580- Yilan sokan uyumus, aç kalan uyumamis.
Aç kalan, yilan sokandan daha çok aci çeker.
2581- Yilin eksigini nisan getirir, nisanin eksigini yil getirmez.
Tarim için bütün yil elverissiz geçse de nisan ayi elverisli
olsa tam ürün alinir. Ama bütün yil elverisli
geçse bile nisan elverissiz olursa, iyi ürün alinamaz.
2582- Yil ugursuzun.
Öyle bir zamandayiz ki arsiz, yüzsüz kisiler el üstünde tutulmakta ve
islerini, agirbasli, dürüst kimselerden daha iyi yürütmektedirler.
2583- Yirtici (alici) kusun ömrü az olur.
Baskalarina saldirmayi huy edinen kisilerin düsmanlari çok olur. Çok
geçmeden bu düsmanlar da onun canina kiyarlar.
2584- Yirtilan Deli Ahmet'in yakasi.
Bkz. Dert Deli Ahmet'in basinda.
2585- Yigidim yigit olsun da yerim çali dibi olsun.
Bkz. Erim er olsun da...
2586- Yigidin mali meydandadir.
Cömert kimsenin mali herkesin yararlanmasina açiktir.
2587- Yigidin sözü, demirin kertigi.
Mert adam sözünden dönmez. Bu söz, demirin kertigi gibi besbelli ve
ortadadir; degismez.
2588- Yigidin yigide ekmegi ödünç, kötüye sadaka.
Sofrasi açik olana konuk olan iyilik bilir kisi, bunun altinda
kalmaz. Bu anlayista olmayan konuga karsiliksiz bir iyilik edilmis olur.
2589- Yigit arkasindan vurulmaz.
1) Bir kimseyi yoklugunda ve savunmasini yapamayacagi bir durumda
kötülemeye, yikmaya çalismak mert adam isi degildir.
2) Mert olan, yüz yüze dövüsür.
2590- Yigit basindan devlet irak degildir.
Bir gencin zengin olmasi her zaman beklenebilir.
2591- Yigit bin yasar, firsat bir düser.
Bir yigidin eline ömrü boyunca bir kez çok önemli
bir firsat geçer. Bunu kaçirmamalidir.
2592- Yigit ekmegiyle yigit beslenir.
Yigitler, yigit kimseleri korurlar. Yigit kimseler de
ancak yigitlerin yaninda barinirlar.
2593- Yigit lakabiyla anilir.
Yigit, ya güzel, ya çirkin bir lakapla anilir. O, çirkin olan lakabini
degistirmeyi düsünmez. Çünkü önemli olan, kendisinin iyi adi, ünüdür.
Çirkin lakap, bu iyi adi lekelemez.
2594- Yigit meydanda belli olur.
Sözle atip tutmak kolaydir. Asil marifet, is basinda kendini göstermektir.
2595- Yigit yarasina yigit katlanir.
Yigitten gelen agir saldiriyi ancak yigit olan kaldirabilir.
2596- Yigit yigide at bagislar.
Yigit, arkadasi için her sikintiya katlanir. Onun isine
yarar diye en degerli varligini bile bagislar.
2597- Yiyen bilmez, dograyan bilir.
Bkz. Soganin acisini yiyen bilmez...
2597- Yogun cani alinmaz.
Istenen sey, vermesi beklenen kiside yoksa istemekte
direnmenin anlami yoktur. Size ne versin, canini mi?
2598- Yogun incelene kadar ince üzülür.
Bkz. Kalin incelene kadar...
2599- Yogurdum (ayranim) eksidir diyen olmaz.
Bkz. Kimse ayranim eksi demez.
2600- Yok büyümez, arik büyür.
Hiç yoktan bir sey üremez. Ama az olan nesneler
çogalir; küçük varliklar, gelisir, büyür.

Resim - Oyun Forum - Müzik Forum - Mirc İndir - Film İzle - Sinema İzle

Ynt: Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü
« Yanıtla #29 : 29 Aralık 2010, 17:08:20 »


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter