Gönderen Konu: Yıllık Yazısı Örnekleri  (Okunma sayısı 41057 defa)

0 Üye ve 5 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Yıllık Yazısı Örnekleri
« : 03 Ocak 2011, 13:45:24 »
örnek yıllık yazıları - mezuniyet mesajları - yıllık mesajları
Tarifinin imkansızlığı elimi kolumu bağlıyor. Tek söyleyebileceğim şey seni hiç bir zaman unutmayacağım. Aklımın bir köşesinde sana özel oda tahsis ettirdim, pazartesi gelip yerleşebilirsin. Her şey gönlünce olsun falan fıstık amma yanında bira olmasın sakın, kızarım.

***


Bölümün öğrenci temsilcisi, seçimlerin tek başına adayı arkadaşım. Bu görevin süresince yaptığın çalışmalar umarım ilerde de devam eder. Seni hep hatırlayacağım.

Bazen yarı Türkçe yarı İngilizce, bazen de tamamen öz Türkçemizden oluşan cümlelerin hep tebessüm ettirmiştir bana. Halı saha da bazen rakip, bazen aynı takımda olurduk. Her şey güzeldi. Bundan sonra da başarılı ve sağlıklı bir hayatın olmasını dilerim.

***


seninle geçirdiğimiz dört sene boyunca senden doğal olmayı öğrendim. Senin gerçekten dürüst ve çok açık sözlü olduğunu düşünüyorum, en azından bana karşı ve böyle olduğun için teşekkür ederim, hep böyle kalmanı dilerim. Umarım ileriki yaşamımızda da şimdi olduğu gibi güzel tartışmalarımız, muhabbetlerimiz olur, seninle beraber çocuklarımıza bugünleri anlatırız.

***


İnsanların hayatında, bir zaman sonra yüreğinin sisli bir köşesinde hayal meyal hatırlayacağı, öyle güzel anlar vardık ki yaşanmış, her günü sevgiyle dolu. Bir an inanamazsın yaşadıklarına… Ve zaman geçer, herşey geçmişte kalır. Geriye dönüp, tebessümle hatırlayacağın o günlere tutunmak istersin ama o yer ve o insanlar değişmiştir artık. Yıllar sonra tozlu kapaklarını aralayıp çevirirken sayfalarını bu yıllığın, işte o zaman çarpar yüzüne geçmişin, okul sıralarının sıcaklığı. Canım kardeşim, ……Yepyeni bir hayat başlıyor bizim için, yeni bir dünya, sabrımızın ödülü… Beni unutmaman umuduyla.

***


Mezun oluyoruz ama bu bir ayrılık değil aksine bir ömür boyu sürecek dostluğumuzun başlangıcı,umarım liseyle beraber dostlugumuz da bitmez.8inci sınıfta başlayan arkadaşlığımız, sınıfımızın bilmemnecilerinden olan osman, okulun en çılgın grubuyduk(hava atılmazsa olmaz), bugüne kadar hep mezun olmanın hayalini kurduk şimdi gururluyuz, ünivin en güzel kızına, şimdi ise o gün geldi çattı, esprileriyle dikkatleri çeken, şunu yapmıştık hatırlar mısın?, şu barın da müdavimi olmuştuk hani ,ünivden mezun olunca seni şurda burda müdür görmek dileğiyle...


alıntı
 

 


Resim - Oyun Forum - Müzik Forum - Mirc İndir - Film İzle - Sinema İzle

Yıllık Yazısı Örnekleri
« : 03 Ocak 2011, 13:45:24 »

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Yıllık Yazısı Örnekleri
« Yanıtla #1 : 31 Mayıs 2011, 22:13:30 »
Fakültemizin internet sayfasındaki bir kısa filmde fakültenin misyonu düşünen, araştıran, yorumlayan, alanında yetkin, kendine güvenen, iyi iletişim kurabilen, çevresine model, yeniliklere açık ve coşkulu bireyler yetiştirmek olarak tanımlanmış. Sanırım girişimci sıfatını da eklediğimizde ————–’nın özelinde misyonumuzu gerçekleştirdiğimizi söyleyebiliriz. Bütün bu sıfatları ilerde karşına çıkan zorlukları eğlenceli bir oyuna çevirecek şekilde kullanabilecek yeteneklere sahip olduğuna dair inancım tamdır.

Özgür ve sıra dışı düşünce anlayışı, öz disiplini sağlamış benliğiyle; Salvador Dali’nin tabloları gibi çok yönlü, özgün ve özgür nitelikli benim canım arkadaşım. Hayatta başarı ve mutluluk hep seninle olsun.

————–, sınıf içi yapılacak aktiviteyi bile önceden yazıp çizip getiren iki-üç kişiden biriydin. Daha az stresli yaşamak için bu çok önemli bir meziyet. Bir de dil hassasiyetin… Yalnız, duru Türkçe kullanırken arada kullandığın eski sözcüklerle çoğumuzu şaşırttığını da itiraf etmeliyim. Gençliğimizin apolitik yetiştiği bir dönemde, ülkemizin sorunlarında bir duruşu olan ve buna göre demokratik haklarını bilinçli bir şekilde kullanan senin gibi gençlerimizin daha da artmasını dilerim. Gelecekte de çok iyi yerlerde olacağını ve ülkemiz için önemli görevler üstleneceğini hissediyorum.

Sevgili ————–, ————–’deki öğrenimin sırasında edindiğin bilgileri ve deneyimleri kullanarak çok iyi yerlere geleceğine olan inancım tamdır. Senin şahsında, tüm CEIT-2008 mezunlarını kutlar, hepinize bol şans ve mutluluk dilerim. Atatürkçü ve çağdaş düşüncelerden ayrılmayın. En içten sevgilerimle…

————–, biricik sınıf temsilcimiz, tanıdığım en farklı insanlardan biri ve ondan pek çok şey öğrenmişimdir. Pek çok güzel faydalı tartışmamız oldu. Açık sözlülüğüne ve samimiyetine yürekten inandığım, iyi niyetli, sevdiğim ve saygı duyduğum arkadaşım… İngilizcesine hayran olduğum kişilerin başında gelmekle beraber; özgüvenine de hayranım. Kendisini geleceğin patronlarından biri olarak görüyorum.

————–, ilk öğrencilerimden… Aslında onlardan öğrenecek ne çok şey olduğunu öğretenlerden… ————–’yı öğrencim olarak nitelendirmek aslında sadece nasıl tanıştığımızı anlatmak için ki kendisi benim için çok da yakın bir arkadaş. Sevgili ————–, biliyorum ki farklılığının farkındasın. Bunu verimli olarak kullanacağın ortamlar yaratacağına da şüphem yok. Başarılı bir gelecek kapında. Umarım çok da mutlu olursun. İyi ki seni tanımışım. Seninle yaptığımız o uzun sohbetleri hiçbir zaman unutmayacağım. Her şeyin gönlünce olması dileğimle.

İnsanların anlaşmadan da, aynı düşünceleri paylaşmadan da, farklı ama güzel şeyleri paylaşabileceklerini, farklı ama saygılı kalmayı başarabileceklerini, farklı ama arkadaş olabileceklerini kanıtladık seninle beraber sanırım ————–. Bitişler hep yeni başlangıçlara gebedir… Gerçek hayatın başlangıcına gebe üniversite hayatının bitişine denk gelen şu son günlerimizde dileğim seneler sonra karşılaşınca ————–’yı yine güler yüzle, hayatından memnun ve mutlu görmek. Umarım dileğim gerçekleşir. Sevgiyle…

————– , soy ismi gibi çok değerli bir insan. CEIT’e katıldığım ilk günlerde, şahit olduğum konuşmalarında, ne kadar da acayip bir insan derdim kendi kendime. Konuşma biçimi, söyledikleri, sordukları; herkesin yapabileceği işler değildi. Ama o bunu; acımasızca sorular sorarak ve fikirlerini herkese karşı çekinmeden söylemesi ile başarıyor. İnsanların düşüncelerine ve haklarına her zaman saygı duyar. ————– idealleri olan bir insandır. Sistem için dişli olmayı içine sindiremez, ama ideallerine ulaşabilmek için buna mahkûmdur, hepimiz gibi… Ta ki yelkenlisine ulaşana kadar…

Yurt gecesi tartışmalarımın en ateşli muhalifi, beni hiç yarı yolda bırakmayan arkadaşım, dostum ————–. Demek senin için de başlıyor hayat çarkları dönmeye. Ben mezun olurken bana dediğin gibi; ben dişliler, çarklar arasındaki vazifemi aldım, darısı sana… Biliyorum ki, Allah ömür verirse seni yüksek yerlerde görmemek neredeyse olanaksız. Hele birde İzmirli kızlara düşkünlüğün yüzünden başına bir şeyler gelmezse kesinlikle bir yerlerde CEO (Genel Müdür)’sun. Ayrıca, yurtta seninle birlikte geçirdiğimiz günleri unutamayacağım… O gülücüklerinin yüzünden hiçbir zaman eksik olmaması dileğiyle.

Hayat için söyleyecek hep bir sözü olan ve sözlerinin sonucu ne olursa olsun söylemekten hiç çekinmeyen arkadaşım ————–, umarım hayatın boyunca kendi doğrularını savunmaktan hiç vazgeçmezsin ve tüm ideallerini gerçekleştirirsin. Sana sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yaşam diliyorum. Sevgilerimle.

Sorgulayıcı kişiliğin, düşündüklerini hiçbir şeyden korkmadan rahatça ifade edişin ve fikirlerinin ardında yüzyıllık çınar gibi dimdik duruşun ilham kaynağı olmuştur her zaman. Zekâsını bu denli kelimelerine aktaran ve kelimelerle bu denli değişik portreler yaratan insanlar bulmak cidden zor artık. Çok başarılı olacağına eminim; umarım çok da mutlu olursun.

Nereden başlasam bilemiyorum ————–’cım, ama bana ————– dedikleri zaman aklıma gelen ilk şey ————– (TÜRKingilizÇEce) dilini en etkili kullanan insan diyesim geliyor. Ayrıca sen rakipsiz başkanımızsın. Umarım gelecekte istediğin yerlerde olursun. Her şey gönlünce olsun.

Sayın başkanım. Bu geçirmiş olduğumuz dört sene içerisinde çok şey yaşadık. Seni ciddi manada takdir ediyorum. Çok yüksek görevlerde yer aldın bana göre. Gözün yükseklerde, inşallah hiç aşağı bakmaz. Anti-kapitalistsin ama mecburen kapitalist sistemin bir parçası olarak hareket ediyorsun. Senin en güzel yanın kendine güvenin çok büyük. İnşallah hep yüksek mevkilerde yer alır, hak ettiğin yere ulaşırsın. İleriki hayatında başarılar.

Bölümün öğrenci temsilcisi, seçimlerin tek başına adayı arkadaşım. Bu görevin süresince yaptığın çalışmalar umarım ilerde de devam eder. Seni hep kapitalizm muhalifliğinle, Cumhuriyet’çi tavrınla hatırlayacağım. Bazen yarı Türkçe yarı İngilizce, bazen de tamamen öz Türkçemizden oluşan cümlelerin hep tebessüm ettirmiştir bana. Halı saha da bazen rakip, bazen aynı takımda olurduk. Her şey güzeldi. Bundan sonra da başarılı ve sağlıklı bir hayatın olmasını dilerim.

Koşullar ne olursa olsun işini en iyi şekilde yapan ve yapacağına inandığım az insandan birisin. Tabir-i caizse muhalefet tavırların çokça kişi tarafından eleştirilse de içi boş cümlelere sığınmayıp, tam da kendin gibi davrandığın için sana her zaman saygı duydum. Öğrenci temsilciliği görevindeki istikrarlı tutumunun hayatın boyunca tüm yaşantına yansıyacağından ve büyük başarılara imza atacağından hiç şüphem yok. Hoşça kal!

————–, seninle geçirdiğimiz dört sene boyunca senden doğal olmayı öğrendim. Senin gerçekten dürüst ve çok açık sözlü olduğunu düşünüyorum, en azından bana karşı ve böyle olduğun için teşekkür ederim, hep böyle kalmanı dilerim. Umarım ileriki yaşamımızda da şimdi olduğu gibi güzel tartışmalarımız, muhabbetlerimiz olur, seninle beraber çocuklarımıza bugünleri anlatırız.

Şöyle bir düşündüm de ————– isminin yanında zihnime gelen ilk kelime profesyonellik oldu. Bir de zamanı ne kadarda çok ciddiye aldığını hatırladım. Aslında kapitali çok da önemsemediğini düşündüm hep. Ama kim bilir, belki de öylesindir. Her şey gönlünce olsun. Yelkenli’ye kavuşman dileğiyle, otostop çekenlere durmayı unutma. Kal sağlıcakla.

Sevgili muhalefet arkadaşım ve çok saygıdeğer başkanım ————–. Sen çok iyi niyetli bir insansın. ————–’de konuşmasından lezzet aldığım insanlardansın. Ters düştüğümüz birçok nokta olsa da seninle muhabbet etmek ciddi manada bana lezzet veriyor. Bundan sonraki hayatında başarılar ve mutluluklar dilerim.

————– denilince ilk aklıma özgüveni tam, girişimci ve büyük hayalleri olan bir insan gelir. Büyük hayalleri olan diğer insanlardan onun en büyük farkıysa, bu hayalleri gerçek yapabilme yeteneğidir. Sanırım bu nedenle hep bu çocuk İşletmeci olmalıymış derim içimden. Eh böyle bir genç mezun olurken bana ona kocaman mutluluklar, parlak başarılar ve dolu dolu bir yaşam dilemek ve “————– bu dilediğim şeyleri başarır.” cümlesinin içimden geçtiğini fark etmek kalıyor. Her şey gönlünce olsun.

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Yıllık Yazısı Örnekleri
« Yanıtla #2 : 04 Mayıs 2012, 11:49:31 »
Yıllık Yazıları - Yıllık Yazı örneği - mezuniyet Yıllık Yazıları

yıllık örnekleri, yıllık yazısı örnekleri, yıllık yazıları örnekleri, yıllık yazı örnekleri, yıllık yazıları güzel sözler, yıllık yazıları örneği, mezuniyet yıllık yazıları, örnek yıllık yazıları, mezuniyet yıllık yazı örnekleri,

Sevgili Canan,

Benden yıllık için yazı yazmamı istediğinde hiç düşünmeden 'evet' dedim. Hatyattaki biricik dostumun böyle bir isteğini nasıl geri çevirebilirdim? İtiraf etmek gerekirse, kalemi elime aldığımda bu kadar zorlanacağımı hiç düşünmemiştim. Sanki yanımdaymışşın gibi, sevgiyle parlayan gözlerini bana dikip 'hadi Özge, bunca senedir beni tanıyan biri olarak, yazacak birşey nasıl bulamassın?' dedeğini duyar gibi oluyorum. Haklısın, belkide zorlanmamın nedeni, seni bu kadar iyi tanıyor olmamdır, belkide yazacaklarımın senin gibi bir dost için çok basit kalacağından korkmamdandır.
Ne kadar hoş olduğundan, omuzlarından aşağıya dökülen o güzelim saçlarından, derslerdeki başarılarından bahsetmek istemiyorum. Kalbinin derinliklerindeki, insan sevgisiyle, yaşama sevinciyle dolu küçük sandığın anahtarını verip de, kapağını açıp içine girmem için ışık tuttuğun ben, orada öyle şeyler gördü ki, senin dışını görmez oldu. Neler mi gördüm orda? Öyle bir hazine ki, Sultan Süleyman'ınkisinden bile daha değerli. Hayır abartmıyorum. Bunu ancak sandığın anahtarını ele geçiren biri anlayabilir. Kimler bu şansı yakalayabilecek, bilmiyorum. Bildiğim tek birşey var o da anahtarı eline aldı mı bir daha hiç bırakmak istemeyeceğidir.
Sevgili dostum. Bak seneler nasıl da biz anlamadan birbir ardına gelip geçmekte. Sen mühendis olmuşşun, ben de matematikçi olmak için uğraşmaktayım hala. Ne acılar ne seviçler paylaştık birlikte, daha paylaşacağız da. Üzüldüğünde başını omzuma dayaman, sevindiğinde bana mutlulukla sarılman için hep yanında olacağım; tıpkı senin de şimdiye kadar benim yanımda olduğun gibi. Seni birkez buldum, bırakacağımı sanıyorsan çok yanılıyorsun. Umarım okuldaki arkadaşların da derslerinden başlarını kaldırıp, seni yakından tanıma fırsatı bulmuşlardır. Eğer böyleyse ne mutlu onlara. Yok eğer tanıyamamışlarsa yazık onlara.
Şimdilik yazacaklarım bu kadar. Hani böyle yazıların sonunda hayat boyu başarı ve mutluluklar dilenir ya, ben bununla da kalmıyor, hayat basamaklarını başarıyla çıkarken bunu seninle paylaşabilmeyi diliyorum.

Sessiz Dostun Özge

Canan'la ilk karşılaştığımda, onu içine kapanık birisi sanmıştım. Halbuki ne kadar yanılmışım!!! Sonraları onda birşey keşfettim. Doğrusunu söylemek gerekirse o şeyin ismini kendim bile hala koyamadım fakat şunu biliyorum ki bu, Canan'a has değişik birşey. Bence onu 'özel' yapan da bu.
Canan'la olan arkadaşlığımız üstel olarak artan bir fonksiyona benzemektedir; her geçen gün hızla ğüçlenmektedir. Onunla olan arkadaşlığımızda değişen, görüşme ve sohbet etme sıklığımızdır, değişmeyen ise aramızdaki o görünmeyen sıkı bağdır.
Bu yazıyı yazarken Canan'ı anlatmaya çalışıyorum çünkü kendisi gerçek bir bilmece gibidir. Onu tanıdıkça, onunla konuştukça hep yeni bir yönünü keşfedersiniz. Sanırım dört sene boyunca bu bilmecenin bir kısmını çözmeyi başardım ama hala almam gereken uzun bir yol var gibi görünüyor.
Canan'ın İTÜ Radyosundaki özverili çalışmasından, okul dışındaki kitap ve sinema gibi yoğun kültürel etkinliklerden ve akademik başarılarından burada ayrıca sözetmek istemiyorum. Çünkü bunların hepsi herkes tarafından bilinen, Canan'ın 'modern insan' tanımına tam anlamıyla uyduğunu gösteren ve benim ona duyduğum hayranlığın nedenlerinden birkaçı olan somut kavramlardır.
Burada asıl dile getirmek istediğim başka şeyler var.

Sevgili Canan,



Asla,
Dertlerinle beni sıkacağını ( ve sıktığını ), kafamı şişirdiğini ( ve şişireceğini )
Yalnız olduğunu , etrafında güvenebileceğin kimsenin olmadığını sanma.
Kötü gün dostunun olmadığını aklına getirme.
Dört seneni bazı yönlerden boşa geçip gittiği fikrine kapılma.

Her zaman,
Seni dinlemeye ve yardım etmeye hazır olan, kalelerin arkasında yaşayan birinin varlığını bil.
Sana hep destek olacak, her konuda güvenebileceğin yakınında olan birini tanıdığını bil.
Ağlayacağın zaman seninle ağlayacak, güleceğin zaman seninle gülecek birisinin burada olduğunu bil.
Dört sene boyunca, varlığınla farkında olmasan da çok şey kazandırdığın birinin olduğunu bil.
Seni çok seven arkadaşın,

Çağrı Çağatay Tanrıöver.

Canan'la önceleri tanıştık, çok önceleri. Bir iki kelime gitti. Bir selam gitti. Bir tebessüm 'yoktu'. Sonraları konuştuk, kaldı. Sarıldık, gitmedi ve hatta 'Hadi Gel' dedi. Soğuk damga için yollar tepti, dinledi anlattı. Ah! Bir de kek yaptı!
Canan arkadaşlığın anlamını iyi algılamış zeki, çalışkan , sevecen, dost canlısı bir insandır. Onun arkadaşı olmak, onun tarafından sevilmek gerçekten çok güzeldir. Oldukça konuşkan biridir, o anlatırken herşey gözünüze farklı görünür, sizin düşünemediğiniz şeyleri o düşünür. Paylaşmayı iyi bilir, aynı zamanda çok iyi bir dinleyicidir. Ancak sevgisini kolay kolay göstermez, siz hissetmelisiniz.
Canancım, seninle güzel ve özel şeyleri paylaştık. Birbirimize anlatacağımız çok şeyimiz olduğunu biliyorum. Bu anlamda sululuğum ve kabuga düşmanlığım ömrün boyunca seninle olacak.
Seni başarı dolu, mutlu güzel günler bekliyor. Kendine güvendikten sonra bu yolda atacağın adımları kimse durduramaz. Cancağazını sıkan şeyler olursa unutma ben hep orda, yanındayım. Dostluklarla dolu güzel bir yaşam dileğiyle...

* Mucuklandınız (

Olikay Gökçe

Sevgili Canan,

Seninle biraz geç de olsa yakınlaşabilmiş olmaktan gerçekten çok mutluyum. Kimseyle paylaşamadığım bazı konularda bana dert ortağı oldun. En üzgün anımda bana moral verdiğin, kendimi iyi hissetmemi sağladığın için teşekkürler. Seninle yakınlaştıktan sonra kendi yaşamımın tekdüzeliğini farkedip bunu değiştirmek monotonlıktan kurtulmak için atılımlarda bile bulundum. En çok hoşuma giden yönün sahip olduğun müthiş enerji. Hep çok konuştuğundan şikayet edersin ama emin ol sen boş konuşan, geveze insanlardan biri değilsin yani insanlarla maksat muhabbet olsun diye muhabbet yapan biri değilsin. İnan ki seni dinlemek çok hoşuma gidiyor. Umarım beni ileride de bu sohbetlerinden mahrum bırakmazsın. Senin insanlarla kolay kolay sırlarını paylaşmadığını biliyorum, bunların bir kısmına beni ortak etmen gözünde nasıl bir konumda bulunduğumu anlamama yetti. Senin çok yönlülüğünü taktir etmemek mümkün değil. Hem derslerde hem de sosyal hayatta bu kadar başarılı olabilmek herkesin yapabileceği birşey değil. Üzüntü duyduğum noktalardan biri seni radyoda canlı yayında dinleyememiş olmak. Ne kadar kızsan haklısın bu konuda. Radyonun senin gibi canlılığını ve neşesini çevresine yayan insanlara ihtiyacı var. Bilmem tiyatro dersini hatırlıyor musun? Hani şu kendimizin beğemmediğimiz yönlerini anlattığımız gün. O gün cesaretine de hayran olmuştum. Ama inan ki o beğenmediğin yönün hiç ama hiç dikkat çekmiyor ve bence sen bu halinle mükemmelsin. Son seneye birçok şey sığdırdık; basket maçları ve seninle yaptığımız sohbetler çok hoştu. Umarım bu sohbetlerin hiç sonu gelmez ve biz seninle geç de olsa yakaladığımız bu güzel dostluğu bir ömür boyu sürdürürüz.
Sevgiler

Pelin Çorak

Bilirsiniz insanlar yeni ortamlara girdiklerinde başlangıçta hep bir çekingenlik yaşar ve o ortamda kendilerine en yakın buldukları kişinin peşinden ayrılmazlar. Canan'da benim İTÜ ortamına alışmamı ve insanlarla tanışmamı sağlayan yegane insan ve buradaki en eski arkadaşım olmuştur. Etrafında daima o kadar çok kişi vardır ki onların da Canan'a benim gibi sarıldıklarını düşünmüşümdür hep. Belki okulun diğer dönemlerinde, daima yanyana olamamışızdır ama arada bir de olsa, kendimi köşeye sıkışmış hissettiğim zamanlarda bana verdiği soğuk kanlı öğütler benim gibi aşırı heyecanlı bir kişi için çok rahatlatıcı olmuş ve o bu durumdan kurtulmamı sağlamıştır.
Sevgili Canan, bu soğuk kanlılığın, azmin ve kendine olan güvenin sayesinde eminim üstesinden gelemeyeceğin şey yoktur. Çoğu kişinin imrendiği bu özelliklerinin kıymetini bil ve asla kaybetme.
Sana mutlu ve başarılı bir yaşam dilerim.
Sevgilerimle
Aysel Yıldız
Yıllık yazısı yazmaya başlayınca insanın öncelikle aklına gelen 'ilk ne zaman görmüştüm?' sorusu oluyor. Seni ilk gördüğüm anı çok iyi hatırlıyorum Canan. Birinci sınıfın ilk günüydü ve ilk günden fizik dersini kaçıran ben, çok büyük bir kayba uğradığımı sanarak gözüme seni kestirip defterini istemiştim. Çünkü çok akıllı ve tecrübeli bir halin vardı. ( Nede olsa hazırlık okumuşşun İTÜ'de). Geçen zamanla sıcak dostluğunu keşfettim ve ortak sorunlarımızı paylaşmaya başladık seninle. Seni tam anlamıyla tanımam son sene içinde gerçekleşti aslında. Seni tanıyarak bir insanın hem başarılı, hem çok yönlü, hem yardımsever, hem de mütevazi olabileceğinin canlı bir örneğini gördüm. Umarım canlılığın ve başarıların ömür boyu sürer ve önümüzdeki yıllarda a tatlı sohbetlerini benden esirgemezsin.
Sevgiler

Alev Aydın



Sessiz, her zaman ölçülü bir insan, giydiği şirin mi şirin kıyafetler gerçektende ona çok yakışıyordu. Düşünüyorum, nasıl oluyorda oluyor bilmiyorum ama galiba Canan bütün müzik parçalarının sözlerini biliyor. Canan'ın on parmağında on marifet vardır. Gözlemlediğim kadarıyla mümkün olduğunca sosyal faaliyetleri kaçırmıyor ve tabiki herkesin bildiği gibi Canan bizim İTÜ Radyosu'ndaki haklı gururumuz.
İnanıyorumki yıllar sonra karşılaştığımızda bile seninle sıcak bir sohbeti paylaşabileceğiz. Çok ince düşünceli bir insansın ama bu kadar ince düşünmek seni yorabilir. Biraz daha rahat olabilirsen çok daha mutlu olursun. Aklına geldikçe beni ara. Her zaman mutlu olman dileğiyle...

Sevgiler

Bahar Özacar

Harika saçların ve konuşmaya olan aşırı merakın ile hep sınıfımızın gözde kızı olmayı başardın. Bu özelliklerinle yaklaştığın insanların sendeki sıcak ve çocuksu sevgiyi yakalamalarına izin verdikçe mutluluklarla dolu bir yaşamın olacağına eminim. Eğlence, müzik, gezme ve sadece gerekli olduğu için gereklilikler.
Hayat böylede yürüyomuş. Bunu bana öğretebilen insanlardan biri olduğun için teşekkürler.

Sevgiler

Anıl Şengezer

Muhtelif radyolardan kazandığı hediyelerle yakında bir şirket açması beklenen Canan, baktı ki radyoevlerine gitmek yorucu, oda radyoyu ayağına getirdi ve İTÜ Radyosu'nun ( Suha Çalkıvık'ten fırsat kaldığı müddetçe!) değişmez üyelerinden biri oldu. Sınıfımızın fotokopi çekilecek defterler listesinin Top'unu zaman zaman Olikay'ın elinden alması ve gidip de dönmeyen, ya da geç dönen defterlerinde Türk hat sanatının tüm inceliklerini renk cümbüşü içerisinde sergilemesi onun sanata olan ilgisinin ufak bir göstergesidir. 'Hangi film, ne zaman, kim?' sorularının cevaplarının yanısıra çantasında taşıdığı bilimum gazete, kitap dergi gibi malzemeler kültürel açıdan onun ne kadar zengin olduğunun ispatıdır. Canan cici giyinir, doğaldır ve çok hoştur. Umarım beni senelerden beri, her defasında unutup dalgalı saçlarına perma muamelesi yaptığım için affeder.
Bütün günlerin birbirinden güzel olsun.

Hatice Orbay

Canan iyi kızdır
Acaip çok konuşur ve hiç yorulmaz
Nasılyapabildiğini bilmiyorum
Allah vergisi bir özellik herhalde
Neyse konumuza dönelim
,
Acaip sıkıntılı bir gün

Yanıma gelip ona bir yıllık yazısı yazıp yazamayacağımı sordu
İlk tepkim "nasıl yaa" oldu haliyle
Levent'ten başka adam mı kalmadı okulda
Layıkıyla yazı yazmak hünerdir bir kere , yazdıktan sonra
İğğğ bu ne biçim yazı da diyebilirdi (Herhalde demiştir artık)
Kalemi alınca elime

Yaza yaza bu satırları yazdım
Acaip pişmandır sorduğuna herhal
Zaten onu uyarmıştım
İllaki yaz diye
Sıkıştırırsan adamı, çıka çıka
İlk harflerine bak yazısı çıkar


Şakayı bir yana bırakırsak Canan benim okulda tanıdığım en iyi insanlardan biridir (yalaaan). Okuldaki çoğu çömeze " Bakın işte böyle olun " diyerek hayatlarını mahvetmek işten bile değildir. İyi defter tutar, çokça (bu kelime için Bkz. M.E.B. Coğrafya kitabı ) kafa ütüler ama genelde iyidir. Hatta kayıtlara göre kendisine "Ben bu kızı seviyom yaa" bile denmiştir. Görgü tanıklarının bu olayın Canan'ın defterlerinden bana fotokopi çektirmesinden sonra vukuu bulduğu şeklindeki iftiralarına rağmen çok içten söylendiği gerçektir. Sinema ve kültürel faaliyet manyağı olduğu zannımca herkes tarafından yıllık yazılarında belirtilecektir. Bu durumun ilkokul öğretmeninin kendisini başından savmak için "Kültürel faaliyetler özellikle de sinemaya ağırlık vermelisin" sözlerinden kaynaklandığını düşünmemek elde değil. Neyse sözü bağlıyorum:
Canan umarım çok mutlu olusun, çünkü bunu hakediyorsun. Hiç kimse seni sevmese bile " Ben seni seviyom!!". Öptüm!!! ( Ödemeyi banka hesabıma nakit mi yatıracağını söylemiştin? )

Levent A. Tanyel

Sevgili Canan,

Senin her zaman canlılığına ve enerjine hayran olmuşumdur. Hem bu kadar gezmeyi seven ve de gezen, hem de dersleri götürebilen bir kişi olarak takdir edilecek bir insansın.
Okulda ilk olarak tanışıp kaynaştığım insanların başında geliyorsun. Umarım hayatın boyunca sıcaklığından ve konuşkanlığından hiçbirşey kaybetmezsin.
Eğlenmeyi sevmenle,tatlılığınla hep kalbimde yer alacaksın.
Görüşmek üzere. Umarım hayatta hakkettiğin tüm mutluluk ve güzellikler seninle olur. Daima mutlu olman ve daima yüzünün gülmesi dileğiyle.
Kendine iyi bak.

Dilâra TAVUKÇU


alıntı

Resim - Oyun Forum - Müzik Forum - Mirc İndir - Film İzle - Sinema İzle

Ynt: Yıllık Yazısı Örnekleri
« Yanıtla #2 : 04 Mayıs 2012, 11:49:31 »

Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Yıllık Yazısı Örnekleri
« Yanıtla #3 : 04 Mayıs 2012, 11:51:24 »
örnek yıllık yazıları - mezuniyet yıllık yazıları - yıllık yazısı örnekleri
Her ne kadar Lise 2’de matematik derslerinde beraber oturmasak da koca 3.5 sene nasıl geçti anlayamadım seninle. Hiç birinin yüzünü daha önce görmediğim sınıfa ilk girdiğimde "Ben kimle oturacağım ya?" demiştim. İşte o kim, sen oldun.Annemden çok seni gördüm lise boyunca.Çok alıştığım için ayrılmak zor gelecek diyemiyorum. Çünkü içimden bir ses ikimizin de aynı üniversiteye gideceğini söylüyor.Bu yüzden içim rahat.Ps oynarken akli dengemi bozduğum günleri, derste çeneni koparıp İzlanda’ya götürmeni çok arayacağım kesin.Üniversite yıllarında çok istediğim şeylerden biri de aynı evde kalıp Ps 2 almaktır.O zaman 70 senede bitiremeyiz üniversiteyi herhalde.Gelmiş geçmiş bütün yaşadıklarımız, her kahkahamız adına sonsuz teşekkür ediyorum DEV kalpli sınıf arkadaşıma.

ERHAN



Arka sıramın değişmez elemanı Emin,eğer arkamda oturmasaydın bu lise nasıl bitecekti bilmiyorum.Derslerde bana yaptığın yardımlar Amerikan yardımlarını geçti. Bu yüzden aramızdaki arkadaşlık bağı gün geçtikçe arttı.Bir de unutulmaz anılar var tabi.Ps bozmalar, çeşitli şanssızlıklar gibi.Seninle sohbet etmek de gerçekten çok eğlenceliydi.Ps oynamakta sınıfta beni en çok zorlayan sendin.Senin özelliklerin anlatmakla bitmez.Tabi dünyada olan biten her şeyle ilgilisin ve çok konuda bilgi sahibisin.Hayatında lise hayatın gibi başarılarla dolu olsun,beni unutmak gibi bir karaktersizlik de yapma ha!

ENES

Ders+spor+müzik+sinema+ps+.........Her bir yetenek var bu adamda yaa...Hocalar seni örnek öğrenci olarak görse de aslında sen ne çakalsın var ya.Test çözerkenki muhteşem ses efektlerini beynimize kazıdığını bil!!! On parmağında on marifet valla... Parmaklar da uzun olunca aşmış bir insan çıkıyor karşımıza.Har zaman böyle cana yakın,güler yüzlü ve mantıklı ol!Bir de bizi unutma ve güzel sohbetlerinden mahrum bırakma sakın!Pink Floyd 4ever (What has become of you?)

DİDEM-GÖZDE



Abi sen çok mu süt içtin ya? Çok mu basket oynadın gibi aptal sorularla yüzleşme kaderini benimle paylaşan arkadaşım... Seçici müzik anlayışı, geniş bir film kültürü,büyük bir spor yeteneği ve üstün zeka.Bende bıraktıkların bunlar. Bir de duygusallığın var tabi, içine sakladığın kocaman bir kalbin.Sevmeyi seven bir anlayışın ürünü inşallah hak ettiğin mutluluğu elde edersin.

ORKUN



Uzun boy, geniş omuzlar ve bulunması zor o karizmatik duruş.Bu fiziksel özelliklerin yanısıra, müthiş bir kişilik ve görünüşün ardında sessiz sedasız yol alan o duygusallık.Bunların hepsi kimde mi? Tabi ki Emin’de .Birkaç merhabayla geçiştirdiğimiz ilk iki sene sonunda başladı seninle dostluğumuz ve öyle güçlendi ki bir daha bozulmayacak.Merak etme unutmadım ve unutmayacağım seninle yaşadıklarımızı, maçlarını izleyebilmek için okuldan kaçtığımız o günleri, yazlıkta beraber kalırken yaptığımız o tavla maçlarını. Her ne kadar sen beni mars etsen bile seninle tavla oynamanın ayrı bir zevki oluyor ve tabi sınıfın bir ucundan diğerine birlikte söylediğimiz o şarkılar.Hepsinin ayrı bir zevki vardı.Seni hiçbir zaman unutmayacağım.Mutluluklar peşini bırakmasın!

MEHMET



Basketbol hayatındaki başarılarıyla sınıfımızın medarı iftiharı,aynı zamanda maçlara gitmek için izin almamızın tatlı bir bahanesi olmuştur o.Hazırlıktan itibaren öğretmenlerin bize örnek gösterdiği gözde öğrencilerdendir.Ancak hiçbir hoca onun içindeki fırtınaları keşfedememiştir.Sen olmasan biz ne yapardık Emin?? O sorularımızı kime sorardık? Sorsak bile kim bize öyle güzel güzel sabırla anlatmak için uğraşırdı?? Tabi ki HİÇ KİMSE, onun için biz elimizdeki kitaplarla senin yanındayız.Sen de bizi bırakma olur mu? Lise bitse de bizim sana hayatla ilgili sormak istediklerimiz olabilir ,onun için seni hep yanımızda hissedelim.Umarız bütün istediklerini elde edersin!!Her şey gölünce olsun!!!

SILA-MELİHA



Zeki ve sosyal ! komple bir sporcu , yakışıklı. Sınıfın Emin’i çünkü. Seni ifade edebilecek başka kelime bulamıyorum. Hayat boyu mutluluklar. İnşallah hayatta istediğin her şeyi elde edersin. KAZIM



Bu kadar çok yönlü olmayı nasıl başarıyorsun, bu koşuşturmacanın içinde çözemiyorum.Hem derslerinde bu kadar başarılı hem de kültürel açıdan insanları etkileyen bir cevhere sahipsin.!Arkadaş canlısı,sevecen,yardımsever... Söylenecek ne kadar güzel söz varsa hepsine sahipsin, hep böyle kalman ve yeni arkadaşını hiç unutmaman dileğiyle!!!

DİCLE



Oğlum Emin hatırlar mısın bilmiyorum ama seninle ilk defa bir basketbol sahasında tanışmıştık, o zaman şu an olduğu gibi benden uzundun. Lise hayatım ne kadar aradaki farkı kapatmaya çalışsam da görüldüğü gibi yine benden uzunsun. Umarım hayatın boyunca kazanacağın başarılar, basketbol hayatındaki kadar kalıcı ve uzun olur. Umarım ileride bir gün bir basket sahasında buluşunca senin üzerinden smaç basacak duruma gelirim. 3 yıl boyunca yaşadığımız o güzel günleri asla unutmayacağım ve de beden derslerindeki o müthiş forvet ikilisini de(Nobre-Hooijdonk). Hayatındaki her şey istediğin gibi olsun,koçum!!! Beni unutma

BUĞRA



Cronenberg kadar sıra dışı ve garip,

Hitchcock kadar çatlak,

J.Nicholson kadar kurnaz,

Pacino kadar sessiz ama malı götüren birisin.

İşte sen böyle ilginç bir şahsiyetsin.Bir bakıyorum kendi kendine konuşup garip hareketler yaparak soru çözüyorsun.Ya da sessizce yerinde oturuyorsun ama her muhabbetin içindesin; her şakadan, espriden haberin var.Bir olay olsa yakanı o kadar kolay sıyırıyorsun ki kabak yanındakilerin başına patlıyor. Hele sıcaktan beynin sulandığında o kadar iğrenç espriler yapıyorsun ki, daha garibi benim de beynim sulandığından olsa gerek o esprilere gülebiliyorum.Ama muhabbetini gerçekten çok seviyorum. Dakikalarca sıkılmadan, uzun uzun izlediğimiz filmlerden bahsediyoruz. Hatta sen daha konuşuyorsun. Üstelik hiçbir zamanda olayları kronolojik olarak anlatmazsın. Bir başından bir sonundan ama olsun alıştım artık. Sayende imdb’nin son haberlerinden, bütün listelerden haberim oluyor. Bu muhabbetler artık geleneğe dönüştü. Benim için olmazsa olmaz.Hayatında başarılar. Senden önce İtalya’ya gidersem kart atarım.

GÜZİN



Sınıfın kadrolu uzunlarından. Tam bir spor aşığıydı. Hem futbolu iyi oynar hem de basketbolu. Hocaları ikna edip gittiğimiz okul maçlarında az Emin diye bağırmadık, sen de bize bakmaz smaç diye bağırdığımızda hiç oralı bile olmazdın. Bu konularda hep mütevazı davranır, bahsetmekten kaçınırdın. Seninle arka arkaya oturduğumuz dönemlerde çok dalga geçer, eğlenirdik. Hepsi unutamayacağım güzel dakikalardı. Hep programlı, düzgündün. Her şeyin hep yerli yerindeydi. Bu sayede zekanı da kullanıp başarıyı yakalarsın umarım.İnşallah hayat boyu böyle kalırsın.Hayatta başarılar!!!

ALİ



Selvi boyunla ilk dikkati çekenlerdendin hazırlıkta benim için. Aynı diyardan geldiğimizi öğrendiğimde ilk yakınlığı hissettim sana karşı.Çok yönlü, renkli kişiliğin sayesinde bir çok kişi gibi benim için de en iyi arkadaşlardan biri oldun. Senin için maçlara kaçtık, azar yedik, her boş derste büyük bir sevinçle, beraber mahallemizin yolunu tuttuk. Nostaljik şarkıları(Çile bülbülü) avazımız çıktığı kadar bağırarak söyledik, stres attık. Lisenin ve bizim mahallenin unutulmayanlarından olacaksın benim için. Her şey dilediğin gibi olsun!

GÜLŞEN



Eşsiz bir kişiliksin sen. Yanında hiç sıkılmadığım, en önemlisi eğlendiğim, mutlu olduğum arkadaşımsın. Seninle birlikteyken gülücükler hiç eksik olmadı yüzümde. Bir korku filmini anlatırken bile güldürürsün beni. Hiç bıkmadan saatlerce müzikten, sinemadan, futboldan, basketboldan, konuşabiliriz seninle. Sonra yazılı öncesi bir sabır taşı olur; bana bir şey öğretmek için çıpınırsın.En çok da o zamanlar severim seni. Şaka şaka!! Ben seni hep severim. Bazen de dağıtmış şekilde bağıra bağıra şarkı söyleriz. Özellikle “Çile”yi söylerken o içindeki sanatçı ruhun açığa çıkar.Bu sırada kızların sana olan hayranlığı bir kat daha artar.Kızlar demişken, sakın üniversiteye gidip de kızlara dalma. Seni çok iyi yerlerde görmek istiyorum çünkü. Bir de beni hiç unutma tamam mı? Hep mutlu kal!

NURBANU



Uzun boyu ve girişken tavırlarıyla dikkatimizi çekmişti ilk olarak. Sonra tek eliyle sözlük karıştırışı, derslerdeki başarısı, bütün muzurlukların içinde olup ama kendini belli etmeyişi ve basketteki yeteneğiyle gösterdi kendini. Dakikalar boyu uzatarak söylediği “Çile Bülbülüm” şarkısı sınıftan çok rağbet alınca o da gaza gelip, repertuarına tüm damar şarkıları ekleyip hem kendine hem de bize acıklı dakikalar yaşatıyor. Arkadaşımızın en son keşfettiğimiz yeteneği ise kendi kendini eğlendirebilmesidir. Öyle ki onu yalnız başına değişik hal ve hareketlerde görebilirsiniz. Bu tavırlarıyla hepimizi güldürmeyi başarmıştır. Umarız derslerindeki başarılarını hayatın her alanında sürdürebilirsin.

RÜMEYSA-GİZEM



İşte sınıfın yağız delikanlısı. Sessiz sedasız her işini halleder de insanın ruhu duymaz. Geçer pencere kenarına, açar önüne akademik kitapları, ansiklopedileri sabahtan akşama kadar bir daha gören olmaz. Ama helal olsun süper repertuarı var. Yerli ,yabancı, pop, rock, klasik müzik, Türk sanat müziği... Tam bir ayaklı TRT radyosu. Bir de kendisi acayip futbol hastası ve ne yazık ki Fenerbahçe taraftarıdır.[Emin olun onun suçu değil şartlar öyle gerektirmiş.] Ama okul basket takımının vazgeçilmezidir.[O da yedek olmadığı anlarda.] İnşallah gittiğin her yerde mutlu olursun.

YİĞİT

alıntı



Su_PeRiSi

  • Ziyaretçi
Ynt: Yıllık Yazısı Örnekleri
« Yanıtla #4 : 04 Mayıs 2012, 11:53:14 »
yıllık yazıları - yıllık örnekleri - yıllık yazı örneklerinden




......

Boğaziçi Üniversitesinde yıllar ilerledikçe dostluğumun giderek güçlendiği arkadaşlarımdan biridir Ozan Ünay.İlk olarak herkesin polemik olarak nitelendirdiği bir tartışma ortamında karşıma çıktı Aydın'ın bağrından kopup gelen bu gizemli dost.İlk zamanlardan itibaren hep Aydın-Nazilli çekişmesini yaşadık onunla da bi türlü kabul ettiremedim Nazilli'nin üstünlüğünü.İlk yıllarda çok fazla samimi olamadığım bu eşsiz arkadaşı özellikle son iki yıl geçirdiğimiz zamanlar sonrasında neden daha önce tanımadığıma üzülmüşümdür hep. Ozan her zaman zor zamanlarda arkadaşlarının yanında olmuş,ona verilen her görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan,istediğini ve kafasına koyduğu şeyi ne olursa olsun yapan ve asla haksızlığa katlanamayan beyefendi bir insandır.Çoğu zaman sakin soğukkanlı görünen Ozan bir anda fevrileşerek deli gibi sinirlenmiş hale gelebilir,eğer sevdiği bir insan haksızlığa uğramışsa.Bi de Fenerbahçe delisidir bu sıkıştığım zor proje zamanlarında herzaman yardımını ve desteğini esirgemeyen egeli arkadaşım.Öyleki onun bu denli yoğun Fener sevgisi ve fanatikliği yanında bazen kendi takımımdan soğuduğumu bilirim(Bendeniz de kanaryacı oluyorum).Ozan'ın beni hep güldüren yanlarından biri bir balığınki kadar hafızaya bile sahip olamamasıdır.Çoğu zaman onu bu yönüyle epey bi kızdırmışımdır.Bi de o kimsede olmayan mizah anlayışı.Onlar olmasaydı geçermiydi o 450 ve bitirme projeleri.Bi de onunla spor çekişmelerimiz yok mu...Basketbolu da futbolu da aynı soğukkanlılık içinde becerebilen ama aslında kökleri voleybola dayanan bu spor dostu arkadaşımı oyun stili bakımından Zidane'a benzetmişimdir hep. Ozancım geri dönüp baktığımda yaşanan dört-beş yıl içinde acı tatlı biçok hatıra var gözümün önünde.Az mı göbek büyüttük antep sofrasında yediğimiz tavuk şişlerle,az mı midemize kangrenler girdi fenerin kazanmasını izlerken,az mı boşvermişliğe gittik projelerdeki tıkandığımız noktalarda,az mı güldük GPA çekişmemizdeki birbirimize attığımız çamurlarda(geriden gelen avantajlıdır!).İzmire giderken feribotta yaptığımız muhabbeti hep gülümseyerek hatırlayacam.Sen benim için herzaman kapısını çalabileceğim canayakın yardımsever bir karagün dostu olabildin.Bi tek şu iç dünyanı çözemedim,seni gizemli yapan.Umuyorum hayatımızın geri kalanında sağlam temellere dayalı bu dostluğumuz yeni yaşananlarla güçlenmeye devam eder.

.........

Hani o gördüğümüz 10000 parçalık puzzle vardı ya, sen ben ve hayatımız o kutunun içinde saklı işte...En başta o kocaman kutunun iki ayrı köşesinde herşeyden ve en önemlisi birbirimizden habersiz duruyoruz, günler geçip puzzle oluşmaya başlıyor, parçalat tekrar tekrar ayıklanıyor ve biz o sayısı gittikçe azalan parçaların arasında birbirimize her geçen gün daha çok yaklaşıyoruz, derken yanyana geliyoruz ve anlıyoruz ki biz hep öyle birbirimize kenetlenmiş durmalıyız ,işte o zaman farkediyoruz herşeyin ancak böyle anlamlı olabileceğini! O an "canım benim" oluyorsun hemencik...Yaniden keşfediyoruz denizi, güneşi, İstanbul'u, her köşeye anılarımızı bırakıyoruz, elele olmanın verdiği güvenle dünyayı unutuyoruz. Kendi masalımızı kendimiz yazıp kendimiz yaşıyoruz. Her an hep yanyana olmanın verdiği mutluluğun, güvenin, hayata dair güzel ne varsa hepsinin tadını doyasıya çıkarıyoruz. Canım benim; Her geçen gün senin varlığının nasıl mükümmel birşey olduğunu daha iyi anlıyor ve seni daha çok seviyorum. Hayat denen kocaman denizde, her ördek çırpınışımdan sonra nefes nefese kaldığımda sana yaslanıp dinlenebileceğimi bilmek o kadar güzel ki... İyi ki varsın...

............

Can dostum.. İki sene boyunca aynı odayı paylaştık; beraber üzüldük beraber sevindik. Sen her zaman kendime en yakın hissettiğim, en sevdiğim, en çok güvendiğim insanlardan biri oldun ve hep öyle kalacaksın. Senin iyi yanlarından bahsetmek isterdim ama buna değil birkaç satır sayfalar yetmez. Bende senin bildiğim en kötü yanını yazıyorum: Tabiki Fenerbahçeli olman.. "Hisar 318" , "Emre" ,"Adaş" sanırım bu kelimeler birlikte geçirdiğimiz o güzel günleri hatırlamak için yeterli olur. Okula geldiğimiz gün başlayan dostluğumuz hiçbir zaman bitmeyecek...

............

Aslında herkes için Ozan benim için bizim Ozan. Ne zaman bir konuşmada Ozan ismi geçse ben hemen atlarım. Hangi Ozan bizim Ozan mı? Polonezköy grubu içerisinde pek çok şey paylaştık ama ben seninle paylaştığımız şeyleri düşününce ilk aklıma gelenler benim hasta olduğum ve senin de Arzu'yla beraber bana baktığın zamanlar geliyor. Bi de bir keresinde yaz okulundan sonra kız yurdunu boşaltmamız gerekiyordu diğer bir deyişle yurttan atılmıştık. Sende bize kapılarını açmıştın. Evinde misafir etmiştin. Her şey için çok sağol. Bunları hiçbir zaman unutmayacağım. 5 senedir yurtta kalan garip öğrenciler olarak senin evine gelir, ev havası koklar mutlu olurduk. Bütün arkadaşlarımı düşündüğümde onların kendilerine has özellikleri aklıma geliyor. Senin de en çok esprilerin aklıma geliyor. Sen beni en çok güldüren insanlardan birisin Ozancan Sen hep doğum günü kartlarımda kız Ayşe iyi ki domuşsun. Doom günün kutlu ossun dersin. Bende sana Bizim Ozan iyi ki varsın ve iyi ki seni tanımışım diyorum. Bi de bütün hayatın boyunca mutlu ve sağlıklı olasın. En güzel günler senin ossun diyorum.Unutmadan okuduğu bölümü seven ve mezun olduktan sonra kendi mesleğini yapacak olan ender ve şanslı insanlardan birisin. İnşallah iş hayatında da çok başarılı olur ve istediğin yerlere ulaşırsın. Tabi okul bitiyor diye dostluk arkadaşlık bitmiyor. Daha ben sana zeytinyağlı dolma yapacağım. Bak yıllıkta da yazıyorum. Yıllıktaki herkesin şahitliğinde söz veriyorum. Yapacağım. Zaten yapmazsam bu olay torunlarıma kadar intikal edecek. Canım arkadaşım ben senin için değil zeytinyağlı dolma Türk mutfağının en zor yemeklerini bile yaparım. Sevgiyle kal.

..................

CMPE bölümünün benden aldıklarından (zeka, hafıza, konuşma yetisi vs.) sonra yerine koyduğu en büyük arkadaşlıklardan birisi.. Hoş kepçelerim dolayısıyla benimle dalga geçse de hepsi kayıt altındadır ve altı gezegen ufukta aynı çizgide sıralandıklarında hepsinin öcü alınacaktır Fenerbahçe maçlarında paylaşılan acılar, proje teslimlerindeki koşuşturmalar, futbol maçlarındaki sataşmalar unutulacak anılar değil. Fener maçlarında attığımız gollerden sonra sarıldığım dolgun vücudunu (özellikle o muhteşem göbeğini) hiç bir zaman unutmayacağım Halısaha maçlarındaki sataşmalarımızı da özleyeceğim. Hatta bir maçta defansta muhabbet ederken yediğimiz gol Engin'i çıldırtmıştı, bu da hep hatırlayacağım anılardan biri olarak kalacak.. Mezuniyetten sonra sanırım bir de seni özleyerek kendimi yıpratacağım. Kendine çook iyi bak kardeş.. Umarım herşey gönlünce olur.. (Not: kuracağımız şirkete belly-ear ismini koyalım. Enternasyonel bir şirket olur)


................

Şimdi burda, bu sayfada, sizlere gazetelere konu olabilecek bir kariyer öyküsü anlatacağım: Aydın'ın kırsalında kamyonunun direksiyonunu sallarken, ne hikmet kafasına esip de üniversite sınavına giren ve de bizim okulu, bizim bölümü kazanan Ozan'ın hikayesi. Orta 2'den terk bir insan için şaşılacak bir başarı doğrusu! Vallahi, ne yalan söyleyeyim, Ozan'la ne zaman, nasıl tanıştık, pek hatırlamıyorum. Bi bakmışım ki var! Sanırım bu işi başıma makinadan Tolga açtı, neyse, kader. Birinci sınıfın ilk döneminden itibaren göbeğimiz bir kesilmiş gibi olmuştuk. Zaten aynı yurtta da kalıyoz, derste birliteyiz, dersten sonra birlikteyiz, yurtta birlikteyiz... Allah'tan yatarken hiç birlikte olmadık – Murat'ın (bkz. Yıllık Yazısı Murat Demirel) evi hariç! Neyse, aradan yıllar geçti, biz hala bu göbek muhabbetinden kurtulmuş değiliz (Ozan'ın şahsi göbeği değil.)! Aslında benim Ozan'ın arkadşlığından yana hiçbir problemim yoktu, canıma minnet, ama ona yazık oldu. O, o zamanlar inekti, hatırlarım CHEM 105'den 'top' çekmişti! Ben 36 almıştım. O gün benden kurtulsa iyi edermiş. Neyse, şimdi de hala bizden inek olmakla beraber (buna kesin çok kızacaktır, zaten dedim mi bozuk atıyo!), artık bizim çıtamızda ve ne ödev yapıyor, ne de sınava çalışıyor. Varsa yoksa, ay çekirdeği yeyip televizyona baksın, Bomber Man oynasın! Ozan, sanırım şoförlük yıllarından kalma bişey, çok babacan adamdır. Adam, beni benden daha çok düşünür: Ödevini yap, üstünü ört, işe başvur, ye, yat... Sizin anlayacağınız, her eve lazım! Aslında, şimdi düşününce, benim çok yükümü çekti. Sınavlardan önce, ben uyuz oolup okumam, o zorla, üşenmez, bana anlatır, projede benim salladığım kısma otutur kafa yorar, bana zorla yaptırır, hatta kendi yapar. O olmasa sanırım şimdi en fazla 3. sınıftım. Ozan'ın ilk zamanlar en sinir olduğum yönü, kapalı kutu oluşuydu. Hiçbir şeyini anlatmaz, sordurmazdı. Tamam, belki kamyonculuk zor bir hayattı ama insan bu kadar da saklamaz ki! Neyse, gel zaman, git zaman, kıza yalvara, o kadar şey anlattırdım ki, sanırım bi kısmını sırf beni tatmin etmek için kendi uydurup hayat hikayesini uzatmak zorunda kaldı. Şimdi ikimiz de, biribirimize dair herşeyi biliyoruz. Ozan'a karşı, şimdi itiraf etmeliyim ki, hep biraz suçluluk duydum. O beinim için çok fedakarlık yaptı, çok nazımı çekip beni hiç yolda bırakmadı. Bense biraz kediyim. O benim kitabımda satmak diye birşey yazmaz diye söyler durur. Benim kitap sanırım '2nd edition', ben de o 'chapter' var. Gene de, Ozan buna hiç laf etmedi. Yıllar sonra, elimizde acı badem, şu sayfayı okurken Ozan bana eminim benim şu 'kitap' için gene birşey demiyo olur. N'apıyım, orjinal kitap, orayı koparıp atamam ki. Hiç olmadı, benden ona fotokopi çektiririz. Ne diyon Ozan, ister misin? Şunu söylemeden geçmem olmaz. Geçenlerde kütüpahnedeyken kapıdaki görevli, benden Ozan'ın gözlüğü rica etti. Özel bir amaç için lazımmış. Sanırım Ozan artık kullanmadığına göre, verecektir. Yazarken duygusal olayım dedim ama, yazdıığm insan Ozan, düşününce gülüyorum, bunun sonunda da bunları yazdım! Olsun, belki yazmadım ama Ozan benim bu okulda sahip olduğum en değerli şeylerden biri, ve benim en iyi dostum. Hadi, gene dayanamayıp söyledim. Ozan ya, mezuniyetten sonra gidip bi turşu suyu içsek ya!

.................

Ozancım ikimiz için de çok değerli bir bebiş sayesinde başladı arkadaşlığımız ama sen cana yakınlığın, yardımseverliğinle kalbimizi fethettin.Evinde geçirdiğimiz uzun geceler yalnız sabrınla değil aynı zamanda yardımseverliğin,güler yüzünle;zekice esprilerinle kısa da olsa sohbetlerimizde ..Artık düğünde arzunun aklını çelen ebru'nun hain arkadaşı değilsin bizim için. Zaten kopmaz eminim ama aramızdaki bağların hep böyle sağlamlaşarak gitmesi dileğiyle..

...................

Ozan kardeş be nasıl geçti yıllar,manzarada çiğdem çitlerdik vakti zamanında...İlk gördüğümde anlamıştım "insan gibi insan" derler ya işte öyle olduğunu, sevgi'den sonuna dek anlayan ,aşkı sonuna dek yaşayan; kötü niyetmiş ,kinmiş,hasetmiş sözlüğünde olmayan Ozan'ım kardeşimsin sen...aydın inciri gibi, hayatım boyunca seveceğim,yokluğunda krize girdiğim...Mezun olma vakti geldi çattı ama korkum yok biliyorum ki hep görüşücez,gecenin bir yarısı telefonun çalınca şaşırma "bilgisayarım çöktü "çığlıklarıyla ben olabilirim....yıllar boyunca yakınımda ve yanımda olduğun için teşekkür ederim...aaa bir de :çizgi film teklifi aldım,başrolde ben olucam.iki tane de yardımcı oyuncu kadrosu açıkmış;iki blue bear ,birini buldum,diğeri de sen olur musun???

......................

Aynı çatı altında hayatımız bir bütünmüş, dönüp baktım maziye yaşadığımız çok şey varmış. Evet seneler su gibi gelip geçiyor, anlaşılmıyor. Onunla bir evi paylaştık üniversite hayatımın en güzel yıllarında. Varlığımızı yokluğumuzu paylaştık, telefonlarımız kapandı kapandı açıldı. Güldük eğlendik, bulaşıkları yıkamaya çalıştık, çöpleri temizlemeye çalıştık evdeki, olmayınca vazgeçtik, ardından yemek yapmaya kalkıştık, taze fasülyeler mi yanmadı, pilavlar mı yapışmadı. Kar yağdığında evde 6 kişiyiz popstar tiplemelerimiz, Beyaz'ın tiplemeleri, hiç unutamam, özellikle Ahmet San ( Ozan ) ın Bayhan şarkı söylediğinde attığı kahkahayı. Bana çok şeker insanları Arzu, Erdem, Sıla tanıma fırsatı verdiği için de ayrıca Ozanın yeri ayrıdır bende. Herzaman Arzuyla yaşadıkları romantizmi gördükçe insan onlara imreniyor. Umarım ömür boyunca istediği yaşadığı mutluluğu hiç son bulmaz, çünkü o bunu hakediyor.

........................

"Melek Ozan". sana bu ismi takmıştım hazırlıkta. Aydın seni öyle bir anlatmıştı ki ancak bu isim gelmişti aklıma. Gerçi sonra anladım yeryüzünde melek olmadığını ama yine de sen en yakınlarından biriydin meleklerin. Sen her ne kadar benim ojelerimin renklerini beğenmesen de ben senin kıyafetlerini az çok beğendim hep. Ozan sen o zamanlar daha iyi giyinirdin haberin olsun. Bölüme geçtikten ve sen yurttan ayrıldıktan sonra biraz kopar gibi olduk. Ama ne zaman birbirimizi bir yerlerde görsek aynı sıcak konuşma. "Şşşt kız napıyon?", "Üff Ozan ya!" cümleleri. Çocukluktan çıkmamıza bir adım kala başlayan arkadaşlığımız, olgunluğumuzun son basamaklarına kadar hep aynı sıcaklıkta kalsın melek.

....................

ozan sana çok kısa yazıyorum ama inan bu herşeyi özetleyecek : abicim, sevgili kardeşim sen o taksiciyi nasıl evire çevire dövdün yaa )

.............................

Sevgili arkadaşım Ozan; seninle tanışalı beş sene oldu yaklaşık ama ben hala dün gibi hatırlıyorum yemekhaneye gittiğimiz ve sizin yurt odasına taşındığım günü. Aslında bir o kadar da garip geliyor bu durum; beş yıllık bir mazimiz yok da sanki seni çok çok uzun zamandır tanıyor gibiyim. Anason kokulu yurt odamızda, Aydın Şen isimli gibi gözükmesine rağmen içinde soy ismini de barındıran şahsiyetin pencere pervazlarındaki çılgınlıkları sırasında, "pas deme mesela" Tolga'nın bir Taksim dönüşü taksiciyle kurduğu samimiyetleri (Tolga dayan koçum) esnasında, buna benzer ve şuan aklımdan geçen bir çok durum ve olayda birlikteydik, beraber güldük çatlayana kadar. Bir gün başım sıkışırsa (ne bilim boğulma tehlikesi falan, dertleşecek birini ararsam, yada mutlu bir anımda, yanımda olmasını isteyeceğim sayılı insandan birisin Ozan (valla bak yıllık yazısı diye değil) Senin gibi iyi niyetli bir insanın ilerde mutlu olmaması gibi bir olasılık söz konusu olamayacağından iyi niyet temennilerine gerek duymuyorum. Ama yinede mutlu ol, kendin ol Ozanım. Şampiyonluk iddiası olmayan (nedenini sen iyi biliyorsun) kardeşin Emrişko...

...........................

Kaaardeşim Ozan, demek mezun oluyorsun, kısmet be amcaoğlu yapcak bişey yok. Senin için saçın kara gözün ela demeye gerek yok bence dört dörtlük bir adamsın tabi Fenebahçeli olman hariç. Seninle geçen zamanlar hep güzeldi be amcaoğlu ne diyorum biliyor musun şöyle ilerde bir yazlık site yapayım ben, şöyle sana bana yanyana, yakarız mangalı atarız kanatları, gönüller hoş olur, oynarız harmandalı. Canımız tatlı isterse de bizim kızlarla vafılına tabu oynarız. Kaybedersek de zaten çirkefe yatarız. Seninle ilgili en çok takdir ettiğim şeylerden bir tanesi de inşaatçı olmamana rağmen, her türlü geyikte bize taş çıkartman. Bundan sonraki yaşamında mutlu olmana kati gözüyle bakıyorum çünkü kendinle barışık bir insansın ve hayatta ne yapacağını biliyorsun. Söylemek istediğim son bir şey var, amcaoğlu demekten en çok tat aldığım kişilerden birisin, hep öyle kalman dileğiyle.

..........................

Hazırlığın sonlarına doğru tanıştığımız bu gencin daha sonra en samimi arkadaşlarımdan biri olacağını nerden bilebilirdim. Fenerbahcenin bu dostlukta önemli bir başlangıç noktasını oluşturduğunu unutmamak gerekir. Az mı sevindik az mı üzüldük fıtık olduk birlikte Fenerin maçlarından sonra. "Adam gibi adam" tabiri çok kullanılır günlük yaşamımızda ama pek az kişi bu niteliğe sahiptir. İşte Ozan da o azınlıktan biridir. Dürüstlüğü, arkadaşlığı, muhabbeti,samimiyetiyle dört dörtlüktür. İyi ki tanımışım. Bundan sonraki hayatında başarılar ,umarım bu dostluk hiç bitmez.

.............................

Olm senınle ne zaman bu kadar samımı olduk bız yavvvv bazen dusunuyorum da hanı hakıkatten sankı dogdugumdan berı tanıyormusum hep samımıymısız gıbı gelıyor bana. Senınle bır omur paylasmısımız sankı.. evet evet buldum cvbını senınle gercekten bır omur paylastık bız.....Neler yapmadık kı her turlu ise gozu karartıp gırdık (tabı bunda bızım kedılerın payı da cok buyuk) Soguk demedık camur demedık taaaa Bolulara gıttık.... Belkı kotu ır gezı olmustu ama yıne de yanımda en sevdıgım ınsanlar vardı yaaaa o bavulları saatlerce tasımak bıle guzeldı be kardesım.....Balıklarımızı ayıklayıp rakılarımızı tokusturduk senınle Fethiyenın guzel marınasında bır kardes sıcaklıgıyla Şile semalarında beraber uyuyakaldık bır Pazar gununun yorgunlugunda ...Ve ne kadarda tesekkur etsem yetmeyecek bır sey daha bana yertsız yurtsuz kaldıgım zamanlarda benı kopru altı cocugu sezercık olmaktan kurtarmıs ve bana evını (burayı koyma ama yatagını) actın, elımden tuttun yemek yapmayı ogrettın, haftasonu sabahlarını ıple ceker olmustum guzelce dost sohbetıyle bı kahvaltı edelım dıye, ve daha da onemlısı benım avare avare gezdıgım zamanlarda bana ragmen fınallerıne calısabıldın....En sona sakladıgım seyde neydı bılıyor musun belkı de bunu daha onceden hıc soylemedım belkı cok da az muhabbetı gectı ama sabah 7:30tu ben bunu yasadıgımda, yatagımdan bır telefon sesıyle kalkmıstım, arkadas sesıne bır dost sıcaklıgına hasret kalmıstım gurbet ellerde ve o telefonun ardından gelen ses benı cok mutlu edebılecek seslerden bırıydı..... Bana verdıgın bu guzel dostluk ıcın tesekkur kardesım nasıl olsa gorusucz kacarın yok

........................

Yıl 2000 hafif rüzgarlı bi sonbahar akşamında yine stadın yolunu tutmuşuz Fenerbahçemizi desteklemeye gidiyoruz rakip Trabzonspor. Yanımızda birçok boğaziçili hazırlıktan arkadaşlar falan. Uzaklarda bi sima tanıdık geliyor,bizim bölümden olduğunu hatırlıyorum, ismini hatırlamaya çalışıyorum zihnimin içindeki bi sis perdesi buna engel oluyor. Uzun uzun yüzüne bakıyorum belki bizide görür bi selam verir diye... Derken gözü bi an beni işaret ediyor ve tatlı masum bi tebessümle yüzümüze bakıyor, keyifle selam veriyor. Derken goller sağanak gibi geliyor. Goller falan bahane ben ara sıra dönüp bu simaya bakmaktan ve gollerin verdiği sevinci bu daha çok fazla tanımadığım adamla paylaşmak istiyorum. O da senin bakışlarına ara sıra cevap veriyor. Okula dönüyorsun, aradan cok değil 24 saat geçmeden arkadan bi ses geliyor "Naber ibo?" diye. Dönüp bakıyosun o statdaki yabancı hem de sana "ibo" diyerek samiyetini daha en başından ortaya koyuyor. İşte herşey böle başlıyor ve ben mert, delikanlı bi dost buluyorum kendime. Aradan bir-iki yıl geçiyor ve ben aynı evin içinde buluyorum kendimi bu yabancı ile. Ev hayatı boyunca ibo'dan çekmediği kalmıyor bu yabancının. Sabahları iki saatini ibo'yu yataktan kaldırmak için uğraşıyor sırfi ibo güneş yüzü görsün diye ama olmuyor. Sürekli ibo'yu bombermande darmadağan edip, daha sonra ağlayan ibo'yu teselli ediyor. (Ama bu senin hatan hep yenme kardeşim). Herşeyden önemlisi ibo'nun en zor anlarında yanında oluyor,iboyu dinliyor, onu teselli ediyor, yapamadığı birçok şeyi ona öğretiyor, ibo'nun yapamadığı projeleri yapıp üzerine bi de ibo etiketi yapıştırıyor. Bunları yaparken hiç bi karşılık beklemiyor üstüne üstlük o tatlı tebessümünden bi parçayı da esirgemiyor. Ya Ozan kardeşim, ben senden çok şey öğrendim. Bazen Ibo'nun kaprisleri ile de uğraşmak zorunda da kaldın bunlar için affet; Senin anlayışlılığın ve vefakarlığın bunların üstesinden gelmemize etkili oldu. Bu kardeşini unutma kendini de fazla özletme. Kardeşin ibo

...........................

hazırlıkta meshur odanda tanımıstım seni.o zamandan beri dostlugumuz arkadaslıgımız hiç kesilmedi.hiçbir zaman samimiyetini kaybetmeyen,bir seye sıkıldıgımda hep yanımda olacaklardan birisi oldugunu bildigim dostum,hep boyle yanımda kal,ihtiyacım oldugunda yada olmadıgında...

................................

Hava ve saha koşullarının futbol oynamaya çok uygun olduğu, o muhteşem Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu stadının tribünlerinde bir Fenebahçe maçı öncesi tanıştığımızdan mıdır nedir çok kanım ısındı sana. Sonrasında bol bol ziyaret ettim seni evinizde. Az mı kaldım senin odanda o bitmek bilmeyen ödevler ve sınavlar döneminde. Çok iyi bir ev sahibi oldun hep. Bir de halı saha maçlarımız var tabi. Kimi zaman defansta Luciano ve Thomas'i kıskandıracak kadar iyi bir ikili oluşturduk. Kardeş ben bundan sonra zor koparım bilgisayar dünyasında, daha çok görüşürüz seninle umarım. Hayatta herşey gönlünce olsun.

.................................

Hersey seni Arzuyla birlikte zorla basketbol maçlarına goturmemle başladı!!! Sonra da didişip durduk seninle...iyi dayandık birbirimize ;P ama sen "Kız Melik" demekten hiç vazgecmedin!! Eveeet gelecegin mustakbel koca gobekli bilgisayar mühendisi yeni hayatında değerini bilen insanlarla en güzel yerlerde olman dileğiyle...

............................

Birader sen Serdar'ın kırk yılın başı bir hayor işleyipte hayatıma soktuğu yegane insanlardan birisin. Bir insan Bilgisayar Mühendisi olup, aynı zamanda bu kadar mı İnşaatçı kanı taşır, valla şaşılacak şey. Serdar tanıştırırken Aydınlı demişti senin için. Dedim kesin ağır abidir şimdi bu adam. Ama baktım, hiç öyle bir durum yok. İçinde Harmandalı'ndan eser olmaması bir tarafa, üstüne de hiperaktif bir veledi ufaltıp bu arkadaşın işlemciye yerleştirmişler. Devamlı bir ortalığı mıncıklama hali... Alışkanlıklarının Karpuz'dan farklı olmadığını görünce daha da bir kabullendim seni grup içinde. Konuşmadığın sürelerde ya yemek yiyordun, yada uyuyordun. Çok geçmeden kendinden daha şeker birini daha katınca yanına benim için tam ideal aile oldunuz. Polenezköy'de bu fikir çıktığında geyik falan yapıyoduk, ama sonradan baktım ben ufaktan eve de yerleşmeye başladım. Her seferinde bana da yatıcak bir yer verdin birader, yaptın babalığını, sağol. Senin sanatçı kişiliğini de çok takdir ediyorum hep. Özellikle MFÖ konserinde sahneye fırlayıp vurmalı çalgılarla yaptığın show hayret uyandırıcıydı. Geçirdiğimiz dört yıl boyunca hep yanımda olup ufak grubumuz içinde bizi ve beni hiç yanlız bırakmadığın için teşekkürler kardeşim. Bu süre içinde sırtımı yaslayabileceğim bir çınardın hep. Boşuna sana veda sözleri söylemeyeceğim, elin mahkum, benden kurtulamayacaksın...

...............................

Hani insanin kalbinin temizliği yüzüne vurur derler ya oğlum senin iste bunun canli kanitisin. Bölüm derslerini benim için cazip hale getiren yegane insanlardansin. Hele o sicacik muhabbetin, içten kahkahalarin bölümün o soğuk çehresini bir anda değiştiriyor inan. Özellikle Serhan'a karşı yaptığımız basketbol maçları benim için ayri bir keyifti (Serhan çileden çiktikça sen daha fazla gülüyordun hani . Son dönemde futbol sahalarının aranilan forvetleri olmadik mi seninle göbeklerimize ve yetmeyen nefeslerimize rağmen. Seni tanımak ve dostun olmak benim için her zaman ayri bir keyifti Ozan'cım. Keşke hayat yollarimizi üniversiteden sonra da ayirmasa da seninle birinci sinifta C projelerini tırmaladiğimiz gibi beraber hirpalasak hayati. Sevgilerimle

..............................

Birinci sınıftan beri seninle neler paylaşmadık ki. Yurttaki kapı komşuluğumuz, birinci sınıfın sonunda Ortaçgil sınavına çalışırken duyduğun o en güzel heyecana birebir tanık olmam, petekte edilen derin muhabbetler, Bebek yokuşunu sırtımızdaki kocaman ağırlıklarla çıkmamız, sınava bir kaç saat kalmışken, kütüphanenin yanında yaşadığımız koşuşturmalar, bir bölüm yemeği gecesi benim bilgisayarımın ekran koruyucusuna yansıtılan ve yıllarca herkesin gerçek sandığı dedikodular, tek başıma kaldığım iglomda eskimolar gibi sen, ben ve Bekir aynı yatakta yatışımız... Bunları unutmam mümkün mü? Sanırım sen tanıdığım en içten, en dürüst, en iyi niyetli insansın. Sen benim en değerli arkadaşlarımdan birisin. Eminim ki daha uzun yıllar da öyle kalacaksın. Hem ben seni nasıl bırakabilirim ki? Taksici döverken bayağı işe yarıyorsun. Bu arada ben sana demiştim, şu taksiciyi dövme diye. Bak yıllığa da çıktık, ya adam yıllığı okur da kimliğimizi öğrenirse! Aman, olsun be yine döversin. Hem bu sefer eldiveni çıkarmayı da unutmazsın!

.................................

Sıcak memleketten gelen sıcak kanlı arkadaşım.Her zaman elinden geldiği kadar etrafındakilere yardım etmek için elinden geleni yapardın.Güleryüzlü ve güvenilir davranışlarınla sevdirdin kendini.Ne maçlar yaptık seninle.Duvar gibi bir defans olduğun gibi yeri gelince de yırtıcı bir forvettin.Güzel bir gelecekte sağlıklı ve mutlu olmanı dilerim.
Nuran Karabağ Polenezköy ve Şile ekibinin esprili üyelerinden olup aslen Aydınlıdır. Doğum gününde arkadşlarının yaptığı süprizle gözleri dolacak kadar duygulu, arkadaşlarıbna her daim evini açacak kadar dost canlısı, bilgisayarda eski Fenerbahçe maçlarını izleyecek kadar fanatik, kendisine gelen trilyonluk iş tekliflerini reddecek kadar kendine güvenlidir. Bilgisayar Mühendisi olduğundan olacak Bomberman oyununda en iyi skoru çıkaran oyunculardandır. Ozan arkadaşımız yüzme konusunda da iyiidir, deniz bisikletine binmek yerine arkadan yüzerek takip etmeyi tercih eder. Yüreği temiz ve iyilik dolu olan Ozan, kendi gibi iyi vew dost canlısı olan Arzu ile çok yakışmaktadır. Gelecekte en iyi konumlarda olacağından emin olduğum arkadaşım, inşallah daha nice pictinonarylerde sizi yener üstüne de waffle yeriz. Hep mutlu kalman dileğiyle.


..................

Nedense ben şu bilgisayar mühendisliği erkekleriyle hep daha bir iyi anlaştım.Ama senin bir başkalığın var,Ozancım. Başkalığının arkasında, şu yanında gezdirdiğin benim gibi minik minicik kız Arzucuk mu -ki herşeyin miniği hep daha şekerdir derim ben , yoksa senin yüzünden hiç eksik olmayan gülücükler mi var bilmiyorum ama sen&Arzu ve ben&Kerem olarak hep yan yana ve yakın olalım istiyorum.Yakın olalım ki Arzuyla "Nasıl cadı olunur?Ozan nasıl muma çevrilir?" konulu derslerimize başlayabilelim hani. Ve diyorum ki, hep böyle, içinde kocaman bir mutluluk ve içindeki mutluluğun bir kopyası da gözbebeklerinde olsun.
Serdar Kuruoğlu Kardeşim çok şükür ki hazırlıkta başlayan dostluğumuz okulun sonuna kadar aldı başını gitti. Bütün beraberliğimiz boyunca yaptığın her şey için çok teşekkür ederim kardeşim. Gerek doğum günleri için yaptığın ev sahipliği, gerek bizim sana karşı teklifsiz olmamıza izin vermen aslında sadece etrafımızda senin gibi bir insanın olmasına izin verdiğin için bile sana sayısız teşekkür etmemiz lazım. Ben hazırlıkta söylerdim Ozan kardeş senin gibi bir insanı bulan şanslı bir insandır diye. Dostum umarım hayatındaki tüm insanlar en az senin kadar iyi olur. İnşallah bütün hayırlar seni bulur. Sürekli görüşmek üzere.

...............................

Bir Ozan anlatıyolardı,çok beyefenfi çocuk, çok iyi adam ,hem de benimle aynı bölümde! Ben zaten bölümden kimseyi tanımıyorum. Kestirdim gözüme Ozan'ı, tanışacam.Karşılaşıyoruz insanlarla yok,tanışamıyoz. Selam vericem veremiyorum. Neyse sonunda oldu kütüphane de bir gün ahanda tanıştık... Aylar geçti, o doğum günü herşeyi değiştirdi. Nasıl oldu bilmiyorum ama birden sen benim en iyi dostarımdan biri oldun.Gece yarılarına kadar süren hararetli dost sohbetlerimizin mekanı oldu evisin. Estikçe kafamıza ben ve takım arkadaşım aldık çiğdemleri,kolaları koştuk evine.Konuştuk,dertleştik,gecenin bir yarısı filmler izledik...Diğerleinden fırsat buldukça, bölüme ,derslere sardık;ahladık;ufladık beraber. Belki de birbirimizi gördükçe başarı grafiğimiz yüksek olmasa da hayat güzel dedik, teselli ettik birbirimizi. Bir gece yatağımda usuldan gözyaşları dökerken gelen bir telefonla senin sesin çağırdı beni. Gece çapraz sorgunuza maruz kalıcam diye korkarak geldim, ama söylediklerinle teselli ettin beni. Konuşmak değil hareketler insanın aynası.Sen hiçbir zaman şaşırtmadın beni,hiç yarı yolda bırakmadın,hep önce "dostum" dedin.Hayat bizi daha çok koşuşturmaya sürüklese de biliyorum sen yine önce dostluk diyeceksin;Fethiye'yi,Abant'ı, Polonezköy'ü,Şile'yi çınlatan kahkahaların hep benim yanımda olacak.

...............................

Çok muhterem, saygı değer arkadaşım. Seninle hazırlık muhabbetlerimizi hatırlıyorum da... Ulan biz bilumum şebekliği yaparken sen hep cool takılıp bizi gıcık ederdin. (yeterince içtiğin zamanlar dışında.) Hisarda içmelerimizi hiç unutmayacağım.(Özellikle ben rakı şişesini kafaya dikip garip sesler çıkarmaya başlayınca etrafa kusmayım diye kafaya poşet geçirerek beni öldürmeye teşebbüs etmeni.) Sen tanıdığım en iyi kalpli insanlardan birisin. Hep öyle kalman dileğiyle...

..................................

Bir CmpE kader mahkumuyla daha karşı karşıyayız. Tipik bir bilgisayarus mağdurus olan bu arkadaşım, muabbetini zevkle dinleyebileceğiniz, muabbetinde ders , not ortalama kaygısı olmayan ender bilgisayarus mağduruslardandır. Seninle yaptığımız konuşmaların hiçbirinin somurtarak olduğunu hatırlamam, kendi yüzündeki gülümsemeyi etrafındakilere çok güzel yayabiliyorsun. Sabaha karşı sınav öncesi çalışmalar da bile attığımız kahkahaları hala unutmam. Yüzündeki gülümsemeyi her zaman koruman dileğiyle.

..........................

Aynı çatının altında buluşmamız belki şans belki de başka birşeydi ama emin olduğum bir konu var ki o da aynı evi paylaştığımız şu iki sene sonunda gerçekten iyi bir dost kazanmış olduğum. Keşke bu dostu daha önce tanımış olsaydım. İyi niyetine, dürüstlüğüne sonuna kadar güvendiğim, gerçek bir beyefendi olarak tanımlayabileceğim nadir insanlardansın. Hep dostum olarak kalmanı, bir ömür boyu mutlu olmanı ve hayatın seni hiç yormamasını dilerim kardeş...

alıntı

Resim - Oyun Forum - Müzik Forum - Mirc İndir - Film İzle - Sinema İzle

Ynt: Yıllık Yazısı Örnekleri
« Yanıtla #4 : 04 Mayıs 2012, 11:53:14 »


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter